Etiket arşivi: İRAN DOSYASI

İRAN DOSYASI /// İRAN’DA MEDYA BASKISI : İKİ KÜRT GAZETECİYE HAPİS CEZASI


İRAN ANALİZ / Medya mensupları ve aktivistleri hedef alan sistematik devlet baskılarının sürdüğü İran’da, tutuklanan insan hakları haberlerini takip eden Hoşro Kürdpur ile kardeşi Mesud hakkındaki hapis cezası onaylandı.

Mahabat Devrim Mahkemesinin verdiği karara göre Hoşro Kürdpur 6 yıl hapis cezasına, kardeşi Mesut ise 3,5 yıl hapis cezasına çaptırıldı. Kardeşler kararı temyize götürme hakkına sahipken, uzmanlar şimdiye kadar rejimin hedef aldığı aktivistler, siyasiler, düşünürler, Sünni alimler ve muhalifler arasından temyize gidip de cezasının bozulduğu nadir vakalar olduğuna dikkat çekiyor. Yargılamaların birçoğunun radikal Şii ve Velayeti Fakih dogmasına bağlı rejim yanlısı hakim ve savcıların denetimindeki mahkemelerde yapıldığına hatırlatmada bulunuluyor.

Kararla ilgili olarak bir açıklama yayınlayan Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü İran’da medyaya yönelik baskılardan duyduğu endişeleri dile getirdi ve hükümetin Kürdpur kardeşlere yönelik baskılarını örnek olarak verdi.

Öte yandan altı İranlı milletvekili de Cumhurbaşkanı Ruhani’ye hitaben yazdıkları mektupta Kürdpur kardeşlere adalet namına kolaylık sağlaması için her tür gayreti göstermesini istedi.

Mukriyan haber ajansı direktörlüğünü yapan Kosro Kurdpur ülkede çoğu Sünni olan milyonlarca Kürt vatandaşı ve bölgelerdeki insan hakları haberlerini takip edip yayımlamaktaydı.

İRAN DOSYASI : SURİYE DİRENİŞİNDEN ESED GÜÇLERİYLE YABANCI Şİİ MİLİTANLARA DARBE


İRAN ANALİZ / Suriye silahlı direniş grupları yaptığı açıklamasında ülkenin kuzyeindeki Halep’te bulunan askeri havalimanı ile civarındaki askeri noktalara yönelik düzenlediği operasyonlarda çok sayıda düşman askerini öldürdüğünü ve birçok savaş uçağını da yakarak imha ettiğini duyurdu. Halep çevresiyle Şam kırsalına bağlı Seyyide Zeyneb ve farklı bölgelerde bulunan Lübnanlı Şii terör örgütü Hizbullah ile Iraklı Şii terör örgütü Ebil Fazl el-Abbas Tugaylarına ait onlarca militanın da çatışmalarda Özgür Suriye Ordusu ve direnişçilerce öldürüldüğü kaydedildi.

en-Niyreb askeri hava üssüne yönelik operasyon yürüten direnişçilerin buradaki askeri savaş uçaklarından bazılarını yakarak imha ettiği bildirilirken, en stratejik büyük askeri tugaylardan birisi olan 80. tugayı ele geçirme amaçlı büyük operasyonun da hız kesmeksizin sürdürüldüğü ifade edildi. Grad füzeleri, 107 tipi yerel yapım füzeler, C-5 füzesi ve havan toplarının da kullanıldığı operasyona muhtelif silahlı direniş grupları ortak hareket ederek katılıyor.

İRAN DOSYASI : SURİYE’DE 30 HİZBULLAH MİLİTANI DAHA ÖLDÜRÜLDÜ


İRAN ANALİZ / Suriyeli devrim kaynaklarının aktardığına göre aralarında çocuk ve kadınların da yer aldığı birçok kişi Hama kırsalına bağlı Resmul Ahmer köyünde Esed rejim güçlerince katledildi, birçok kişi ise bombardıman neticesinde yaralandı. Halep kırsalındaki Sefire bölgesi yakınında Tel Aran köyüne sızmaya çalışan 30 Hizbullah örgütü mensubu Şii militanın ise Suriye direniş gruplarınca öldürüldüğü belirtildi.

Rejim güçlerinin ağır bombardımanı altında direnişçilerin elindeki bölgeleri ele geçirmek için harekete geçen Lübnan ve Irak’tan gelen Şii militanların birçok yerde ağır kayıplar verdiği kaydedildi. Ebul Fadl el-Abbas Tugayları adlı Iraklı Şii terör örgütü mensuplarının Şam kırsalında ciddi darbe aldığını yazan yerel kaynaklar, özellikle Seyyide Zeyneb bölgesinde onlarca yabancı ülkelerden gelen Şii teröristin öldürüldüğünü aktardı.

Öte yandan 80. askeri tugayı ele geçirmek için farklı silahlı direniş gruplarının ortaklaşa gerçekleştirdiği operasyonun ise tüm şiddetiyle sürdüğü ifade edildi.

İRAN DOSYASI : HUSİ ÖRGÜTÜ TANKLAR, TOPLAR VE AĞIR SİLAHLARLA SALDIRIYOR


İRAN ANALİZ / Yüzlerce insanın öldürüldüğü ve yaralandığı Yemen’in kuzeyindeki Demmac bölgesine yönelik İran destekli Şii Husi örgütü militanlarının saldırısı sürüyor. Aralarında tankların da bulunduğu füzeler, ağır toplar ve silahlarla gerçekleştirilen saldırının geniş bir alanı kapsadığı, yerli aşiretlere yönelik saldırı ve tacizlerin yanı sıra tehcir ve tutuklamaların da artarak devam ettiği bildiriliyor. Tanklar, Hummer zırhlı araçları ve ağır makinali silahlarla saldıran Husilere, İranlı ve Hizbullah uzmanları da destek veriyor.

Arabulucuların Husi terörünün durması yönündeki çalışmalarının ise fayda vermediği, saldırıların eskisinden daha fazla şiddetlenerek devam ettiğini kaydetti kaynaklar. Sahadaki silahlı saldırıların durması yönündeki aşiret ileri gelenleri, alimler ve önde gelen şahsiyetlerin arabulucuk teklifini reddeden Şii Husi örgütünün siyasi olarak da uzlaşma tekliflerini dinlemediği, Demmac’a yönelik saldırılarını sürdürdüğü kaydedildi.

Geçtiğimiz hafta da devam eden saldırıların 30 Ekim tarihinde başladığını belirten yerel kaynaklar, Husi militanlarının ağır silahlar kullandığını, öğle namazı esnasında hedef aldıkları bir camide altısı cemaatten olmak üzere 20 sivili öldürdüğünü belirtti. el-Masdar Online’a konuşan görgü tanıklarının bildirdiğine göre Husi militanların gerek Yemen ordusuna ait resmi askeri üniformalar gerekse özel kuvvetlere ait üniformalar ile savaşıyor.

Öte yandan Maarib Press adlı kaynak ise Cuma günü Demmac bölgesinde Dehfeş bölgesindeki İç Güvenlik Karargahı tarafından bombardımanın yapıldığı ve zırhlı araçların bölgede yayıldığını yazdı.

Yemen haber kaynakları geçtiğimiz Cumartesi gününden bu yana şiddetini artıran Husi Şii örgütünün kullandığı silahlarla ilgili görgü tanıklarında aldığı şu bilgileri paylaştı:

1- 3 adet tank

2- 3 adet 85 mm. uzun menzilli top

3- 6 adet 210 mm havan topu

3- 8 adet B-10 tipi bombaatar

4- 4 adet 37 mm makinali

5- 3 adet 23 mm makinalı

6- 3 adet Amerikan zırhlı Hummer aracı

7- 3 zırhlı araç

8- 2 BMP tipi zırhlı araç

Bunların yanı sıra: Katyuşa füzeatar bataryaları, Folcan beş makinali silah, 14.7 mm makinalı silah, 82 mm sayısı bilinmeyen havan topları ve silahların Şii Husi militanlarınca kullanıldığı ifade edildi.

Suudi Ukaz Gazetesi ise Demmac bölgesine yönelik Husi saldırılarının planlanması noktasında Lübnanlı radikal Caferi Hizbullah militanlarından uzmanların da deniz yoluyla Saade bölgesine ulaştığını yazdı. Gazetenin yerel aşiretlere dayandırdığını iddia ettiği habere göre Husilere teknik destek veren İranlı uzmanlar da bölgede varlığını sürdürüyor.

İRAN DOSYASI : İran, son idamlarla Türkiye’ye mesaj mı veriyor ?


Mahmut Hamsici

BBC Türkçe

İran’da, daha ılımlı olduğu belirtilen bir yönetimin işbaşına gelmiş olmasına karşın idam cezası uygulamalarının son aylarda hızlandığı ve geçtiğimiz iki hafta içinde en az üç Kürt siyasi mahkûmun idam edildiği bildiriliyor.

Birleşmiş Milletler’in İran’daki insan haklarıyla ilgili özel raportörü Ahmed Shaheed, Ekim ayının sonunda yaptığı açıklamada Ruhani’nin 3 Ağustos’ta iktidara gelmesinden sonra ülkede en az 82 kişinin idam edildiğini söyledi.

İnsan hakları örgütü İran’da İnsan Hakları İçin Uluslararası Kampanya’ya göre ise Ruhani’nin göreve gelmesinden bu yana ülkede en az 200 kişi idam edildi.

Adli tutuklular dışında son dönemde en çok Beluci siyasi tutukluların idam edildiğine dikkat çekiliyor.

Son iki hafta içinde idam edilen Kürt eylemcilerden ikisinin PKK’ya yakınlığıyla bilinen PJAK, birininse Komala örgütü üyesi olduğu bildiriliyor.

İdamlar, 2011 yılından bu yana İran’la PJAK arasında ateşkesin uygulamada olduğu dikkate alındığında İran’ın Kürt politikasında bir değişikliğe mi gittiği sorusunu gündeme getiriyor.

İran hapishanelerinde, diğer adli ve siyasi mahkûmların yanında, idam cezasına hükmedilmiş onlarca Kürt siyasi mahkûmun bulunduğu belirtiliyor.

Ilımlı olarak görülen Ruhani‘nin yönetime gelmesinden sonra bir anda artan idam cezası infazlarının zamanlaması da dikkat çekici bulunuyor.

BBC Türkçe‘nin görüştüğü, aralarında İranlı Kürt gazetecilerle PJAK lideri Heci Ehmedi, Komala lideri Abdullah Mohtadi ve Kongra-Gel Genel Başkanı Remzi Kartal’ın da bulunduğu isimler, idamların hızlanmasının hem İran hem de Orta Doğu siyaseti açısından kritik olduğunu söylüyorlar.

İran’ın bu idamlarla Türkiye’ye mesaj verdiği de öne çıkan görüşlerden.

İran’a göre ‘teröristlerin cezalandırılması’

İran, Kürt mahkûmlara yönelik son idamlarla ilgili resmi bir açıklama yayınlamadı.

Cezaevlerindeki Kürt siyasiler İran’da ‘muharebe’ (Bu suç ‘devlete karşı savaşmayı’ içeriyor), ulusal güvenliğe karşı çıkmak, terörist örgüt üyesi olmak gibi iddialarla tutuklu bulunuyor.

İRAN VE KÜRTLER

· 76 milyon nüfuslu İran’da yaklaşık 8 milyon Kürt’ün yaşadığı tahmin ediliyor.

· Kürtler, Kürdistan Eyaleti, Kermanşah Eyaleti, Ilam Eyaleti’nde ve Batı Azerbaycan Eyaleti’nin bir bölümünde bulunuyor.

· Uluslararası Af Örgütü’ne göre ‘İran’da Kürtler’in sosyal, siyasal ve kültürel hakları baskı altında tutuluyor’.

· İran’ın devlet ve radyo televizyon kanalı IRIB uzun yıllardır Kürtçe yayın da yapıyor.

· İran yönetimi hedef aldığı Kürt siyasi gruplarının ülkenin birliğini ve güvenliğini tehdit ettiğini belirtiyor.

İran, başta PJAK olmak üzere çeşitli Kürt siyasi grupları terör örgütü olarak niteliyor ve ulusal güvenliğe tehdit olarak görüyor.

İran hükümeti daha önce ‘PJAK ve terörist grupların Batılı gruplar tarafından desteklendiğini’ iddia etmişti.

İdamlar Ruhani’nin değil, ‘sertlik yanlısı kanadın’ işi mi?

Peki İran’ın uluslararası alanda daha ılımlı bir söylemle gündeme geldiği bu dönemde idamlar neden arttı? Bazı uzmanlara göre idamların arkasında devlet içindeki ‘sertlik yanlısı politikaları savunan kesimlerin’ bulunması muhtemel.

Konuştuğumuz İranlı Kürt gazeteci Saman Rasolpour, İranlı Kürtler’in son seçimlerde Ruhani’ye büyük destek verdiğine dikkat çekerek, “Son seçimlerde Ruhani Kürtler’den yüksek oy aldı. O, önceki politikalardan tamamen farklı bir şeyin sözünü vermişti’’ diyor.

Rasolpour, İran liderinin, bazı idari mevkilerin yereldeki insanların elinde olması ve etnik azınlıklara güvenlik problemi anlayışıyla yaklaşılmaması gerektiği yönündeki açıklamalarını anımsatıyor ve şöyle devam ediyor:

“Dolayısıyla Ruhani’ye verilen oy orduya ve azınlıklara yönelik güvenlik yaklaşımına bir ‘Hayır’ anlamına geliyordu.”

“Halk, 2009’da da hükümete güzel bir ‘Hayır’ demişti. Hükümetin buna cevabı oy sayımı hileleri ve bir nevi darbeydi. Bu, gösterilere yol açtı. Halk 2013’de ‘Hayır’ını tekrarladı. Ama İslami Cumhuriyet bu kez darbeyle cevap vermedi.’’

“Seçimlerden üç ay sonra, seçimleri kaybettikleri Kürdistan ile Sistan ve Belucistan eyaletlerinde kapsamlı idam dalgalarına başladılar.”

Rasolpour’a göre bazı kesimler idamlarla ilgili sertlik yanlısı kanadı işaret ederken bazılarıysa böyle bir durumda idamlara engel olmadığı için Ruhani’yi suçluyor.

Ruhani’nin azınlıklarla ilgili yardımcısı

İranlı Kürt gazeteci, İran devletinin azınlıklarla ilgili politikalarında değişim olmadığı görüşünde: “Ruhani etnik azınlıklara yönelik bakışı değiştireceğini söylemişti. Bu idamlar net bir mesaj gönderiyor: Azınlıklarla ilgili görüş değişikliği sadece bir şaka.”

Kürtçe internet sitesi NNS ROJ’a konuşan eski milletvekili Hassel Dasseh, Ruhani’nin etnik gruplar ve azınlıklar konularındaki özel yardımcısı Ali Younesi’yle görüşmesinde, Younesi’nin kendisine son idamları eleştirdiğini ve bunun sorumlusunun ‘aşırı unsurlar’ olduğunu söylediğini belirtmişti.

Konuştuğumuz bir başka İranlı Kürt gazeteci Kave Ghoreishi, Ruhani’nin, Younesi’nin kimliğine dikkat çekiyor:

“Siyasi eylemciler onun yardımcı seçimini eleştirdi. Çünkü yardımcısı Ali Younesi istihbarat servisi kökenli biri.”

Ghoreishi de İran’da yönetimin azınlıklara yönelik tavrının özünde değişmediği görüşünde: “İster Ruhani bu idamlarla ilgili bilgilendirilmiş olsun ister sertlik yanlıları bunu kendileri yapmış olsun, son idamlar İran’da Kürt sorununu çözme isteğinin olmadığını gösteriyor.”

PJAK lideri: İran Türkiye’ye mesaj veriyor

KCK’nın bir parçası olan PJAK, silahlı militanları bulunan bir siyasi örgüt.

Türkiye kamuoyunda PJAK’ın adı, PKK’nın İran kolu olduğu iddialarıyla birlikte anılıyor.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan PJAK Genel Başkanı Heci Ehmedi ‘İran’ın Kürt siyasi mahkûmları idam ederek 2011’den beri geçerli olan ateşkesi çiğnediğini ve son idamların Türkiye’ye yakınlaşma mesajı olduğunu’ söylüyor.

Ehmedi’ye göre idamların iki nedeni var:

“Birincisi, İran’ın Türkiye’ye bir mesaj göndermek ve bu sıralarda bozuk olan ilişkilerini iyileştirmek istemesi. Son günlerde, idamlardan sonra İran ve Türkiye arasında yapılan ikili görüşmeler bunun işareti. Ne zaman İran’dan delegeler Türkiye’ye gitmek istese ondan önce mutlaka İran Kürtleri’ne yönelik idamlar gerçekleştirilir ve baskılar artar. Zira aslında İran Türkiye’ye şunu göstermek istiyor: Biz de sizin gibi Kürt meselesinde ve Kürtler’le olan sorunumuzda ciddiyiz. Ve Türkiye’ye kendi ciddiyetlerini göstermek istiyorlar.”

Ehmedi’ye göre, ikinci nedense ‘İran halkını korkutmak ve susturmak’.

PJAK lideri Ehmedi, İran’ın, ‘Türkiye’nin PKK lideri Abdullah Öcalan’la görüşmelerinden rahatsız olduğunu ve bunu bozmak istediğini’ söylüyor:

“Aslında Kürtler’in yaşadığı dört ayrı bölgede ne zaman Kürtler’le ilgili iyi bir gelişme olursa İran bunu bozmak ister çünkü biliyor ki böyle devam ederse kendisi de adımlar atmak zorunda kalacak.”

‘Tepkisiz kalmayacağız’

2011’de yapılan ateşkesin maddelerinden birinin de idamlarla ilgili olduğunu söyleyen Ehmedi’ye göre İran anlaşmayı ihlal etti:

“Kandil savaşından sonra yapılan ateşkese aşağı yukarı her iki taraf uydu. İki yıldır ateşkes var. Bu iki yıl boyunca iki taraf da ateşkese sadık kaldı ama ara sıra bazı küçük çatışmalar çıktı. Ama iki taraf da o çatışmaların devamını önledi. Bu ateşkeste yer alan maddelerden biri İran’da bulunan siyasi Kürt tutukluların idam edilmemesidir. Ama şu anda görüyoruz ki İran bu maddeyi çiğnedi. Bu da şu anlama geliyor: Ateşkes İran tarafından bozuldu. Gerçi PJAK buna cevap verdi. İran’ın kuzeybatısındaki Urumiye şehri yakınlarında bir çatışma oldu ve bu çatışmada beş Devrim Muhafızı öldürüldü.”

İRAN KÜRTLERİ’YLE İLGİLİ ÖNEMLİ TARİHLER

· İran’da 1946’da Mahabad kentinde Kürdistan Cumhuriyeti kuruldu, Cumhuriyet’in ömrü yaklaşık bir yıl sürdü.

· Kürt siyasi gruplar 1979’daki devrimi önemli oranda destekledi ancak 1979’dan sonra kurulan iktidar Kürt siyasi gruplarına karşı tutum aldı.

· Devrimden sonra İran devletiyle İran Kürdistan Demokratik Partisi ve Komala başta olmak üzere silahlı Kürt gruplarla çatışmalar yaşandı.

· Dönemin İran Kürdistan Demokratik Partisi lideri Abdul Rahman Ghassemlou 1989’da İran yönetimiyle müzakereler için gittiği Viyana’da bir suikastla öldürüldü.

· 1999 Şubat ayında PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasına karşı bazı Kürt şehirlerinde yapılan eylemlere güvenlik güçleri müdahale etti birçok kişi öldü.

· 2000’li yıllarda PJAK ve İran ordusu arasında çatışmalar yaşandı.

· 2005’te Kürt eylemci Şivan Kaderi’nin güvenlik güçleri tarafından öldürülmesi Kürt kentlerinde şiddetli protestolara neden oldu, çatışmalar çıktı.

· PJAK ile İran arasında 2011’den bu yana ateşkes mevcut.

Peki idamların sürmesi halinde PJAK’ın tavrı ne olacak?

Ehmedi’ye göre ‘böyle bir durumda artık bu ateşkesin ne kendileri için ne de İran için bir anlamı kalacak’.

Ehmedi, beklediklerini ve İran’ın atacağı adımları görmek istediklerini belirterek, “Hem onlar hem biz eminiz ki biz, herhangi bir saldırı ve baskı karşısında sessiz kalmayacağız. Ateşkeste yer alan maddelere uymayan bir şeyler yapılırsa biz tepkisiz kalmayacağız” diyor.

Komala lideri: Batı’yla diplomasi gelişiyor ama Kürtler’e baskı artıyor

1979’daki devrimden sonra yeni hükümetle yaşanan sorunları takiben silahlı mücadele veren ancak daha sonraki dönemlerde İran’da silahlı mücadele yönetiminden vazgeçtiğini açıklayan Komala kendini sol olarak tanımlayan bir örgüt.

BBC Türkçe’ye konuşan Komala’nın lideri Abdullah Mohtadi’ye göre de ‘Ruhani iktidarıyla birlikte İran’ın Kürtler’e yönelik politikalarında hiçbir şey değişmedi’.

Mohtadi Kürt siyasi mahkûmların idam ediliyor olmalarına işaret ederek ‘son üç aylık dönemde Kürtler’e yönelik daha katı bir politika izlendiğini’ belirtiyor:

“Kürtler’le ilgili hiçbir zaman pozitif bir politika yoktu. Ama son üç ayda Kürtler’e biraz daha sertlik, daha fazla baskı görüyorsunuz.”

Mohtadi’ye göre bu durumun iki nedeni olabilir. Birincisi İran yönetimi halka Batı’yla ilişkilerdeki yumuşamayı yanlış anlamamaları mesajı veriyor:

“İran rejimi İranlı Kürtler’in, Beluciler’in ve diğer halkların gözünü korkuttu çünkü Batı’yla müzakerelere girdi. ABD’yle ve Batı’yla uzlaşma konusundaki esnekliği ve yumuşaklığı ülke içinde kendi halkları için göstermek istemiyorlar. İnsanlara , ‘bu esneklik ve bu uzlaşma sizin için değil Batı için’ mesajını vermek istiyorlar çünkü insanların bu hükümetten, bu rejimden çok memnuniyetsiz olduğunu biliyorlar. Ülkenin politik şartlarının ve politik ortamın gevşemesini istemiyorlar.”

Mohtadi’ye göre ikinci neden ise ‘İran yönetimi içindeki bazı kesimler arasındaki mücadele olarak görülebilir’.

“Devrim muhafızları ve İran İslam Cumhuriyeti’ndeki aşırı unsurlarla fraksiyonlar, Ruhani’nin İran halkına yönelik mesajında başarılı olmasını istemiyorlar. Sistemle, rejimle halk arasındaki herhangi bir uzlaşma atmosferini, sert bir şekilde kilitlemek istiyorlar” diyor Komala lideri.

Kongra-Gel lideri Kartal: Klasik çözüm yöntemlerine mi dönülüyor?

İdamlara karşı Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu’sunda çeşitli eylemler gerçekleştirilmiş, BDP ve KCK idamları sert bir dille kınamıştı.

BBC Türkçe‘ye konuşan Kongra-Gel Başkanı Remzi Kartal bölge ülkelerinin Kürt sorununun çözümünde geleneksel yöntemlere dönüyor gibi göründüğü, bu bağlamda İran’ın idamlarla Türkiye’ye mesaj veriyor olabileceği’ görüşünde.

Kartal şunları söylüyor:

“Egemen devletler arasında zaman zaman bölge politikaları temelinde, bugün Suriye’de olduğu gibi, bazı çelişkiler çıkıyor fakat Kürt meselesinde eğer uyguladıkları politikalarda sonuç alamazlarsa, yine klasik temelde yakınlaşma durumları söz konusu olabilir.”

“Bu temelde idamları da Türkiye’ye bir mesaj, Türkiye’nin bu konuda İran’la birlikte Orta Doğu politikalarında, özellikle Suriye’de ortak hareket mesajı gibi değerlendirmek mümkün.”

Kartal, ‘Orta Doğu’daki ülkelerin Kürt sorununu klasik, eski yöntemlerle çözemeyeceklerinin görüldüğünü, buna dönmeye kalkışmaları durumunda başarı elde edemeyeceklerini’ belirtiyor.

Kartal ayrıca İran’da yönetiminin, ‘uluslararası kamuoyunda ortaya çıkan yumuşamayı kendi iç politikalarında daha baskıcı, halklara yönelim temelinde bir fırsat olarak değerlendirmeyi esas aldığını’ söylüyor.

İran’daki Kürt siyasi mahkûmların idamlarının kimin inisiyatifiyle ve hangi nedenlerle gerçekleştirilmiş olduğu yönündeki tartışmalar süreceğe benziyor.

Ancak aktörler ve nedenler ne olursa olsun idamların sürmesinin hem İran hem de Orta Doğu’daki siyasi gelişmeler açısından önemli etkiler yaratabileceği anlaşılıyor.

Suriye’deki iç savaş ve Rojava bölgesinde Kürtler’le ilgili yaşanan süreç ile Türkiye’deki barış sürecinin kırılganlığının da bu olası etkilerin boyutunu etkilemesi olası görünüyor.

İRAN DOSYASI : ÜST DÜZEY İRANLI KOMUTAN SURİYEDE ÖLDÜRÜLDÜ


İRAN ANALİZ / Suriye halkına yönelik katliamlarda Esed rejimine destek için ülkede bulunan İranlı Şii komutan geçtiğimiz haftalarda Suriyeli devrimcilerin operasyonunda öldürüldü. Cemalizade isimli İranlı komutanın cenaze törenine, İslam ülkelerindeki Şii ajanları, terörist eylemleri kontol eden devrim muhafızlarına bağlı Kudüs Güçleri komutanı Kasım Süleymani ile üst düzey yetkililerin katıldığı ortaya çıktı.

Devrim muhafızları milislerinin Suriye devrimimi bastırmak için gönderdiği milislerin başında gelen fanatik Şii komutan Muhammed Cemalizade, benzeri binlerce yabancı Şii militan gibi Halep kırsalında direnişçilerin operasyonunda öldürüldü. İranın Kerman bölgesinde gömülen terörist için ‘Hacı şehit Muhammed Cemali’ ismi ve fotoğrafların yer aldığı afişler asıldı. Teröristin cenazesine iranın en üst düzey askeri-istihbarat komutanı Süleymaninin katılması, Esed rejimine verilen destek ve oraya gönderilen on binlerce radikal Caferi devrim muhafızı, Besic ve militan ile komuta kademesi arasındaki organik bağı gösteriyor.

Seyyide Zeyneb türbesini koruma iddiasıyla Suriyeye gelip, sivil halkı öldüren, terör estiren, farklı uyruklardan Şii teröristleri tanımlayan ifadeler, Cemalizade için de kullanıldı. İran medyası onun sözde mukaddes yerleri korumak için gönüllü olarak gittiğini iddia etti. Ancak devrimciler İran-Şii-Esed medyasının sürekli yalan attığını, profesyonellikten uzak bir medya yayıncılığı yaptıklarını yayınladıkları fotoğraf ile ortaya koydu. Buna göre öldürülen İranlı Şii komutan Esed ile görüşen, Şii terörist gruplar ve şebbihalara ciddi destek veren, bizzat katliamlara karışan bir isim olarak öne çıkıyordu.

Öte yandan Halep kırsalında önceki günlerde öldürülen 230′u aşkın Hizbullah ve Iraklı Şii terör örgütü mensubuyla ilgili haberler doğrulandı.

İRAN DOSYASI : LÜBNAN CEZAEVİNDEKİ MAHKUMLARA HİZBULLAH MENSUPLARINDAN İŞKENCE


İRAN ANALİZ / Lübnan’ın er-Revmiyye Cezaevinde tutuklu bulunan Sünni mahkumlar yaptıkları açıklamada, devletin farklı kurumlarını ele geçiren Şii Hizbullah örgütü mensuplarının kendilerine işkence ettiklerini iddia etti. Mahkumlar yaşadıklarını yazdıkları bir mektup ile kamuoyu ile paylaştı.

İran destekli radikal Şii Hizbullah örgütünün devlet içinde devlet halini aldığını, farklı kurumlara sızdıklarını ve cezaevindeki Sünni mahkumlara işkence uyguladıklarını belirten açıklamada, medyanın da karartma yaptığı ve işlenen bu işkence ve zulmün kamuoyundan gizlendiği vurgulandı. Bir yandan cezaevi içinde bomba ve patlayıcı bulundurmak gibi mahkumlara suçlamalar yönelten Hizbullah mensuplarının, öte yandan bunların cezaevi içinde cinayet işledikleri yönünde karapropaganda savaşçarı yürüttüğü ifade edildi. Akıl almaz iftiralara maruz kaldıklarını belirten mahkumlar, Hizbullah örgütünün kendilerini türlü türlü yalanlarla hedef aldıklarını, bu akıl almaz uydurmalar arasında Cephetun Nusra eylemlerini idare etmekten, Suriye’deki direnişçilere silah kaçırmaya kadar suçlamaların bulunduğunu, bunları işkence etmek ve kamuoyuna tutukluların sözde suçlu olduklarını göstermek için yapıldığı vurgulandı.

Yaşadıkları işkence ve kötü muameleleri yazarak kamuoyuna paylaşan Sünni mahkumlar, Hizbullah mensuplarının kendilerine çeşitli cezalar uyguladıklarını, hücre hapsi verdiklerini, sözde tedbirler adıyla baskınlar düzenlediklerini, Kur’an-ı Kerim ve kutsal değerlere hakaret ettiklerini söyledi.

Öte yandan İslami Medya Gözetleme isimli teşkilat da bir açıklama yaparak sözkonusu Revmiyye Cezaevindeki İslamcı mahkumlara yönelik mezhepçi (Şii) uygulamalar ve baskılara son verilmesi çağrısında bulundu.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: