Etiket arşivi: FETULLAH GÜLEN DOSYASI

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen’den çarpıcı Ergenekon yorumu


Gülen, hükümeti çok sert açıklamalarla suçladı…

Fethullah Gülen son sohbetinde dershanelerin kapatılmasıyla ilgili kanun taslağı ile alakalı değerlendirmelerde bulundu.

Gülen’e yakın bir siteden yapılan açıklamada; Zaman gazetesinin yayınladığı, dershaneleri kapatmaya yönelik "Eğitime darbe planı" taslağına Gülen’in ‘Musibetler karşısında dişini sıkıp sabretmeli’ dediği öğrenildi. Ayrıca Gülen’in çok üzülmekle beraber haber duyulur duyulmaz “hâcet namazı” çağrısı yaptığı belirtildi. Fethullah Gülen, "Mümin sarsılabilir ama devrilmez, meseleye öyle bakmak lazım." ifadelerini kullandığı açıklandı.

Gülen ayrıca Ergenekon ve Balyoz gibi operasyonları kastederek, bunu cemaat yapmış gibi göstererek bir taşla iki kuş vurulduğunu iddia eden şu çarpıcı ifadeyi kullandı: “… birileri onları planlıyor, yapıyor, ‘Topuklarını birbirlerine vurdu. Karşımızda dimdik durdu bu adamlar. Bunlara bunu dedirttik.’ diyorlar bir taraftan kapalı kapılar ardından diyorlar, fakat bir taraftan da camia onu sanki bir kısım elamanlarına yaptırtıyormuş gibi onlara fısıldıyor. Bir taşla iki kuşu vurma gibi bir nifak hareketi içinde bulunuyorlar.”

Özellikle sosyal medyada yapılan paylaşımlara dair söylenen "Bir tane öğretmen arkadaşımızın bile, dershaneler kapanırsa ne iş yaparız gibi hiç bir endişesi yok. Arkadaşlarımız kaygısı yok" şeklindeki sözler üzerine Gülen’in ifadeleri şöyle:

"Teşekkür ederim, demek ki oturmuş arkadaşlar. Hizmet duygusu düşüncesi itibariyle, elmacık kadar dalya olmuş. Cennetin kapılarını bile bunlar kapamak isteyebilirler. Bunlar girmesinler biz girelim, en azında önce biz girelim. Bunların zaten girmeye hakkı yok diyenler çıkabilir. 60 ihtilalinden bu yana onu da gördük tokadını yedik, 70 darbesini gördük tekmesini yedik. 80 darbesini gördük onunda çiftesini yedik. Hepsinden bir şey yedik. Fakat tekme atan tokat atan çifte atanın şimdi hesapları görülüyor. Biz yapmadık onu, kader hüküm verdi ve kaderin o mevzuda figürü olarak kullandığı insanlar, onları öyle yaptılar. Bana dokunan bir yanı vardı, yaşlı başlı adamlar böyle orada hesap verince ciğerim yanıyor benim. Elimden bir imkan olsa ben onların hepsine serbestsiniz derim. Ne var ki birileri onları planlıyor, yapıyor, ‘Topuklarını birbirlerine vurdu. Karşımızda dimdik durdu bu adamlar. Bunlara bunu dedirttik.’ diyorlar bir taraftan kapalı kapılar ardından diyorlar, fakat bir taraftan da camia onu sanki bir kısım elamanlarına yaptırtıyormuş gibi onlara fısıldıyor. Bir taşla iki kuşu vurma gibi bir nifak hareketi içinde bulunuyorlar. Bana yakışmayan şeyler ama müsadenizle bu kadarını da söyleyeyim."

İşte Gülen’e yakın sitede paylaşılan diğer vurgular:

Sevgili dostlar,

Dershanelerin ve ücretsiz okuma salonlarının kapatılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan bir kanun tasarısının gece Meclis’ten geçirileceğine yönelik haber yüreğimize hançer gibi saplandı.

Ülkemizin geçirdiği değişik darbe dönemlerinde de benzer plan ve entrikalar görülmüştü; fakat, onlar, dindarlara karşı husumetini açıkça ortaya koyan insanların eliyle olmuştu.

Bu defa her fırsatta “kardeş” olduğunu söyleyen, aynı safta yer tutan ve hizmet erlerinin yüzüne gülen bazı kimseler tarafından bir kısım planların yapıldığı ve uygulamaya konulacağı yazılıp çiziliyor.

Biz, müminlerin bu kadar kötülük yapabileceklerine ve garazlara bina ettikleri icraatla milletin geleceğine kastedebileceklerine inanmak istemiyoruz. İnanmak istemiyor ve hala “Bu işte bir yanlışlık var!” diyoruz.

Bununla beraber suret-i hak perdesiyle işlenen bu haksızlık ve zulüm karşısında üzüntümüzü bastırmakta zorlanıyoruz.

Fethullah Gülen’in çok üzülmekle beraber haber duyulur duyulmaz “hâcet namazı” çağrısı yaptı. Biz de “Allah’ın bitirdiğini kimse bitiremez ama hâcet namazı kılmalı ki müminler münkirlerin dahi sakınacağı zulme girmesin.” diyerek duaya sarıldık. Duaya sarıldık zira, inanıyoruz ki hazımsızlık ateşini söndürecek ve basiret lütfedecek sadece Allah’tır; zâlime de mazluma da bir ferec vesilesi hâcet namazıdır. Meselenin makuliyet üzere bina edildiğini görseydik, aklî ve mantıkî argümanlar sıralamanın faydalı olabileceğini düşünürdük; fakat, mevzu şeyâtîn-i ins ü cinnin tesvîli olunca, dua dua yakarmak ve “Allah kalbleri ıslah eylesin” demekten başka çare kalmıyor. Bu mülahazalarla hâcet namazına devam etme ve dostlarımızı da buna yönlendirme kararı aldık.” (Vatan)

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen Cemaati Siyasal Parti Kurmayacak


Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, cemaatin siyasi parti kuracağı yönündeki iddiaları yalanladı.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı gündeme ilişkin açıklama yaptı. Fethullah Gülen cemaatinin siyasi parti kuracağı iddialarını yalanladı .

"CAMİA PARTİ KURMAYACAK"

Geçtiğimiz günlerde bazı basın yayın organlarında çıkan haberlerde "BM toplantısı için ABD’de bulunan Gül, otelde Fethullah Gülen’le bir araya geldi, yeni parti üzerinde konuşuldu" iddiaları ortaya atılmıştı. Bu iddialarla ilgili Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından yapılan açıklamada "Camia parti kurmayacak ve herhangi bir partiye angeje olmayacak" ifadelerine yer verildi .

Yapılan bu açıklama ile cemaatin AK Parti’yi desteklediği iddiları da bir anlamda yalanlanmış oldu.

İşte Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı ‘ndan yapılan açıklama;

"ÇOK SESLİLİK DEMOKRATİK TOPLUMUN SONUCU"

Bilindiği üzere, ülkemiz birden fazla seçimin gerçekleşeceği önemli bir döneme yaklaşmaktadır. Ülkenin seçim sath-ı mâiline girmiş olması, doğal olarak pek çok tartışmayı ve düşünceyi gündeme getirmektedir. Bu çok seslilik demokratik bir toplum olmanın tabii sonucudur.

"İDDİALAR SIĞ VE GERÇEKLİKTEN UZAK "

Yaklaşan seçim atmosferinin de etkisi ile Hizmet Hareketi’nin "siyasi parti kurmak için çalışma içinde" olduğuna dair bir iddia değişik kişilerce, farklı mahfillerde dile getirilmektedir.

Ancak bu sığ ve gerçeklikten uzak iddialar, Türkiye’de siyaseti; gayesi insanlığa hizmet olan Câmia`yı anlamak için gerekli asgari sosyal dinamikleri okuyamamanın bir neticesidir. Doğrusu, hem Türkiye’nin hem de Hizmete gönül vermiş Câmia’nın sosyolojik temellerini anlayamayan kişilerin böylesi iddialarının belirli çevrelerce itibar görmesi üzüntü ve şaşkınlık vericidir.

"PARTİ KURMA GÜNDEMİ YOK VE OLMAYACAK"

Bütün imkânlarını ve enerjisini, hem Türkiye hem de dünyanın pek çok ülkesinde insanlığın barışına hizmet etmek için kullanan Câmia’nın, parti kurmak gibi bir gündemi yoktur ve olmayacaktır. Hizmet, her zaman olduğu gibi bugün de gönüllülerinin enerjilerini, sadece insanlığın barış ve huzur içinde birlikte yaşama kültürünü inşa edecek sivil zemindeki projelere yoğunlaştırmasını teşvik eder.

3 MADDELİK AÇIKLAMA

Yaklaşan seçim sürecinde, benzer iddiaların artarak devam edeceği mülahazasıyla, Câmia’nın siyasetle olan ilişkisi konusunda bazı noktalara dikkat çekmekte fayda görüyoruz.

1. Farklı siyasi düşüncelerden gönüllü destekçilere sahip olan Câmia’nın; bir siyasi parti kurması, kurdurması ya da zaman zaman dile getirilen ve asılsız bir iddia olan herhangi bir partiye angaje olması, hem teorik hem de pratik olarak kesinlikle söz konusu değildir.

2. İnsanlığa hizmet etmekten başka gayesi olmayan bu Câmia, kendisine gönül veren insanların siyasetle münasebetlerini, değerler ve ilkeler üzerinden tanımlamasını tavsiye eder. Bunlar; insan hakları, demokrasi, şeffaf ve adil yönetim, çoğulculuk, hukukun üstünlüğü, inanç ve ifade özgürlüğü gibi değerlerdir. Ve bu değerleri hakkıyla temsil eden bütün siyasi partiler tercih sebebidir.

3. Öte yandan siyaset yapmak elbette meşru ve memleket için faydalıdır. Bu nedenle Câmia’nın kültür havzasından etkilenmiş bir ferdin ‘şahsi tercihi ile’ aktif siyaset yapması son derece tabiidir. Câmia’nın bir "parti kurmayacağı ve herhangi bir partiye angaje olmayacağı" ilkesi ile Hizmete gönül vermiş kişilerin bireysel tercihleriyle aktif siyaset yapabileceği konuları birbirine karıştırılmamalıdır.

Kaynak: http://www.hakimiyet.com/politika/fethullah-gulen-cemaati-siyasal-parti-kurmayacak-h231284.html#ixzz2ka4i7Vdz

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen’den AKP’ye uyarı


Zaman zaman yaptığı açıklamalarla hükümete isim vermeden uyarılarda bulunan Fethullah Gülen, bu kez de yolsuzluk uyarılarında bulundu.

İşte o açıklamalar:

– İnsanın kendi konumunu belirlemesi ve Hak karşısında ona göre bir duruşa geçmesi çok önemlidir. Kendi konumunu belirleyememiş olanlar için iktidar, servet ve makam gibi nimetler yanıltıcı birer unsura ve öldürücü birer virüse dönüşebilir.

– Bazen insanın güçlü olması onu yanıltabilir. Cenâb-ı Hakk’ın kudretini ifade eden isimlerinden biri her şeye gücü yeten manasına “Kâdir”, bir diğeri ise kâdir kelimesinin mübalağalı şekli olup çok güçlü, istediğini istediği gibi eksiksiz, kusursuz ve tam yapan, nâmütenahi kudret sahibi manasına “Kadîr”dir. Cenâb-ı Hak bir iktidar verdiği zaman bazen insan o konuda yanılabilir ve hafizanallah Zât-ı Ulûhiyete ait hususiyetleri hiç farkına varmadan -doğrudan doğruya olmasa bile dolaylı yoldan- sahiplenebilir.

“CEHENNEME ATARIM” VE HİTLER ÖRNEĞİ

– “Kibriya, benim ridâm, azamet ise benim izârımdır. Kim benimle bu mevzuda yarışa kalkışır ve bunları paylaşmaya yeltenirse, onu Cehennem’e atarım.” buyurmaktadır. Demek ki, kendini büyük görüp kibirlenen bir insan, bu ilâhî sıfatlarda Allah’a şerik olmaya kalkışmış sayıldığından Cenâb-ı Hak, böyle bir insanı derdest edip Cehennem’e atacağı ikaz ve uyarısında bulunmaktadır.

– Farkına varmadan büyüklük çağlayanına kendini salan insanlar çok defa hem kendilerini mahvetmişler hem de çok insanın kanına girmişlerdir. Sezar, Roma mefkûresini kendi heva ve hevesine çiğnetmiş; Napolyon, Büyük Fransa idealini hırslarının ağına hapsetmiş ve öldürmüş; Hitler, Büyük Almanya gaye-i hayalini maceralı çılgınlıklarıyla yiyip bitirmiştir. Gönlünü Kur’an’a vermiş, adanmışlık mülahazası içinde meseleyi götüren insanlar kibre karşı hep mesafeli durmalılar; akıllarına azıcık “Ben bir şeyim!..” diye geldiği zaman günah-ı kebâir işlemiş gibi tevbe etmeliler.

BULUNDUĞU KONUMU ŞAHSİ ÇIKARLARI HESABINA…

– Bir taraftan kendini büyük görmeye sebebiyet vermesi bir taraftan da insandaki hırs duygusunu beslemesi ve “kazanma.. kazanma.. ille de kazanma..” düşüncesini büyütmesi açısından servet ve imkan da bazen öldürücü bir virüse dönüşebilir.

– Bin kazandığımız zaman, şayet içinde bir tane haram varsa, onun içine bir tane haksızlık girmişse, geri kalan dokuz yüz doksan dokuzu da kirletmiş oluruz ve Allah hepsinin hesabını sorar. Zaten, hadis-i şerifin ifadesiyle, zekatı verilmemiş bir mal bütünüyle kirlidir.

– “Derken Kârun, ihtişam ve debdebe ile kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar, ‘Keşke Kârun’a verilenin benzeri bize de verilseydi, doğrusu o çok şanslı’ dediler.” (Kasas Sûresi, 28/79) âyetinin ifadelerine göre Kârun, hayatı itibarıyla büyük bir kibir, çalım, gösteriş ve debdebe içindeydi. O servet ve imkanın altında kalıp ezildiği gibi başkalarına da kötü örnek oluyordu. Bugün de bulunduğu konumu şahsî çıkarları hesabına değerlendirmeye kalkışanlar, aynı zamanda başkalarına kötü örnek olduklarından onların veballerini de yüklenmiş sayılırlar.

– Cenâb-ı Hak, Hazreti Musa’nın (aleyhisselâm) kavminden olan Kârun’a, hazinelerinin anahtarlarını bile güçlü, kuvvetli bir topluluğun zorla taşıdığı büyüklükte bir servet vermiş, fakat o, bu serveti kendi becerisiyle kazandığını iddia etmişti. Hakk’ın kendisine yaptığı iyilik ve ihsanlara bir şükür ve teşekkür ifadesi olarak insanlara iyilik yapacağı yerde, iyiliğin arkasındaki iyilik sahibini unutmuş, kendini bencilliğin gayyalarına salıvermiş ve sahip olduğu servet u sâmânla şımarmış, böbürlenmiş, ferîh fahûr yaşamaya ve ifsada başlamıştı. Tabiî Cenâb-ı Allah da yaptıklarının karşılığı olarak onu bütün varlığıyla beraber yerle bir etmişti. Böylece Kârun, ulü’l-azm bir peygambere yakınlığın hakkını veremeyip kazanma kuşağında kaybeden ibret vesilesi, tâli’siz bir servet sahibi olarak tarih defterinin yaprakları arasında yerini almıştı. Evet, Karun, kendisine lütfedilen nimetler karşısında tavır ayarlaması yapamaması, inkâra sapması yüzünden neticede sahip olduğu her şeyle beraber yerin dibine geçirilmekle cezalandırıldı ki Kur’ân bunu şöyle resmeder:

“Nihayet Biz onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Zaten onun ne Allah’a karşı kendisine yardım edecek avenesi vardı ne de kendini savunup kurtulabilecek durumdaydı.” (Kasas Sûresi, 28/81) (13:04)

– Bir hadis-i şerifte “Dünya bir cîfedir (leştir, pisliktir); onun talipleri ise köpeklerdir!” buyurulmaktadır. Bir başka hadis-i şerifte ise, “Dünya sevgisi bütün hataların başıdır!” denmektedir.

İKTİDAR, SERVET VE RAHATA DÜŞKÜNLÜK

– Rahata düşkünlük de bünyeye musallat olmuş öldürücü bir virüstür. Tenperverlik kanserden daha tehlikeli bir hastalıktır.

– İktidar, servet ve rahata düşkünlük virüsleri birbirlerini de destekler durur. Bazen servetten büyüklük doğar, bazen büyüklük servet hesabına kullanılır ve bazen de o büyüklük o servet insanda rehavet hissi hâsıl eder. Bu marazlara düşmüş kimseler, bir de kalkıp “Bunca zaman koştuk, hizmet ettik; “humus” (ganimetin beşte biri) kullanmak da bizim hakkımız!” demek gibi şeytanî mırıltılarla gayr-ı meşru tavırlarına meşruiyet bahanesi aramaya çalışırlar.

– Beklentiye düşme ve takdir görmeyi isteme de bir öldürücü virüstür. Halbuki mümin, övülmeyi sövülme gibi görmeli ve her işini sadece Allah’ın rızasına bina etmelidir.

– Hizmetleri karşısında Allah rızasından başka beklentilere girenler, “Bütün zevklerinizi dünya hayatınızda kullanıp tükettiniz, onlarla safa sürdünüz. Allah’ın verdiği o güzel ve hoş nimetleri israf edip bitirdiniz. Hakkınızı dünyada kullanıp ahirete bir şey bırakmadınız” (Ahkâf Sûresi, 46/20) âyetinin tokadına maruz kalırlar.

HER TÜRLÜ MAKAM KARŞISINDA…

– Bizim en büyük kredimiz istiğnadır; her türlü makam ve mansıp karşısında müstağnî davranmamız lazımdır. Makama bağlı vazifeler istenmemeli; talepsiz verildiğinde ise, ancak kerhen kabul edilmelidir. Bu meselenin tek istisnası vardır: Şayet bir vazifeyi sizin ölçünüzde yapabilecek başka bir müstakim mü’min yoksa, Hazreti Yusuf’un “Beni ülkenin hazinelerinin başına tayin et; çünkü ben (onları) çok iyi korurum ve bu işi bilirim.” (Yusuf Sûresi, 12/55) diyerek Kıptîler içinde vazifeye talip olduğu gibi, o vazifeyi talep etmekte mahzur olmayabilir. Hazreti Yusuf (aleyhisselam), bu sözü hiçbir müslümanın olmadığı, peygamberlik esintilerinin bulunmadığı, Allah’ın bilinmediği bir yerde vazifeyi talep sadedinde söylemiştir.

– Cevdet Paşa’nın, “Kısas-ı Enbiyâ”da temas ettiği üzere, riyâsete talip olmamak ve belli bir vazifeye tayin istememek gerektiği yönündeki nebevî uyarıları duyup dinleyen Hazreti Ebû Bekir (Allah’ın rıza ve rıdvanı onun üzerine olsun), Hazreti Ali’ye (radiyallahu anh) gönderdiği bir mektupta bu mevzuyla alâkalı şu ölçüyü dile getirmiştir: “Vazife onundur ki, o ‘benim değildir’ der. Onun değildir ki, o, vazifeye ehil olduğunu iddia eder.”

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen, o isim için taziye yayınladı


Fethullah Gülen, dün hayatını kaybeden gazeteci için taziye yayınladı.

Fethullah Gülen, dün vefat eden Zaman Gazetesi’nin Galatasaray muhabiri Hacı Hasdemir’in vefatı üzerine bir taziye mesajı gönderdi. İşte o taziye…

Zaman Gazetesi’nin emektar ve titiz spor muhabirlerinden Hacı Hasdemir kardeşimin uzun zamandır gördüğü çileli tedavinin neticesiz kaldığını üzüntüyle öğrendim. Kendisine Cenab-ı Allah’tan rahmet ve mağfiret diler, eşi muhtereme hemşiremize ve değerli evlatlarımıza sabr-ı cemil niyaz eder, mesai arkadaşlarına başsağlığı dilerim.

Fethullah Gülen’in ‘Sevgi ve Hoşgörü’ kitabı Yunancaya çevrildi

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, ‘İnsanlığın Özündeki Sevgi’ isimli kitabı, ‘Agapi ke Anektikotita’ (Sevgi ve Hoşgörü) adıyla Yunanca’ya tercüme edildi. Yaklaşık bir ay önce ‘I. Sideris Yayınları’ndan çıkan eser, Yunanistan’da ‘M. Fethullah Gülen’ imzasıyla basılan ilk kitap oldu.

Dünyanın faklı dillerine tercüme edilen ve şimdiye kadar milyonlarca satan M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin "İnsanın Özündeki Sevgi" kitabı, Yunanca’ya çevrildi. İlgi ile karşılanan kitap, yayıncılık dünyasına 1891 yılında giren ülkenin en köklü yayınevi durumundaki ‘I. Sideris’ tarafından, ‘Agapi ke Anektikotita’ (Sevgi ve Hoşgörü) başlığıyla piyasaya sürüldü.

Atina Üniversitesi Teoloji Bölümü Dekanı ve Karşılaştırmalı Dinler Felsefesi öğretim üyesi Prof. Dr. Marios P. Begzos, kitabın Yunanca baskısı için 15 sayfalık bir önsöz kaleme alırken, eserin çevirisini, eğitimini El Ezher Arap Dili ve Edebiyatı ile İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümlerinde tamamlayan usta çevirmen Persa Koumoutsi yaptı. Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Mısırlı yazarlar Necib Mahfuz ve Yusuf Zeydan’ın eserlerini de Yunanca’ya çeviren Koumoutsi, beş çok satan romanın da yazarı.

Eserin redaktörlüğünü, İonio Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler, Türkiye ve Ortadoğu konularında dersler veren Yar. Doç. Dr. Sotirios S. Livas yaptı. Livas, tamamı Hizmet Hareketi’ne ayrılmış, Yunanistan’daki tek eser olma özelliğine sahip, "İslam, Küreselleşme ve Milliyetçilik: Türkiye ve Dünyada Fethullah Gülen’in Üslubu ve Çalışmaları" adını taşıyan çalışmasıyla biliniyor.

Yunanca "İnsanın Özündeki Sevgi" kitabı, sevgi, hoşgörü, dinler ve kültürler arası diyalog, önyargıları aşma ve uzlaşma düşüncesi etrafında yoğrulmuş, ‘sevgi ve merhamet’, ‘ideal insan’, ‘tasavvuf ve metafizik’, ‘cihad-terör ve insan hakları’, ‘eğitim ve küresel perspektifler’ üst başlıkları altında kaleme alınan ve her din ve milletten okura sevgi merkezli çözümü salık veren onlarca makaleden oluşuyor.

"AKTÜEL VE İLGİ ÇEKİCİ KONULARA ÇÖZÜMLER SUNUYOR"

Kitabın Yunanca çevirisine önsöz yazan Prof. Dr. Begzos, M. Fethullah Gülen’in ‘Sevgi ve Hoşgörü’ başlığıyla Yunanca’ya çevrilen kitabını, "Sevgi ve Hoşgörü’ adlı eser, çok anlamlı bir isim ile Yunan okura sunuluyor ki; böylece komşu ülkenin tanınmış entelektüeli M. Fethullah Gülen’in lezzetli ürünlerinin tadına varabilsin…" ifadelerine yer veriyor. Begzos, "Kitabın, günümüzün aktüel ve ‘sıcak’ konularına geniş bir yelpazeden ve dinler arası diyalog perspektifinden baktığı" değerlendirmesinde bulunuyor. Begzos, Gülen’in ”Teori ve fiili, söz ve işi aynı potada eriterek, dünya çapında insanlık ve eğitim yararına yaptığı faaliyetler ve yaşayan fikirlerle uzlaştırıcı İslam ve Müslümanlık önerdiğini" ifade ediyor.

Atina Üniversitesi Teoloji Bölümü Dekanı Prof. Dr. Begzos, Patrik Bartholomeos ile M. Fethullah Gülen arasında onlarca yıl önce başlayan diyaloga dikkat çektiği önsözünde şunları ifade ediyor:

"Ekümenik Patrik Bartholomeos, mütefekkir Gülen hakkında şunları söylüyor: Uzun yıllardan bu yana sıkı bir işbirliğimiz var. Çok yakınız; çünkü aynı idealimiz var: barış ve birlik."

"YUNAN OKURUN İLGİSİ ÇOK OLUMLU"

Sideris Yayınları’nın sahibi Andreas Sideris, Fethullah Gülen gibi dünyanın yakından tanıdığı bir entelektüelin kitabını yayınlamaktan ötürü mutlu olduklarını belirtiyor. Kısa bir süre önce yayınlanmasına rağmen kitaba Yunan okur tarafından gösterilen ilgiyi "çok olumlu" şeklinde yorumlayan Sideris, şöyle konuşuyor: "Karşılıklı anlayış ve bilgi adına Ege’nin iki yakası için bu tip kitapların yayınlanmasını zorunlu görüyorum. Bu kitap, yayınevinin deneme kitapları serisini zenginleştiriyor. Bir başka açıdan İslam’ın kültürel boyutunu analiz ediyor. Bu nedenle ‘Sevgi ve Hoşgörü’ kitabı, çok önemli."

Yaklaşık bir ay önce piyasaya çıkmasına rağmen okurlar tarafından kitaba gösterilen ilginin çok olumlu olduğunu ifade eden Andreas Sideris, "Bundan sonra kitaba olan ilginin çok daha iyi olacağını düşünüyorum." dedi. Sideris, "Kaynak Kültür Yayın Grubu ile işbirliğimizi geliştirmek istiyoruz. Sayın Gülen’in daha başka kitaplarını da yayınlamak istiyoruz." şeklinde konuştu.

122 yıllık yayıncılık geçmişinde çocuk kitaplarından üniversite kitaplarına kadar 4 binden fazla eser yayınlayan I. Sideris, Mevlâna’nın Mesnevisi’ni Yunanca’ya kazandırarak adından söz ettirmişti.

YUNAN GAZETELERİ KİTABA İLGİ GÖSTERDİ

Fethullah Gülen imzasını taşıyan ilk Yunanca eserin piyasaya çıkmasına ülkenin önde gelen gazeteleri geniş yer verdi. Gazeteler, ‘I. Sideris Yayınları’nın Fethullah Gülen’in eserini basarak müthiş bir işe imza attığı değerlendirmesinde bulundu. Yaklaşık 160 bin tirajıyla en çok satan haftalık gazete To Vima, bugün yayınladığı makalede ‘Sevgi ve Hoşgörü’ kitabına tam bir sayfa ayırdı. Gazete, M. Fethullah Gülen’in ‘Sevgi ve Hoşgörü’ isimli eserinden alıntılar yaparak Gülen’in görüşleri ile Hizmet Hareketi’ni inceledi. Haberde, Gülen’in İslam’ın bir sevgi dini ve aşırılıklardan uzak olduğu vurguladığı belirtildi. Gülen’in terörü lanetlediği ifade edilen makalede, medeniyetler çatışmasını dayatanlara karşı olduğunun da altı çizildi.

Fethullah Gülen ve Hizmet Hareketi’ni anlamaya çalışan Yunan medyasında daha önce de çok sayıda lehte ve aleyhte haber ve makale yayınlanmış, okurla buluşan onlarca kitapta, M. Fethullah Gülen ve Hizmet Hareketi’ne yer veren bölümler yer almıştı.

Fethullah Gülen’in 357 sayfadan oluşan çeviri kitabı, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki tüm kitapçılardan temin edilebiliyor

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen ne kadar kazanıyor ??


Fethullah Gülen, "386. Nağme: Hucurât Sûresi, edep ve kul hakkı" başlıklı sohbetinde; Pensilvanya’da kaldığı çiftlik için verdiğini iddia ettiği kira bedelini açıkladı.

Tek gelirinin “kitap teliflerinden” geldiğini söyleyen Fethullah Gülen, "Benim kitabım bana ait değil ki, Allah’ın mülkü. Bazıları hediye edilmiş bazılarını da almışım. Bunların da paralarını veriyorum ben. Teliften geliyor başka bir gelirim yok." şeklinde konuştu.

Sohbette kendisini dinleyen birinin ‘Buraya da kira ödüyor musunuz?’ şeklinde gelen sorusuna, "Evet ödüyorum. Hem ben kalıyorum, hem işte sizler de kalıyorsunuz. Nasıl kalacaksınız vakıf evinde? Onun için 5 Bin 500 Dolar ödüyorum." diyen Fethullah Gülen şu açıklamayı yaptı:

"Şunun için önemli; ‘Vakfın binasında kalıyor. Yiyor içiyor’ suizanına medar olmasın diye. Buradaki mutfak gideri de bir iki arkadaş kefil etmiş veriyor. Millete haram yedirmemek için. Bu mevzuda o hassasiyet tamdır yani."

Fethullah Gülen kitap telifiyle yaşıyormuş!

Gazeteci Ayşenur Arslan’ın Medya Mahallesi programında "Fethullah Gülen beyefendi hangi emekli maaşıyla Pensilvanya’da yaşıyor, diye sorabilir miyim?" demesine Gülen’den avukatı aracılığıyla yanıt geldi.

“Fethullah Gülen’in mütevazi bir odada hayatını sürdürdüğü” belirtilen açıklamada, şu sözler dikkat çekti:

“(Fethullah Gülen’e) yazdığı kitaplar nedeniyle telif ücreti ödemesi yapılmaktadır. İkameti için gereken para telif ücretinden karşılanmakta olup, hayatı boyunca kimseden karşılıksız bir şey almamıştır.”

Şimdi…

1999’dan beri Amerika’da yaşayan Fethullah Gülen’in Pennsylvania eyaletindeki Pocono Dağı eteklerinde yer alan çiftliği 2010 yılında görüntülenmişti. Resmi kayıtlarda ’Altın Jenerasyon İbadet ve Dinlenme Merkezi’ olarak görünen evi görüntüleyen Pocono Record gazetesi, içinde basketbol ve futbol sahaları, gölet ve çiftlikte yaşayan 100 kişi ve ziyarete gelen konuklar için rezidanslar bulunduğunu yazdı.

ABD gazetesine göre hiç de “mütevazi bir oda” olmayan çiftlik için nasıl bir kitap telifi gerek biz hesaplayamadık.

Bildiğimiz şu ki; FORBES Türkiye’nin her yıl açıkladığı “En çok kazanan yazarlar listesinde” Fethullah Gülen’in isminin yer almaması.

Bir de unutmadan…

Fethullah Gülen yeşil kart alma mücadelesi sırasında 2007 yılında FBI Başkanı’ndan şikayetçi oldu ve dava açıldı.

Bir yanda Fethullah Gülen, diğer yanda ABD İçişleri Bakanlığı vardı.

ABD İçişleri Bakanlığı adına savunmayı savcılar Patrick Meehan ve Mary Catherine yaptı.

Savcıların iddiası neydi biliyor musunuz?

Fethullah Gülen’in 25 milyar dolarlık bir güce sahip olduğunu ve bu finansmanda CIA’in katkısı olduğunu düşünüyorlardı.

Neyse…

İşte Fethullah Gülen’in avukatının o açıklaması :

“Bir televizyon kanalında Ayşenur Arslan tarafından ‘Fetullah Gülen beyefendi hangi emekli maaşıyla Pensilvanya da yaşıyor, ’ sorusu üzerine yapılan haberlerle ilgili olarak açıklama yapmak zarureti hasıl olmuştur.

Müvekkilimin hayatının her karesi, yazdıkları, söyledikleri ve hakkında yazılanlarla görmek isteyenler açısından toplumun gözleri önünde yaşanmaktadır. Görmek isteyen gözlerin sadece samimi olarak bakması yeterlidir.

Müvekkilim hayatının bir döneminde derme çatma bir barınakta, diğer bir döneminde cami penceresinde, bir döneminde ise tahta bir kulübede yaşamıştır.

Bugün ise mütevazi bir odada hayatını sürdürmektedir.

Maalesef kinle ve garazla hareket eden bazı kimseler, herkesi kendi dünya tutkuları ve yaşama arzuları zaviyesinden değerlendirerek çiftliklerden, villalardan, lüks hayattan ve şatafattan bahsedip dursalar da, müvekkilim küçük bir odada yaşamaktadır.

Şeker hastası olan, ağır şeyler yiyemeyen, yemek ihtiyacını çok defa yoğurt ve çorbayla karşılayan bir insanın geçimini sağlaması için ne kadar paraya ihtiyacı vardır.

Müvekkil 60’nin üzerinde kitap yazmış ve yazdığı kitaplarda çok satanlar sıralamasında ilk sıralarda yer almıştır. Müvekkilime yazdığı kitaplar nedeniyle telif ücreti ödemesi yapılmaktadır. İkameti için gereken para telif ücretinden karşılanmakta olup, hayatı boyunca kimseden karşılıksız bir şey almamıştır. Telif ücretinin kalan kısmıda müvekkilimin milletimize her fırsatta tavsiye ettiği eğitim hizmetlerine ve muhtaç kimseler için yapılan yardım kampanyalarına aktarılmaktadır.

Hiçbir eser ortaya koyamamış insanların nasıl geçindikleri değerlendirme konusu yapılmazken, 60’ın üzerinde kitap yazan, 10’larca sohbet kasetleri bulunan müvekkilimin nasıl geçindiğinin tartışma konusu yapılması masum bir soru sorma olarak değerlendirilemeyecek bir davranıştır.

İnsaf sahibi herkes tarafından müvekkilimin lüks bir hayat içerisinde olmadığı söylenebilecekken, haksız ve mesnetsiz iddialar ortaya atarak insanların zihninde şüpheler uyarmak suretiyle müvekkilimi karalamaya çalışmak iz’an, insaf ve hakkaniyet sahibi kişilerin yapacağı bir davranış değildir.

Bu tür iddiaları ortaya atanların maksatlarını insaf sahibi halkımız en iyi şekilde takdir edecektir. Saygılarımla

Fetullah Gülen

Vekili

Av. Nurullah Albayrak”

İşte Fethullah Gülen’in yaşadığı "mütevazi" ev

Avukatlarına göre “Fethullah Gülen mütevazi bir odada hayatını sürdürüyor.”

Ve yine avukatlarına göre; “Fethullah Gülen’in ABD’deki ikameti için gereken para kitaplarının telif ücretinden karşılanıyor!

Aşağıdaki fotoğrafları Reuters Haber Ajansı çekti.

Reuters, hakkında bir analiz yayımladığı Fethullah Gülen’in ABD’deki evini tepeden görüntüledi.

Bakınca “ne kadar kitap telifi almış ve ne kadar "mütevazi" bir yerde yaşıyormuş Fethullah Gülen!” diye soruyorsunuz.

İşte Gülen’e ait Altın Nesil İbadet ve Dinlenme Merkezi’nin de bulunduğu Pensilvanya’daki o evin fotoğrafları…

Odatv.com

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen’in ilginç hapis hatırası


Bugün çok farklı noktalarda olan 7 isim eteklerindeki taşları dökerken, hayatlarının bir dönemiyle de hesaplaşıyor…

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Erkam Tufan Aytav’ın kaleme aldığı, ‘Aydınlık’tan Kaçanlar’ adlı kitap Ufuk Yayınları’ndan çıktı. 1960’lı ve 70’li yıllara damgasını vuran Aydınlık hareketini mercek altına alan kitapta bugün çok farklı noktalarda olan 7 isim eteklerindeki taşları dökerken, hayatlarının bir dönemiyle de hesaplaşıyor. Bir dönemin hızlı Maocuları’nın neler yaşadıklarına, neden döndüklerine ışık tutan kitap, Cengiz Çandar, Şahin Alpay, Halil Berktay, Oral Çalışlar, Gülay Göktürk, Ethem Sancak ve Büşra Ersanlı’nın anlatımlarından oluşuyor:

DEV-GENÇ’İN İSİM BABASI: ÇANDAR

Aydınlık Hareketinin önde gelen isimlerinden Cengiz Çandar, Ankara Siyasal’da okurken üyesi olduğu kısa adı FKF olan Sosyalist Fikir Kulüpleri Federasyonu zaman içinde Dev-Genç adını alır. Çandar şöyle anlatıyor: ”Sanırım 1969’du. Federasyonun kongresinde yeni bir isim kabul edildi. Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu olacaktı. Ben de baskıya girmek üzere olan Türk Solu dergisinin başındaki Bora Gözen’e kongre ile bilgi aktarırken, ismini kısaca Dev-Genç olarak yazdırdım. Dev-Genç adı, Türk Solu’nda yayımlandı ve hiç kimse örgütün uzun resmi adını kullanmadı.”

GÜLEN: ‘SAHABE HAYATI YAŞAYAN SOLCULARIN YANIBAŞINDA YATTIM’

Hedef Alliance Holding Yönetim Kurulu Başkanı, işadamı Ethem Sancak, 1975-1985 arası Aydınlık Hareketi’nin içinde, önder kadrosunda yer aldı. Sancak, kitapta şunları söylüyor: ”(…) Adanmışlık çok enteresan şey. Mesela geçen gün Fethullah Gülen Hocaefendi’yi ABD’de ziyarete gittiğimde kendisine dedim ki; ‘Ben adalet ve özgürlük arayışı peşinde solcu oldum.’ Bana, ‘Beni 72’de hapse attılar, yanı başımda hücrede solcu gençler vardı, onları gözledim, bunların içinde sahabe hayatı yaşayanlar vardı’ dedi. Sahabe hayatı yaşamak çok zor bir şey… Dürüst olmak, kanaatkar olmak, yalan söylememek, baskıya boyun eğmemek, despotizme karşı hakkı savunmak, haklıyı savunmak. Mesela ben acayip şekilde sempati duydum bu objektif ve güzel değerlendirmeye.”

PERİNÇEK’İN ÇOCUK YAPMA YASAĞI YÜZÜNDEN KIZ KARDEŞİ ÖLÜYORDU

Kitapta, Perinçek’in örgütte çocuk yapma yasağı koyduğu şu çarpıcı örnekle anlatılıyor. 1976 yılında Gün Zileli’nin eşi (Perinçek’in kız kardeşi Feyza) hamile kalır. Zileli, Doğu Perinçek’in yasağı delmesini fırsat bilip eşinin doğum yapması için izin ister. Perinçek izin vermez. Feyza Zileli parti kararıyla 3 aylık bebeğini mezbaha gibi bir yerde aldırırken çok kan kaybeder ve ölüm tehlikesi geçirir.”

ŞAHİN ALPAY: ‘DÖNEKLİĞİMLE İFTİHAR EDİYORUM

Gazeteci Şahin Alpay 1968-1971 yılları arasında Aydınlık Hareketi içerisinde bulunmuş. Alpay kitapta şöyle yazıyor: "Dönekliğin bir ahlaki, bir de felsefi anlamı var. Ben ahlaki bakımdan her zaman sözüne sadık, güvenilir, dürüst, şeffaf olmaya çalıştım. Ama felsefi bakımdan bir döneğim ve dönekliğimle iftihar ediyorum. Çünkü yanlışlardan dönmek, bir erdemdir."

"PERİNÇEK HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADI"

20 yıl hareketin içinde aktif rol alan Halil Berktay, Perinçek’le ilgili de şu satırları yazdı: "Çok zekiydi, dinamikti, enerjikti, sıcak bir karizması vardı. İkna edici, temkinli, birleştirici ve itidalli dönemleri oldu. 1980’lerde ikinci tutuklanıştan çıktığında çok farklı bir insandı. Bütün dengesini kaybetmiş gibiydi. Küçük bir yazı kurulu toplantısında kontrolünü yitirip ‘Ben meczup muyum, içeride de bana meczup gibi davrandılar’ diye hüngür hüngür ağladı.”

”ÖMER MADRA’YI KARABORSA BİLET SATSIN DİYE GÖNDERDİK"

Oral Çalışlar anlatıyor: ”Örgütteki arkadaşlara şaka yollu diyorduk ki, ‘Lan burjuva çocuğu şuna bak’… Mesela bir keresinde Ömer Madra’yı karaborsa bilet satmaya gönderdik İnönü stadına… Yani onların emekçi kabiliyetleri gelişsin diye böyle bir takım saçmalıklara teşvik ediyorduk."

Habertürk

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen Hocaefendi uyardı !


Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi herkul.org internet sitesindeki son sohbetinde ahlakın dört esası olan hikmet, şecaat, iffet ve adaleti anlattı.

"Size zulmedenlere beddua etmeyin" diyen Hocaefendi, konumunu ve milletin teveccühünü, şahısları, aileleri ve evlatları hesabına değerlendiren insanlar karşısında sabır çatlayana kadar sabredeceğini söyledi.

İşte Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Herkul.org sitesinde yayınlanan sohbeti:

*Ümmühât-ı hulukun dördüncüsü ise “adalet”tir. Dengeli olma, aşırılığa düşmeme, herkesin ve her şeyin hakkına riâyet etme, zulme girmeme mânâlarına gelen “adl” ve “adalet”, İslâm dininde ahlâkî ve hukukî yanlarıyla fevkalâde önemli bir esastır. (41:33)

*“Mukabele-i bilmisil”de bulunmaya (bir davranışa aynıyla karşılık vermeye) din ruhsat tanımıştır. Fakat, öyle zaman olur ki, bir kötülüğe karşı siz de aynıyla mukabele ederseniz, çok daha olumsuz hadiselere sebebiyet verebilirsiniz. Bu açıdan, o ruhsatı günümüzün insanları kullanmamalıdır. Nitekim, Kur’an-ı Kerim’de düşmana ancak yaptığı kadarıyla karşılık verilebileceği beyan buyurulduktan sonra, “Eğer sabrederseniz, bu, sabredenler için daha hayırlıdır” (Nahl Suresi, 16/126) denmekte ve inananlar sabra teşvik edilmektedir. (41:52)

*İman ve Kur’an hizmetinin gönüllüleri her zaman şu ayetin ışığında hareket etmelidirler:

“İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın ki seninle kendisi arasında düşmanlık olan kişi candan, sıcak bir dost oluvermiş!” (Fussilet Suresi, 41/34) (44:38)

*“Zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah’ı var / Bugün halka cevretmek kolay, yarın Hakk’ın divanı var.” demişler. Fakat bence size zulmedenlerin Hakk’ın divanında cezaya çarptırılmaları isteğinde de bulunmayın. Sizi karşı cepheden görüp 40-50 sene en olumlu işlerinizi dahi sorgulayan insan hakkında bile “Allah seni cehennemle cezalandırsın!” demeyin. İlle de bir şey diyecekseniz, “Allah benim kalbimi de senin kalbini de ıslah eylesin!” deyin. (45:37)

*Sabrın, sabırdan daha ötesine sabredeceğimi bileceği ana kadar dişimi sıkıp sabredeceğim. (48:28)

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: