Etiket arşivi: MOSSAD

İSTİHBARAT : İsrail Gizli Servisi MOSSAD’ın skandalları !


İsrail Gizli Servisi MOSSAD’ın bugüne kadar akıl almaz skandallara imza attığı ortaya çıktı. Pasaport hırsızlığından suikast girişimlerine… İşte MOSSAD’ın sarsıcı skandalları.

İsrail Gizli Servisi Mossad, hangi yöntemlerle çalışıyor? Sadece pasaport hırsızlığı için ayrı bir ekip barındıran Mossad, 90’lardan bugüne dünyanın dört bir yanında çalıntı pasaportlarla suikast düzenleyip, başka ülkeleri zan altında bırakmakla ünlü bir gizli servis.

HALİT MEŞAL’E YÖNELİK SUİKAST GİRİŞİMİ

1997’de iki Mossad ajanı çalıntı Kanada pasaportları kullanarak Hamas’ın sürgündeki liderlerinden Halit Meşal’i Ürdün’de zehirlemeye çalıştı. Fakat Ürdün polisi ajanları yakaladı. Ürdün Kralı Hüseyin devreye girdi ve İsrail’den Meşal’e panzehir bulmasını istedi.

İsrail hükümeti ajanlarını kurtarmak için Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin’i salıvermek zorunda kaldı. Ayrıca Netanyahu hükümeti Mossad Genel Müdürü Dany Yatom’un da istifasını istedi. Fakat bu istifa göstermelik kaldı.

1998 İSVİÇRE SKANDALI

İsviçre’de yakalanan bir Mossad ajanı, 12 aylık bir hapis cezasına çarptırılmıştı. İsviçre polisi, ajanı, Lübnanlı bir iş adamının evine dinleme cihazı yerleştirirken suçüstü yakaladı.

2004 YENİ ZELANDA SKANDALI

2004 yılının kasım ayı Yeni Zelanda ile İsrail arasında büyük bir diplomatik krize sahne oldu. İsrail gizli servisi Mossad’a bağlı olduğundan şüphelenilen 2 kişi çalıntı pasaportlarla yakalandı. Tel Aviv’in çözüm önerisini kabul etmeyen Aucland, iki İsrailli’yi sınır dışı etti.

Haklarında dava açılan ajanlar fiziksel engelli iki Yeni Zelanda vatandaşının pasaportlarını çaldıklarını itiraf etti. Birkaç ay hapse çarptırılan ajanlar, cezalarını tamamlamadan sınır dışı edildi.

2010 HAMAS LİDERİNE ÇALINTI İNGİLİZ PASAPORTLARIYLA SUİKAST

2010 yılında Hamas liderlerinden Mahmud el Mabhouh’u öldüren MOSSAD ajanlarının Dubai’ye girerken kullandıkları pasaportlardaki bilgilerin çalıntı olduğu ortaya çıktı. Suikast timindeki 11 kişinin 7’sinin İsrail’de yaşayan İngilizler’in pasaport bilgilerinin, kaldıkları otellerin görevlileri ya da havaalanı yetkilileri tarafından kopyalandığı ve bu bilgilerle sahte pasaport hazırlandığı anlaşıldı.

MOSSAD’IN İÇİNDE PASAPORT HIRSIZLIĞI BİRİMİ VAR

2010 yılındaki İngiliz vatandaşlarının pasaportlarının kopyalanarak Hamas liderine suikast düzenlendiği o skandalın ardından Euronews’a konuşan İngiliz uzman Gordon Thomas çok çarpıcı bir açıklama yaptı. İsrail gizli servisini çok iyi tanıyan uzmanlardan Gordon Thomas’a göre kullanılan yöntem, Mossad’ın sıklıkla başvurduğu onlarca metoddan sadece biriydi.

Gordon Thomas, "Mossad’da pasaport hırsızlığı üzerinde çalışan özel bir ekip bulunuyor. Genelde tatile çıkan kişilerin pasaportları çalınır. Ajanlar İspanya, Tayland gibi ülkelerde turistleri hedef alır’‘ dedi.

UTANMADAN TÜRK İSTİHBARATINA "GÜVENİLMEZ" DEDİ

Mossad’ın dünyaca ünlü skandallarından bazıları bunlardı. O skandallara imza atan ekibin bir dönem başkanlığını yapan Mossad’ın eski şefi Rami İgra, MİT iddialarının ardından İsrail gazetesi Ahronot’a özel bir röportaj verdi.

Mossad’ın eski Başkanı, "MİT iddiaları doğruysa Türk istihbaratına güvenilemez" diyerek, "Böylesi bir durumun ortaya çıkması halinde ki henüz doğruluğundan emin değiliz, Türklerin İran ile iş birliği içinde oldukları kesinleşirse kendisine saygı gösteren herhangi bir istihbarat organizasyonu bu türden hassas bilgileri Türk istihbaratı ile paylaşmayacaktır. İstihbarat birimleri zorlukla edindikleri bilgilerin İran istihbaratına verilmesi riski ve korkusu ile bu bilgileri Türklerle paylaşmayacaklardır" dedi.

Reklamlar

TERÖR : KCK ve Mossad Telaviv’de buluştu


Demokratikleşme paketinin hemen ardından Çözüm Sürecinin Mimarlarını hedef alan Yahudi diasporası, Tel-Aviv’de KCK’lılarla buluştu. Toplantıya KCK’lıların yanı sıra MOSSAD ve İsrail-Kürt Dostluk Derneği temsilcileri katıldı.

ASLAN DEĞİRMENCİ / HABER10

Bugüne kadar PKK’ya Kuzey Irak’ta en büyük lojistik desteği veren İsrail ile PKK’lı yöneticilerin kısa bir süre önce Tel-Aviv’de bir araya geldi.

Mossad ve KCK’lıların katıldığı gizli toplantıya İsrail-Kürt Dostluk Derneği temsilcilerinin de katıldığı belirtildi.

Şok iddia Ankara kulislerini hareketlendirirken, İngiliz haber ajansı Reuters’a konuşan KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın AK Parti hükümetini tehdit etmesinin İsrail ile yaptıkları görüşmenin hemen ardından gelmesi dikkat çekti. Cemil Bayık’ın yanı sıra BDP yöneticilerinin de çözüm sürecini sabote etmeye yönelik tavır içine girmelerinin İran, İngiltere ve İsrail İstihbarat yetkililerinin peşpeşe Kandil’e yaptıkları ziyaret sonrasında yoğunlaştığı gözlemleniyor.

En son gizli görüşme ise Telaviv’de yapıldı. Mossad’ın KCK yöneticileriyle yaptığı bu buluşmada Yahudi kuruluşların temsilcileri de hazır bulundu.

Yahudi Diasporası etkisindeki medya organlarının son günlerde MİT’i hedef alan yayınlara imza atarken, Mossad’ın KCK ile yaptığı görüşme manidar bulundu. KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın gizli görüşmenin ardından Musevi ve Alman asıllı bankerlerin kurduğu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin yüzde 30 hissesine sahip olduğu Reuters üzerinden hükümeti tehdit etmesi de toplantının amacını gözler önüne serdi.

İşte Bayık’ın Reuters’a verdiği demeçten bazı bölümler:

– Sürecin sonuna gelindi.

– Ya Kürt hareketiyle derinlikli müzakereleri kabul edecekler ya da Türkiye’de iç savaş yaşanacak.

– Sınır dışına çıkan militanlar geri dönmek için hazırlık içinde.

– Açıklanan demokratikleşme paketi boş.

– Türkiye radikal dinci militanlar aracılığıyla Suriye’de Kürtlerle savaşıyor. Böyle devam ederse savaşı Türkiye’ye taşımak Kürtlerin hakkıdır.

http://www.twitter.com/aslandegirmenci

İSTİHBARAT : 10 MOSSAD ajanına 10 predatorla yanıt


İsrail, kendisine çalışan 10 İranlı ajanı Tahran’a bildirdi diye Hakan Fidan’ı suçladı. ABD’nin de bu yüzden, predatorları Türkiye’ye vermediği öne sürüldü.

İsrail’in, kendisine çalışan 10 İranlı ajanı Tahran’a bildirdi diye MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı suçladığı, ABD’nin de bu yüzden, predatorları Türkiye ’ye vermediği iddia edildi. ABD ve İsrail basınında çıkan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan hakkındaki haberlerle ilgili perde arkası iddialara bir yenisi daha eklendi.

Taraf’tan Hüseyin Özay’ın haberine göre; hükümetin, “Hakan Fidan’a yönelik kara propaganda” olarak nitelendirdiği ajan krizi, 2010’daki Mavi Marmara baskınından yaklaşık bir yıl sonra ortaya çıktı. MİT, İsrail askerlerinin Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine operasyon düzenlemesinin ardından İsrail gizli servisi MOSSAD ile ilişkilerini askıya aldı ve MOSSAD’a ilişkin bazı bilgileri İran ile paylaştı. ABD ve İsrail, bu duruma sert tepki gösterdi. Akabinde de ABD, Türkiye’nin kendisinden talep ettiği 10 Predatoru (insansız silahlı hava araçları) Ankara ’ya vermekten vazgeçti. ABD ve İsrail’deki bazı medya organlarının MİT Müsteşarı Hakan Fidan aleyhindeki haberleri şimdi servis etme nedeninin ise Türkiye’nin, füze savunma sistemi ihalesini Çin’e vermesi olduğu kaydedildi. Mavi Marmara baskınının etkisiyle yaklaşık iki yıl önce Ortadoğu’daki istihbarat çalışmalarını MOSSAD yerine İran ajanlarıyla yürütmeye başlayan MİT, bu süreçte İran istihbaratı ile birçok bilgi paylaştı.

DEŞİFRE OLDULAR

MOSSAD’a çalışan İran ajanlarının MİT tarafından ihbar edildiğine yönelik iddialar ise tam olarak gerçeği yansıtmıyor. İsrail gizli servisine bilgi veren İranlı ajanlar, başka bir proje kapsamında deşifre oldu. ABD ve İsrail ise bu olaydan başından beri karşı oldukları MİT Müsteşarı Fidan’ı sorumlu tuttu.

İRAN DA MİT’İ SATTI

Bu süreçte, CIA, MOSSAD, KGB ve İran istihbarat teşkilatı SAVAK arasındaki gizli savaş alevlendi. Suriye krizi de istihbarat birimleri arasındaki çekişme ve kutuplaşmanın artmasına vesile oldu. Rus gizli servisi KGB, İran ve Suriye istihbaratlarıyla birlikte hareket etmeye başladı. MİT ise Suriye konusunda CIA ve MOSSAD’ın yanında yer almak zorunda kaldı. Bu duruma tepki gösteren İran istihbaratı, MİT’in daha önce kendisiyle paylaştığı veriler konusunda MOSSAD’a bilgi sızdırdı. İran, böylece MİT’i ABD ve İsrail başta olmak üzere batılı devletler nezdinde zor durumda bıraktı.

PREDATORLAR VERİLMEDİ

İstihbarat savaşı, Türkiye’nin ABD’den istediği 10 predatorun alımını da etkiledi. Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, 2012’nin ilk yarısında ABD’den altısı silahlı olmak üzere 10 predator talep etti. Ancak ABD kongresi, predatorların Ankara’ya teslimine onay vermedi. Buna gerekçe olarak ise MİT’in İran istihbaratı ile yakın ilişkileri gerekçe gösterildi. ABD’li yetkililer, “predator bilgilerinin İran’ın eline geçmesinden endişe ettiklerini” kapalı kapılar ardında Türkiye’ye iletti.

NİYE ŞİMDİ SERVİS EDİLDİ

MİT ile İran arasındaki işbirliğinin deşifre edilmesinde iki önemli gelişme rol oynadı: Suriye’ye yönelik operasyonun askıya alınması ile Obama ve Putin’in kimyasal silahların imhası konusunda anlaşması ilk önemli gelişme. Olası bir Suriye operasyonunda CIA, MOSSAD ve MİT birlikte çalışacaktı. Özellikle Türkiye muhaliflerin yönlendirilmesinde büyük bir rol olacaktı. Operasyonun askıya alınması istihbarat işbirliğine ihtiyacı da en alt düzeye indirdi. İkinci olarak, Türkiye’nin füze savunma sistemi ihalesini Çin’e vermesi, haberlerin servis edilmesinde etkili oldu. ABD ve İsrail, Çin’in seçilmesinde MİT raporlarının etkili olduğunu düşünüyor.

MİT, ‘OYUN KURUCUSU’ OLDU

Ankara, batı basınında Hakan Fidan aleyhinde yeni haberler de yayımlanacağını tahmin ediyor. Bu durum ise, istihbarat savaşının bir parçası olarak görülüyor. Üst düzey bir bürokrat, “MİT, önceden yedek oyuncu iken şimdi oyun kurucuların arasına girdi” değerlendirmesinde bulundu. Yetkili, bu nedenle MİT’e yönelik tepkilerin önümüzdeki günlerde de süreceğini dile getirdi.

Türkiye’nin “ PKK ile mücadele” gerekçesiyle Washington’dan predator talep etmesi ABD basınında da yankı bulmuştu. 2011’in Eylül ayında Washington Post gazetesinde yer alan ve üst düzey ABD’li yetkililere dayandırılan haberlerde “Predatorlar ve U2 savaş uçaklarının sağlayacağı istihbaratın Türkiye’ye PKK ile mücadelesinde gerekli olduğu” yönünde ifadeler kullanılmıştı. Ancak daha sonra ABD Kongresi, insansız silahlı hava araçları predatorların Türkiye’ye teslim edilmesine onay vermemişti. Bunun, İran gizli servisiyle MOSSAD hakkındaki bilgileri paylaştığı için Türkiye’ye verilen bir ceza olduğu yorumu yapılıyor.

İRAN DOSYASI /// GÜLTEKİN AVCI : MOSSAD Humeyni’yi neden korudu ?


Gültekin AVCI

gavci

İsrail ve İran, entrika ve terör vadisinin iki yamacı.

Ortadoğu’da kaosun iki hamisi.

Biri ABD dış politikasını kendi emellerine payanda yapma derdinde, öbürü Şii jeopolitiğiyle hile ve desise azminde.

Bu iki kaos fabrikatörünü asla birbirinden ayırmam.

İran ve İsrail’i birbirinden ayırmak iki şeytanı birbirinden ayırmak gibi.

Efendim olur mu İran Müslüman’mış!

Kan dökücülüğü ve tahripkârlığıyla tanınan, seferleri sırasında ele geçirdiği şehirlerin bazılarını yakıp yıkan ve kellelerden kuleler yapan…

Sivas’ı kan dökmeyeceğine söz vererek teslim almasına rağmen 3-4 bin Ermeni’yi kazdırdığı büyük çukurlara gömmek suretiyle öldürtüp "İşte sözümü tuttum bir tanesinin bile kanını dökmedim" diyen Aksak Timur da Müslüman’dı.

Kâbe’yi yıkan, meşhur âlim Said b. Cübeyr‘i öldürdüğü gibi sahabi Abdullah b. Zübeyr‘i şehit eden ve sahabi Enes b. Malik’e zulmeden ve binlerce masumu öldüren Emevi valilerinden Haccac da Müslüman’dı.

Bu iki şeytanın arası nasıl?

1982’de kadınların ırzına geçildiği, çocukların küçük bedenlerinin delik deşik edildiği 20.000 cana kıyıldığı Hama katliamını destekleyen…

Bugün yine Suriye’de minik ellerin ve minik bedenli yavruların vahşice öldürülmesini savunan, buna cevaz veren bir İslami anlayış tanımıyorum.

Dönelim İran ve İsrail’e.

Bu iki şeytanın arası nasıl?

Göründüğü ve zannedildiği gibi kin fırtınalarıyla mı dolu?

İran, geçmişinde İslam düşmanı hiçbir Batılı ülkeyle savaşmamıştır.

CIA, 1979 İslam devrimi öncesi Humeyni komitacılarına yanaşıyor ve Humeyni’nin has dairesinde köstebekler kazanıyordu.

8 Ocak 1979’da Tahran büyükelçiliğine, ABD Dışişleri Bakanı Cyrus Vance imzalı bir gizli mesaj gelmişti.

Mesajda Humeyni‘nin has adamı ve sağ kolu İranlı işadamı Abbas Amir Entezam‘ın ABD büyükelçiliğiyle temas kurmak istediği bildiriliyordu.

Entezam daha sonra Humeyni rejiminin hükümet sözcüsü olmuştu.

1979’da İranlı devrimci radikal öğrencilerin ABD’nin Tahran büyükelçiliğini bastıklarında ele geçirdikleri dokümanlardan biri Amir Entezam‘ın CIA bağlantısını ortaya çıkardı.

Entezam vatana ihanet suçundan ömür boyu hapse mahkûm edildi.

3 ayrı suikast planı

Savunmasında bu görevi ona Humeyni‘nin verdiğini söyledi.

Ele geçen belgelerde Humeyni-CIA arasındaki bağları gösteriyordu.

İsrail Humeyni‘nin halk nazarında itibarını kaybetmesini istemedi.

Fatura Humeyni‘nin casuslukla suçlanan adamlarına kesildi.

Bu konuda Yale Üniversitesi’nde akademisyen olan İran asıllı Trita Parsi‘nin "Hain İttifak" adlı kitabı çok önemli. (Trita Parsi, Treacherous Alliance: The secret dealings of Israel, Iran, and the United States)

Daha ilginç olan şu:

Humeyni 1979’da Paris’ten Tahran’a getirilirken CIA tarafından 3 ayrı suikast planı tertip edilmişti.

Şah’ın generalleri ve ABD’li yetkililerin tarafından tertiplenecek olan suikastı MOSSAD, Humeyni’nin adamlarına ihbar etmişti.

İş Humeyni-MOSSAD ilişkisi olunca ABD’nin Ortadoğu uzmanlarından Mike Evans‘ın "Jimmy Carter" adlı kitabı önemlidir. (Mike Evans, Jimmy Carter: The liberal left and World Chaos)

Evans‘ın yazdıklarına bıkıldığında; MOSSAD, Humeyni‘ye yapılacak suikastı, İran askeri ataşesi Yitzhak Segev kanalıyla Humeyni‘nin adamlarına bildirmişti.

Suikastın ortaya çıkmasından sonra General Amir Hüseyin Rabii devrimciler tarafından idam edildi.

Bunları Trita Parsi de doğruluyor.

Trita Parsi, şümullü diplomatik belgelere dayanarak hazırladığı kitabında İsrail ve İran arasındaki gizli ilişkilere dair ciddi bilgiler veriyor.

"Ayetullah Humeyni sürgünden 15 yıl sonra 1 Şubat 1979’da İran’a döndü ve milyonlarca İranlı tarafından karşılandı. Humeyni’yi karşılama esnasında İsrail’in askeri ataşesi Yitzhak Segev ve MOSSAD şefi radikal devrimcilerin yanında yer aldılar."

Ve devam ediyor:

Bir adam kızgın bakışları ile bu iki İsrailliye sordu: Siz neden Ayetullah posterleri taşımıyorsunuz?

Onlar da mükemmel bir Farsça ile özür dilediler ve temin ettikleri Humeyni posteriyle kalabalığın içine katıldılar ve sloganlar atmaya başladılar.

Allahu Ekber, liderimiz Humeyni! Allahu Ekber, liderimiz Humeyni…

Humeyni İran’a döndüğünde İsrail’in askeri ataşesi Yitzhak Segev ve MOSSAD şefi, Şah Meydanı’nda (Meydane Azadi) bu tezahüratları yaptılar.

MOSSAD’daki bu coşkunun, hatta Humeyni’nin hayatını kurtarma azminin sebeb-i hikmeti neydi acep?

İSTİHBARAT : MOSSAD ve CIA Fidan’a karşı çünkü.


MİT müsteşarı Fidan’ın stratejisi, Mısır ve Suriye konusundaki bağımsız tavrı CIA ve MOSSAD’ı kızdırdı. İki teşkilat Gezi ve Suriye üzerinden Türkiye’nin itibarını karalamaya yönelik hamlelere eski ABD Büyükelçisinin Fidan tespiti de eklendi.

Dış istihbarat birimlerine bağlı kalmadan Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) yaptığı operasyon CIA ve MOSSAD’ı çok kızdırdı. Yine Türk istihbaratının Mısır ve Suriye’deki bağımsız tavrı da dış istihbaratların oyunlarına çomak sokmuş oldu.

HAKAN FİDAN’I KARALIYORLAR

MOSSAD ve CIA, MİT Müsteşarı Hakan Fidan hakkında karalama kampanyalarına başladı. Adeta Fidan’a karşı küresel bir harekat başladı. Çünkü Fidan, yeni Türkiye vizyonunu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte inşaa ediyor. Yıllardır “emir buyurdukları” Türk istihbaratının onlara bilgi vermeden Yeni Türkiye’nin temellerini atması CIA ve MOSSAD’ın derin ve derin oyunlarını tepetaklat ediyor.

İSTİHBARAT OYUNLARI SON BULDU

Fidan ile birlikte Türkiye’nin içinde oynanan istihbarat oyunları da son buldu. Türkiye artık üçüncü dünya ülkelerinin istihbarat birimlerinin kapışma sahası olmaktan da çıktı. Mesela yıllardır Türkiye üzerinde kapışan İsrail ve İran’ın kavga etmesi engellendi. Çözüm sürecinde de üçüncü ülkeler aradan çıkarıldı.

HEDEFLERİNDE ÜÇ İSİM VAR

Türkiye’nin güvenlik politikası da yenileniyor. Üçüncü ülkelerin aradan çıkarılmasıyla bağımsız güvenlik ve dış politika da gelişmeler yaşanmaya başladı. Bu da Türkiye üzerinde oyunlar oynayan ülkeleri fazlasıyla rahatsız etmiş oldu. Bu durumu engellemeye çalışan istihbarat birimleri Gezi olaylarıyla Başbakan Erdoğan’ı, Suriye ile Davutoğlu’nu ve Hakan Fidan’ı da dahil ederek yıpratmaya çalıştı. Bu üç ismin yıpratılmasıyla AK Partinin ve Türkiye’nin proaktif pozisyon alması engellenmeye çalışılıyor. Erdoğan sonrasına da açık bir mesaj verilmeye çalışılıyor.

SURİYE-İRAN ÇELİŞKİSİ

Türkiye’nin ve MİT’in Mısır ve Suriye’deki bağımsız tavrı da dış istihbaratların oyunlarına çomak soktu. Çünkü istenilen Türkiye’nin o ülkelerin içişlerine karışmasıydı. Bu sayede Türkiye düşmanlığı arttırılacaktı. Bu olmayınca hemen karalama kampanyalarına başladılar. İstihbarat birimlerinin güdümünde hareket eden ulusal bazı gazeteler Türkiye’deki yazarlarını kullanarak şüpheli izlenimler yaratmaya çalışıyorlar. MİT Müsteşarı Fidan’ın Suriye muhalefetini örgütleyen en önemli adam olduğu aynı zamanda İran’a yakın olduğu iddiaları ortaya atılarak sular bulandırılmak, kafalar karıştırılmak isteniyor. Hedef Türkiye’nin içişleriyle oynamak. Eski ABD Büyükelçisi James Jeffrey’nin de ABD’nin en önemli gazetelerinden Wall Street Journal’a Hakan Fidan’la ilgili görüş bildirmesi tam bir diplomatik skandal olarak görülüyor. Wikileaks belgeleriyle zor durumda kalan eski ABD elçileri bu şekilde açıklama yapması bundan sonra ABD elçileriyle Türk makamlarının nasıl bir ilişki kuracağı sorusunun da ortaya atılmasına yol açıyor.

İSRAİL MİT MÜSTEŞARINI İSTEMEDİ

MİT Daire Başkanlığı, bir gazeteye verdiği röportajda, “Son bir kaç yıldır ulusal ve uluslararası alanda birçok başarılı istihbarat çalışması gerçekleştiren MİT, bu durumdan rahatsız olan çevrelerin hedefi haline geldi ve gerçekdışı iddialarla Teşkilat hakkında olumsuz algı yaratma çalışması hız kazandı. Dünyada ilk defa bir devlet (Gazete, ‘MİT kaynaklarından bu devletin İsrail olduğu bilgisine ulaştı’ notunu düştü.) başka bir devletin istihbarat yönetimine tepki gösterdi ve açıkça kendi çıkarları için Hakan Fidan’ın MİT’in başına gelmesini istemedi ve resmi açıklamayla bunu beyan etti.

ORTADOĞU’NUN YENİ YÜZÜ

ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal da geçtiğimiz gün yayınladığı haberde Milli İstihbarat Teşkilatı Hakan Fidan’a ilişkin “Türkiye’nin istihbarat şefi Suriye’de kendi yolunu çizdi” başlıklı bir haber yayınlamıştı. Haberde Fidan’ın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’yla birlikte Türkiye’nin başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’daki politikasının en önemli mimarlarından olduğu vurgulanmış ve şu ifadelere yer verilmişti: “Arap Baharı ayaklanmalarının ardından, Ortadoğu’nun dışında pek tanınan bir isim olmayan Fidan, müttefik Türkiye’nin çıkarlarını zaman zaman ABD’nin çıkarlarının aksine yönelmesine neden olan bölgesel güvenlik stratejisinin en önemli mimarlarından biri olarak öne çıktı. Geçmişte ABD’nin Türkiye ve Irak Büyükelçisi olarak görev yapan James Jeffrey, “Hakan Fidan yeni Ortadoğu’nun yüzü. Onunla işbirliği yapmalıyız çünkü işleri halledebiliyor. Ancak ABD’nin gözü kapalı dostu olduğunu da düşünmemeliyiz çünkü değil” dedi.”

İSTİHBARAT : CIA ve MOSSAD’ı kızdırdı


MİT müsteşarı Fidan’ın stratejisi, Mısır ve Suriye konusundaki bağımsız tavrı CIA ve MOSSAD’ı kızdırdı. İki teşkilat Gezi ve Suriye üzerinden Türkiye’nin itibarını karalamaya yönelik hamlelere eski ABD Büyükelçisinin Fidan tespiti de eklendi.

Dış istihbarat birimlerine bağlı kalmadan Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) yaptığı operasyon CIA ve MOSSAD’ı çok kızdırdı. Yine Türk istihbaratının Mısır ve Suriye’deki bağımsız tavrı da dış istihbaratların oyunlarına çomak sokmuş oldu.

HAKAN FİDAN’I KARALIYORLAR

MOSSAD ve CIA, MİT Müsteşarı Hakan Fidan hakkında karalama kampanyalarına başladı. Adeta Fidan’a karşı küresel bir harekat başladı. Çünkü Fidan, yeni Türkiye vizyonunu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte inşaa ediyor. Yıllardır "emir buyurdukları" Türk istihbaratının onlara bilgi vermeden Yeni Türkiye’nin temellerini atması CIA ve MOSSAD’ın derin ve derin oyunlarını tepetaklat ediyor.

İSTİHBARAT OYUNLARI SON BULDU

Fidan ile birlikte Türkiye’nin içinde oynanan istihbarat oyunları da son buldu. Türkiye artık üçüncü dünya ülkelerinin istihbarat birimlerinin kapışma sahası olmaktan da çıktı. Mesela yıllardır Türkiye üzerinde kapışan İsrail ve İran’ın kavga etmesi engellendi. Çözüm sürecinde de üçüncü ülkeler aradan çıkarıldı.

HEDEFLERİNDE ÜÇ İSİM VAR

Türkiye’nin güvenlik politikası da yenileniyor. Üçüncü ülkelerin aradan çıkarılmasıyla bağımsız güvenlik ve dış politika da gelişmeler yaşanmaya başladı. Bu da Türkiye üzerinde oyunlar oynayan ülkeleri fazlasıyla rahatsız etmiş oldu. Bu durumu engellemeye çalışan istihbarat birimleri Gezi olaylarıyla Başbakan Erdoğan’ı, Suriye ile Davutoğlu’nu ve Hakan Fidan’ı da dahil ederek yıpratmaya çalıştı. Bu üç ismin yıpratılmasıyla AK Partinin ve Türkiye’nin proaktif pozisyon alması engellenmeye çalışılıyor. Erdoğan sonrasına da açık bir mesaj verilmeye çalışılıyor.

SURİYE-İRAN ÇELİŞKİSİ

Türkiye’nin ve MİT’in Mısır ve Suriye’deki bağımsız tavrı da dış istihbaratların oyunlarına çomak soktu. Çünkü istenilen Türkiye’nin o ülkelerin içişlerine karışmasıydı. Bu sayede Türkiye düşmanlığı arttırılacaktı. Bu olmayınca hemen karalama kampanyalarına başladılar. İstihbarat birimlerinin güdümünde hareket eden ulusal bazı gazeteler Türkiye’deki yazarlarını kullanarak şüpheli izlenimler yaratmaya çalışıyorlar. MİT Müsteşarı Fidan’ın Suriye muhalefetini örgütleyen en önemli adam olduğu aynı zamanda İran’a yakın olduğu iddiaları ortaya atılarak sular bulandırılmak, kafalar karıştırılmak isteniyor. Hedef Türkiye’nin içişleriyle oynamak. Eski ABD Büyükelçisi James Jeffrey’nin de ABD’nin en önemli gazetelerinden Wall Street Journal’a Hakan Fidan’la ilgili görüş bildirmesi tam bir diplomatik skandal olarak görülüyor. Wikileaks belgeleriyle zor durumda kalan eski ABD elçileri bu şekilde açıklama yapması bundan sonra ABD elçileriyle Türk makamlarının nasıl bir ilişki kuracağı sorusunun da ortaya atılmasına yol açıyor.

İSRAİL MİT MÜSTEŞARINI İSTEMEDİ

MİT Daire Başkanlığı, bir gazeteye verdiği röportajda, "Son bir kaç yıldır ulusal ve uluslararası alanda birçok başarılı istihbarat çalışması gerçekleştiren MİT, bu durumdan rahatsız olan çevrelerin hedefi haline geldi ve gerçekdışı iddialarla Teşkilat hakkında olumsuz algı yaratma çalışması hız kazandı. Dünyada ilk defa bir devlet (Gazete, ‘MİT kaynaklarından bu devletin İsrail olduğu bilgisine ulaştı’ notunu düştü.) başka bir devletin istihbarat yönetimine tepki gösterdi ve açıkça kendi çıkarları için Hakan Fidan’ın MİT’in başına gelmesini istemedi ve resmi açıklamayla bunu beyan etti.

ORTADOĞU’NUN YENİ YÜZÜ

ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal da geçtiğimiz gün yayınladığı haberde Milli İstihbarat Teşkilatı Hakan Fidan’a ilişkin "Türkiye’nin istihbarat şefi Suriye’de kendi yolunu çizdi" başlıklı bir haber yayınlamıştı. Haberde Fidan’ın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’yla birlikte Türkiye’nin başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’daki politikasının en önemli mimarlarından olduğu vurgulanmış ve şu ifadelere yer verilmişti: "Arap Baharı ayaklanmalarının ardından, Ortadoğu’nun dışında pek tanınan bir isim olmayan Fidan, müttefik Türkiye’nin çıkarlarını zaman zaman ABD’nin çıkarlarının aksine yönelmesine neden olan bölgesel güvenlik stratejisinin en önemli mimarlarından biri olarak öne çıktı. Geçmişte ABD’nin Türkiye ve Irak Büyükelçisi olarak görev yapan James Jeffrey, "Hakan Fidan yeni Ortadoğu’nun yüzü. Onunla işbirliği yapmalıyız çünkü işleri halledebiliyor. Ancak ABD’nin gözü kapalı dostu olduğunu da düşünmemeliyiz çünkü değil" dedi."

Kaynak: Akşam

İSTİHBARAT : Mossad’ı Solladılar !


İran’ın kadın cazibesini kullanarak istihbari operasyonda MOSSAD’ı solladığına dikkat çeken Gültekin Avcı, MUT’a ile bunu çok daha rahat yaptıklarına dikkat çekiyor

İran’ın kadın cazibesini kullanarak istihbari operasyonda MOSSAD’ı solladığına dikkat çeken Gültekin Avcı, MUT’a ile bunu çok daha rahat yaptıklarına dikkat çekiyor.

* Kadın cazibesine dayalı istihbari operasyonların şövalyesi MOSSAD iken, bugünün VEVAK’ı bal tuzakları konusunda MOSSAD’ı büyük ölçüde geride bıraktı.

* Pasdaran ve Savama tarafından sevk ve idare edilen, özellikle Türkiye’de yoğun faaliyet gösteren Basij kadınları, bal tuzağında MOSSAD kadınlarını unutturdu.

* Acem yetkilileri misafirlerine mut’a namıyla kadın ayarlarken bunları kuşkusuz misafire haz ikramkârlığıyla yapmıyorlar.

* Acem istihbaratınca kayda alınan tüm mut’a eylemleri, zamanı ve yeri geldiğinde kullanılmak üzere Pasdaran arşivlerinde yerini alıyor.

Bugün Yazarı Gültekin Avcı, dün ve bugünkü yazısında İstihbarattaki MUT’a operasyonlarına dikkat çekti. Avcı, İran istihbaratının MUT’a ile istihbaratta kadın cazibesini en iyi kullanan İsrail gizli servisi MOSSAD’ı bile geride bıraktığını kaydeti.

Acem Hatunları Türkiyede Bal Tuzağında

İşte Gülteki Avcı’nın çok önemli analizi;

Şeytanın bir yüzü İsrail’se diğer yüzü İran’dır.

Ne ilginç bir menfaat kesişmesidir ki, Ortadoğu’da Şii-Sünni polarizasyonunun yükselmesi en çok ikisinin işine yarıyor.

İran, mezhepsel gerilimin tırmanmasıyla Şii jeopolitiğinde aktif taşların ve dekorların kımıldatılamayacak şekilde yerine oturmasını sağlıyor.

İsrail ise, etrafındaki İslam ülkelerinin Şii-Sünni gerginliğiyle birbirini operasyon hedefi haline getirdiğini görerek huzur duyuyor.

Şii-Sünni gerilimi, İsrail ve İran’a kazandırırken, Türkiye’ye kaybettiriyor.

Bu kaygan zeminde operasyonel istihbarat, Türkiye’nin ve bölgenin kaderinde belirleyici parametrelerin başında geliyor.

MUT’A İLE MOSSAD’I BİLE SOLLADI

Kadın cazibesine dayalı istihbari operasyonların şövalyesi MOSSAD iken, bugünün VEVAK’ı bal tuzakları konusunda MOSSAD’ı büyük ölçüde geride bıraktı.

MOSSAD’ı bile rahatsız edecek ölçüde…

Pasdaran ve Savama tarafından sevk ve idare edilen, özellikle Türkiye’de yoğun faaliyet gösteren Basij kadınları, bal tuzağında MOSSAD kadınlarını unutturdu.

İranın MUTA AJANLARIndan İTİRAFLAR

MUT’A DA ŞAHİDE GEREK YOK

Bir "İslam ülkesi" olan İran, istihbarat namına İslam hukukunca zina kabul edilen bir eyleme nasıl göz yumabiliyor?

MUT’A NİKAHIYLA

Bilineceği üzere mut’a nikâhı, bir erkeğin, rızası olan bir kadınla, bir ücret karşılığında, belirli bir süreliğine evlenmesidir.

İran’da egemen Şia itikadında mut’a nikâhının gerçekleşmesi için her iki tarafın rızası, ücret ve sürenin belirlenmiş olması gerekli ve yeterlidir.

Şahide bile gerek yoktur.

Muhteşem Yüzyılda Paşaya Bal Tuzağı!

WİKİLEAKS’TE MUT’A NİKAHI

Şii jeopolitiğinin etkili kılınmasında en önemli enstrümanlardan biri olan mut’a nikâhı, Wikileaks’e de konu oldu.

Wikileaks belgelerine göre de, İran mut’a nikâhını diplomatik amaçlı kullanıyordu.

Aralık 2010’da Wikileaks tarafından ifşa edilen Bağdat ABD Büyükelçiliği’nin diplomatik belgelerinde, "İran’ın mut’a’yı yaygınlaştırmaya çalıştığı, Irak’taki etkisini güçlendirme gayesiyle Arap aşiret şeyhlerine mut’a’yla kadın temin ettiği" yönünde önemli bilgiler vardı.

Yine Wikileaks’ce yayınlanan ABD Bağdat Büyükelçiliği’nin diplomatik belgelerinde İran’la ilgili önemli bir detay daha vardı:

İran’ı ziyaret eden Iraklı aşiret liderlerinden biri şöyle diyor: "İran’ı ilk ziyaretimizin ardından bu ülkeyi ziyaret eden tüm aşiret önderlerinin mut’a’dan istifade ettiklerinin farkına vardım!"

MUT’A’NIN KEYFİNİ ÇIKARIYORDUK

Wikileaks’e göre aşiret lideri şu çarpıcı ifadeleri de ekliyor:

"İran’a her gittiğimde akrabalarımıza tedavi için oraya gittiğimizi söylüyorduk. İran’da bizler İranlı yetkililerin sağladığı imkânları kullanıyor, mut’a’nın keyfini çıkarıyorduk."

Nitekim Kuwait Times’a göre, Beşşar Esed’in danışmanı Buseyna Şaban, 23 Aralık 2011’de yaptığı basın açıklamasında, ellerinde Körfez ülkeleri liderlerinin seks kasetlerinin bulunduğunu belirterek, bunları internet sitelerinde yayınlayabileceklerini söylemişti.

Pasdaran arşivlerinde yer alıyor

Şaban, ‘kasetleri internet sitelerinde yayınladıktan sonra Arap yetkililer elimizdeki kozları görecek’ demeyi de ihmal etmedi.

Bu açıklamadan sonra Körfez ülkelerinin Beşşar Esed’e olan baskılarındaki azalma dikkate şayandır.

Acem yetkilileri misafirlerine mut’a namıyla kadın ayarlarken bunları kuşkusuz misafire haz ikramkârlığıyla yapmıyorlar.

Acem istihbaratınca kayda alınan tüm mut’a eylemleri, zamanı ve yeri geldiğinde kullanılmak üzere Pasdaran arşivlerinde yerini alıyor.

Nikâh anlayışı bu noktada olduktan sonra, Acemler’in espiyonajda kadın kullanması ve sonuç alması çok daha kolay ve etkilidir.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: