Etiket arşivi: dünya

İRTİCA DOSYASI : DÜNYADA İRTİCANIN KRONOLOJİSİ


BİLİM DOSYASI : Dünya meteorlardan nasıl korunacak ?


Ya başa çıkamayacağımız büyüklükte bir göktaşı ile Dünya’nın yolu kesişirse? Hollywood ürünü bir bilim kurgu filmi aniden gerçek oluverirse? Ama hiç endişe etmeyin, BM konuya el attı.

Bilim kurgu sevenler için tanıdık bir senaryo: Bir göktaşı hızla Dünya’ya yaklaşmakta. Eğer, rotası değiştirilmezse veya imha edilmezse gezegenimize çarparak, insanın âciz kalacağı büyük bir felakete yol açacak. Bu senaryonun bir gün gerçek olması, hiç de akla aykırı değil. Bir bilimsel teoriye göre, dinozorların neslinin tükenmesine 65 milyon yıl önce 10 kilometre çapındaki bir meteorun Dünya’ya çarpması sebep oldu. Konunun uzmanlarına göre, sadece 100 metre çapında bir göktaşı, Dünya’ya çarptığında en az 12 nükleer bombanın birden patlamasına eşdeğer etki yapar. Yani tehdit ciddi…

Ama endişe etmeyin, Birleşmiş Milletler konuya el attı. Artık rahat rahat uyuyabilirsiniz! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Uluslararası Göktaşı Uyarı Grubu’nun (IAWG) kurulmasını nihayet onayladı. Yeni kurulan çalışma grubu, dünyanın her tarafındaki rasathane, astronom ve uzayla ilgili çalışmalar yapan resmî kurumlar arasında koordinasyon sağlamakla görevli olacak.

Eski NASA astronotu Ed Lu ve diğer Uzay Kâşifleri Birliği (ASE) üyeleri yıllardır böyle küresel bir haberleşme ağı kurulmasını talep ediyordu. Tamamı dış uzaya uçmuş insanlardan oluşan ASE, 2009 yılında Birleşmiş Milletler’e “Asteroid Threats: A Call for Global Response (Göktaşı Tehdidi: Küresel Hazırlık için Bir Çağrı)” başlıklı bir de rapor sunmuştu. Raporun önceki uyarılar gibi BM bürokrasisi içinde kaybolması uzun sürmedi. Ta bu yılın başına kadar… Şubat ayında 20 metre çapında bir göktaşı atmosfere girdikten sonra 440 kilotonluk enerji çıkaran bir patlamaya sebep oldu. Patlamadan sonra Rusya’nın Ural Bölgesi’ndeki Chelyabinsk kenti üstüne düşen parçalar, binden fazla kişiyi yaraladı. Şu bilgi dehşetle hatırlandı; Dünya’da şehir düzeyinde tahribat yapabilecek yakın göktaşlarının yüzde 99’u henüz bilinmiyor. İşte bu olay sonrası, Uzay Kâşifleri Birliği ile B612 Vakfı’nın uyarıları ciddiye alınmaya başlandı.

Dünya’yı göktaşı çarpması tehdidinden koruma amacıyla 2002’de kurulan B612 Vakfı adını, Antoine de Saint-Exupéry’nin klasikleşmiş masalında Küçük Prens’in memleketi olan ‘göktaşı’ndan alıyor. Vakfın kuruluş amacı, en geç 2015 yılına kadar bir göktaşının yörüngesini değiştirebilecek kontrol mekanizmalarını oluşturmaktı.

B612 Vakfı da ASE de, Yerküre’yi böylesi bir dış uzay tehdidinden koruyabilecek koordinasyon ve aksiyonun sadece uluslararası bir organ tarafından yapılabileceğine inanıyor. Birleşmiş Milletler’in Yerküre’yi göktaşlarından koruma planı, ağırlıklı olarak Uzay Kâşifleri Birliği(ASE) ile Ed Lu’nun göktaşlarıyla mücadele için kurduğu B612 Vakfı’nın planlarından derlenmiş 3 sacayağına sahip.

1- BEKLENMEDİK DURUMLARA HAZIR OL

Birleşmiş Milletler, üye devletlerin eline bakan bir kurum. Dolayısıyla bu aşamada BM’den çok üye devletlerin ayrı ayrı hazırlığı çok önemli. ASE üyesi de olan ve 1969’da Apollo 9 seferine katılan astronot Rusty Schweickar, birkaç gün önce Amerikan Doğal Tarih Müzesi’ndeki konferansta, dünyanın uzay gücü sahibi devletlerinin hiçbirinin sorumluluk üstlenmediğine dikkat çekti:

“Dünyada, Yerküre’yi bu tür tehditlerden koruma sorumluluğu yüklediği bir kurumu olan tek bir devlet bile yok. Uzay konusunda en ileri kurum olan NASA’nın da göktaşlarının rotalarını değiştirme ya da imha gibi bir misyonu yok.”

Gerekli sürede keşfedilememiş yaklaşan bir göktaşına karşı yapılabilecek pek fazla bir şey yok. Dünya’ya çarpacak cismin, çarpmadan yıllarca önce tespit edilmesi gerek. ‘‘Eğer 1 yıldan daha uzun sürede tehlikeli bir göktaşını keşfedemediysek, kendinize güzel bir içecek hazırlayın, dışarı çıkın ve gümbürtüyü seyredin’’ şeklinde kara mizahla vurguluyor bu âcizliği Schweickar.

Bu sebeple öncelikle, Dünya ülkelerinin, IAWG’nin zamanında bir asteroidi tespit edememesi durumuna karşı, ‘beklenmedik durum’ planının hazır olması gerek. Bu çerçevede Birlemiş Milletler, dünyadaki afet yardım organizasyonlarına da, göktaşı çarptıktan sonra yapabilecekleri çalışmalar ve bunlara hazırlık konusunda kılavuzluk yapmayı da amaçlıyor. Çarpmayı önleyemesek bile, çarpmadan sonra küresel acil müdahale ve yardım organizasyonumuz hazır olmalı.

BM Genel Kurulu’nun kabul ettiği karar tasarısı, BM delegelerini ülke yönetimlerini tehdit konusunda bilgilendirmekle görevlendirirken, üye ülkelerin yönetimlerine de bir an önce bu tür afetler için plan ve bütçelerini hazırlamaları çağrısı yapıyor.

2- GÖKTAŞINI, O DÜNYAYI BIULMADAN ÖNCE BUL

Birlemiş Milletler’e göre Chelyabinsk meteoru bir ‘uyan ey insan’ alarmıydı. Çünkü kimse bu meteorun Dünya’ya yaklaştığından haberdar değildi. Çarpıncaya kadar fark edilmedi bile. Scientific American dergisinden Clara Moskowitz’in de belirttiği gibi, “Bu meteordan, Dünya’nın büyük gözlemevleri ve resmî uzay daireleri de biz sıradan insanlar gibi Twitter ve YouTube aracılığıyla haberdar oldu.”

Yeni kurulan IAWG’nin ana misyonu işte bu olacak; göktaşlarını dünyaya çarpmadan önce tespit edip, çarpmasını engellemek. Bu anlamda IAWG, ‘ölümcül potansiyel’ taşıyan meteor ve göktaşı tespit eden ülke, gözlemevi ve bilim insanlarının bilgi takas merkezi olacak. Bu konuda herkesin bilgi ekleyip bilgi alabildiği küresel bir bilgi bankası gibi…

IAWG ayrıca kendi göktaşı tespit kızılötesi görüş teleskobuna sahip olacak. B612 Vakfı’nın finansmanını sağladığı Sentinel Uzay Teleskobu’nun umulduğu gibi 2017 yılında faaliyete geçmesiyle BM’nin uzayı gözleyen kendi gözü olacak.

Astronot Lu, tehdidin boyutuna “Dünya’nın yakın çevresinde keşfettiklerimizin 100 katı göktaşı var. New York’u veya daha büyük bir alanı yok etmeye yetecek büyüklükte en az 1 milyon göktaşı var.” şeklinde dikkatimizi çekiyor. Bilim insanları, Dünya’ya tehdit oluşturabilecek kadar yakın seyreden göktaşı ve meteorlara, Near-Earth Objects (Dünya’ya Yakın Objeler) ifadesinin kısaltması olarak NEO diyor. Sadece 2012 yılında yeni 8 bin 800 NEO tespit edildi. 580 bin civarında NEO biliniyor. Dünya’ya çarpma potansiyeli taşıyan en az 1 milyon NEO daha olduğu tahmin ediliyor.

BM planının birinci sacayağının mottosu ‘hazır ol’sa, ikinci sacayağının mottosu da, ‘bilmek, hazırlığın yarısıdır’ diyebiliriz. Scientific American’dan Moskowitz, ‘‘Bir uzay aracı, yaklaşan bir göktaşına Dünya’ya 5-10 yıl kala çarpmayı başarabilirse, Dünya’yı teğet geçmesine yetecek küçük bir rota değişikliği yapabilir’’ diye kaydediyor. Bu da bizi üçüncü sacayağına getiriyor;

3- BAKTIN ÇOK ÜZERİNE GELİYOR VUR GİTSİN!

Birleşmiş Milletler’in biz Dünyalıları korumak için enformasyon ve koordinasyondan aksiyona geçeceği aşama bu. Eğer IAWG, ‘bilinmeyen bir cisim yaklaşıyor kaptan’ diye ölümcül göktaşı yaklaşıyor uyarısı verirse, BM Uzayın Barışçı Amaçlarla Kullanımı Komitesi devreye girecek. Evet, Birleşmiş Milletler Uzay İşleri Ofisi bünyesinde 1959 yılından beri böyle bir komite var.

Tabii ki bu komite uzayda aksiyon yapan bir komite değil. Nerdeyse birçok BM komitesi gibi bürokratik aksiyondan ibaret. IAWG’den uyarı geldiği anda bu komite, BM üyesi ülkeleri tespit edilen meteor veya göktaşının imhası veya rotasının saptırılması için işbirliği konusunda harekete geçirmeye çalışacak.

‘Wired’ analisti Nicholas Tufnell’in de belirttiği gibi, göktaşına bir uzay aracı çarptırarak rotasında hafif bir değişiklik sağlamak en kolay savunma yöntemi. Ancak, komitenin öngördüğü tek savunma yönteminin bu olmadığına dikkat çekiyor Tufnell: “Nükleer bomba, kinetik darbe, (yer)çekim traktörü ve hatta göktaşını bir tür güneş ışığı yelkeni gibi hareket ettirecek alüminyum yansıtıcı ile kaplamak gibi farklı alternatifler de var.”

Fakat, Bruce Willis’in başrol oynadığı ‘Armageddon’ filminde de kullanılan ‘nükleer bomba’ opsiyonu tartışmalı. discovery.com’da 9 Ağustos 2012’de yayımlanan bir analizde, mevcut nükleer bombaların meteoru parçalayabilecek yeterlikte enerjiye sahip olmadığına dikkat çekiliyor.

Filmde Astronot Harry’nin (Willis) patlattığı nükleer bombanın o meteoru o şekilde parçalamaya yetmeyeceğine dikkat çeken Bad Astronomy adlı popüler uzay blogunun yönetmeni Phil Plait, “Armageddon filmindeki meteorun büyüklüğünü düşündüğümüzde, o meteoru parçalamak için, güneş kadar enerji çıkarabilecek bir nükleer patlamaya ihtiyaç var.” tespitinde bulunuyor ve ekliyor: “Şahsen dünyada böyle bir silahımız olmamasını tercih ederim.”

Yani mevcut kapasitemizle en güvenli ve yapılabilir müdahale, göktaşına 10-15 yıl önceden hızla çarparak rotasını değiştirmeye çalışacak bir uzay aracı göndermek. Tabii ki, rotasında ince bir değişiklikle dünyayı teğet geçen meteor tehdit olmaktan çıkmıyor. Güneş’in etrafındaki turunu tamamladığında yine yanı başımızdan geçecek. Bu durumda da, tek çözüm iki uzay aracı birden göndermek. Biri çarpmayla rota değişikliği yapacak. Diğeri ise rotası hafif değişen göktaşını adım adım takip edecek. Göktaşına belli bir yakınlıkta seyredecek bu uzay aracı, kendi çekim ağırlığını da kullanarak göktaşını güvenli bir yörüngede tutacak.

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 7 ay bulunmuş ve halen B612 Vakfı Başkanı olan Ed Lu, “Bundan 100 yıl önce bir göktaşı Dünya’ya çarpsaydı buna kaderimiz derdik.” diye konuşuyor ve ekliyor: “Ancak bundan 20 yıl sonra gezegenimize bir göktaşı çarparsa bu aptallığımız olur. Bu gezegen üstündeki insan türü olarak çok daha iyisini bilip yapabilecek bir potansiyele ulaştık.”

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu karar tasarısının ‘bir iskelet’ olduğunu belirten B612 ve ASE üyesi eski astronot Schweickart ise, “İskelet diyorum çünkü henüz ne eti ne kasları var. Bundan sonraki mücadelemiz de bunun için olacak.” tespitinde bulunuyor.

Tabii ki bütün bu planların başarısı Birleşmiş Milletler’in performansına bakıyor. İlk 3 sacayağında başarı sağlayamayan BM, her zamanki sorun çözüm yöntemine de dönebilir. Yani, Genel Kurul’da dünyayı tehdit eden göktaşını kınayan bir karar tasarısı çıkarıp, Güvenlik Konseyi’nden geçirmeye çalışmak… Tabii ki Güvenlik Konseyi’nin 5 daimî üyesinden biri, hangi ülkeye çarpacağını öğrenince alışkanlıkla veto etmezse…

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : İstanbul’da ve Dünyanın farklı köşelerinde duyulan garip ses Nedir ?


VİDEO LİNK :

KİTAP TAVSİYESİ : Dünyaya Hükmeden Sultan Kanuni


dunyaya-hukmeden-kanuni-sultan-suleyman.jpg

Dünyaya Hükmeden Sultan Kanuni

Talha Uğurluel
TİMAŞ YAYINLARI

Kanuni Sultan Süleyman, sınırları üç kıtaya yayılmış Osmanlı İmparatorluğu’nu sadrazamı, Sokullu Mehmet Paşa; kapudan-ı deryası, Barbaros; mimarı, Mimar Sinan; şeyhülislamı, Ebussuud Efendi; şairi, Bâki olan muhteşem kadrosuyla, yıllarca adaletle yönetti. Kimdi bu cihan sultanı? Nerede, nasıl ve kimler tarafından yetiştirilmişti? Bu yetişme sürecinde nerelerde kalmış ve hangi vazifeleri yerine getirmişti? Buralarda hayatının ilerleyen safhalarını etkileyen ne gibi gelişmeler olmuştu? Saltanat yıllarında hangi seferlere çıkmış, siyasi olarak nasıl bir mücadele sergilemişti?

Televizyon ve gezi programlarıyla 7’den 70’e herkese tarihi sevdiren Talha Uğurluel, şimdi de Kanuni Sultan Süleyman’ı fethettiği beldeleri, bıraktığı eserleri, yaptırdığı kaleleri çektiği fotoğraflar eşliğinde anlatıyor.

Uğurluel, Kanuni’nin çevresindeki insanları, ailesini ve o günün dünyasını yakından tanıtarak tarih anlatımına taze bir soluk getiriyor. "Şehzadelik ve saltanat yıllarında Avrupa’da ve Asya’da neler oluyordu? Kimler, hangi devletleri yönetiyordu? Bu devletlerin gücü, amacı, planları neydi?" sorularının da cevabını veriyor. Bu mukayeseli inceleme, Kanuni ve kadrosunun hangi durumlarda neye göre nasıl bir tavır sergilediğini, nereye hangi amaçla sefer yapıldığını, alınan kararların gerekçelerini tüm açıklığıyla anlamanızı sağlıyor.

Talha Uğurluel, Dünyaya Hükmeden Sultan Kanuni kitabıyla sizleri Kanuni’nin doğduğu Trabzon’dan şehzadelik yaptığı Manisa’ya, padişah olarak geldiği İstanbul’dan fetihlere çıktığı Avrupa’ya götürecek; Hürrem Sultan’dan Pargalı İbrahim’e, Mihrimah Sultan’dan Rüstem Paşa’ya kadar birçok tarihî şahsiyetin bilinmeyen yönlerini anlatacak

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=645581

ERGENEKON DAVASI : Mustafa Balbay’ın hücresi dünyaya açılıyor


Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunan CHP İzmir Milletvekili ve gazeteci yazar Mustafa Balbay’ın tutuklu bulunduğu cezaevi hücresinden esinlenerek yapılan hücre Frankurt’ta sergilenecek.

Hücre içerisinde bulunan her şeyin, Balbay’a ait özel eşyalardan oluşacağı projede, el yazısı notlar, okur mektupları ve kitap çalışmaları da orijinal haliyle ziyaretçilerin ilgisine sunulacak.

Frankfurt Alte Oper Meydanı’nda, 17 Kasım 2013 Pazar günü, saat 16:00’da sergilenecek olan hücrede, katılımcılara Cumhuriyet Kitapları tarafından bu proje için özel olarak Almanca’ya çevrilen, Mustafa Balbay’ın dava sürecindeki usulsüzlükleri anlattığı Yargıtatör kitabı da hediye edilecek.

AMACIMIZ TECRİT KOŞULLARINI GÖZLER ÖNÜNE SERMEK

Almanya Sosyal Demokrat Halk Dernekleri Federasyonu (HDF), Almanya Türk Öğrenciler Birliği (ATÖB), Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu (ATÖF), Avrupa Burdurlular Federasyonu, CHP Hessen, Rheinland-Pfalz, Saarland Birliği, Frankfurt Alevi Kültür Merkezi, Frankfurt Türkiye Sosyal Demokratları Derneği (TSD), Hessen Eyaleti Atatürkçü Düşünce Derneği (HE – ADD), Hessen Türk Toplumu (TG – HESSEN), Türk Öğretmenler Derneği (TÖDER) tarafından yapılan ortak açıklamada "Türkiye, şu anda cezaevlerinde bulunan 71 gazeteci ile dünyada en çok gazetecinin tutuklu bulunduğu ülkedir.Bu hücrenin sergilenmesindeki amacımız, hangi görüşten olursa olsun, gazetecilik yaptıkları için tutuklanan insanların bulundukları tecrit koşullarını gözler önüne sermektir. Biz; aşağıda isimleri yazılı olan demokratik kitle örgütleri olarak, Türk ve Alman kamuoyunu, fikirlerinden dolayı cezaevlerinde bulunan bütün gazetecilerin, yazarların, düşünce adamlarının ve milletvekillerinin haklarını savunmaya, Frankfurt’tan Türkiye’deki haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı ses vermeye çağırıyoruz. İnsan haklarından, düşünce açıklama özgürlüğünden ve demokrasiden yana olan her kesimden ve görüşten kişinin katılmasından büyük mutluluk duyacağımız bu etkinlikte, destek veren kuruluşların flamaları dışında afiş, pankart, bayrak vb. sembollerin taşınmaması en önemli ricamızdır." denildi.

Ziyaretçilerin, aslına uygun olarak yapılan hücreyi tüm ayrıntılarıyla gezebilecekleri etkinliğe Mustafa Balbay’ın eşi Gülşah Balbay’ın yanı sıra Türk ve Alman milletvekilleri de katılacaklar.

İşte Mustafa Balbay’ın hücresinin aynısının yapımı esnasında çekilen o fotoğraflar…

Erdem Güler

Odatv.com

TEKNİK TAKİP /// GÜLTEKİN AVCI /// ECHELON : Tüm dünyayı nasıl dinliyorlar ?


Gültekin AVCI

gavci

Dünyadaki bütün telefon, teleks, faks, telsiz, SMS, internetten yapılan downloadlar, uydu yayınları ve elektronik posta iletişimini dinleyen NSA bünyesinde dev elektronik kulaktır ECHELON.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından NSA ve İngiliz Devlet İletişim Karargâhı GCQH 1947 yılında UKUSA (İngiltere-ABD) anlaşmasını imzaladı.

Echelon böyle kuruldu.

Daha sonra İngiliz Uluslar Topluluğu üyesi Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın elektronik istihbarat birimleri de anlaşmaya katıldı.

Nihayet Batı Almanya, Danimarka, Norveç ve Türkiye de UKUSA kapsamına "üçüncü ülkeler" olarak eklendiler.

ECHELON‘un kararlaştırılan asli misyonu ulusal güvenliğin korunmasıydı.

Projenin bugün de aynı gayeye hizmet ettiği biliniyor.

Lakin bunun yanında, endüstriyel casusluk, sivil oluşumların denetlenmesi (Amnesty International, Greenpeace, vs.) ve kişisel iletişimin kontrol altında tutulması gibi otoriter amaçlarla da kullanıldığı vaka.

Daha 1960’lı ve 70’li yıllarda ortaya çıkan yönlü telsiz haberleşme ve uydu teknolojisi NSA‘nın işini daha da kolaylaştırdı.

Artık havaya çıkan hiçbir radyo sinyali, hiçbir telefon görüşmesi NSA’nın dünya yüzeyine dağılmış binlerce uzmanının eline düşmekten kurtulamıyordu.

NSA, kurulduktan hemen sonra, gizli bir iç yönetmelik çıkararak CIA ile işbölümü yaptı.

CIA de bir yıl sonra, kendi sınırlarını belirlemek amacıyla FBI ile pazarlığa oturdu.

CIA‘ın, baş terörist Abdullah Öcalan‘ı örtülü bir operasyonla ele geçirip Türkiye’ye teslim etmesinde Echelon ciddi rol oynamıştı.

Türk hükümetine yapılan bu ‘iyilik’ karşılığında ne alındığı ise halen net olarak bilinmemekte.

Sistem şöyle çalışıyor:

Dünya yörüngesindeki NSA‘ya ait uydular, Echelon projesi için, ses, görüntü ve internet trafiğini tespit edip NSA‘ya gönderiyor.

Uydularla çalışan dev sistemde;

KH-11 ve LaCrosse RI uyduları yüksek çözünürlüklü casus fotoğraflama yapıyor.

Orion Vortex uyduları Telekom takibi, Trumpet uyduları cep telefon tabipleri, Parsae uyduları okyanus takibi, SDS uydusu veri aktarım işlemleri, DSP uyduları füze erken ikaz sistemi, DMSP uyduları ise nükleer hareketlilikleri takip ve izleme görevini yapıyorlar.

ABD nükleer denizaltıları, kıtalar arasında haberleşmeyi sağlayan okyanus diplerindeki kablolara gizlice alıcılar yerleştiriyordu.

Echelon sistemi için çalışan gemiler okyanuslarda sürekli seyir halindeler. Bu gemiler topladıkları bilgileri sistemli olarak NSA merkezine iletiyor.

2000’li yıllara kadar Boeing 707 gövdeleri üzerinde geliştirilen RG-135 tipi uçaklar, taşıdıkları süper bilgisayarlarla Echelon için çalışıyorlardı.

Ve Echelon’un yer istasyonları.

Bu istasyonlar genelde ABD’nin büyükelçiliklerinde konuşluydu ve ev sahibi ülkelerin denetimi olmaksızın görev yapıyordu.

Bunlar 2000’li yılların başında sızan bilgiler.

Bugünü düşünün.

Daha o yıllarda yüzlerce casus uydu, dünya çevresindeki bir yörüngede faaldi.

Bunlar hem askeri hedefleri izlemekte hem de dünyanın neresinde olursa olsun insanların yatak odalarının içlerini bile görüntüleyebilecek uluslararası telefon, teleks veya veri bağlantılarını sistematik olarak inceleyip ilginç bilgilerin bulunup bulunmadığını araştırabilecek özellikteydi.

Kıtalararası iletişim hatlarını dinlemek gibi çeşitli yöntemlerle, dünya üzerindeki iletişim sistemlerinden geçen veri paketleri Echelon tarafından toplanır.

ABD’nin okyanus tabanındaki telefon hatlarını kontrol altında tutabilmek için bu kablolara dinleme cihazı yerleştirdiği bilinmekteydi.

Bu cihazlardan biri 1982’de kabloların bakımını yapan bir Fransız sualtı ekibi tarafından bulunmuştur.

Wayne Madsen, ham bilgileri değerlendiren bir analist olarak ABD Donanması, Dışişleri Bakanlığı, FBI ve NSA‘da yıllarca hizmet vermişti.

2001 yılında Madsen, NSA‘nın tüm dünyadaki, telefon, faks, cep telefonu, e-mail, uydu telefonu konuşmalarını ve yazışmaları çözebilen SIGNET adında ileri teknoloji ürünü bir ağ kurduğunu belirtti.

Wayne Madsen‘e göre SIGNET, Avrupa’nın tartıştığı Echelon‘dan çok büyük ve çok kapsamlı.

Madsen, "Echelon‘un sınırları var ama SIGNET, istenilen herkes ve her şeyi izliyor" diyordu.

1999 yılı itibariyle NSA Türkçe dahil 66 yabancı dili ve hatta aynı dilin farklı şivelerini bile rahatlıkla dinleyebiliyor, her gün 3 milyar iletişimi denetleyebiliyordu.

Ya bugün?

BİLİM DÜNYASI : Dünyanın sonu mu geliyor ?


Ukrayna’da bulunan Kırım Astrofizik Gözlemevi 410 metre genişliğinde bir asteroitin 2032’de Dünya’ya çarpabileceğini öne sürdü.

12 Ekim’de keşfedilen "2013TV135" numaralı asteroitin varlığı İngiliz, İtalyan ve Rus bilim adamları tarafından da doğrulandı.

Dünya’ya çarpma riski yüksek olan asteroitin en muhtemel tahminle 26 Ağustos 2032’de Dünya yörüngesinde görülebileceği ve çarpma anında 2 bin 500 ton TNT gücünde bir etki oluşturabileceği belirtiliyor.

Asteroidler 2500 nükleer bomba gücü ile çarparak 100.000 mil karelik alanı yok edebileceğini söylediler.

Sabah

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: