Etiket arşivi: MİT

AK PARTİ DOSYASI : Nazlı Ilıcak’tan AKP-Cemaat-MİT iddiası !


Gülen Cemaati ile AKP arasındaki gerilim giderek tırmanırken Nazlı Ilıcak hayli iddialı bir yorumda bulundu. Ilıcak, "Bu bir MİT operasyonudur" dedi.

AKP ve cemaat arasındaki dershane gerilimi giderek tırmanırken Nazlı Ilıcak‘tan iddialı bir yorum geldi. CNN Türk‘de Dört Bir Taraf programında konuşan Ilıcak, AKP-cemaat çatışmasının perde arkasında bir MİT operasyonu olduğunu savundu.

AKP’Yİ MİT YÖNLENDİRİYOR

Milli İstihbarat Teşkilatı için ağır suçlamalarda bulunan Ilıcak, MİT‘in Başbakan Erdoğan’ı yanlış yönlendirdiğini ve cemaat ile arasını açtığını iddia etti. Dershanelerin kapatılması ile başlayan bir gerilimin de bir MİT operasyonu olduğunu iddia eden Nazlı Ilıcak, "Bu operasyonun arkasında AK Parti’yi yönlendiren MİT var" dedi.

CEMAATE KARŞI MİT OPERASYONU YAPILIYOR

Burada bir operasyon yapılıyor cemaate karşı. Bu operasyonun arkasında AK Parti’yi yönlendiren MİT var. Ben buna yüzde yüz eminim. Çünkü bir sürü hadiselerde bunu gördük. Kişilerin bürokraside kadrolaşıyor denilmesi, böceği cemaatçi polisler koydu denilmesi… Bu konularda bizzat Fethullah Gülen’in yaptığı açıklamalar var iddiaların yanlış olduğu yönünde.

MİT CEMAAT İLE ERDOĞAN’IN ARASINI AÇMAYI BAŞARDI

Her konuda laf dönüp dolaşıyor ve ‘cemaat bunu yatı’ya getiriliyor MİT tarafından. Cemaat sizin iktidarınıza ortak olmaya çalışıyor’ söylentileriyle cemaatler iktidarın arası maalesef açılmaya çalışılıyor ve açıldı. Acaba bir samimiyet yok mu MİT’de? Tayyip Erdoğan’ı yanlış yönlendirerek cemaatle arasını bu tip söylemlerle MİT mi açıyor diye sormak istiyorum.

BAŞBAKAN’I YANLIŞ YÖNLENDİRİYORLAR

Öyle bir yere geldi ki, lüzumsuz yere dershaneleri kapatmaya yelteniyor, lüzumsuz yere ‘beni hedef almışlardı, beni tutuklayacaklardı’ diyor, halbuki hukuken bu mümkün değil. Ben Başbakan’ın yanıltıldığı kanaatindeyim. Endişeye sevk edildiği kanaatindeyim.

VİDEOYU BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

TERÖR : MİT harekete geçti


İstanbul’dan çalınan kamyonet ve panelvan tipi araçların aynı plakalar ile Hatay’a götürüldüğü ortaya çıktı! Toplam 25 aracın Hatay’dan geri dönüş yapmadığını tespit eden güvenlik ekipleri ise alarma geçti…

Suriye’de iç savaş devam ederken, bölgede faaliyet gösteren radikal İslami grupların Türkiye’ye yönelik olası eylem planlarını mercek altına alan istihbarat ve güvenlik birimleri ‘klonlanmış plaka takan şüpheli çalıntı kamyonetler’in peşine düştü…

Milliyet’in aldığı bilgiye göre, Şam yönetimine karşı geniş katılımlı çatışmalara giren başta El Kaide ve bu örgütünün uzantısı olan Irak-Şam İslam devleti adlı radikal İslami grubun Türkiye’yi hedef alan açıklamalar yapması güvenlik birimlerini alarma geçirdi. Bu grupların Türkiye’ye yönelik ‘eylem süreci’ başlattıklarını açıklamalarıyla birlikte MİT’in yanısıra jandarma ve emniyet birimleri ortak çalışmalara başladı. Bu kapsamda ilk olarak jandarma birimleri, karayolları üzerindeki kamera kayıtlarından ilginç ipuçlarına ulaştı.

Aynı güzergâh

Jandarma birimleri, İstanbul’dan çalınan birbirine benzer kamyonet ve panelvan tipi araçların klonlanmış plakalar takılayarak Bolu-Ankara-Aksaray-Adana üzerinden Hatay’a götürüldüğünü tespit etti. Kamera kayıtlarındaki incelemelerde, Konya Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şubesi’ne kayıtlı bir açık kasa kamyonete ait plakayı taşıyan 6 farklı aracın görüntülerine ulaşıldı. Bu durum üzerine MİT devreye girdi. Jandarma ve MİT’in ortak çalışmaları sonrasında, İstanbul Emniyeti Trafik Tescil Şubesi’ne kayıtlı 4 farklı plakayı kullanan 14 farklı kamyonetin, Ankara Emniyeti Trafik Tescil Şubesi’ne kayıtlı iki ayrı araca ait plakayı kullanan 5 aracın, ‘klonlanmış’ olarak aynı güzergâhı kullanarak Hatay’a gittiği belirlendi.

‘Bombalı araç’ mı?

Yapılan araştırmalarda, plakaları klonlanmış toplam 25 kamyonet ve panelvan tipi aracın hiçbirinin Hatay’dan geri dönüş yapmadığını tespit eden güvenlik birimleri alarma geçti. Daha önce El Kaide’nin İstanbul’da gerçekleştirdiği eylemlerde kamyonet kullanması, Ankara’da eylem yapmayı planlayan Acilciler örgütünün bombalı kamyonetle eylem yapacağının ortaya çıkması ve klonlanmış plaka taşıyan 25 kamyonet-panelvan türü aracın ‘buhar olması’ istihbarat ve güvenlik birimlerini harekete geçirdi.

MİT’in koordinesinde jandarma ve emniyetin katılımıyla gerçekleştirilen çalışmalarda, klonlanmış araçların kiralık sürücülerce Hatay’ın Reyhanlı ilçesine sevk edildiği anlaşıldı. Bu tespitlerle birlikte, Suriye’den gelen bazı önemli istihbaratlar sonucunda araçların ‘bombalı araç’ olarak hazırlanarak Türkiye’ye gönderilme olasılığı ortaya çıktı.

1200 ton TNT kayıp

Sınır ötesinden elde edilen istihbaratlara göre, Suriye’nin Rakka bölgesini kontrol altında tutan radikal İslamcı Irak-Şam İslam Devleti adlı terör grubunun, Deyr El Zor bölgesindeki Greyye Köyü’nün dağlık alanında Esad yönetimine ait bir mühimmat deposunu ele geçirdiği tespit edildi. Radikal İslami grubun bu depodan yaklaşık 1200 ton TNT ile patlayıcı yapımında kullanılan amonyum sülfata el koyup kaçırdığı belirlendi. Aynı süreçte, El Kaide bağlantılı olarak bölgede faaliyet gösteren Irak-Şam İslam Devleti adlı örgütün Türkiye’ye yönelik bombalı araç eylemi gerçekleştirmeyi hedeflediğinin tespit edilmesi, Hatay’a götürülen klonlanmış kamyonet ve panelvan tipi araçları daha önemli hale getirdi.

Bu gelişmeler sonrasında MİT, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı kısa süre önce yurt genelindeki ünitelerine uyarı yazısı gönderip gelişmeler hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Bu gelişmelerin MİT tarafından başta Başbakanlık olmak üzere Genelkurmay Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’na da bildirildiği öğrenildi. Yapılan tespitler sonrasında uyarı yazısı gönderilen 81 kentteki tüm güvenlik birimleri kendi sorumluluk bölgelerindeki önlemlerini artırıp kayıp kamyonetlerin peşine düştü.

İSTİHBARAT : CHP MİLLETVEKİLİ Vahap Seçer : “Allah aşkına MİT ne iş yapar ?”


Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nun CHP’li üyesi Seçer, MİT’i sorguladı, Başbakan Yardımcısı Atalay sessiz kaldı. "Sokaktaki simitçi, tarladaki çiftçi Mehmet Efendi dahi dinlendiğini düşünüyor"diyen Seçer, Reyhanlı’da, Uludere’de ve daha birçok olayda MİT’in istihbarat zafiyeti içinde olduğunu vurguladı. Seçer, AKP döneminde örtülü ödenekteki patlamaya da dikkat çekti.

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) ortam ve telefon dinlemelerindeki yerini sorguladı. Vatandaşın bu konuda tedirgin olduğunu vurgulayan Seçer, "Sokaktaki simitçi, tarladaki çiftçi Mehmet Efendi bile dinlendiğini düşünüyor" dedi. Seçer, AKP döneminde örtülü ödenekteki patlamaya dikkat çekti.

Vahap Seçer, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Başbakanlık ve bağlı kuruluşların 2014 yılı bütçelerine ilişkin görüşmeler sırasında önemli değerlendirmeler yaptı. Seçer’in sorduğu sorulara Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ise sessiz kalmayı tercih etti. Seçer’in görüşmelerde dile getirdiği soru ve görüşleri özetle şöyle:

BAŞBAKAN DİNLENİYOR MU?

Telefon ve ortam dinlemeleri bizim aslında gündemimizi son yıllarda meşgul eden önemli bir konu özellikle AKP iktidarında. Sokaktaki simitçi, tarladaki çiftçi Mehmet Efendi dahi dinlendiğini düşünüyor. Acaba Başbakan dinleniyor mu? Bunu niye sordum? Çünkü Sayın Başbakan 22 Aralık 2012’de bir açıklama yaptı ve dedi ki: “Evimin altında çalışma ofisinde böcek bulundu”. Geçtiğimiz günlerde de NSA (Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı) Avrupa’da birçok siyasetçiyi dinlediği ortaya çıktı, bunlardan bir tanesi de Merkel ve uzun süreden beri dinleniyor. Onun için açıklanması lazım, Sayın Başbakan dinleniyor mu? Başbakan’ın TBMM’deki çalışma ofisinde 330 bin lira harcanarak bir tadilat yapıldı. Acaba tadilat, böcek var mı yok mu diye aramak için mi yapıldı? Ayrıca şunu öğrenmek istiyorum: Gerçekten, bir milletvekili olarak merak ediyorum, telefonlarımız dinleniyor mu?

ÖRTÜLÜDE PATLAMA

Örtülü ödenekten 2005 yılında 156 milyon lira harcanmış. Bugün 2013 yılının ilk dokuz ayında toplam 920.5 milyon liraya çıkıyor. Geçtiğimiz yıl, 2012’de bu rakam 1.2 milyar TL’ye kadar çıkmış. Peki, bu paralar nereye gidiyor? Yaygın kanı, Arap baharıyla beraber Libya’da, Mısır’da, hatta Suriye’de bu paralardan oralara aktarıldığını, özellikle, Suriye’de meydana gelen çatışmalarda Suriyeli mevcut yönetime karşı olan muhalif gruplara örtülü ödenekten ciddi paralar aktarıldığı yönünde. Silah alımında kullanıldığına dair önemli iddialar var. Tabii bunların yanıtını vermek sizlere düşüyor.

MİT BÜTÇESİ

2010 yılında Hakan Fidan göreve geliyor. 2010 yılında MİT’in bütçesi 523.4 milyon TL. Bugün 2012 yılı sonu itibarıyla 751 milyon TL. 2014 yılında da 1 milyar TL’nin üzerinde bir bütçe öngörülüyor. İyi güzel de acaba iyi iş çıkartabiliyor mu? MİT’e bakıyorum, şimdi MİT’in görevleri arasında milli güvenliğe ilişkin iç ve dış tehditlere yönelik çalışmalar yapmak var. İyi güzel MİT’in bütçesini artıralım ama şimdi iç güvenlik, dış güvenlik tehdidini MHP’li ya da CHP’li muhalif siyasetçilerden, siyasetçi dışında iş adamlarından mı olduğunu düşünüyor MİT?
İSTİHBARAT ZAAFİYETLERİ

İstihbarat zafiyetleri de var MİT’in. MİT’in görev alanları içerisinde birçok önemli olay meydana gelmeden önce bunu ortaya çıkartması lazım, ilgili kurumlara istihbari bilgiler vermesi lazım. Uludere olayı var, 34 yurttaşımız orada öldü, orada katledildi, bu bir istihbarat hatası mıydı? Bunun MİT neresinde? Reyhanlı’da 53 yurttaşımız öldü. Böyle bir katliama, böyle büyük bir olaya MİT seyirci kaldı. AKP Genel Merkezi lav silahıyla saldırıya uğradı, yine MİT ortada yok. Emniyet Genel Müdürlüğü polisevi, yine uzun namlulu silahlarla, lav silahıyla saldırıya uğradı, MİT ortada yok. Pilotlarımız kaçırılıyor Lübnan’da, MİT ortada yok. Allah aşkına MİT ne iş yapar?

YEŞİL YAŞIYOR MU?

90’lı yıllar çok önemli yıllar. Devletin içerisine sızmış birtakım yapılanmalar, çeteler, işte MİT’in kullandığı örneğin bir Yeşil meselesi var. Yeşil tipli adamlar hala var mı? Hatta Yeşil yaşıyor mu, onu öğrenmek istiyorum.

GÖRÜNTÜLERİ İZLEDİNİZ Mİ?

Gezi olaylarına ilişkin burada Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’na ait hem Başkan burada hem orada görev yapan arkadaşlar burada. Gezi olayları sırasında AB Bakanı Sayın Egemen Bağış, AB büyükelçileriyle bir toplantı düzenledi. Bu toplantıda Gezi sürecini anlattı. Onlara süreç içerisindeki gelişmeleri anlatan, fotoğraflayan bir dosya sundu. Ayrıca on beş dakikalık bir video, orada büyükelçilere gösterildi ve orada camilerde içki içildiğinin görüntüleri verildiği iddiaları yayıldı. Tabii bu Başbakan tarafından defeatle dile getirildi ama bunun aslı astarı çıkmadı. Bu konuda o toplantıda yer alan bürokratımız varsa bu konuda bizlere bilgi vermesini istiyorum.

ulusalkanal.com.tr

FAİLİ MEÇHÛLLER DOSYASI : MİT’in raporu perde arkasını ortaya çıkardı


Bir dönem MİT ve Emniyet’e çalışan Tarık Ümit’ten 18 yıldır haber alınamıyordu. Eski MİT’çi Mehmet Eymür’ün raporu, karanlık noktaları ortaya çıkardı. 40 kişilik bir ölüm listesinden söz eden Tarık Ümit o tim tarafından öldürülmüştü

Sabah’ın haberine göre; Faili meçhuller dosyasını yeniden açan Savcı Mustafa Bilgili, soruşturma kapsamında araştırdığı 16 cinayet için Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan da (MİT) bilgi istedi. MİT, Eski Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür tarafından hazırlanan raporu savcılığa gönderdi. MİT ve Emniyet İstihbarat tarafından yıllarca eleman olarak kullanılan Tarık Ümit‘ten 18 yıldır haber alınamıyordu. O dönemde yaşananların perde arkasını MİT’in hazırladığı rapor ortaya çıkardı.

TARIK ÜMİT’İN KAÇIRILMASI: 03.03.1995-Silivri ilçesi köy yolu üzerinde terk edilmiş otosu bulunan Tarık Ümit’ten bugüne kadar hiçbir haber alınamadı. Ümit’in ölü ve sağ olarak bulunamaması olayına ilişkin "şüpheli" emekli MİT görevlisi Mehmet Eymür ifadesinde, şunları söyledi: "Ümit, MİT’e ve Emniyet’e bir dönem çalıştı. Emniyet adına çalıştığı sırada kendisine yeşil pasaportlar, sahte kimlikler verilerek bir takım infaz işlerinde kullanıldı. Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım cinayetlerinde bizzat bulunduğunu, Buldan cinayetinde üzerinden çıkan paraları yanındaki arkadaşlarıyla Ağar’a getirerek paylaştıklarını bizzat kendisinden öğrendim. Ümit ile yaptığım görüşmede 40 kişilik bir ölüm listesinin bulunduğunu söyledi. Yeşil ve Tarık Ümit’in MİT Başkanlığı’nda kullanılması tamamen Milli İstihbarat Teşkilatı’nın prosedürüdür. Ümit, kaybolmadan önce Abdullah Çatlı tarafından sorgulandı. Sorgudan sonra Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu’nun, Ümit’i alıp götürdüğü tespit edildi."

ÇARKIN, "500 METRE SÜRÜKLEDİLER": Eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın ise olaya ilişkin ifadesinde, "Tarık Ümit, Semih Sueri, Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu tarafından öldürüldü. İki ayrı araçla Ümit’in öldürüldüğü bölgeye gittik. Bandırmalıoğlu ve Sueri tarafından araçtan 500 metre uzağa sürükleyerek cesedi attılar. Kırmızı renkli arabayı olay yerinde bıraktık" dedi.

ÜMİT İLE İLGİLİ MİT RAPORU: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen raporda, yine özel harekat görevlilerine yer verildi. Ancak Abdullah Çatlı ve Haluk Kırcı isimleri de rapora girdi. Raporda, şu bilgiler dikkati çekti: "Tarık Ümit isimli kişinin kaçırılarak sorgulanması ve öldürülmesi olayında da izah ve ifade edildiği üzere bu olayda Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı, Sami Hoştan, İbrahim Şahin, Korkut Eken, Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu isimleri zikredilmektedir. Mehmet Ağar, Eken’i yanına müşavir olarak alarak almış, özellikle İstanbul’da yasadışı oluşum eylemlerinde adı geçen sivil oluşumlarla yoğun telefon görüşmesi yaptığı tespit edilmiştir. Bu dönemde Ağar’ın da etkili ve büyük bir güce ulaştığı görülmüştür. 1995’te aracı terk edilmiş olarak bulunan MİT ve Emniyet İstihbarat’ın elemanı olan Tarık Ümit’in kaybolmasıyla ilgili MİT Kontrterör Daire Başkanı olan Mehmet Eymür’ün yaptığı araştırmada Çatlı, Şahin, Eken, Bandırmalıoğlu ve Akça’nın gerçekleştirdikleri yönünde şüphelerin oluştuğu belirtilmiştir."

ERGENEKON VE SUSURLUK’TAN BELGELER

Cinayete ilişkin dosyaya, Ergenekon sanıklarından Hikmet Çiçek’ten ele geçirilen dijitaller arasında yer alan bir belgede Medet Serhat cinayetinin Tarık Ümit’in liderliğinde Ayhan Çarkın ve arkadaşları tarafından işlendiğine dair dokümanların yer aldığı bilgisi de konuldu.

BULDAN, KARAY VE YILDIRIM’IN ÖLDÜRÜLMESİ

03.06.1994 günü gece yarısı İstanbul Yeşilköy Çınar Oteli’nden kaçırılan BDP Milletvekili Pervin Buldan’ın o dönem Kürt iş adamları listesinde yer alan eşi Savaş Buldan ile Hacı Karay ve Adnan Yıldırım, Düzce ili Yığılca-Karataş köy yolu 12. kilometre Taşlı Melen mevkiinde öldürülmüş halde bulundu. Olaya ilişkin Çarkın, "Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu ve Astsubay Duran Fırat arasındaki konuşmalardan Buldan’ın bu şahıslar tarafından öldürüldüğünü duydum. Terör örgütüne yardım eden iş adamları listesinde isminin olduğunu, Buldan’la birlikte iki kişinin daha öldürüldüğünü söylediklerini hatırlıyorum" dedi. Emniyet İstihbarat Dairesi’nin bir dönem kilit ismi gibi görülen Hanefi Avcı’nın ifadesinden alıntı yapılarak, Buldan ve diğer iki kişinin İbrahim Şahin’in başkanlığında kurulan özel ekipteki kişilerce öldürüldüğüne dair anlatımlar dosyada yer aldı.

NAMIK ERDOĞAN’IN ÖLDÜRÜLMESİ

09.05.1994 günü Ankara’da kaybolan bir gün sonra Kırıkkale Cankız Çeşmesi mevkiine bırakılan Sağlık Başkanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan’ın öldürülmesi olayına ilişkin bildiklerini Savcı Bilgili’ye aktaran Ayhan Çarkın, "Cesedin bulunmasından sonra Ahmet Sakarya, eylemi Ahmet Demirel emrindeki kendi gruplarının yaptığını söyledi" bilgisini verdi. Ana dosya şüphelisi Mehmet Eymür, ünlü sanatçı Yılmaz Erdoğan’ın amcası olan Namık Erdoğan cinayetine ilişkin, "Terör ve yolsuzluklara ilişkin dinlemeler yapıyorduk. Yeşil kod isimli Mahmut Yıldırım’ın da gittiği Rüzgar Güvenlik isimli bir yerin olduğunu öğrendik. Rüzgar Güvenlik’e özel harekatçı polisler de gidip geliyordu. Bu cinayetin özel harekat polisleri ve devlette görevli bir kısım şahıslar tarafından işlendiği ortaya çıktı" şeklinde ifade verdi.

MEDET SERHAT OLAYI

12.11.1994 günü avukat Medet Serhat eşi Yurdanur ile şoförleri İsmail Karaalioğlu Kadıköy- Bağdat Caddesi’nde seyir halinde iken silahlı saldırıya uğradı. Medet Serhat ile Karaalioğlu hayatını kaybetti. Çarkın, "Bandırmalıoğlu ve Akça ekibi tarafından öldürüldüler" bilgisini verdi.

FAİK CANDAN’IN ÖLDÜRÜLMESİ

13.12.1994’te Ankara’nın Bala ilçesi yakınlarındaki Ergin Yaylası’nda çobanların ihbarı ile cesedi bulunan avukat Faik Candan olayına ilişkin ifadesinde Ayhan Çarkın, "Ahmet Demirel ve ekibi tarafından öldürüldü. Bir gün Demirel bir fotoğraf gösterdi. Şahin’in bu kişinin alınması talimatını verdiğini hatta Ağar’ın doğrudan emri olduğunu belirtti. Aynı fotoğrafı daha sonra gazetelerde gördüm, öldürülmüş…" dedi.

SMİTKO, ESMAFİLİ ÖLDÜRÜLMESİ

15.01.1995 tarihinde Asker Smitko ve Lazem Esmafili, Ataköy Polat Rönesans Oteli’ndeki gazinodan çıkarken kaçırılarak Silivri Kerev deresi içerisinde kurşunlanarak öldürüldü. Çarkın, olaya ilişkin şunları anlattı: "Olaydan önce İbrahim Şahin beni çağırarak bana İranlı bir şahsı verdi. Uyuşturucu kullandığı için Narkotik yerine Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne götürmüşüm. Akça ve Bandırmalıoğlu, İran’lı iki kişiyi İstanbul’da bir otelin önünden aldıktan sonra infaz ettiklerini anlatmışlardı. Bu şahsın uyuşturucu rantı nedeni ile öldürüldüğünü düşünüyorum."

FAİLİ MEÇHÛLLER DOSYASI : Perde arkasını MİT’in raporu ortaya çıkardı


Bir dönem MİT ve Emniyet’e çalışan Tarık Ümit’ten 18 yıldır haber alınamıyordu. Eski MİT’çi Mehmet Eymür’ün raporu, karanlık noktaları ortaya çıkardı. 40 kişilik bir ölüm listesinden söz eden Tarık Ümit o tim tarafından öldürülmüştü

Faili meçhuller dosyasını yeniden açan Savcı Mustafa Bilgili, soruşturma kapsamında araştırdığı 16 cinayet için Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan da (MİT) bilgi istedi. MİT, Eski Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür tarafından hazırlanan raporu savcılığa gönderdi. MİT ve Emniyet İstihbarat tarafından yıllarca eleman olarak kullanılan Tarık Ümit’ten 18 yıldır haber alınamıyordu. O dönemde yaşananların perde arkasını MİT’in hazırladığı rapor ortaya çıkardı.

TARIK ÜMİT’İN KAÇIRILMASI: 03.03.1995-Silivri ilçesi köy yolu üzerinde terk edilmiş otosu bulunan Tarık Ümit’ten bugüne kadar hiçbir haber alınamadı. Ümit’in ölü ve sağ olarak bulunamaması olayına ilişkin "şüpheli" emekli MİT görevlisi Mehmet Eymür ifadesinde, şunları söyledi: "Ümit, MİT’e ve Emniyet’e bir dönem çalıştı. Emniyet adına çalıştığı sırada kendisine yeşil pasaportlar, sahte kimlikler verilerek bir takım infaz işlerinde kullanıldı. Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım cinayetlerinde bizzat bulunduğunu, Buldan cinayetinde üzerinden çıkan paraları yanındaki arkadaşlarıyla Ağar’a getirerek paylaştıklarını bizzat kendisinden öğrendim. Ümit ile yaptığım görüşmede 40 kişilik bir ölüm listesinin bulunduğunu söyledi. Yeşil ve Tarık Ümit’in MİT Başkanlığı’nda kullanılması tamamen Milli İstihbarat Teşkilatı’nın prosedürüdür. Ümit, kaybolmadan önce Abdullah Çatlı tarafından sorgulandı. Sorgudan sonra Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu’nun, Ümit’i alıp götürdüğü tespit edildi."

ÇARKIN, "500 METRE SÜRÜKLEDİLER": Eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın ise olaya ilişkin ifadesinde, "Tarık Ümit, Semih Sueri, Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu tarafından öldürüldü. İki ayrı araçla Ümit’in öldürüldüğü bölgeye gittik. Bandırmalıoğlu ve Sueri tarafından araçtan 500 metre uzağa sürükleyerek cesedi attılar. Kırmızı renkli arabayı olay yerinde bıraktık" dedi.

ÜMİT İLE İLGİLİ MİT RAPORU: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen raporda, yine özel harekat görevlilerine yer verildi. Ancak Abdullah Çatlı ve Haluk Kırcı isimleri de rapora girdi. Raporda, şu bilgiler dikkati çekti: "Tarık Ümit isimli kişinin kaçırılarak sorgulanması ve öldürülmesi olayında da izah ve ifade edildiği üzere bu olayda Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı, Sami Hoştan, İbrahim Şahin, Korkut Eken, Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu isimleri zikredilmektedir. Mehmet Ağar, Eken’i yanına müşavir olarak alarak almış, özellikle İstanbul’da yasadışı oluşum eylemlerinde adı geçen sivil oluşumlarla yoğun telefon görüşmesi yaptığı tespit edilmiştir. Bu dönemde Ağar’ın da etkili ve büyük bir güce ulaştığı görülmüştür. 1995’te aracı terk edilmiş olarak bulunan MİT ve Emniyet İstihbarat’ın elemanı olan Tarık Ümit’in kaybolmasıyla ilgili MİT Kontrterör Daire Başkanı olan Mehmet Eymür’ün yaptığı araştırmada Çatlı, Şahin, Eken, Bandırmalıoğlu ve Akça’nın gerçekleştirdikleri yönünde şüphelerin oluştuğu belirtilmiştir."

ERGENEKON VE SUSURLUK’TAN BELGELER
Cinayete ilişkin dosyaya, Ergenekon sanıklarından Hikmet Çiçek’ten ele geçirilen dijitaller arasında yer alan bir belgede Medet Serhat cinayetinin Tarık Ümit’in liderliğinde Ayhan Çarkın ve arkadaşları tarafından işlendiğine dair dokümanların yer aldığı bilgisi de konuldu.

BULDAN, KARAY VE YILDIRIM’IN ÖLDÜRÜLMESİ
03.06.1994
günü gece yarısı İstanbul Yeşilköy Çınar Oteli’nden kaçırılan BDP Milletvekili Pervin Buldan’ın o dönem Kürt iş adamları listesinde yer alan eşi Savaş Buldan ile Hacı Karay ve Adnan Yıldırım, Düzce ili Yığılca-Karataş köy yolu 12. kilometre Taşlı Melen mevkiinde öldürülmüş halde bulundu. Olaya ilişkin Çarkın, "Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu ve Astsubay Duran Fırat arasındaki konuşmalardan Buldan’ın bu şahıslar tarafından öldürüldüğünü duydum. Terör örgütüne yardım eden iş adamları listesinde isminin olduğunu, Buldan’la birlikte iki kişinin daha öldürüldüğünü söylediklerini hatırlıyorum" dedi. Emniyet İstihbarat Dairesi’nin bir dönem kilit ismi gibi görülen Hanefi Avcı’nın ifadesinden alıntı yapılarak, Buldan ve diğer iki kişinin İbrahim Şahin’in başkanlığında kurulan özel ekipteki kişilerce öldürüldüğüne dair anlatımlar dosyada yer aldı.

ERZİNCAN ERGENEKONU : MİT ile cemaat bu kez Cihaner davasında karşı karşıya


Erzincan’da İrtica ile Mücadele Eylem Planını uygulamaya koydukları iddiasıyla Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nde yargılanan CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner hakkında 3. kez zorla getirilme kararı çıkarıldı. Başbakanlıkın yargılanmasına izin verdiği 3 MİT mensubu savunma yaptı. MİT mensubu Ş.D., “Ben çalışkan bir adam olduğum için bunlar başıma geldi. Başkaları gibi esneye esneye televizyon izleseydim bunlar başıma gelmezdi” dedi. Davada mahkemeyi eleştiren MİT raporu da okundu.

Erzincan’da “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”nı uygulamaya koydukları iddia edilen CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner ile eski 3. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Saldıray Berk’in de aralarında bulunduğu 11 sanığın, “Ergenekon silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan yargılanmasına Yargıtay’da devam edildi. Yargıtay Ceza Konferans Salonu’nda yapılan duruşmaya Cihaner ve Saldıray Berk katılmazken, bazı sanıklar ile sanık avukatları hazır bulundu. İlhan Cihaner’in katılmadığı duruşmada CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın ile bazı CHP’li milletvekilleri izledi. Daire Başkanı Hüseyin Eken, hakkında zorla getirilme kararı verilen Cihaner’in davetine cevap gelmediğini belirtti. Eken, Ersin Ergut’un ev ve iş yerindeki aramalarda ele geçirilen ajanların İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden getirilmesine ilişkin yazıya yanıt verilmediğini ifade etti.

Duruşmada, 3 MİT mensubu hakkında kovuşturma izni verilip verilmeyeceğine ilişkin Başbakanlıktan istenen yazıya yanıt geldiği anımsatılarak, kovuşturulmasına izin verilen 3 MİT mensubu Ş. D., K. Ü. ve S. B. İ. savunmalarını yaptı. Suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini belirten S.D., 2009 yılında Erzincan’a bölge müdürü olarak atandığını, İlhan Cihaner ve Saldıray Berk’le protokol görüşmesi çerçevesinde görüştüğünü ifade etti. Ş.D., “Cihaner ve Berk ile resmi yemekler dışında görüşmedim” dedi. MİT personelinin görevlerinin sadece yurt dışındaki ülkelere yönelik bilgi belge toplamakla görevli olmadığını, Anayasal düzeni bozmaya yönelik girişimlere yönelik çalışmalar yönelik istihbarat toplamasının da yasalarda yer altığını anımsatan Ş.D., kendileri hakkında ifade veren “Erzincan” isimli gizli tanığın MİT ile ilişkisi 3 ay sürmüştür. Yeni atandığım için 1 ay boyunca izin kullandım. Benim ile irtibatı 1 ay olmuştur. Bu elamanın çelişkili ifadeleri nedeniyle haber elemanlığı görevine 3 ay sonra son verdik. Ben çalışkan bir adam olduğum için bunlar başıma geldi. Başkaları gibi televizyon başında esneye esneye televizyon izleseydim bunlar başıma gelmezdi” dedi.

HEDEF HALİNE GETİRİLDİK

Gizli tanığı İlhan Cİhaner’e götürmediğini belirten Ş.D., “Bir eleman kurum dışında başka bir adama danışıyorsa dünyanın en ahlaksız adamıdır” ifadesini kullandı. Kimliği açığa çıkan gizli tanık Efe ile gizli tanık Erzincan yalan söylemeyi alışkanlık haline getirdiğini, saptırılmış bir çok beyanı bulunduğunu belirten Ş.D, MİT mensuplarının istihbarat amaçlı gelen mailleri görmediğini, kendilerine irtibat kurmasına ilişkin emrin Müsteşarlıktan geldiğini kaydetti. Ş.D., “üst üste merkeze mailler atmıştır PKK konusunda bilgi vereceğine ilişkin. Değerlendirilmesi emri gelince PKK masasına bakan arkadaşlarımızla görüştü. O görüşmede cemaatlerle ilgili bilgi de verebileceğini söylemiş. Bu elemanın ifadeleri çelişkiler içerdiği için haber elamanlığı görevine 3 ay sonra son verdik” dedi. Yıllardır terörle mücadele ettiklerini ve bir çok odağın hedefinde olduklarını, kimliklerinin iddianameye yazılarak hedef haline getirildiklerini savunan Ş.D., dava ile bilgilerin avukatlarına verilmeden fotoğraflarının bile gazetelerde yayınlandığını kaydetti. İddiaların somut olmadığını, delillerin hukuka uygun elde edilmediğini belirten Ş.D., gizli tanığın iddialarının önemli bir bölümünün yalan olduğunun ortaya çıktığını belirterek, “Erzincan’ın ortaya attığı iddialar yanlıştır. Mensubu olduğu teşkilat ortaya konmuştur. Hedef MİT’tir” değerlendirmesinde bulundu.

SAVCININ YANLIŞ YÖNLENDİRİLDİĞİNE İNANIYORUM

MİT Mensubu K.Ü. ise hakkındaki iddiaları kabul etmediğini belirterek, beraatını talep etti. Sanıklardan sadece Nedim Ersan’ı iş tanışıklığının bulunduğu anlatan K.Ü. gizli tanık Erzincan’a baskı yapmadıklarını, kendisi ile görüşülmesi için ısrarla mail attığını ifade etti. Görüşülme talebine ilişkin ihbar maillerinin MİT’ten istenebileceğinin altını çizen K.Ü., İrtica Eylem Planı’nı basından öğrendiğini kaydetti. K.Ü., müsteşarlığın onayı ile görüşülen Erzincan’ın iddialarını kabul etmediğini ifade etti.

MİT Mensubu S.B.İ., sanıklardan sadece Saldıray Berk’i ordu komutanı olduğu için tanıdığını, diğer sanıkları tanımadığını, Cihaner ile ise tutuklandıktan sonra cezaevi aracında tanıştıklarını kaydetti. Gizli tanık Erzincan’la yapılan görüşmelerin raporlandığını anlatan S.B.İ., Erzincan’ın verdiği bilgilerin gerçeği yansıtmadığını, kurgu niteliğinde görüldüğünü ve gerçekleştirilen görüşmelerin bu nedenle kesildiğini kaydetti. Hukuka aykırı hiçbir eylemde bulunmadığını kaydeden S.B.İ., soruşturmayı yürüten savcının yanlış yönlendirildiğine inandığını dile getirdi.

MİT: DELİLLER TOPLANMADAN PERSONELİMİZ 6 AY TUTUKLU KALDI

Duruşmada, Hüseyin Eken MİT Müsteşarlığı’ndan 3 personel hakkında gelen Teftiş Denetim Raporu’nun geldiğini açıklayarak, raporu okudu. Eken, raporda, 3 MİT mensubunun söz konusu gizli tanık ile yapılan görüşmelerin tamamının raporladığının belirtildiğini, savcılığın, ifadeleri yalan ve çelişkilerle dolu, güvenmez kişiliği ortaya çıkan Erzincan’ın iddiaları ile hareket ederek, olaya ilişkin delil toplama yoluna gitmediği bilgisine yer verildiğini aktardı. Eken, sanıklar hakkında kovuşturma MİT’in kovuşturma izni vermediği ancak Başbakanlığı’ın olur verdiği yazıyı okudu. MİT’ten gelen “Bahse konu iddiaların incelendiği, 3 MİT mensubumuzun hedef haline getirilmesinin göz ardı edildiği, gizli tanık ifadelerinde çok ağır suçlamalarda bulunulduğu buna karşın suçlamalara ilişkin deliller yeterince araştırılmayarak personelin 6 ay boyunca tutuklu kaldığının anlaşıldığı Gizli tanığın Mart-Nisan 2009 aylarında 4 e-posta gönderdiği, gizli tanık ile görüşmelerin plan ve prensiplere uygun gerçekleştiği, kocuşturmanın devamı için izin verilmesi gerektiği” şeklindeki ifadelerin yer aldığı, MİT Müsteşarı’nın imzasını taşıyan yazıyı okuyan Eken, Başbakan’ın oluru ile MİT mensuplarının yargılanmasına izin verdiğini açıkladı. MİT Mensupları ise yargılanmalarına için verilmesini Başbakan’ın takdiri olarak değerlendirdi ve kovuşturma oluru ile aklanmalarının önünün açıldığını belirtti. Başkan Eken, Dursun Çiçek’in davaya müdahillik talebinde bulunduğunu ifade etti.

GİZLİ TANIĞIN AÇIK KİMLİĞİ HER YERDE YAZILI

Eken, Adıyaman Emniyet Müdürlüğü’nün gizli tanık Erzincan’a yönelik koruma kararının devam edip etmeyeceğinin sorulduğunu belirterek, sanık avukatlarının görüşünü sordu. Cihaner’in Avukatı Kazan söz alarak, gizli tanığın soruşturma sırasında kimliğinin belli olduğunu kaydederek, Erzincan kod adlı A.G.’nin 16 Kasım 2009’da gözaltına alındığını bir gün sonra serbest bırakıldığını ve gizli tanık sıfatını aldığını söyledi. MİT raporunda da açıkça yazılan ve kimliği belli olan bir insan hakkında koruma kararı verilemeyeceğini savunan Kazan, “Erzincan buraya gelecek, yüzünü göreceğiz ve burada kendisini dinleyeceğiz” dedi. Gizli tanıkların ifadelerinde sık sık geçen “Dursun Çiçek Erzincan’a geldi, otelde kaldı, sanıklarla görüştü” iddiasını anımsatan Kazan, “Evet Dursun Çiçek gelmiş ve Erzincan’da kalmıştır.Kaldığı otelin kaydı Emniyette var. O kayıttaki Dursun Çiçek ile tanıkların kastettiği Dursun Çiçek farklı kişilerdir. Otelde kalan ve kaydı dosyada yer alan Dursun Çiçek’in dinlenmesini istiyoruz” dedi. Sanık Yaşar Baş ise soruşturma sırasında valilikten ‘olur’ aldığı silah ruhsatına Emniyette el konulduğunu belirterek, can güvenliğinin bulunmadığını, gizli tanıkların bazılarının Erzincan’da yaşadığını ve kendisini taciz ettiklerini söyleyerek ruhsatının kendisine verilmesini istedi.

CİHANER’E YENİDEN ZORLA GETİRME KARARI

Duruşmaya verilen aranın ardından Daire Başkanı Hüseyin Eken, ara kararı açıkladı. Eken, Cihaner hakkında çıkarılan zorla getirilme kararının yanıtının beklenmesini ve yeniden zorla getirilme kararı çıkarılmasına karar verildiğini belirtti.

Ergenekon Davası sanıklarından Dursun Çiçek’in müdahillik talebini reddedildiği ifade eden Eken Erzincan kod adlı gizli tanığın koruma kararının devamına karar verdi. Ergenekon Davası’nın kararını isteyen heyet, MİT Müsteşarlığı’ndan 3 MİT mensubu hakkında hazırlanan Teftiş Denetim Raporu’nu da isteyecek. 3 MİT Mensubunun duruşmadan vareste tutulduğunu açıklayan Daire Başkanı Eken, duruşma tarihi olarak 28 Şubat tarihini açıklayınca salonda gülüşmelere neden oldu. Bunun üzerine Eken, “Özel bir kastımız yok. Denk geldi, itirazınız varsa günü değiştirelim” dedi. Avukatlar da duruşma için 28 Şubat tarihinin uygun olduğunu belirtti.

Odatv.com

ERGENEKON DAVASI : MİT’ten çarpıcı rapor


Erzincan Ergenekon davasında yargılanan sanıklar için MİT mahkemeye bir rapor sundu. Raporda, yargılanan personelin mevzuata uygun davrandığı ve gizli tanık beyanlarıyla deşifre edildiği vurgulandı.

ANKARAErzincan Ergenekon davası kapsamında yargılanan sanıklar için MİT çarpıcı bir raporu davaya bakan Yargıtay 11. Ceza Dairesine gönderdi. MİT, raporunda yargılanan personelin mevzuata uygun hareket ettiğini ancak gizli tanık beyanlarıyla hedef haline getirildiğini bildirdi.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner ve emekli Orgeneral Saldıray Berk’in de aralarında bulunduğu 11 sanığın “terör örgütü üyeliği” suçundan yargılandığı davaya devam edildi. Dava kapsamında, yargılaması durdurulan ve haklarında Başbakanlık tarafından kovuşturma izni verilen 3 MİT mensubu sanık dinlendi. “Ergenekon terör örgütüne üye olmak” ve “gizli tanık Erzincan’ı tehdit ederek Fethullah Gülen cemaatine ilişkin bilgi toplamak” iddiasıyla yargılanan MİT mensuplarından Ş.D haklarındaki iddiaları ortaya atan gizli tanık “Erzincan” ile teşkilatın faaliyetleri kapsamında tanıştığını anlatarak “Bu davada, MİT’in yasal istihbarat çalışmalarının suçlanmasını üzülerek görmekteyim” dedi.

Karargahın bilgisi vardı Gizli tanık “Erzincan”ın teşkilata e-posta göndererek, her türlü görevi yapacağını söylediğini aktaran Ş.D, bu kişiyle karargahın emri doğrultusunda irtibat kurulduğunu bildirdi. Gizli tanıkla yapılan görüşmelerin görev kapsamında olduğunu söyleyen Ş.D, “Çalışkan bir adam olmasam, esneye esneye televizyon izlesem bunlar başıma gelmezdi. Ben çalıştım, kim sahtekar, kim ne, o nedenle bunlar başıma geldi” diye konuştu.

Görev namusdur

İrticayla Mücadele Eylem Planı’nı hayata geçirmekle suçlandığını söyleyen Ş.D, eylem planını, bir gazetede yayımlandığında öğrendiğini belirtti. Ş.D, “Hiçbir MİT mensubu, gazetelerde çarşaf çarşaf yer alan bir planı 1 yıl sonra uygulamaya çalışmaz” diye konuştu. Gizli tanık “Erzincan”ı İlhan Cihaner’in yanına götürdüğü iddialarını da yalanlayan Ş.D, “MİT mensubu için görev namus meselesidir. Bir MİT mensubu, elamanını başka biriyle tanıştırıyorsa dünyanın en ahlaksız adamıdır. Planlı istihbarati çalışmalarımız iddialarla irtibatlandırılarak suçlanmaya çalışıyoruz” savunmasını yaptı.

Görevimi layıkıyla yaptım

Bir gizli tanığın, çelişkili ve yalan beyanları nedeniyle suçlandığını ifade eden Ş.D, “Örgüte kim tarafından üye yaptırıldığımı, kim tarafından örgüte kazandırıldığımı merak ediyorum. Dünyanın hiçbir gücü beni bir terör örgütüne üye yapamaz. Görevimi layıkıyla yapma gayretimin sonuçlarını böyle aldım. Yapılan tüm çalışmalar tamamen görev içinde, MİT’in yasal istihbari faaliyetlerine ilişkindir. Tutuklandık, kimliklerimiz deşifre edildi. Ben yıllarca terörle mücadele ettim. Bu bir art niyettir. Sanık yapılmamızın gerçek nedeni teşkilatın töhmet altında bırakılmasıdır, hedef MİT’tir” şeklinde konuştu.

Cihaner’i hapiste tanıdım

Erzincan’da görevli MİT mensubu sanık K.Ü gizli tanıkla görüşmelerin karargahın bilgisi dahilinde, MİT’in çalışmaları kapsamında olduğunu savunarak “Gizli tanığın gerçek dışı ve asılsız iddialarını kabul etmiyor, beraatımı istiyorum” dedi. MİT mensubu sanık S.B.İ. de sanıklardan Saldıray Berk’i ismen bildiğini, İlhan Cihaner ile de ilk kez soruşturma sırasında tutuklu iken cezaevi aracında nakledilirken tanıştığını söyledi.

Savcı bize sormadı

11. Ceza Dairesi Başkanı Hüseyin Eken, MİT Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan ve Başbakanlığa sunulan soruşturma raporunun özetini okudu. Raporda, iddia makamının, MİT mensuplarıyla ilgili iddiaları MİT ve Başbakanlığa sormadığı, 3 mensubun hedef haline getirileceğinin göz ardı edildiği, sadece gizli tanık ifadesine dayandığı belirtilerek, “İddia makamının araştırma yapmamasının, yalnız gizli tanık ifadesine dayanmasının nedeni bilinmemektedir” ifadesine yer verildi.

Mevzuata uygun davrandılar

6 aydan fazla tutuklu yargılanan MİT mensuplarının, gizli tanıkla görüşmelerinin ilgili mezvuat ve prensiplere uygun yapıldığı belirtilen raporda, dosyada suçlamalara konu bir delil bulunmadığı sonucuna varıldığı ifade edildi. Raporda, Teftiş Kurulunca yapılan soruşturma sonucu 3 MİT mensubu hakkında kovuşturma izni verilmemesi yönünde görüş bildirildi. Sanık MİT mensupları, “Teftiş Kurulu raporuyla masum olduğumuz ortaya çıkmıştır. Kovuşturma izni verilmesi Başbakan’ın takdiridir. Masumiyetimizin ortaya çıkması için bir fırsattır” değerlendirmesinde bulundular.

28 Şubata duruşma tarihi

Verilen aranın ardından Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken, ara kararı açıkladı. Cihaner hakkında yeniden zorla getirilme kararı çıkarılmasına karar verdi. Mahkeme Başkanı Eken’in “Duruşmanın, 28 Şubat 2014’e bırakılmasını düşünüyoruz” demesi salona gülüşmelere neden oldu. Eken, “Bir kastımız yok. Öyle denk geliyor. Dairemizin iş durumu, planlar öyle” dedi.

(Radikal)

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: