Aylık arşivler: Aralık 2013

DES Başkanı Avcı; Torpil ve Kadrolaşma Devam Ediyor!


Torpil ve Kadrolaşma Devam Ediyor!

Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşlarında liyakat ve donanıma bakılmaksızın torpil, iltimas, adam kayırma ve kadrolaşmaların devam ettiğine üzülerek tanık olduğunu söyleyen Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, “İşe alma, görevde yükselme ve terfilerde torpil ve kadrolaşmaya tevessül etmek 76 milyon vatandaşımızın güven ve adalet duygularını temelden dinamitlemektedir. Ülkemizin demokratikleşip gelişmesini, milli birlik ve kardeşliğimizi engelleyen bu zalim zincir kırılmalıdır” dedi.

Son olarak okullara yönetici atama sürecindeki mülakatlarda yaşanan torpil ve iltimasların öğretmenler arasında büyük rahatsızlık, yılgınlık ve infial oluşturduğunu söyleyen DES Genel Başkanı Gürkan Avcı, şunları söyledi;

Devlet kurumlardaki işe alma, atama, görevde yükselme ve terfilerde Anayasa’daki eşitlik ilkesi doğrultusunda ve tali yasal mevzuatlar dâhilinde liyakat ve ehliyet sistemi esas alınması gerekirken bugün torpil, iltimas, adam kayırma ve kadrolaşma tam gaz devam etmektedir.

OSMANLI’YI TORPİL, ADAM KAYIRMA VE RÜŞVET YIKTI!

Genel anlamda Başbakan Erdoğan’ı ve şahsında tüm Bakan ve Ak Partili yöneticileri net, keskin bir şekilde ikaz ediyoruz. Bugünden tezi yok, hak ve hukuka aykırı iş ve işlemler derhal iptal edilmeli, sorumlular derhal cezalandırılmalıdır. Osmanlı devletini yıkan, Türkiye Cumhuriyetinin gelişip, güçlenmesini engelleyen 150 yıllık toplumsal hastalığımız ivedilikle rehabilite edilmelidir. Torpil ve iltimas bataklığını kurutma iddiasıyla yola çıktığı halde bu sefil, kayırmacı düzenin gelişip yaygınlaşmasına sebep olan 11 yıllık Ak Parti iktidarının vebal ve sorumluluğu çok daha büyüktür.

DİNİMİZ TORPİLİ LANETLEMİŞTİR!

Adaleti saptıracak, insanların hak ve hukuklarına engel olacak torpil ve iltimas uygulamaları dinimizce de haramdır ve en büyük günahlardandır. Özellikle vurgulamak gerekir ki Türkiye gibi Müslüman ülkelerin geri kalmalarının, birlik, güven ve kardeşlik içerisinde yaşama zafiyetlerinin temel nedenlerinden biriside iflah olmaz toplumsal bir hastalık haline gelen torpil, adam kayırma, rüşvet ve kadrolaşma hasletleridir. Bu sosyal hastalıklar toplumu bozmakta, hakkının yenildiğini gören insanları devlet ve millet düşmanı yapmakta, güven ve kardeşlik duygularını zedelemektedir.

TORPİL TOPLUMSAL GÜVEN VE BARIŞI DA ZEDELİYOR

Toplumsal huzursuzluk ve hoşgörüsüzlüğün artmasının ana nedenlerinden birisi de torpil ve iltimas vakalarıdır. İş, makam ve mevkileri bir emanet olarak tanımlayan Peygamberimizde torpil, adam kayırma ve her nevi rüşveti yasaklamış, şefaat edilmeyeceğini bildirmiş ve yapanları lanetlemiştir.

BEYİN GÖÇÜNÜNÜN NEDENİ DE TORPİL VE ADAM KAYIRMA!

Türkiye iktisadi, siyasi ve sosyal anlamda büyümek ve güçlü olmak istiyorsa torpil ve iltimasla mücadele etmek zorundadır. Evrensel hukukun ve dinimizin adalet ve eşitlik anlayışının bir numaralı düşmanı olan bu torpil ve kayırmacılık alışkanlığı nedeniyle etkin siyasi ve bürokratik kişiler eş, dost, akraba ve yakınlarını devletin imkan ve nimetlerinden faydalandırarak devlet düzenini ve toplumsal dayanışma ve birliğimizi tahrip etmekte, insanlar arasına fitne, kargaşa ve kaos tohumları ekmektedirler. Ülkemizi hak ettiği yüksek noktalara taşıyacak genç, dinamik ve birikimli nesillerin yerine adam kayırma, kadrolaşma mantığı ile insanların hak ve hukuklarının çiğnenmesi memleketimizin en önemli sorunlarından birisi olan ‘beyin göçü’nü artırmakta, Türkiye’ye her platformda patinaj yaptırmaktadır.

TORPİLİN YOKSA İŞ TE YOK!

Bugün her kurum ve devlet dairesinde torpil dönmektedir. Torpil ve iltimasla iş başına gelen yöneticiler, liyakatli ve vasıflı kişileri çevrelerinde barındırmaktan kaçınmaktadır. Torpil ve kadrolaşma nedeniyle birikimli, donanımlı, liyakatli ve ehil insanların iş başına gelmeleri engellenmiş ve devletimiz bu nedenle her anlamda zayıflamıştır. Yüzyıllardır devam eden bu sosyal hastalıklar sosyolojik ve psikolojik olarak nesiller boyunca devam eden tahribatlara neden olmaktadır.

MÜLAKATIN ADI TORPİL OLDU!

Öğretmenler il merkezlerine gelmek yahut idareci olmak için torpil yaptırmak zorundadır. Askeri, polisi rahat yerde görev yapmak için torpil yaptırır. Kaymakam, hâkim, savcı olmak istersen torpil yaptırmak zorundasın. Müdür, amir, bürokrat sınavlarında da aynı şekilde torpil yaptırmak zorundasın. İşe girmek ve tayin yaptırmak içinde öyle. Devlet dairesindeki bir işini halletmen için tanıdık bulmaya çalışırsın. Bugün sokaklarda dolaşan yüz binlerce diplomalı gencimiz helal yollardan emeğinin hakkıyla hayatını devam ettirebileceği işlerin talepçisi olarak yetkililere haykırmaktadır. Buna dur demek sokaklarda yalvarırcasına haykıran masum ve mağdur gençlerimizin ne yazık ki elinde değildir.

DES Bakan Avc; Torpil ve Kadrolama Devam Ediyor!.doc

Yolsuzluk Operasyonuyla İlgili Konuşan DES Başkanı Avcı; Türkiye’yi Sağduyuya Çağırıyoruz!


Türkiye’yi Sağduyuya Çağırıyoruz!

Türkiye’yi sarsan yolsuzluk operasyonu ile ilgili Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı’dan sağduyulu bir açıklama geldi.

DESAM tarafından Kasım ayında planlanan ‘Yolsuzlukla Mücadele Eylem Planı -2’ konulu konferansta konuşma yapan Gürkan Avcı, “ Yolsuzluk ulusal güvenliğimizi tehdit eden en büyük meseledir. Bu nedenle yolsuzluk merkezli operasyonun ilgi ve etki alanına giren tüm taraflarının bu sürece şeffaflık, adalet, eşitlik kriterleri doğrultusunda, hakka ve hukuka uygun bir şekilde katkıda bulunmaları vatan ve namus borçlarıdır. Lakin sürecin siyasileştirilmesi neticesinde oluşan kavganın kazananı olmaz, başta ülkemiz ve milletimiz kaybeder” diyerek çağrıda bulunduğu konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu;

TELKİN VE TAVSİYELERİMİZ!

Türkiye bir haftadır yolsuzluk operasyonu-soruşturmasıyla çalkalanıyor. Bu süreçten ülkemiz ve milletimizin zarar görmemesi için temel bazı hususların altını çizerek uyarıda bulunmak istiyorum.

Hükümetin sürece müdahale edecek her türlü adımdan ve yanlış anlaşılmaya müsait tavırlardan kaçınması gerekmektedir. Hiç kimse hiçbir şekilde süreci baskılamamalı, devletin emniyet güçlerine ve yargısına itimat göstermelidir. Başbakan Erdoğan soruşturmanın selameti açısından ismi geçen bakan ve bürokratları görevden almalıdır. Yargıya ve emniyet kurumuna müdahale edilmesi sonrasında çıkacak bir aklama kararı, toplum vicdanında kabul görmeyecek, sonrasında Ak Parti üzerine hiç çıkmayacak kara bir leke olarak yapışacaktır. Öte yandan iddia edildiği gibi olayın uluslararası boyutu varsa kesin ve net bir şekilde biran önce ortaya çıkartılmlıdır. Soruşturmada ismi geçen şahıslar kim olursa olsun peşinen hükümlü ilan edilmemeli, aile ve yakınlarını da kapsayacak şekilde gösterilmemelidir. Bizler hak ve hukuk yerini bulsun istiyoruz, suçlular cezalandırılsın istiyoruz. Eğer gizli yapılanmalar ve uluslararası bir tertip varsa ortaya çıkarılsın istiyoruz.

HİÇ KİMSE YOLSUZLUK OLMADI DİYEMEZ!

Fakat bir kez daha açıkça söylemekte büyük faydalar görmekteyim ki; rüşvet, yolsuzluk, iltimas, ihale takipçiliği, komisyonculuk, torpil, adam kayırma ve kadrolaşma gibi ateşi gün gün artmakta olan siyasi hastalıkların dumanının yeri göğü kapladığı bir Türkiye gerçeğini vicdanı olan hiç kimse inkâr edemez. Bu nedenle süreci ‘Uluslararası operasyon’ olarak tanımlayan ve ‘Boyun eğmeyiz!’ diyen hükümetin, aynı netlikte ‘Yolsuzluk yapmadık!’ ‘Hırsızları, iltimasçıları ayıklayacağız!’ demesini bekliyoruz. Hükümetin bu ateşi söndürmek, bu dumanı dağıtmak, varsa uluslararası bir denklem bu gerçekleri millete kanıtlarıyla birlikte ifşa etmek gibi büyük ve tarihi bir sorumluluğu bulunmaktadır.

HALKIMIZA İZAH EDİLMELİ

Öte yandan muhatapları farklı soruşturma dosyalarının hangi gerekçeyle birlikte torba edilerek kovuşturmaya alındığı kamuoyuna çok iyi izah edilmelidir. Soruşturmaların yerel seçimlere girdiğimiz bir dönemde başlatılması, yolsuzluk operasyonunun siyasal bir mühendislik olarak algılanmasına neden olduğu yönündeki iddialarda derhal açıklığa kavuşturulmalıdır.

TARAF OLMAMIZ İSTENİYOR!

Yolsuzluk soruşturması ile oluşan gergin ortam ülkemizin kazanımlarına, ekonomimize, sosyal ve toplumsal yaşamımıza verdiği zararlar açısından kaygı verici bir düzeye çıkmıştır. Herkese tarafını seçmesi için baskı kuran, taraf olmayanın bertaraf olacağını haykıran ağır bir siyasi hava oluşturulmak istenmektedir. Bizler DES ve DESAM camiası olarak kendimizi halktan yana konumlandırıyoruz. Kimseye kefil değiliz ve olamayız da! Ne hırsızlığın ve yolsuzluğun tarafında ne de şantaj ve tertiplerin tarafındayız. Bir kez daha ifade etmeliyim ki; Kim tarafından ortaya çıkarılırsa çıkarılsın, ne zaman ifşa edilirse edilsin, muhatabı ve muhtevası ne olursa olsun yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, adam kayırma, şantaj, tertip iddialarının hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı normlarından en ufak bir sapma gösterilmeden araştırılarak ortaya çıkarılması en büyük temennimizdir ve gerçek vatanseverlik, gerçek milletperverlik, hakiki dindarlıkta ancak budur!

ÜLKEMİZ DAHA FAZLA ZARAR GÖRMEMELİ!

Son bir haftada dolar 2.1 TL ile tavan yaptı. Borsada yüzde 10’a yaklaşam gerilemeler gerçekleşti. Faizler yükseldi. Bir haftada halka açık şirketlerimizin değeri tam 20 milyar dolar düştü. Doların 2.1’e çıkmasının yalnızca enerjiye maliyeti 4 milyar dolar. Ülkemiz ekonomimisinin daha fazla zarar görmemesine müsaade edilmemelidir.

Unutulmamalıdır ki soruşturmaların hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkesiyle, güven ve itimat içerisinde neticelenmesi ülkemiz demokrasisini, toplumsal dayanışma ve barışı güçlendirecektir. Ülkemizde ekonomik büyüme ve toplumsal ilerlemenin devam edebilmesi için şeffaflık, daha fazla demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Bir kez daha hatırlatırım ki; yolsuzluk merkezli bu operasyonda hakikatlerinin üzerini örtmeye çalışan hiç kimse iflah olmaz. Yolsuzlukları, hırsızlıkları ve tertibi önlemek için bütün nefretiyle ayağa kalkmayan bir toplumun da geleceği aydınlık olamaz!

KİMSEYE MÜDAANAMIZ YOKTUR!

Umarım tavsiyelerimiz dikkate alınır. Çünkü biz, ne iktidarın etrafında haram ve kibir anıtı gibi dolaşan menfaatperesetlerdeniz ne de siyasi ve ideolojik hasımlardanız. Başbakan başta olmak üzere, hiç kimseye, hiçbir siyasi parti ve yahut herhangi bir kurum ve kuruluşa en ufak bir müdaanamız ve eyvallahımız olamaz, ikbal beklentimiz bulunmamaktadır. En hasbi ve samimi duygularla sesleniyoruz!

BAŞBAKAN BİZİ DİKKATLE DİNLESİN!

Kimin eli kimin cebinde sorusunun cevabını bilmeden her ‘medyatik yargılama’ gösterisinin üstüne atlamamak gerekiyor. Amaç, bulanık suda rol model Türkiye’yi avlayıp, mayınlı araziye çekmek ise tertip ve devran eskisi gibi dönmeye devam ediyor demektir. Küslükler, yalan kavgalar, saflaşmalar !işin illüzyon tarafıdır. Türkiye birkez daha iktidarı, muhalefeti ile yönetilemez hale gelmiştir. Otoriterleşen bir Erdoğan tablosu yaratılmak isteniyor ki bu durumda ‘Erdoğan’ı Saddamlaştırmak’ şartları yaratılmaya çalışılmaktadır. Başbakan bunun ne kadar farkındadır? Başbakan Erdoğan’ı abartılı bir şekilde överek, Gezi direnişinde olduğu gibi halka karşı orantısız güç kullandırtarak, muhalif medyayı zapturapt altına aldırtarak, muhalifleri işten attırarak, karşıt her adresin üzerine giderek, devlette kadrolaştırtarak, bizzat Başbakan Erdoğan eliyle çeşitli operasyonlar üzerinden bazı camiaları, sivil-gönüllü hareketleri, dürüst ve masum insanları dahi mağdur ettirerek.

BAĞIMSIZ, GÜÇLÜ BİR DEVLET OLMADIĞIMIZ ORTAYA ÇIKTI!

Başbakan Erdoğan’a akçeli hesabı olanlar avlatılıp, kazan kazan kapsamında kullanılmak ve kaosu derinleştirmek tertibinin gerekleri yaptırılmak istenmektedir. Birileri Erdoğan üzerinden kendilerini mağdur edip aklanma derdindedir.

Devlet içinde tehlikeli oranda örgütlenen ve büyük prodüksiyonların altına imza atan Almanya’dan Rusya’ya, İran’dan İsrail’e, Londra’dan Paris’e tüm istihbarat servislerinin elinde hükümeti zora sokacak büyük günah dosyaları bulunmaktadır. Aslında ne yazıktır ki Türkiye’yi karıştırmak acem çocuk oyuncağı haline gelmiştir. Bilinmelidirki eğer bugün dahi devletin içinde çeteler var ise bu bizim halen bağımsız ve derin bir devlet olamadığımız içindir, Ak Partinin de milli bir iktidar olamadığı içindir. Bu nedenle ilgili, etkili ve yetkili tüm tarafları el ele vererek temiz siyasete katkı sunmaya davet ediyorum. Lütfen herkes önce kendi kapısının önünü temizlesin. İğneyi önce kendine daha sonra çuvaldızını başkasına batırsın. Herkes kendi partisindeki hücreleri ve hortumcuları tasfiye etsin. Yolsuzluk ve hizipçilik virüsünün kene gibi ülkemizi ve geleceğimizi kemirmesine müsaade etmeyelim.

DES Bakan Avc; Trkiye’yi Saduyuya aryoruz!.doc

Dünya Avrupa Gazetesinin Yeni Yıl Sayısı


DÜNYA AVRUPA GAZETESİNİN

YENİ YIL SAYISINI

OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

www.ilhankaracay.com

If you no longer wish to receive our newsletter, please click here to unsubscribe.

DES; Okul Servisleri Ranta Kurban Gitmesin!


Okul Servisleri Ranta Kurban Gitmesin!

Büyük ihmal, dikkatsizlik ve kazalara sık sık konu olan okul servislerinin aynı zamanda ranta kurban edilmemesi gerektiğini de söyleyen Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) İstanbul İl Başkanı Selçuk Tütak, Milli Eğitim, İçişleri ve Ulaştırma Bakanlarını göreve davet etti.

Kış aylarıyla birlikte artan servis kazalarının, can ve mal kayıplarına neden olmaya devam ettiğini kaydeden DES İstanbul İl Başkanı Selçuk Tütak, Öğrenci taşıyan servislerin kalite standardı olması yanı sıra güven ve konfor açısından AB kriterlerinin yasal zorunluluk haline gelmesi gerektiğini kaydeden açıklamasında şunları söyledi;

2013–2014 eğitim-öğretim yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, servis taşıma ücretlerinin veli ile taşıyıcı firmalar/şahıslar arasında pazarlık usulü belirleneceğini söylenerek yeni bir uygulamanın devreye sokulduğu ifade edilmişti. Fakat bu uygulamayla belirli bir standart ortadan kalkacak, kalitesiz, konforsuz ve güvenliksiz bir servis hizmet anlayışı doğacaktır. Belirli kriterlerin olmaması denetimleri de zorlaştıracak hatta imkânsız hale getirecektir.

İstanbul’da her 100 öğrenciden 40’ı servis kullanıyor. Türkiye’de servis araçlarından yararlanan öğrencilerin de yüzde 50’si İstanbul’da bulunuyor. İstanbul’da yaklaşık 20 bin servis aracıyla yine yaklaşık olarak 1 milyondan fazla öğrenci taşınıyor. Böylesine önemli bir konuda çok titiz davranmalı ve sorumlu olunmalıdır. Aynı anda hem öğrenci hem de özel şirket çalışanlarını taşıyan servisler iki tarafa da yetişme kaygısı taşımaktadır. Bu şekilde sürücüler trafik kurallarını ihlal etmekte ve hız sınırını aşarak çocuklarımızın güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Sürücüler yetişme kaygısıyla sık sık ve gereksiz şerit değiştirerek trafik akışını da olumsuz etkilemektedir.

Servislerle ilgili bir diğer sıkıntı da servis ücretlerindeki dengesizlikler ve denetim yetersizliğidir ki bu durum velileri mağdur etmektedir. UKOME tarafından belirlenen servis ücretlerinin resmi ve özel tüm okulları kapsamasına ve bağlayıcı olmasına rağmen bazı okullar komisyon veya çıkar amaçlı, belirlenen tarifenin dışında keyfi bir uygulamaya gidiyor. Bu konuda veliler uyanık olup haklarını savunmalıdır. Okul-ev arasındaki mesafe hesaplanırken ana güzergah mesafesi baz alınmalı, tek yön gidiş hesaplanmalıdır. Bazı servis firmaları velilerimizin bilmemesinden faydalanarak en uzak servis ücretini talep edebilmektedirler.

Tüm bu mağduriyetlerin, risk ve kazaların önlenmesi için trafik kurallarını ihlal eden servis sürücülerine özel bir uygulamayla ağır cezalar verilmelidir. Her serviste rehber eleman bulundurulmalıdır. Servis şoförleri ve elemanları gerekli eğitimlerden geçirilmelidir. Servis şoförleri en az lise mezunu olmalıdır. Servis arabaları 6 yaşından büyük olmamalıdır. Servis araçlarının iç döşemelerinin yaş gruplarına göre düzenlenmesi sağlanmalıdır. Gerekli işaretler ve uyarı levhaları bulundurulmalıdır. Sene başında ve yarıyıl tatilinde araçların periyodik bakım ve onarımları yapılmalıdır. Kapılar emniyetli ve kumandalı olmalıdır. Her öğrencinin emniyet kemeri takması sağlanmalıdır. Servis ücretleri tavan fiyatları belirlenmelidir. Servis fiyatları zamları memur zamlarını geçmemelidir. Denetimler sıklaştırılmalıdır.

Diğer taraftan dünyanın en pahalı mazotunu kullanan şoför esnafına ve vatandaşa yapılacak iyilik tehditli plaka uygulamasının olmadığı ilerdeki gibi “D4 yetki belgeli” (“D4 yetki belgesi: Tarifeli ve tarifesiz olarak 100 kilometreye kadar olan şehirlerarası ve taşıma mesafesine bakılmaksızın il içi ticari yolcu taşımacılığı yapacaklara, ) araçlarla taşımacılık yapılmasına izin verilmeli ve serbest piyasa ekonomisi içinde tenekeye değil de araçlara para harcayan bir şoför esnafı çocuklarımızı daha güvenli taşıması sağlanmalıdır. Çünkü okul servislerinin tehditli plaka ile değil de “D4” yetki belgeli araçların ve firmaların okul servislerini yapması çünkü diğer personel taşımacılığında en büyük işveren devlet nasıl ve kaça taşıttırışa taşıttırsın velilerimizin cebinden plaka simsarları elini çeksin istiyoruz.

DES; Okul Servisleri Ranta Kurban Gitmesin!.doc

DES; Disiplin Yönetmeliği Değişmeli!


Disiplin Yönetmeliği Değişmeli!

DES, okullarda yaşanan şiddet olaylarıyla ilgili bakanlığı acil çözüm üretmeye çağırdı; Okullardaki disiplin anlayışı ve şiddet ortamı öğrencinin olumsuz benlik geliştirmesine yol açıyor, disiplin yönetmeliği değişmeli dedi.

MEB’in okul güvenlik standardı oluşturması gerektiğini kaydeden Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Eğitim Sekreteri Yusuf Kenan Karataş, Milli Eğitim Bakanlığı’nın acil çözüm üretmediği sürece şiddet olaylarının artarak devam edeceğini savundu.

Okullardaki şiddetin sadece öğrencileri değil, öğretmenleri de mağdur ettiğini, hem veli hem de öğrenciden şiddet gören öğretmenlerin okul değiştirmek zorunda kaldığı gibi ceza verilmeyen öğrencilerin okullarda kahraman ilan edildiğini söyleyen Karataş, okul içinde özel güvenlik birimleri veya polis bulundurarak şiddeti önlemeye çalışmanın işe yaramayacağını belirtti.

Okullardaki şiddet olaylarıyla ilgili konuşan Karataş, konuyla ilgili kriz masası kurularak, şiddet olaylarının önlenmesi için okul, aile, öğretmen, öğrenci, idare, Bakanlık ve sendikalarla birlik içerisinde hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

Karataş, okullarda yaşanan şiddet olaylarının gittikçe artmasının altındaki nedenleri şöyle sıraladı: “Gelir adaletsizliği, halkın gittikçe yoksullaşması, artarak devam eden göç, işsizlik, devlete ve geleceğe dönük güvenin azalması, kültürel yozlaşma, değerlerimizden uzaklaşma ve yabancılaşma gibi nedenlerin yanında kalabalık sınıflar, derme çatma yapılmış okullar, güvenlik önlemlerinin yetersizliği, personel eksikliği, okulların yeterli fiziksel, eğitsel ve rehberlik donanımına sahip olmaması, asıl etkenlerdir.”

Kimi hükümet yetkililerinin gazete ve televizyonların okullarda yaşanan şiddeti haber yapmasının, şiddeti artırdığı yönündeki açıklamalarını, doğru bulmadığını söyleyen Karataş, “Elbette ki basının bu tür haberleri, olumlu, yönlendirici haber mantığı çerçevesinde vermesi daha doğru olur. Fakat hırçın, kavgacı ve agresif tavırlar sergileyen siyasi parti liderleri ile topluma rol model olan sanatçı, futbolcu ve kanaat önderlerinin gençlere kötü örnek olmaması da gerekir” fikrini savundu.

Okul disiplin yönetmeliğinin de gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Karataş, bu konudaki tespitlerini şöyle özetledi:

“Okullardaki bu disiplin anlayışı ve şiddet ortamı öğrencinin olumsuz bir benlik geliştirmesine yol açmaktadır. Öğrenciler kendilerini, aşağılanmış, tehdit edilmiş, reddedilmiş hissetmekte ve daha fazla içe kapanmakta ya da psikosomatik düzeye varan tepkiler göstermektedir. Güvenli okul denildiği zaman aklımıza sadece polis ya da güvenlik elemanıyla alınan fiziksel önlemler gelmemelidir. Çocuklar bekledikleri desteği okullardan göremezlerse, sosyal olarak istenen davranışları da göstermezler. Bu da güvenli bir okul oluşturmanın önündeki önemli engellerden birisidir. Asıl olan, şiddet ve suç oluştuktan sonra müdahale etmek değil, okulda çocukları takip ederek erken uyarı işaretlerini tespit edebilmektir.”

DES; Disiplin Ynetmelii Deimeli!.doc

YÖK Kaldırılmalı Yahut Demokratikleştirilmeli!


YÖK Kaldırılmalı Yahut Demokratikleştirilmeli!

Türkiye’de yükseköğrenimin nitelikleşmesinin önündeki en büyük engelin YÖK olduğunu, YÖK’ün kaldırılması yahut ivedilikle demokratikleştirilmesi gerektiğini söyleyen Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Sekreteri İshak Çelebi, üniversitelerin rahatsızlık verir derecede konuşmayan, üretmeyen, sorgulamayan ve tartışmayan bir rol üstlenmeye devam ettiğini ifade etti.

İDEOLOJİK ÜNİVERSİTE GERÇEĞİ!
Türkiye’nin ve bölgesinin siyasi, politik, teknolojik ve ekonomik anlamda ciddi sorunlar ve değişim sancısıyla kıvrandığı bir süreçte en fazla konuşması ve sorunların çözümüne katkıda bulunması gereken üniversitelerin, sessiz kaldığını öne süren DES Genel Sekreteri İshak Çelebi, “Türkiye’nin özgürlük, demokrasi, eşitlik, adalet, şeffaflıkla alakalı onca hak ihlali ve sorunlarına dönük üniversitelerimizin kürsülerinden çıt çıkmıyor. Bilen bilmeyen herkes konuşuyor ancak en fazla konuşması gereken, millete rehberlik yapması gereken üniversiteler ve bilim insanları hiç konuşmuyor. Türkiye’de, fiziki mekanlar, binalar, laboratuarlar anlamında üniversitelere olağanüstü yatırım yapıldığı bir süreçte bilgi noksanlığını ideolojiyle dolduran bir Türk üniversitesi gerçeği ile karşı karşıyayız” dedi.

ÜNİVERSİTELERİMİZ ÖZGÜR DEĞİL!

YÖK’ün meslek kazandırmayacak niteliksiz ‘tabela üniversiteler’ açmaya son verilerek, mevcut üniversitelerin eğitim kalitesinin yükseltilerek gençlere yeni iş sahaları açacak eğitim politikalarının geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Çelebi, "Eğitimli gençlerimiz iş arıyor. İşverenlerimiz ise çalışacak eleman bulamamaktan yakınıyor. Açılan yeni üniversiteler mevcut üniversitelerin parçalanmasıyla kuruluyor. Yeni üniversitelerde görev yapan öğretim görevlileri mevcut eski üniversitelerden tayin ediliyor. Taşrada öğretim üyesi, fakülte binası, hatta öğrencisi olmayan tabela yükseköğretim kurumları var. Planlama yapılmadan bakkal açar gibi üniversite açılması yüzünden hem eğitim ve öğretim kalitesiz oluyor, hem de para döküp eğittiğimiz insanlarımıza iş imkanı yaratamıyoruz. Çocuklarımızın ellerine diploma verip sokağa salmayı yüksek öğretim olarak algılamamalıyız. Yüz binlerce üniversite mezunu işsiz gencimiz var. Lise ayarında üniversiteler açarak ülkeyi üniversite çöplüğüne çevirmek doğru değildir" diye konuştu.

YÖK HEM BAŞARISIZ HEM STATÜKOCU

Konsensüs sağlanmış bir yasa taslak çalışması dahi yapamayan YÖK’ün beceriksizliği ve başarısızlığı bir tarafa kurulduğu yıldan beri artarak devam ettirdiği statükocu anlayışı nedeniyle üniversitelerin değil ülkenin genel sorunlarına sokaktaki insan için dahi çözüm üretemediğini kaydeden Çelebi, “Üniversitelerimiz her zamanki gibi toplumun, yöneticilerin ve iktidarların hoşuna gidecek fikirleri söyleyen kurumlar olmaya devam ediyor. Üniversitelerimiz gerektiğinde toplumla, yöneticilerle ve iktidarlarla ters düşen fikirler ortaya koyup onları eleştirmelidir. Aksi halde özgür üniversite olamazlar. Türkiye’nin özgürleşmesi, demokratikleşmesi, muasırlaşması üniversitelerimiz vasıtasıyla olacaktır. Üniversitelerimiz bulundukları şehir ve bölge için dünyaya açılan birer pencere olması gerekirken bölgenin rant ve istihdam kapısı olmuştur. Türk üniversitelerinin mali özerkliği yok denecek kadar az. Bu nedenle hükümetin her ile üniversite açma girişimini ülkenin geleceği ve gençlerin eğitiminden daha çok siyasi yatırım, seçmenlerine yeni iş sahaları açma ve oy kapma gibi pragmatist handikaplarla hayata geçirdiği çok net olarak anlaşılmıştır” dedi.

TORPİL VE KADROLAŞMADA DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK!

Yükseköğrenim sisteminin ´otoriter, yasakçı, baskıcı anlayıştan´ beslenmeye devam eden ve 12 Eylül askeri rejiminin bir ürünüolan YÖK’ün cenderesi altında baskı ve zulüm görmye devam ettiğini söyleyen Çelebi, Üniversitelerde başta akademik kadroları olmak üzere idari kadrolarda da tercih edilen isimlerin eskiden olduğu ve eleştirildiği gibi torpil, adam kayırma, siyasi yakınlık ve kadrolaşma anlayışı ile oluşmaya hızla devam ettiğine değinerek sözlerine son verdi.

DES; YK Kaldrlmal Yahut Demokratikletirilmeli!.doc

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: