DES; Eğitimde Erkek Egemen Bir Yönetim Anlayışı Var!


Eğitimde Erkek Egemen Bir Yönetim Anlayışı Var!

Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Merkez Kadın Kolları tarafından, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle yapılan açıklamada "Eğitimci kadınlarımızın sorumlulukları vardır" denildi.

Tüm kadınların Kadınlar Günü’nü kutlayan açıklamada; Kadınların özgürlük, namus, töre, gelenek, dinsel sömürü, iktidar, siyasi ikballer, cinsel sömürü, cinsel özgürlük, terör malzemesi, vatan ve ticaret uğruna istismar edildikleri kaydedildi.

Yapılan kutlama açıklamasında şu ifadeler yer verildi;

Gelişmiş ülkelerde de, gelişmemiş ülkelerde de kadının istismarı bitmemiştir, yalnızca şekil değiştirmiştir. Kadın istismarı bitmesi için özellikle kadın eğitimcilerimize önemli bir görev ve büyük bir sorumluluk düşmektedir.

Kadınlar çeşitli söylemlerle sömürülmeye devam edilmektedir. Bu nedenle kadın hakları eğitiminin okul öncesinden yüksek öğrenime kadar yaygın eğitim programları dahil tüm çerçevede ve bütünsellik içerisinde verilmesi gerekir. Kadınların sömürülemediği bir dünya için başta kız çocuklarımız olmak üzere tüm kadınlarımızın eğitimine daha çok önem verilmeli ve pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. Bugün bile kadın çağ dışı kalmış töre anlayışı ile tüm toplumun gözü önünde infaz edilmektedir. Törelere bağlılık ve saygı adına kadını katleden, kadına tecavüz eden, kadını ömür boyu baskı altına alan uygulamalara göz yumamayız. Yasalarımızın törecilere hafifletilmiş bir dozda tatbik edilmesine müsaade etmemeliyiz.


Türk kadınlarının dünya kadınlarına ve kadın hareketine örnek olacak birikim, donanım ve derinliğe sahip olduğuna inanıyoruz. Bizim kültür ve medeniyetimizin nüvesi Türk kadınlarına bu misyonu vermiştir. Bunun için başta eğitim kuruluşları olmak üzere adli ve idari kurumlardaki erkek egemen, statükocu yönetim anlayışı değiştirilmelidir.

DES; Eitimde Erkek Egemen Bir Ynetim Anlay Var!.doc

/// DUYURU /// ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’nun yeni blogu “Stratejik İstihbarat” beğeninize sunuldu !!


Değerli Takipçilerimiz;

Yazışmalarımız halen https://stratejikistihbarat.wordpress.com adresimizden devam etmektedir.

Lütfen yeni adresimize bir göz atın.

Üye olarak en güncel strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo konularını düzenli olarak takip edebilirsiniz.

Dilerseniz mail gruplarımıza kaydolarak siz de konulara interaktif olarak katılabilir, tartışmalarda yer alabilirsiniz.

ÖZEL BÜRO Yahogroups’a katılmak için üye olmak istediğiniz e-posta adresinden ozel-buro-subscribe (@) yahoogroups.com adresine boş bir mail atın.

ÖZEL BÜRO Googlegroups’a katılmak için üye olmak istediğiniz e-posta adresinden ozel-buro-istihbarat (+) subscribe (@) googlegroups (.) com adresine boş bir mail atın.

Resmi Web Sitemiz : www.ozel-buro-istihbarat.com

DES; Din Eğitiminde de Ezberciyiz!


Din Eğitiminde de Ezberciyiz!

Din eğitiminde niceliğin değil artık niteliğin öne çıkması gerektiğini vurgulayan Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, sendikanın düşünce kuruluşu ve Ar-Ge birimi olan DESAM’ın geleneksel aylık buluşmasında “Türkiye’de Din Eğitimi Politikalarının Eleştirisi” adlı yuvarlak masa toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi;

Din eğitiminde ne öğrettiğinizin yanında ne kadar iyi öğrettiğinizde çok önemlidir. Bizim eğitim sistemimizde belli dini disiplinlere yönelik yetkinliklerin yanında; analitik ve eleştirel düşünme, yaratıcılık, yenilikçilik, iletişim ve bilimsel düşünme gibi beceriler, din eğitimi sistemimizin kazandırması gereken özellikler olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun yanında iyi birer dünya vatandaşı olmak için gereken, çevre, cinsiyet eşitliği, insan hakları, çok kültürlülük, etik, ahlak ve demokrasi bilincinin de kazandırılması ihtiyacı vardır.

İslam ülkelerinde daha fazla olmak üzere Türkiye’de de ezberci, şekilci, dogmatik ve sınavcı bir din eğitimi anlayışı bulunduğunu söyleyen Gürkan Avcı, yaptığı konuşmasında özetle şu eleştiri ve önerilere yer verdi;

İslam dünyasının kahir ekseriyetine baktığımızda görüyoruz ki topluma dayatılan din anlayışı ortaçağdır. Gençlere öğretilen din dogmatizmdir. Zalim, hırsız yöneticilere karşı kulluktur. Çocuklara ve kadınlara enjekte edilen din anlayışı baskılanmış akıldır, derin bir hurafedir. İnsanın, hakkın ve hakikatin iktidarına değil sömürücü işbirlikçilerin iktidarının bekasına hizmet eden hastalıklı bir din eğitimidir.

Genetiğiyle oynanmış öyle bir din eğitimidir ki bu dolayısıyla toplumu çürümeye, yeteneksizliğe, kabiliyetsizliğe, bayağı ve vasat bir hale getirerek emperyalizmin hizmetkarı, sermayenin ara elemanı bir kuşak yaratma ve yetiştirme projesinin adeta sinsi bir yolu halini almıştır.

İslam dünyasının kahir ekseriyetine bakıyoruz sürekli olarak geçmişi ve geçmiştekileri kötülemek, suçu hep dışarıda arama kolaycılığı yapmak ve işi paranoyaya kadar götürmek, yavan bir demogoji yapmak alışkanlık haline gelmiştir. Edebiyat, müzik ve kültürel hayatta da ele avuca gelir bir zenginlik, evrensel beğenilere hitap eden çağdaş bir değer ortaya sunulamamıştır. Varoş ve taklit bir kültürü yüceltmek ve yavan işler yapmaktan kurtulunamamıştır.

Tek bilginin ve tek doğrunun kendilerinde olduğuna inanan 57 müslüman ülke, yüzlerce mezhep, binlerce akım ve tarikat arasında ortak bir payda oluşturulamamıştır. ‘Radikal, siyasal, ılımlı islam’ gibi prensipler üzerinden islam dünyası bugün can çekişmektedir. Bir çok İslam ülkesinde toplum, demokrasi havucuyla karanlık bir ortaçağa götürülmek istenmektedir. İslam ülkeleri; bilimde, sanatta, kültürde, teknolojide, özgürlükte, eşitlik ve dürüstlükte, insan ve kadın haklarında çok geridir. İslamı refereans eden onlarca parti bir çok ülkede iktidara gelmiş fakat ahlaklı, namuslu, dürüst, demokrat, vicdanlı ve hoşgörülü olamamıştır.

Din eğiminde, akıl ve bilimden uzaklaşmak, dogmatik kavram ve kabullerle dini anlamak, anlatmak ve yaşamak, insanları ötekileştirmek, karşı dünyayı düşman görmek en büyük sorun olarak karşımızda durmaktadır. Mazlumu oynayan din istismarcılarının, din kabadayılarının, akıl, mantık ve izandan yoksun din tacirlerinin tacizlerinden insanları korumak en başta hakiki din eğitimi ile mümkündür. Uyanış ve diriliş böyle bir din eğitimi ile mümkündür.

Okullarımızda öğretilen İslam’la sokaktaki İslam çelişkisi ortadan kalkmadığı müddetçe çocuklarımız, bizlerin bu ikiyüzlü hali karşısında ciddi psikolojik ve duygusal sorunlar yaşayacak, dini sorgulayacak ve dinden soğuyacaktır. Çocuklarımızın zihin dünyasında büyük hayal kırıklığına, onulmaz yaraların oluşmasına sebebiyet vermemek için hakkın, hakikatin, adaletin, eşitliğin, sevginin, saygının, şefkatin, merhametin, insana değer vermenin, insan onurunun, kadın ve kız çocuklarına en saygın ve çağdaş hakları veren hakiki İslamın bireysel ve toplumsal pedagojik yapısını hayatımıza aktaracak bir din eğitimi anlayışının hakim kılınması gerekiyor.

Bu nedenle başta Sayın Başbakan ve Milli Eğitim Bakanımız olmak üzere tüm siyasi partilerimizin eğitim politikaları departmanındaki değerli yöneticilerine telkin ve tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Din, milletimizin kimliğini oluşturan ortak değerler manzumesidir. Günlük siyasi tavır ve tutumların üzerinde milletimizin birliğini ve beraberliğini temsil eden din eğitimi politikalarının, her türlü günlük siyasetin üstünde olacak böylesi vizyonel bir zemine kavuşması gerekmektedir.

DES; Din Eitiminde de Ezberciyiz!.doc

DES’ten Üyelerine İngilizce Eğitim Paketi!


DES’ten Üyelerine İngilizce Eğitim Paketi!

Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Eğitim ve Mali Sekreteri Yusuf Kenan Karataş, üyelerine İngilizce eğitim desteği verdiklerini söyledi.

Konu ile ilgili bir basın açıklaması yapan DES Genel Eğitim ve Mali Sekreteri Yusuf Kenan Karataş, “Yabancı dilde eğitime karşıyız fakat her vatandaşımızın en az bir yabancı dili bilmesini ve konuşmasını destekliyoruz. Bu anlamda, her üyemiz bir yabancı dil konuşabilsin gayesiyle üyelerimize bir yıllık online ingilizce öğrenme paketi veriyoruz. Üyelerimizin yabancı dil öğrenmesine yüzde yüz destek veriyoruz” dedi.

DES’in ideolojik sendikacılığa karşı olduğunu ve amacının üyelerinin mali, özlük, mesleki ve demokratik haklarını iyileştirmenin yanı sıra mensuplarının birikim, donanım ve entelektüel seviyelerinin de artırılmasına dönük faaliyetler sergilediğini kaydeden Karataş, açıklamasında şunları söyledi;

“DES, bütün eğitim bileşenlerinin sendikasıdır. DES, değişen ve dönüşen dünyamıza çağdaş vizyonuyla artı değerler sunmayı önceleyen bir sendikadır. Bilimsel ve pedagojik toplantılarla, eğitim sisteminin ana sorunu olarak gördüğümüz konuları irdeleyen kongre ve sempozyumlarla, eğitim çalışanlarının ilgi alanına giren ve kendilerini geliştirmelerine katkı sunan çalıştay ve faaliyetlerle aslında Türkiye’nin geleceğine hizmet ediyoruz. Bu itibarla, üyelerimize sunduğumuz bir yıllık online ingilizce öğrenme paketinin de mensuplarımıza büyük katkısı olacağını düşünüyor ve bu tür hizmetlerimizin artarak süreceği müjdesini veriyorum. Türkiye’ye hizmet sendikacılığını getiriyoruz. Rakiplerimizin hemen herbiri bir siyasi partiyi arkasına siper etmiş, ideolojik hazır bir kitle üzerinden yürürken biz DES olarak tüm eğitimcileri kucaklamaya ve sendikacılığın en güzel örneklerini sergilemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

DES’ten yelerine ngilizce Eitim Paketi!.doc

Us congress hearing of maan alsaan Money laundry


YouTube videos of

U.S. Congress money laundering hearing

of

Saudi Billionaire " Maan Al sanea"

with bank of America

and The owner of Saad Hospital and Schools

in the Eastern Province in Saudi Arabia

and the Chairman of the Board of Directors of Awal Bank in Bahrain

With Arabic Subtitles

.jpg

Milli Eğitim Yasa Tasarısı Hakkında Konuşan DES Başkanı Avcı; Eğitimde Çok Zaman Kaybedildi!


TBMM Başkanlığına sunulan dershaneler ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) teşkilatında önemli değişiklikler içeren yasa taslağını değerlendiren Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, tasarının meclis komisyonunda ve ilgili kamuoyunca yeterince tartışılıp, olgunlaştırıldıktan sonra toplumsal uzlaşıyla çıkarılması gerektiğini söyledi.

KİMSE STATÜKOCULUK OYNAMASIN!

Türk eğitim sisteminin çağdaş dünyaya ayak uydurmada yetersiz kaldığını ve bu nedenle öğretmen, öğrenci, veli dahil muhalefet ve iktidarıyla herkesin eğitimden şikayetçi olduğunu kaydeden DES Genel Başkanı Gürkan Avcı, “Mutabakatla eğitim reformlarına tam gaz devam etmemiz gerekiyor. Eğitim sistemi ile ilgili yeni bir fikir söylediğinde ‘icat çıkarma’ ve ‘eski köye yeni adet getirme’ diyen statükoya ve ideolojik seslere karşı ‘yeni icat çıkarın’ ve ‘yeni adet getirin’ diyesim geliyor. Bugün ülkemizde uygulanan eğitim sistemi sanayi devrimi dönemine takılıp kalmıştır ve obsesiftir. Eğitim sisteminin anaokulundan üniversiteye kadar baştan sona yeniden formatlanması ve demokratikleştirilmesi gerekiyor” dedi.

EĞİTİMDE ÇOK ZAMAN KAYBEDLİDİ!

Eğitime çeki düzen verme, çağdaş, demokratik ve bilimsel bir temele oturtma konusunda sonuna kadar kararlı olunması gerektiğini söyleyen Gürkan Avcı, “Çünkü deniz bitmiş artık gidecek yer yok. Bu anlamda kararlı ve cesur adımlar atılmalıdır ki eğitimde daha çok yapılması gereken ve alınması gereken mesafelerimiz var. Çünkü çok zaman kaybedildi ve sistemin bir an önce toparlanması gerekiyor. Eğitim sistemimiz köhnemiş dayatma ve dogmalardan kurtuldukça Türkiye’nin önü daha da açılacaktır. Aksi halde çağdaş, demokratik, eşitlikçi ve bilimsel bir eğitim sistemine geçilmediği müddetçe Türkiye rahat bir nefes alamaz” dedi.

EĞİTİM REFORMLARI, GÜÇLÜ ÖĞRETMENLERLE HAYATA GEÇER!
2000’li yılların başından itibaren dünyada ve Türkiye’de artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmadığını, büyük bir değişimin yaşandığını söyleyen Gürkan Avcı, “Eğitim sistemimizin bu yeni dünyadaki risklere göğüs gerebilmesi için inovasyonu ön plana çıkarması gerekiyor. Bunu yapamadık. Ben şahsen eğitime daha fazla bütçe ayırılmasını, eğitim çalışanlarının ekonomik ve demokratik sorunlarının çözülmesini ivedi hedef bağlamında çok gerekli görüyor, tasarıdaki reformların ‘eğitim ve sürdürülebilir büyüme’ perspektifiyle daha da geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.

BİRTEK TEŞKİLAT YAPISINDA REFORM YAPMAKLA OLMAZ!
Türkiye’de eğitimin kaliteli, verimli ve eşitlikçi bir form kazanması için sadece teşkilat yapısında değil; kapsamlı bir idari, hukuki, mali ve teknik reforma ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Gürkan Avcı, “Politika yapıcılara ışık tutması açısından, Türkiye’nin öğretmen sermayesinin geliştirilmesi bakımından dünyadaki karşılaştırmalı konumunu gözden kaçırılmamalıyız diye düşünüyorum. 2050’de eğitim ordumuz nasıl olacak? 2050’de öğrenme duvarlarına ihtiyaç kalacak mı? Analitik sentez mi, mekanik öğrenme mi, temel muhakeme mi, üniversal altyapı mı, evrensel bilinç ve spesifik konumlandırma mı geçerli akçe olacak? Bu MEB tasarısı öğretmenlerimiz ve diğer tüm eğitim bileşenleri için kariyer mi bariyer mi? Merdivenleri çıkıyor musunuz, iniyor musunuz? Merdivenin son basamağı nereye takılı, nereye asılı? Bunların çok iyi düşünülüp, istişare edilip, planlanması gerekiyor” dedi.

YETERLİLİK SINAVLARI OBJEKTİF OLMALI!

Eğitimdeki reform paketlerinin içerik olarak olumlu olması yanında usul ve insicamında buna paralellik arzetmesi gerektiğini söyleyen Gürkan Avcı, şunları söyledi: Aday öğretmenlere sınav şartı getirilmesi, 2 yıl üst üste sınavda başarılı olamayan öğretmenin, öğretmenlikle ilişiğinin kesilmesi birçok AB üyesi ülkede uygulanan bir sistemdir. Öğretmenlerin kendini geliştirmesi ve öğretmenlik mesleğinin nitelikleştirilmesi açısından değerlendirirsek; sınav uygulamasının objektif, adaletli ve eşitlikçi kriterler doğrultusunda planlanması kesinlikle sağlanmalıdır.

DERSHANECİLER, ÖĞRETMEN VE PERSONEL MAĞDUR EDİLMEMELİ!
Dershanelerin kapatılması sonrasında kurslar ve 12 yaşın altındaki çocuklar için etüt merkezlerinin serbest bırakılması ve dershane sahiplerine bol menülü ve makul seçenekler sunulması hem müteşebbisleri hem de öğrenci ve ailelerini zor durumda bırakmama adına önemlidir. Dershanelerin kapatılması sonrasındaki teşvik ve destek uygulamalarının dershanecilere, buralarda çalışan öğretmen ve personele dönük haksızlıkların yapılacağı ihtimalini dahi akıllara getirmemelidir. Özel okul ve etüt merkezi olma şansı düşük olan küçük ve butik dershanelere pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.

ÖZEL OKULCULUĞUN DESTEKLENMESİ DOĞRU!

Tasarıda özel okul ve etütlere gidecek öğrencilerin devletçe desteklenecek olmasını önemsiyorum. Eğitimde yüzde 3’lük bir oranı temsil eden özel okulların günümüzde yarı kapasiteyle çalıştığı gözönüne alınarak, eğitim sistemimize dinamizim ve lokomotif güç kazandırması için özel okulculuğun daha kapsamlı politikalarla geliştirilmesi ve pekiştirilmesi gerektiği kanaatindeyim.
6 YIL ŞARTI ABARTILI!
Dershanelerde çalışan öğretmenlerin mağduriyet yaşamamalarını sağlamak adına 6 yıldan fazla dershanelerde öğretmenlik yapanların sözlü sınavla MEB kadrolarına alınmasının yeni mağdurlar yaratmamasına özenle dikkat edilmelidir. Öncelikle yapılacak eleme sınavlarının hakkaniyetli ve nesnel ölçütlerle yapılması elzemdir. Öte yandan 6 yıl dershanede çalışmış olma şartı çok abartılıdır. Bu nedenle bu sürenin 2 yıla indirilmesi gerekir. Malum sebepler nedeniyle sigortasız çalıştırılmış onbinlerce dershane öğretmeni haksızlığa uğramış olacaktır. Öte yandan sigortası yıl bazında eksik yatırılmış öğretmenlerde müstakbel mağdur adayı olacaktır.

DERSHANEDE ÇALIŞMAYAN ÖĞRETMENLER CEZALANDIRILMAMALI!
Bir diğer önemli hususta çeşitli nedenlerle dershanelerde çalışmamış yahut dershanelerde çalıştığını belgeleyememiş, başka özel eğitim kurumlarında çalışan yahut özel ders ve etüt çalışmalarında bulunan öğretmenlerin mağduriyet yaşamamasının sağlanmasıdır. Bu nedenle tasarının vicdanları kanatmaması, adalet ve eşitlik prensiplerini yaralamaması çok önemlidir. Dershane öğretmenlerini mağdur etmeyeyim derken yeni ve başka mağdurlar yaratılmamalıdır.

KADROLAŞMA VE KAZANILMIŞ HAK GASBI ENDİŞESİ!
Tasarıdaki 25. Madde ile okul idarecilerinden 4 yılı tamamlayanların görevlerinin sona ermesi söz konusu olmaktadır. Yine ayrıca MEB Müsteşarlığı makamı hariç tüm idari ve bürokratik makamlar tasarının yasalaşmasıyla fesh edilmiş olacaktır. Bu husustaki temel beklentimiz; Milli Eğitimdeki tayin, atama, terfi ve görevde yükselmelerin tamamen liyakat ve ehliyet prensiplerine göre tanzim edilmesidir. Şube müdürlüğü üstündeki makamların siyasi tercihlerle belirlenmesi ve bu makamlardakilerin bakanlarla ve iktidarlarla birlikte gelerek, bakan ve iktidarlarla birlikte makamlarını terk etmesi bizce de makul karşılanmaktadır. Sorumluluk ve sağlıklı yönetişim kriterleri doğrultusunda Bakanlar istediği ekiple çalışmalı ve başarı-başarısızlık adına mazerete matuf bırakılmamalıdır. Lakin bu selahiyet kadrolaşma ve kurum hafıza ve kültürünü yok saymaya, yok etmeye sebebiyet vermemelidir.

TALİM TERBİYE, TERBİYE EDİLMELİ!
Talim ve Terbiye Kurulu’nda tanınmış eğitimci, çevirmen, pedagog, şair, yazar ve bilim insanları görev almalıdır. Öğrenci, öğretmen ve veli temsilcileri de yönetimde bulunmalıdır. Bugün Talim ve Terbiye Kurulu’nun eğitime yön verebilecek yeterliliğe sahip olmadığını ve Türkiye’deki eğitimin geleceği açısından ciddi endişe duyduğum bir yapı, birikim, donanım ve fonksiyona sahip olduğunu itiraf etmeliyim.

BEKLENTİLERİMİZİN KARŞILANMASI SEVİNDİRİCİ!

Özür grubu atamalarının yarıyıl ve/veya yaz tatilinde yapılacağı maddesini oldukça sevindirici buluyorum. Ve yine uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanlarını mahkeme kararıyla elde edenlerin, mahkeme kararının aleyhlerine kesinleşmesi halinde bu kişilere unvanlarının iptal edildiği tarihten önce yapılan ödemelerin geri alınamayacağına dair hükümde tasarıdaki çok olumlu bulduğum hususlardar birisidir. Bütün devlet okullarında, özel okullarındaki kurslarında, halk eğitim merkezlerindeki kurslarında ücretsiz olacak olmasını önemli ve değerli bir düzenleme olarak görüyorum.

EŞİTLİK, ŞEFFAFLIK VE ADALET HERŞEYDEN DAHA ÖNEMLİ
Özel okul ve etütlere teşvik verilirken zengin fakir, başarılı başarısız ayrımı yapılmaması da ayrım gözetmeksizin her çocuğun desteklenmesi de önemli bir adım olarak görülmelidir. Lakin tasarıyla ilgili en önemli beklentimizi tekrar ifade etmem gerekirse; öğretmen ve öğrenci merkezli tüm hususlardaki kıstaslarda kim ve ne olursa olsun “bu AKP’li, bu CHP’li, bu MHP’li, bu Kürt, bu Ermeni, bu Alevi, bu Sünni” denme ve fişlenme korkusu yaşamadan, ayrım yapılmayacağının garantisi olacaktır. Tüm herkesin haklarının eşit, adil ve şeffaf bir şekilde korunacağının garantisini sağlamak ve bu hususta vatandaşı samimiyetle ikna etmeye çalışmak her şeyden daha değerli olacaktır.

DES, Beden Eğitimi Dersini Geri İstiyor!


DES, Beden Eğitimi Dersini Geri İstiyor!

DES, Meslek, Anadolu Meslek, Teknik ve Anadolu Teknik liselerinde Beden Eğitimi derslerinin kaldırılmasına itiraz etti

BEDEN DERSİNİN KALDIRILMASI EĞİTİM BİLİMİNE AYKIRI

Yapılan yanlış uygulamanın getireceği olumsuz sonuçlara dikkat çeken Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Sekreteri İshak Çelebi, “Milli Eğitim Bakanlığı Meslek ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’nün, 28.01.2014 tarihli ve 390264 sayılı “Haftalık Ders Çizelgelerinde Yapılan Düzenlemeler” konulu yazıyla Meslek liseleri ve Anadolu Meslek liselerinin 10. sınıflarında 2 saatlik Beden Eğitimi dersini; Teknik Lise ve Anadolu Teknik liselerinin 10. sınıflarındaki 2 saatlik Beden Eğitimi dersini; Anadolu Sağlık Meslek liselerinin Acil Sağlık Hizmetleri, Anestezi ve Reanimasyon, Çevre Sağlığı, Diş Protez, Sağlık Hizmetleri Sekreterliği, Tıbbi Laboratuvar ve Radyoloji alanlarının 10. sınıflarındaki 1 saatlik Beden Eğitimi dersini; Anadolu Sağlık Meslek liselerinin Ortopedik Protez ve Ortez alanının 10. sınıflarındaki 1 saatlik Beden Eğitimi dersini; Anadolu Sağlık Meslek liselerinin Hemşirelik alanının 10. sınıflarındaki 1 saatlik Beden Eğitimi dersinin kaldırılması; eğitim bilimine, pedagojik ilkelere, milli eğitim temel kanunu ve birçok mevzuat ile birlikte başta hukuka aykırılık teşkil etmektedir” dedi.

OKULLARDAKİ OBEZİTE, ŞİDDET VE MADDE BAĞIMLILIĞI ARTAR

Uygulamanın, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın ortaöğretim beden eğitimi dersi 9-12. sınıflar öğretim programıyla da çeliştiğini kaydeden DES Genel Sekreteri İshak Çelebi, “Bizim eğitim sistemimizin en temel sorunlarından birisi de çocuklarımızın yalnızca akademik gelişimini önemsemesidir. Hâlbuki çocuklarımızın bedensel, ruhsal, sosyal, duygusal ve etik gelişimi de en az akademik gelişimleri kadar önemlidir. Beden eğitimi dersi çocuklarımızın sağlıklı gelişimini sağladığı gibi tüm çağdaş dünya eğitim sistemlerinde de örgün eğitimin önemli bir süreci ve çok değerli bir parçası olarak görülmektedir. Beden eğitim dersi diğer tüm derslerin bütünleyici bir parçası olarak anlaşılmalıdır. Beden eğitimi dersi, çocuklarımızın psikomotor, bilişsel, duyuşsal ve sosyal, psikolojik gelişimine katkıda bulunan önemli bir derstir. Obezite, madde bağımlılığı ve şiddet gibi olumsuz davranışların sıkça yaşanmaya başlandığı okullarımızdan beden eğitimi dersini kaldırmak başta eğitim disiplinine ve milli eğitimin temel amaçlarına savaş açmak demektir” diye konuştu.

AKSİNE, BEDEN EĞİTİMİ DERSİNİN SAYI VE NİTELİĞİ ARTIRILMALI

Türk eğitim sisteminin ana sorunlarından birisinin de beden eğitimi, müzik, resim gibi derslerin önemsiz ve baştan savılacak dersler olarak algılanması olduğunu söyleyen İshak Çelebi, konuşmasına şu sözlerle son verdi;

Eğitim sistemimizin açmazlarını çözme konusunda bağımsız ve demokratik bir ses olarak irade gösteren sendikamızın böylesi önemli bir husustaki uyarısınınMilli Eğitim Bakanımız Sayın Nabi Avcı ve Müsteşarımız Sayın Yusuf Tekin tarafından dikkate alınacağına inanıyorum. Aslına değil beden eğitim derslerinin kaldırılması, tam aksine; okullarda beden eğitim dersinin daha kaliteli ve derinlikli bir şekilde işlenerek sporun tüm ülkede yaygınlaşarak, uluslar arası yarışmalara temel oluşturması sağlanmalıdır.Beden eğitimi dersi sözde değil özde olarak, Milli Eğitimin temel ilkelerine uygun ve çağdaş hale getirilerek çocuklarımızın beden, ruh ve fikir gelişimine hakkıyla katkı verecek standarda yükseltilmelidir. Beden eğitimi, sanal ortamlara saplanıp kalmış gençliğimizin sosyalleşebilmesi ve kişiliğini geliştirebilmesine büyük katkıları olmalıdır. Beden eğitimi dersi faaliyetleri çeşitli branşlarda somutlaşmış, üst düzeyde planlanmış, fizyolojik psikolojik, estetik, teknik özellikleri gerekli kılan yarışmaya dayalı ve kurallarla çevrili bir etkinlik haline getirilmelidir.

DES, Beden Eitimi Dersini Geri stiyor!.doc

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: