Aylık arşivler: Ekim 2013

ERGENEKON DAVASI : AİHM’den Küçük ve Zana’ya ret


Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yalçın Küçük ve Leyla Zana’nın Ankara’ya karşı açmak istedikleri dava başvurularına olumsuz yanıt verdi.

AİHM, Ergenekon davasında yargılanan Yalçın Küçük’ün, hakkındaki ceza soruşturması dosyalarına erişiminin kısıtlandığı ve adil yargılanmadığı gerekçesiyle Ankara’ya karşı yaptığı dava başvurusunu reddetti.

Başvuruyu sadece dosya erişimi açısından ele alan Strasbourg Mahkemesi, Küçük’ün kısa süre gözaltında kalmış ve Ergenekon davasında hakkındaki dosyalara erişiminin durumunu nasıl etkilediğini belirtememiş olması nedeniyle, yaptığı dava başvurusunu oy birliğiyle geri çevirdi.

AİHM, yargı süreci henüz tamamlanmamış davalara ilişkin başvurulardaki adil yargılanma hakkıyla ilgili bölümleri istisnalar dışında incelemiyor. Küçük, Ergenekon davasında 5 Ağustos 2013 tarihinde açıklanan kararda 22 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edilmiş, kararı temyize taşımıştı.

ERGENEKON DAVASI : İlkay Sezer’den açıklama


Başbuğ’un Aydın’a “Lice’ye git" emri vermediği belirtildi.

Selahattin GÜNDAY – Cem TURSUN İSTANBUL DHA – Ergenekon davasında müebbet hapis cezası alan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer , Lice olaylarına ilişkin hazırlanan iddianame ve çıkan haberlerle ilgili yazılı açıklama yaptı.

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Lice ilçesinde 22 Ekim 1993 günü meydana gelen olaylara ilişkin iddianameyi kabul ettiğini hatırlatan Sezer, Ağustos 1993 – Ağustos 1995 yılları arasında Jandarma Asayiş Kolordu Komutan yardımcılığı görevinde bulunan müvekkili Başbuğ’a yönelik kasıtlı ve ima dolu haberler yapıldığını belirtti.

Söz konusu haberlerde müvekkili tarafından Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’a “Lice’ye git" emrinin verildiğinin iddia edildiğini kaydeden Sezer, “Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı, Lice ilçesinin güneyinde bulunan Dibek-Yolçatı-Esenli bölgesine 22 Ekim 1993 günü operasyon icra edilmesine karar vermiştir. Operasyonun icra edileceği 22 Ekim 1993 günü sabahı Jandarma Bölge Komutanı Tuğg. Bahtiyar Aydın, İl Jandarma Alay Komutanı J.Alb. Eşref Hatipoğlu ve Bölge Komutanlığı Asayiş Şube Müdürü J.Kur.Bnb. M. İhsan Batı’nın beraberinde emir astsubayı olduğu halde, 06.30-07.00 saatleri arasında, Diyarbakır’dan havayolu ile Lice İlçe Jandarma Birlik Komutanlığı ve Jandarma Komando Bölüğü’nün bulunduğu yere gittikleri ve orada taktik komuta yeri tesis ettikleri bilinmektedir" dedi.

LİCE’YE GİT EMRİ VERİLMEDİ

Müvekkili İlker Başbuğ’un Aydın’a “Lice’ye git" şeklinde bir emir vermediği savunan Sezer, “bu yöndeki haber ve yorumların yalan olduğunu ileri sürdü. Olaya ilişkin iddianamede Lice Emniyet Amirliği tarafından hazırlanmış olay tutanağı bulunduğunu ifade eden Sezer, tutanakta bölgenin yoğun ateş altında olduğunun anlatıldığını söyledi. Sezer, takviye ekiplerin de bölgeye geldiği yazılan tutanakta, komuta yerinde çatışmaları yöneten Aydın’ın saat 11.45 civarında başından yaralandığının anlatıldığını ifade etti.

HELİKOPTER YOĞUN ATEŞ NEDENİYLE İNEMEDİ

22 Ekim 1993 günü Korgeneral Hasan Kundakçı ile Başbuğ’un Şenyayla bölgesinde devam eden büyük çaplı operasyonu yerinde görmek üzere o bölgeye gittiklerini belirten Sezer, “Şenyayla bölgesinden Muş’a geldiklerinde, Tuğg. Bahtiyar Aydın’ın vurulduğunu öğrenmişler ve bunun üzerine birlikte aynı helikopter ile Lice’ye intikal etmişlerdir. Helikopter, yoğun ateş nedeniyle komando bölüğünün bulunduğu yere inememiştir. Bunun üzerine, helikopter ateş altında iç güvenlik taburunun bulunduğu bölgeye güçlükle inmiştir. Helikopterden inen Korg. Kundakçı ve müvekkilim beraberinde bulunanlar ile, ateş altında sıçrayarak en yakındaki mevzilere girmişlerdir" ifadelerini kullandı.

İDDİALAR AKIL DIŞI

İlkay Sezer bu yazılanların bile 22 Ekim 1993 günü Lice’de yaşanan olayların, haber ve yorumlarda iddia edildiği gibi bir kurgu olmasının yanlışlığını, inanılmazlığını ve akıl dışı olduğunu gösterdiğini savundu. Avukat Sezer açıklamasının sonunda, “Bu vesileyle görevinin başında şehit olan ve müvekkilimizin kahraman silah arkadaşı Tuğg. Bahtiyar Aydın’ı rahmetle anar, bitmeyen acıları yeniden alevlenen değerli aile bireylerinin de acılarını yürekten paylaşırız" ifadelerini kullandı.

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen Hocaefendi’den çok önemli mülahazalar


Fethullah Gülen Hocaefendi, Herkul.org sitesinde yayınlanan sohbetinde Marmaray Projesiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin en son hasbihali Herkul.org sitesinde yayınlandı. "382. Nağme: Toplumdaki Aritmi ve Problemlerin Çözümünde Üslup" başlığı verilen sohbette Hocaefendi, Marmaray projesinden de övgüyle bahsetti.

İşte Herkul.org sitesinde yayınlanan sohbetle ilgili açıklama:

Sevgili dostlar,

VİDEO İÇİN TIKLAYIN

Allah’a sonsuz hamd ü senâ olsun ki, on gün aradan sonra bugün muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi misafir kaldığı evden yürüyerek büyük binaya gitti ve Bamteli çekimi de yaptığımız mescid/salon bir kere daha sohbet-i Canan ile şenlendi.

İkindi namazı kılınır kılınmaz önce Hocaefendi’nin tansiyonu ve kalb ritmi kontrol edildi; değerler normal çıkınca muazzez Hocamız hasbihale başladı ve kendi nabzından hareketle toplumdaki aritmiden söz açtı.

Ziya Paşa’nın, “Bil illeti kıl sonra mudavata tasaddi / Her merhemi her yaraya derman mı sanırsın!” dediğini hatırlatan Hocaefendi, evvela toplumun problemlerinin çok iyi teşhis edilmesi ve sonra da en uygun tedavi yoluna gidilmesi gerektiğini dile getirdi. Zikrettiği beytin devamında “En ummadığın keşfeder esrar-ı derunun / Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?” dendiğine dikkat çekerek ister teşhis isterse de tedavi sürecinde başkalarının mülahaza ve mütâlaalarına da değer vermek gerektiğini belirtti.

Bazen büyük problemlerin çok önemli pozitif neticeler de doğurabileceğini, bunun için hadiselerin çok doğru okunması, teenni ile hareket edilmesi ve ciddi bir mülayemet ruhu sergilenmesi gerektiğini ifade eden kıymetli Hocamız, bir kere daha üslup meselesine dair açıklamalarda bulundu. Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hudeybiye’deki uygulamasından ve Müseylemetü’l-Kezzâb karşısındaki tavrından misaller vererek meseleyi şerh etti; İnsanlığın İftihar Tablosu’nun yolunda yürüyen adanmış ruhların “müsbet hareket”ten asla vazgeçmemeleri lazım geldiğini vurguladı.

Meselelere sadece bir yanları itibariyle ve karamsarlık hisleriyle bakmamak icap ettiğini söyleyen Hocaefendi, pozitif istikametteki değişimlerin çok kolay olmadığını/olmayacağını, tahribin kolaylığına bedel tamirin zorluğunu ve hatta restorasyonun ilk inşaya nispetle daha fazla zaman, daha ciddi gayret isteyebileceğini dillendirdi. Bu konudaki tembihlerini Hazreti Üstad’ın “Asırlardan beri, rehnedar olan bir kalenin tamiriyle mükellefiz.” sözüyle noktalayan Hocamız, özetle şu hakikati hatırlattı:

Hizmet-i imaniyeden beklenen netice birden bire hâsıl olmaz; vatan, millet, din ve iman adına ortaya konan böyle bir hizmetin semere vermesi ancak birkaç neslin ömrüne vâbestedir. Cenâb-ı Allah, bir tohumun başağa yürümesini, bir yumurtanın civcive dönüşmesini bile haftalara yaymış ve bize bu konudaki ilâhî ahlâkı talim buyurmuştur. Bir milletin özüne dönmesi, yığınların insanî değerlere yönelmesi, ideal insanın, ideal neslin ve ideal toplumun yetişmesi birkaç ayda, birkaç senede olabilecek şey değildir. Beşerin En Mükemmeli’nin (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) eliyle şekillenen ve Kur’an’ın mucizesi olan ısmarlama bir cemaatle bile yeni tip bir insanlığın oluşması ve huzur toplumunun olgunlaşması ancak yirmi üç senede gerçekleşebilmiştir. Eğer böyle bir meselenin doğumu bile yirmi üç senede olmuşsa, onun “ba’s ü ba’de’l-mevt”i de bu zaviyeden değerlendirilmeli ve bu mevzuda kat’iyen acûliyete girilmemelidir.

Şair Eşref’in “Bozulmuştur düzelmez gelse de Mehdî / Bu mülkün emr-i ıslahı Cenâb-ı Hakk’a kalmıştır.” beytini ve yeryüzünün umumî bunalımlarına inzimam eden içteki krizler karşısında ızdırapla inleyen Sultan 3. Mustafa’nın “Yıkılıpdur bu cihan sanma ki bizde düzele / Devleti çarh-ı denî verdi kamu müptezele / Şimdi ebvâb-ı saadette gezen hep hezele / İşimiz kaldı heman merhamet-i lemyezele!..” (Bütün cihan yıkılırken, bizim ülkemizin düzeleceğini mi zannediyorsun? Ne yazık ki, talihsizlikler çarkı, ülkenin kaderini haysiyetsizlerin ellerine düşürdü. Baksana, milletin bel bağladığı ve hak aradığı dairelerin kapılarında bile şaklabanlar gezmekte. Hal böyle olunca, kalmış kurtuluş ümidimiz sadece Rahmeti Sonsuz’un merhametine!..) kıtasını (onların kendi zamanlarına ait hissiyatı olarak) seslendiren Hocaefendi, bu ifadelerin bir açıdan karamsarlığın sesi soluğu olduğunu; mü’minin asla ümitsizliğe düşmemesi gerektiğini ve hele Rahmeti Sonsuz’a dayananların kat’iyen ye’se kapılmamaları lazım geldiğini söyledi.

Sohbetinde Marmaray’ın açılışından da takdirle bahseden muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, “Dinin yarısı insaftır; insaf dinin yarısıdır. İnsaflı olmak lazım. Doğruyu doğru kabul etmek, doğruyu alkışlamak ve onu realize eden insanları aşklandırmak şevklendirmek lazım. Küçük bile olsa pozitif her şeyi alkışlamak ve o işi yapan insanları yüreklendirmek, dahasını yapmaya sevketmek lazım.” dedi.

İnsanların sorgulanmaktan hoşlanmadığını ve tenkitleri hazmedebilecek insan sayısının çok az olduğunu hatırlatan Hocamız, meseleleri yüze çarpar gibi sunmamak lazım geldiğine, hatta güzel bir projeyi teklif ederken bile başkalarının hissiyatını hesaba katıp gerekirse onu farklı birinin eliyle/dilliyle ortaya koymak ve böylece hakkın hatırını hep âli tutmak gerektiğine vurguda bulundu.

Sohbetin sonunda mevzuyu adanmış ruhlara ve onların hizmet faaliyetlerine getiren Hocaefendi, günümüze kadar emek ve sermayenin değerinin anlaşıldığını ama adanmışlık ve fedakârlık gibi faziletlerin neye tekabül ettiğinin hâlâ bilinemediğini; büyük bir adanmışlık ruhuyla cihana açılan insanların hizmetlerini bir şahsa veya gruba mal etmenin hem Allah’a karşı saygısızlık, hem de o fedakârların ceht ve gayretine yapılmış bir zulüm ve haksızlık olduğunu; yapılanları bir şahıs, bir deha, bir firaset, bir kiyaset ve bir fetanete mal etmenin bir yönüyle de şirk sayılacağını; bu mevzuda hüsn-ü zan edip “falan vesilesiyle bu neticeler elde edildi” diyenlerin ictihad hatası yapmış olacaklarını ama hizmet erlerinin her zaman kulluk şuuruyla hareket edip o tür iltifat ve teveccühleri kesinlikle sahiplenmemeleri gerektiğini dile getirdi.

Bize bir kere daha muhterem Hocamızın sohbet atmosferini lütuf buyuran Allah Teâla’ya sonsuz hamd ü sena ederek birkaç saat önce kaydettiğimiz bu enfes hakikatleri 39:37 dakikalık ses ve görüntü dosyaları halinde sunuyoruz.

Dualarınız istirhamıyla…

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Haber Vaktim Yazarı Mehtap Yılmaz’dan G ülen’e veryansın


Gaziantep’te oturan Haber Vaktim yazarlarından Mehtap Yılmaz, Fethullah Gülen’i Kur’an ayatlerini yanlış yorumlamakla itham etti.

Aynı zamanda Gaziantep Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Ali Gür’ün eşi olan yazar Mehtap Yılmaz Haber Vaktim’deki köşesinden ve kişisel Twiter hesabından Fetullah Gülen ve Zaman Gazetesine yoğun eleştiri getirdi.İşte bu tweetlerden bazıları;

@mehtapyilmazz Bu millet USA de ciftlikte yasiyan degil,hergun suikast atlatip kefenle gezen bir lidere teveccuh gosterir TZ bunu anliyacak

Mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz23 Ekim

Today’s Zaman’ın "r" engellisi Bülent Keneş, muhalefette CHP’yi sollayınca…

Mehtap Yılmaz @mehtapyilmazz Hanımefendiden YeniAkit Gazetesinde Today’s Zaman Editörü Bülent Keneşe KAPAK…!

mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz26 Ekim

Hahamla muhabbet eden ben olsam, nasıl ilan edeceğinizi şaşırmaz mıydınız? Sahtekarlık etmeyin!

mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz25 Ekim

DOĞALA ÖZDEŞ, YAHUDİ AROMALI Müslümanlar, korkmayın! – Mehtap Yılmaz http://www.habervaktim.com/yazar/61895/koserli-muslumanlar-korkmayin.html

@mehtapyilmazz Hocaefendi Kur’an ayetlerini yanlış anladığı gibi Masonluğu da yanlış anlamış herhalde…

mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz25 Ekim

FETHULLAH GÜLEN’İN PROJELERİ KONUSUNDA KARİYERİNİZİ,MAKAM MEVKİNİZİ DÜŞÜNMEYİN. ALLAH İÇİN KORKMAYIN,HAKKI SÖYLEYİN!

https://www.youtube.com/watch?v=jOT_6C6hHfA&list=TL74LXy5aJ2f64SB3UcA_U2arBdL3R5ce9

mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz25 Ekim

"FETHULLAH GÜLEN VE MASONLUK…" @fatihaltayli https://www.youtube.com/watch?v=jWY-yYiP0u4

mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz24 Ekim

Zaman Gazetesi’nin, ağlak haberine konu olan, DOĞALA ÖZDEŞ YAHUDİ AROMALI ÇOK DİNLİ DÜĞÜN! pic.twitter.com/qqX3HuqmNa

mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz24 Ekim

@karakalemny "8-Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda, 9 – "Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye, Gülen’i işaret edeceğim!

mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz24 Ekim

@gazeteciyazarv Gülen grubunu eleştir de gör "medyada ifade özgürlüğü"nün oluup olmadığını. Direk LİNÇ! Taşlamak suretiyle infaz!

mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz20 Ekim

Son Gülen, iyi güler…

mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz20 Ekim

Bütün nefsler ölümü tadacaktır. Fethullah Gülen

@mehtapyilmazz Risaleyi nurla gülenin işin kalmadığını,kendisinin bir ekol olduğunu hala anlamıyor musunuz?

@mehtapyilmazz gülenden herşey beklenir şaşırmamak lazım

mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz20 Ekim

FETHULLAH GÜLEN, RÜŞVET VERMEYİ" TAVSİYE EDİYOR! Risale-i Nur’larda, rüşvet verin diyen tek cümle gösterebilir mi?

mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz20 Ekim

@byenaniyet İsrail’in eteğini öpenlere bak sen! Bunun için gıcıksın! Unutma ki, biz Fidan’ı da, @AhmetDavutolu1 nu da köpeklere yedirtmeyiz!

mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz20 Ekim

Fethullah Gülen, neyin fiskosu bu? pic.twitter.com/CZBnThg8CS

mehtap yılmaz ‏@mehtapyilmazz20 Ekim

MASKARA OLMAK VEYA OLMAMAK, ASIL MESELE BU! "Risale-i Nur’a ve şakirdlerine ilişenler, maskara olurlar. Tarihçe-i Hayat ( 550 )"

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen, cemaate ne talimat verdi ?


Fethullah Gülen, AK Parti aleyhinde konuşmamaları için cemaate talimat verdi.

Hükümet ile cemaat arasında bir süreden bu yana devam eden gerilim yeni bir aşamaya giriyor. Fethullah Gülen’in, cemaate yönelik yaptığı uyarıda, “Hükümet aleyhinde konuşmayın” talimatı verdiği öğrenildi.

Fethullah Gülen, bir süreden bu yana tırmanarak süren Hükümet-Cemaat kavgasından büyük rahatsızlık duyuyordu. Türkiye’nin kazanımlarının son yıllarda artarak devam ettiği gözlemlerini zaman zaman kamuoyu ile paylaşan Gülen, bu kavganın ülkenin aleyhinde faaliyet gösterenlerin işine yarayacağı endişelerini daha önceleri ifade etmişti.

Fethullah Gülen, hafta başında cemaate yönelik yaptığı uyarıda hükümetin aleyhinde konuşulmaması talimatını verdi. Gülen’in bu talimatının cemaat mensupları tarafından titizlikle uygulanması bekleniyor.

GÜLEN’İN MARMARAY MESAJI BUNUN İŞARETİ İDİ

Türkiye ve dünyadaki önemli gelişmelerle ilgili görüş beyan eden ve yorumda bulunan Fethullah Gülen, Marmaray’ın açılışı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede bunun ipuçlarını verdi.

“Yapandan Allah razı olsun” vurgusuna özen gösterilen mesajda, “Doğruyu kabul etmek ve alkışlamak ve onu realize eden insanları aşklandırmak şevklendirmek lazım. Küçük bile olsa pozitif her şeyi alkışlamak ve o işi yapan insanları yüreklendirmek, dahasını yapmaya sevketmek lazım” ifadelerine yer vermişti.

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Yenişafak yazarından; Hocaefendi’den Erdoğan’a, Gül’e, Marmaray’a yazısı !


Yenişafak yazarı Salih Tuna bugünkü yazısında Başbakan Erdoğan ve Fetullah Gülen odaklı Marmaray’ı kaleme aldı…

‘Fitne nedir?’ diye soracak olsanız; karanlık, kapkaranlık bir dehlizdir derim. Şöyle bir adımınızı atmaya görün kolayına çıkamazsınız bir daha.

Onun için…

İlahi hüküm her daim rikkat ve dikkat sahibi olmak için uyarır: ‘Fitne katilden beterdir.’

Şükür ki şükür, fitne ateşine duyarlı kardeşlerimiz var sayısız. Kan kussa kızılcık şerbeti içtim diyebilecek kadar hem de.

‘Hocaefendi’ye ben ne dedim?’ başlıklı dünkü yazım üzerine destek, tebrik ve dua mesajları yağdırdılar.

Sadece Türkiye’den de değil, Afganistan’dan Amerika’ya kadar her yerden. (Hiç tanımadığım görmediğim bu güzel insanlar gözyaşları içinde, anneme rahmet ve dua da gönderdiler. Allah hepsinden ebeden razı olsun.)

Anladım ki onlar her şeyin bihakkın farkında. 2009’da deşifre edilen ‘Erdoğan ve Gülen’i Bitirme Planı’nın yeni sürümüne (hangi ellerle ne şekilde devreye sokulursa sokulsun) asla taviz vermeyecekler.

Bu mesajlar bana bunu gösterdi.

Demek ki, hepimizi yutup boğacak bu fitne dehlizi kapanacak.

Bir ömür hamd etsek azdır.

Sonra…

‘Hizmet’ aşkına kıtalar dolaşan Cemal Uşşak dostum Milano’dan muhabbet ve dualar gönderdi.

Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın gökyüzü berraklığındaki dünkü yazısını gözyaşları içinde okurken de, Hüseyin Gülerce abim her zamanki sımsıcak sesiyle aradı; lütfetti, tebrik etti.

İslam tarihi boyunca fitneden kırılıp geçtiğimiz dönemlere az dizlerimizi dövmedik, az ah etmedik, az ağlamadık!

Şimdi de onca çile ve cefa, onca zulüm ve sürgünlerden sonra tam ‘düze çıktık, Elhamdülillah’ derken, baş aşağı tepetaklak gideceğiz korkusuna kapıldık!

Çünkü fesat ehli dur durak bilmiyordu.

Ekrem Dumanlı’nın dünkü yazsısı bu fitne dehlizinin çanına ot tıkayan müjdelerin müjdesi hüviyetindeydi.

Hocaefendi’yi misafir olduğu evde bulamayışını, acilen hastaneye kaldırıldığı haberini alışını, yürekleri ağızlarında bekleyişlerini, Hocaefendi taburcu olduktan sonra arayan soranları bizzat tanıklığıyla anlattı.

Dinleyelim: ‘İlk arayanlardan biri Başbakan Tayyip Erdoğan’dı. Zarif bir ses tonuyla ‘geçmiş olsun’ dileklerinde bulundu. Hocaefendi de aynı zarafetle Sayın Başbakan’ın hatırını sordu, ‘Zahmet buyurdunuz…’ dedi. Söz sırası dualaşmaya gelmişti. İkisi de hem dua istedi birbirinden, hem dua ettiler birbirlerine. Görülmeye, duyulmaya, düşünmeye değer bir tabloydu. Uzaktan bu manzarayı izleyebilseydiniz, eminim, ‘Yahu işgüzarlar! Artık aradan çekilin ki fitne ateşi sönsün!’ diyecektiniz. Öyle samimi, öyle halisane bir iletişim vardı ortada… Görüşme bitince Hocaefendi, ‘Sesi çok güzel geliyordu…’ dedi. O sesteki duruluk ve içtenliği birkaç kez anlattı arkadaşlarına. Sonra dua etti bol bol…’

Değerli insan Ekrem Dumanlı’ya 2008’den beri kalbim kırıktır. Belki yeri geldiğinde onu da yazarım. Mahmut (Bıyık) Hoca dostumuz nedenini gayet iyi bilir.

Ama mezkur yazısından dolayı binlerce kez teşekkür ediyorum.

Sayın Dumanlı’nın bu yazısı yeryüzünün bütün Çakır Ruşen’lerini, bütün Yalçın Soner’lerini eminim çok üzmüştür.

Ayrıca…

‘AK Parti mi Sarıgül mü?’ diyen o köşe yazarı kardeşimizi, darbe dönemlerini bile Erdoğan dönemine tercih eden o genel yayın yönetmeni arkadaşımızı, ve ‘yandaş’ saflarda kendilerine yer edinmek için olmadık lakırdılarla Hocaefendi’ye bühtan eden kifayetsiz muhterisleri (en azından) mahcup etmiştir.

Bir fitne dehlizi kapandı – kapanacak inşallah, başka yolu yok.

Bugünkü ‘Marmaray’ töreninde Hocaefendi’yi Sayın Gül ve Sayın Erdoğan’la aynı fotoğraf karesinde hayal ettim.

Biliyorum, bedenen olamasa da dualarıyla oradaydı zaten. Yine de hayal ettim; çünkü muhteşem bir esere yakışan muhteşem bir fotoğraf olurdu bu.

Fotoğraf kareleri benim için çok önemlidir

Sayın Bakan Binali Yıldırım bizzat aradığı için (genellikle bu tarz etkinliklere katılmam) iki gün evvel Marmaray’ı gördüm.

Lakin bazı gazetecilerle aynı karede görünmemek için toplu fotoğraflardan kaçındım.

Denizin metrelerce altında trenden inip tünele bakarken bir an için korkmadım da değil hani.

Hayır, milyonda bir bile olsa tehlike yoktu; Marmaray projesinde güvenlik en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştü.

O değil de, Ertuğrul Özkök’le denizin 62 metre altında eşzamanlı ölmek duygusu beni korkuttu.

Neyse ki süre çok azdı; Sirkeci’den Üsküdar’a 3 dakikada gittik.

Marmaray gerçekten de müthiş bir eser.

Öyle ‘demokratikleşmeye faydası olmaz’ gibi zevzeklikler yapmak çok ayıp güzel kardeşim.

Demokrat olmanın dalağa faydası yok demek kadar saçmadır bu, yapma.

ERGENEKON DAVASI : Bizim bir kazancımız olmadı ki kaybedelim /// @vardiyabizde @BalyozGercekler @rodri kdani @BalyozTR


Balyoz ve Ergenekon davalarında hüküm giyen emekli ve muvazzaf subayların yakınları, Org. Necdet Özel’in önceki gün 29 Ekim resepsiyonunda yaptığı açıklamaları değerlendirdi.

Ailelerin tepkileri özetle şöyle:

* Nilgül Doğan (Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın eşi): “Söyleyecek fazla bir şey yok. Sayın Genelkurmay Başkanı iyi ki elini taşın altına koymuş. Balyoz Davası 237 kişiyi kurban etti. Eğer elini taşın altına koymasaydı, demek ki bütün Türk ordusu içerde olacaktı.”

* Selver Sağdıç (Emekli Koramiral Kadir Sağdıç’ın eşi): “Onu kimse hedef tahtasına koymuyor. Aslında kendisi kendini hedef tahtasına koyuyor. Bir şey yapamıyor olabilirler ama bunu açık bir şekilde halka ifade etmeleri gerekir. Açıkçası bu açıklamayı yadırgadım.”

* Rengin Gürdeniz (Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz’in eşi): “Elini taşın altına koymuş olabilir ama sonucun ne olduğunu bilmiyoruz. Genelkurmay Başkanı’nın söylediği hiçbir şey beni etkilemiyor. Bir darbe davasında ceza alanlardan yarısından fazlası denizci ise bu ‘balon bir dava’ demektir. Bu durum kendisine neyi ifade ediyor. Asıl onu sormak isterim.”

* İrem Kutluk (Emekli Tümamiral Deniz Kutluk’un eşi): “Bizim şimdiye kadar ondan bir kazancımız olmadı ki bundan sonra da kaybedelim. Sayın Özel ile Jandarma Genel Komutanı’yken görüşmüştük. Bize ‘Birinci önceliğimiz, suçsuz olduğunu bildiğimiz silah arkadaşlarımızın özgürlüğüne kavuşmasıdır. Kara Kuvvetleri Komutanı olursam bu konuda daha etkin çalışacağım” demişti. Genelkurmay Başkanı olduktan sonra kendisinden randevu istedik, vermedi. Bizim ondan istediğimiz personeline sahip çıkmasıydı.”

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: