ARAŞTIRMA DOSYASI : Rusya-Türkiye ilişkileri ve Suriye sorunu


Dr. İrina Svistunova

Rusya Stratejik Araştırmalar Merkezi (RİSİ)

22 Kasım’da Moskova’da yapılacak olan dördüncü Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısı arifesinde Rusya-Türkiye ilişkilerine Suriye sorununun etkisi konusu yine tartışılmaya başlandı. Suriye krizinin Rus-Türk işbirliğini sınırlayacak potansiyele sahip olup olmadığı konusu, her iki ülkede uzmanların dikkatini çekiyor.

Suriye probleminin uluslararası gündemde bulunduğu ve Cenevre-2 Konferansı için ön çalışmaların yapıldığı zaman böyle tartışmalar doğaldır. Rus-Türk işbirliği, geçmişte görülmemiş düzeye ulaşıp farklı alanlarda gelişirken, iki ülke toplumlarının, bu ilişkileri gölgeleyecek hususlara önem vermesi, çok önemli bir husustur. Söz konusu tartışmalar, Rusya-Türkiye ilişkilerinin boyutunu ve toplumsal düzeyde buna verdiği önemini gösteriyor.

Suriye’deki olaylar, Rusya ve Türkiye’nin uluslararası arenada birbirinden farklı tavır takındıklarına yol açtı. Krizin devam ettiği 2,5 yıldır Rus ve Türk yöneticilerinin, görüş farklılıklarına rağmen Suriye konusunun ikili ilişkilere olası olumsuz etkilerini önlemek için elinden geleni yaptıkları açıktır. Bu uzun süre içinde Rus-Türk işbirliğinin gelişimi, hızını kaybetmeden devam ediyor. Çok sayıda ikili devletlerarası anlaşma imzalandı, üst düzey temaslar yoğunlaştı, ikili ticaret hacmi arttı, yeni ekonomik projelere başlandı, turist sayısı arttı, sosyal ve kültürel bağlar pekiştirildi. Bu nedenle uzmanların çoğu, Rus-Türk ilişkilerinin “Suriye sınavını” verdikleri görüşünü paylaşıyor.

Moskova’da yapılacak ÜDİK toplantısında da Suriye konusu masaya yatırılacak. Güvenlik ve insani boyutundan dolayı Suriye krizi uluslararası bir sorun niteliğini kazandıktan sonra dünyanın önde gelen ülkeleri, problemin çözülmesine gayret sarfetmeye çalışıyorlar. Aynı şekilde Rusya ile Türkiye, Suriye krizinden çıkış yolunu arıyorlar. Mevcut durumun özelliği, her iki ülkenin Suriye sorununun çözülmesinde önemli rol oynamasıdır. Bu yüzden Moskova ve Ankara, yalnız ikili ilişkilerin uğruna değil, bölgesel ve küresel istikrarın sağlanması için ortak çıkarları, birleştirici yaklaşımları bulmak zorundadırlar.
Bilindiği gibi, Suriye Cumhurbaşkanı Esad’ın meşruiyeti, Rusya ile Türkiye’nin en önemli görüş farklılığı konularındandır. Moskova, Esad rejimin meşruiyetinin kalıp kalmadığına dair kararın verilmesi konusunun dış güçlerin hakkı olmadığına, demokratik seçimlerde gösterilen Suriye halkının iradesine bağlı olduğuna inanmaktadır. Ankara, Suriye’deki şiddet olaylardan sonra Esad hükümetinin meşruiyetini yitirdiğini savunmaktadır.

Farklı yaklaşımlara rağmen Suriye’deki çatışmalara son verilmesi, halkın demokratik taleplerinin karşılanması, sorunun barışçıl yollardan halledilmesi, Rusya ve Türkiye’nin öncelikli amaçlarındandır.

Suriye’nin kimyasal silahların tasfiyesi ile ilgili sağlanan mutabakat, hem Rusya, hem de Türkiye tarafından olumlu olarak değerlendirilen bir olaydır. Suriye’nin kimyasal silahlarının uluslararası kontrol altına alınması ve imha edilmesi, son zamanlarda Türkiye’de dile getirilen kimyasal saldırı tehdidini ortadan kaldırmaktadır. Moskova’nın girişimiyle başlatılan bu süreç, Suriye krizine nihai çözüm getirmez, ama bölgesel istikrarsızlığı azaltabilir. Bu bağlamda Rusya, silahların imhası için gerekli teknik yardım sağlamaya hazır olduğunu belirtti.

Halihazırda Rusya ile Türkiye’nin örtüşen çıkarları ve işbirliği imkanları konusunda birkaç husustan söz edilebilir.

İlk olarak uluslararası çabalarla düzenlenmesi planlanan Cenevre-2 Konferansı’nın bir an önce yapılması, her iki ülkenin çıkarınadır. Suriye’de savaşan tarafları görüşme masasına getirip, çıkmaz halini alan zor durumdan kurtulmak mümkündür. Suriyeli muhalefetin çeşitli mezhepsel ve etnik gruplardan oluştuğu bellidir. Rusya ve Türkiye, farklı gruplarla gelişmiş ilişkilere sahip olduğundan, mevcut diyalog kanalları kullanarak muhalefet gruplarının konferansa katılmasının sağlanmasına katkıda bulunuyorlar. Bu alanda Moskova ve Ankara’nın eşgüdümlü çalışmaları söz konusu olabilir.

Rusya, Suriye halkının bir bölümünü temsil eden Suriye Ulusal Koalisyonu’nun 9 – 11 Kasım’da yapılan İstanbul toplantısının sonuçlarını olumlu olarak değerlendirdi. Toplantıda Suriye Ulusal Koalisyonu liderlerinin, Cenevre-2 Konferansı’na katılma niyeti dile getirildi. Ankara’nın Suriyeli muhalefetle yoğun çalışmaları ve muhalefet gruplarının birleştirilmesine yönelik çabaları herkese açıktır. Gelinen aşamada en önemli olan husus, muhalefetin Suriye halkının acılarına son verecek barışın sağlanması adına önkoşulsuz görüşme masasına oturmasıdır.

Suriye krizinin kaygı verici sonuçlarından biri, problemin insani boyutudur. BM’nin son verilerine göre Suriye’den ayrılan mültecilerin sayısı 2,5 milyona yaklaşıyor. Mültecilere ev sahipliği yapan ülkeler arasında bulunan Türkiye, ağır bir yük üstüne almak zorunda kaldı. Türkiye – Suriye sınırına yakın illerde kurulan özel kamplara sığınan 200 bin kadar mülteciye gösterilen yardım, Türkiye’nin bütçesine pahalıya mal oluyor. Aynı zamanda Türkiye’nin sınır illerinde güvenlik sorunları ortaya çıkıyor.

Rusya da Suriye içinde kalan ve komşu ülkelere sığınan mültecilere BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Kızılay kanallarından yardım gösterilmesini desteklemektedir.

Mülteciler sayısı o kadar yüksek olduğundan dolayı Suriye krizi bittikten sonra uluslararası toplum sığınmacıların geri dönmesi sorunuyla karşı karşıya gelecek. Rusya ile Türkiye’nin mültecilerin normal hayata dönmesiyle ilgili bazı projeler üzerinde birlikte çalışması, ikili işbirliği alanlarının çeşitlendirilmesine de yardımcı olabilir. Ama bundan önce Suriye’deki ihtilafın bütün tarafları kapsayan Cenevre süreçin aktif safhasına geçilmesi ve çatışmalara son verilmesi gerek.

Radikal grupların Suriye’deki faaliyeti, Rusya ve Türkiye’de kaygıyla karşılanan bir başka önemli husustur. Bu gruplar, krizi derinleştiriyor, sivillere karşı şiddet uygulayarak sığınmacı sayısının artmasına neden oluyor, insani örgütlerin çalışmasını engelliyor. Görüşme masasına oturtulması imkansız olan radikal gruplar, Suriye’de savaşın sona ermesini istememektedir. Radikaller, kontrol altına aldığı kuzey Suriye bölgelerinde şeriat rejimi ilan edip, hem Şam ordusu, hem de muhalefet birlikleriyle savaşıyor. Radikallerin füzelerinin Türkiye’de patlamaları, Suriye’ye komşu ülkelerin güvenliğinin ne kadar hassas bir sorun olduğunu gösteriyor. Terörizmle mücadelede deneyime sahip olan Rusya ile Türkiye, Suriye’deki radikallerin faaliyetinin önlenmesi, lojistik kanalların kapatılması konusunda uluslararası düzeyde ortak adımlar atabilir.

Bu konuların hepsi ÜDİK toplantısının gündemine gelmezse bile, Rusya ile Türkiye, Suriye sorununda görüş farklılıklarını ortak çıkarlarından ayrı tutarak, Suriye krizinin ve sonuçlarının düzenlenmesine ortak katkıda bulunabilir.

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: