ARAŞTIRMA DOSYASI /// M. MURAT TAŞAR : Çeçenistan 1994 – 1997 /// CC : @mmt_1964


Çeçenistan Milli Marşı

Gece kurtlar yavrularken geldik dünyaya

Sabah kükrerken aslan, ismimiz konuldu

la ilahe illallah

Kartal yuvalarında emzirdi analarımız

at üstünde savaşı öğretti babalarımız

la ilahe illallah

Dağların şahinleri gibi özgürce yetiştik

Gururla çıktık bozgunlardan, zorluklardan

la ilahe illallah

Tunçtan dağlar kurşun gibi erise de

Onursuz çıkmayız hayattan ve savaştan

la ilahe illallah

Ey kara toprak, her zerren çatlasa baruttan

Sana şerefsiz bir şekilde dönmeyeceğiz

la ilahe illallah

Hiç bir zaman hiç bir kimseye pes etmedik biz

Ya özgürlük ya ölümdür seçeneğimiz

la ilahe illallah

Yaralarımızı ağıtlarla sararken bacılarımız

Maharetle canlanır değerli gözlerimiz

la ilahe illallah

Yeltsin’in 1994’te olduğu gibi bugünde Çeçenistan sorununu askeri güç kullanarak çözmeye çalışması sonuç vermeyecek bir çabadır.

Çatışmanın tarihi boyutu

Kendilerini Nokçi olarak adlandıran Çeçenler Kuzey Kafkasya’nın otokton halklarındandırlar. Aşiret bağları Çeçenler arasında oldukça güçlüdür ve toplumsal yapıyı belirler. Çeçence bir Kafkas dili olup 19. yy.dan beri edebiyat dili olarak da kullanılmaktadır (1938’den beri yazıda Kiril alfabesi kullanılmaktadır. Başta Dağıstan olmak üzere, Moskova’da güçlü bir Çeçen diasporası mevcuttur. Ortadoğu’da (Suriye, Irak ve Ürdün’de) ve Türkiye’de de Çeçen halk yaşamaktadır. Antik çağda ve Ortaçağ’da Gürcü kralların hâkimiyetinde yaşayan Çeçenler Hıristiyanlaştırılmışlardı. 16. yy.da Avarlar ve Kumuklar, Çeçen bölgesine İslamiyet’i götürdüler. XII. Yüzyıla kadar da Tatar-Türk kültürü etkisinde kaldılar. Çeçenlerin çoğunluğu Hanefi mezhebine mensup Sünni’dirler. Gürcistan’daki Çeçen boyu Kist Hıristiyan inançlarını korumuşlardır.

İlk olarak Korkunç İvan daha sonra da I. Peter’in Rusya için jeopolitik açıdan stratejik öneme sahip Kafkasya’yı ele geçirme çabaları Çeçenlerin direnişi karşısında başarısız oldu. Rusya ancak 1821–1828 yılları arasında Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan’ı işgal ettiğinde işi biraz kolaylaşmış ve 1817–1864 yılları arasındaki savaşlardan sonra Çeçenistan’a da girebilmiştir.

Bu direnişin lideri Şamil’di. Direniş süresince ortaya çıkan dini-siyasi bir hareketle (müridizm) devletlerini de kurdular: İmamat. İmam Şamil 25 yıl boyunca 20.000 savaşçısı ile 280.000’lik güçlü Rus ordusuna karşı başarıyla direndi. 1859’da esir düşüp Mekke’ye gitmesine izin verilinceye kadar savaştı. Onun Çeçenistan’ı terki sonrasında 40.000 Çeçen Türkiye’ye göçmüştür.

Rus boyunduruğuna karşı Çeçenlerin bu direniş geleneği Sovyetler döneminde de sürdü. 20’li ve 30’lu yıllar bu açıdan önemlidir. 1921’de Çeçenistan’ın bir bölümü Gorskaya SSÖC (Sovyet Sosyalist Özerk Cumhuriyeti) yapıldı. 1922’de Çeçenistan’a özerk bölge statüsü verildi. 1934’te Çeçen-İnguş otonom bölgesi, 1936’da da Rusya Federasyonu içinde Çeçen-İnguş SSOC oluşturuldu. 1944’te Stalin’in emri üzerine SSÖC ortadan kaldırıldı. Çeçenler İnguşlar ve diğer Kafkasya halkları için o acılı sürgün yılları başladı. Kafkaslılar Ora-Asya’ya (Sibirya, Kırgızistan ve Kazakistan’a) sürüldüler. Gerekçe savaş esnasında Hitler Almanyası ile işbirliği yapmalarıydı güya. Gerçekte bir tek Alman askerinin bile Çeçenistan’a ayak basmadığı bilinmektedir.

1957 yılında sürgünden sonra hayatta kalanların Orta-Asya’dan, yeniden oluşturulan, ama eskisine göre toprak bakamından daha küçük Çeçen-İnguş SSBC’ne dönmelerine izin verildi. 1991’de, Sovyetler Birliği’nin çöküş yallarında bu özerk cumhuriyet yaklaşık 1,3 milyon nüfusa sahipti. Bu nüfusun %57,8’i Çeçen, %23,1’i Rus, %12,9’u İnguş ve %1,2’si Ermenilerden oluşmaktaydı. Bugün Ruslara karşı direnen-savaşan Çeçenlerin büyük bir çoğunluğu II. Dünya Savaşı’ndan sonraki o acılı sürgün yıllarında doğmuşlardır.

Çeçenistan Cumhuriyeti

Sovyetler Birliği halklarına egemenlik yolunun açıldığı Gorbaçev liderliğindeki Prestorayka ve Glasnost döneminde (1985–9, Çeçenistan da milli egemenliğini ilan etti. 27 Kasım 1990’da Çeçen-İnguş SSÖC egemenliğini ilan ederek SSCB’den ayrıldığını açıkladı. Bu egemenlik ilanı ve ayrılma ile ilgili adım, lideri SSCB’nin Hava Kuvvetleri’nden emekli General Cevher Dudayev’in (doğ. 1944) olduğu Çeçen Halk Kongresi tarafından atılmıştı. Yeltsin’in Gorbaçev ile çekişmesi esnasında Tataristan bağlamında söylediği “ne kadar egemenlik istiyorsanız, o kadar alın” (fırsat bu fırsattır anlamında söylenmiş bir sözdür) sözünün ertesinde atılmış bir adımdı bu. Egemenlik ilanı çabaları birkaç küçük parti tarafından da destekleniyordu. Dudayev’in Çeçen Halk Kongresi diaspora Çeçenleri’nin desteğini aldığından kısa sürede Çeçenistan’daki en önemli siyasi harekete dönüşmüştü.

Çeçenlerin özellikle Moskova diasporası Sovyetler Birliği’ndeki yeni ekonomik şartlarla birlikte bir milli burjuvaya dönüşerek anavatanla sıkı ilişkiler kurdular. Bu sayede kendi içine kapalı ve yolsuzluğun diz boyu olduğu sistemin eski parti ve idari bürokrasisi, yani Çeçen nomenklaturası büyük ölçüde zayıflatılmış oldu.

Sovyetler Birliği’nin en fakir bölgelerinden biriydi Çeçenistan. Petrol endüstrisinden sadece Rusya yararlanmaktaydı. Halkta oldukça fakirdi. Daha bağımsızlığın ilan edildiği günlerde resim rakamlara göre işsiz sayısı 200.000’e ulaşmıştı. Açıkçası kendi özerk bölgelerinde “hayat alanı” yoktu Çeçenlerin.

Ağustos 1991’de Moskova’daki darbe esnasında Dudayev’in lideri olduğu “Çeçen Halk Kongresi” Yeltsin tarafında yer aldı. Buna karşılık Çeçen nomenklaturasından kimi kişiler ve gruplar darbecilere destek verirken kimileri de tarafsız kaldılar.

Ekim 1991 başında Çeçen Halk Kongresi (Dudayev) de facto iktidarı ele geçirdi. 62.000 kişilik Milli Muhafızlar başkent Grozni’deki en önemli idari binaları (Radyo/TV, KGB, Bakanlıklar) işgal ettiler. Bağımsızlık yolunda atılan bu adımlardan sonra Yeltsin’in ültimatomu Moskova ile ilişkileri bozdu. 20 Ekim 1991’de Yeltsin üç gün içinde “işgal edilen binaların boşaltılmasını” ve “milli muhafızların silahlarını teslim etmelerini” istedi. Dudayev seferberlik ilanı ile Yeltsin’e cevap verdi.

27 Ekim 1991’de yapılan seçimleri Cevher Dudayev oyların %85’ini alarak kazandı. Resmi rakamlara göre 640.000 seçmenden 490.000’i oy kullanmıştı. Kasım 91’de Yeltsin Çeçenistan’da olağanüstü hal ilan etti. Rusya Parlamentosu sorunun siyasi araçlarla çözülmesinden yanayken, Yeltsin ve onun “demokratik hükümeti” eski komünist idarecilere ve Çeçen parlamentosuna destek vermeye devam etti. Rusya İçişleri Bakanlığı’nın “düzeni sağlamak” için Grozni’ye gönderdiği 2.000 kişilik birlik de hiçbir başarı sağlayamadan geri döndü. Yeltsin’in bölgedeki temsilcisi ve olağanüstü halin idari sorumlusu Ahmet Arsanov istifa etmek zorunda kaldı. Zamanın Rusya Parlamentosu Başkanı Çeçen Ruslan Hasbulatov’un destek vermesine rağmen Yeltsin’in olağanüstü hal ilanındaki başarısızlığı ilk büyük siyasi yenilgisi anlamındadır.

Bu gelişmelere paralel olarak Rus medyasında Çeçen halkına karşı başlatılan kampanyada Çeçenler gangster, kriminal, mafya vs. olarak nitelendirildiler. Kampanyanın ana teması Çeçen mafyasının Rus vatandaşlarının güvenliğini tehdit ettiği ve kamu düzenini bozdukları şeklindeydi.

Rusya eşzamanlı olarak Dudayev iktidarını Çeçenistan’daki Rusları ve Terek Kazaklarını provoke ederek istikrarsızlığa sürüklemek için çaba göstermeye devam etti. Binlerce Rus, Yahudi ve Ermeni Rusya’nın güneyine doğru kaçmaya başladılar. Karşılıklı toprak taleplerinin de bu dönemde gündeme gelmeye başlaması ilginçtir. Terek Kazakları kendi oturdukları Çeçenistan’ın Navrski ve Şelkovski bölgelerinin Rusya’nın Stovropol bölgesine bağlanmasını istediler. Çeçen aşireti Akinzen 1944’te sürgün edildikleri Dağıstan’ın Avar bölgesini istedi. Yine aynı dönemde İnguşlar da kendi tarihi iskân bölgeleri olan ve 1944’te Kuzey-Osetya’ya bırakılan toprakları istediler.

Kafkas halkları aralarındaki bu yerel sorunlara rağmen Çeçenistan’ın direnişine destek vermek konusunda hemfikirdiler. Başkan Dudayev Gürcistan’daki Çeçen aşiretlerinin, zamanın Gürcistan Başkanı Ziyad Gamşahurdiya’nın, Gürcistan’daki Abhazların, Avar Halk Kongresi’nin ve Dağıstan Müslümanlarımın desteğini almayı başarmış, onlarla sıkı ilişkiler kurmuştu. 1989 yılında kurulan ve Kafkasya’da otonom cumhuriyetlere nüfuz etmiş eski nomenklaturaya muhalefet amacı taşıyan çeşitli siyasi hareketlerin bir araya gelmesi ile oluşturulmuş Kafkasya Halkları Konfederasyonu da Dudayev’e destek vermekteydi.

1992 yılı İnguşlarla Çeçenlerin ayrılık yılı oldu. İnguşlar 1934 yılındaki Rusya’ya bağlı otonom cumhuriyetlerini yeniden talep ettiler (kendilerini Galgay olarak niteleyen İnguşlar da aslında bir Çeçen boyudurlar). İnguşlardan sadece çok küçük bir grup Çeçenlerle beraber birleşik bir cumhuriyet istiyordu. İnguşların ayrılma isteği Moskova’nın çıkarlarına da uygundu. En azından böyle bir adımla Çeçen-İnguş Cumhuriyeti’nin toprağı küçülecekti. 1992 Haziran’ında Rusya Parlamentosu’nda kabul edilen bir kanunla İnguşlar arzu ettikleri cumhuriyete Rusya Federasyonu içinde sahip oldular, ama bu yeni cumhuriyetleri arzu ettikleri gibi 1934’teki sınırları içinde değildi, büyük bir hayal kırıklığına uğradılar.1944 sonrası İnguşlardan kopartılan topraklar Kezey-Osetya idaresinde kalmaya devam etti. Bunun üzerine İnguşlar ile Osetler arasında çıkan kanlı çatışmalar Rusya’ya bölgede bir özel idare oluşturmasına ve askeri birliklerini tutmasına imkân sağladı. Kafkasya Halkları Konfederasyonu’nun sorunu çözmek ve çatışmaların durdurulması için arabuluculuk yapma ve bir ara bölge oluşturularak barış birlikleri yerleştirmeyi üstlenme teklifleri Rusya tarafından reddedildi. Çok açıktır ki bölgede eski sorunları yeniden kaşıyan-kışkırtan Rusya kendi birlikleri olmaksızın Kafkasya’da istikrar sağlanmasını arzu etmiyordu. Bu durum hala değişmiş değildir.

Çeçenistan Ocak 1992’de, 1934’te İnguşlarla birleşmeden önceki sınırlarına geri döndü. 12 Mart 1992’de kabul edilen anayasaya göre Çeçenistan artık bağımsız bir devletti. Başkan Dudayev başbakanlığı da üstlendi. Yeni anayasanın yürürlüğe girmesinden sonra da Rusya Çeçenistan’da sürdürdüğü istikrarsızlaştırma çabalarına devam etti. 31 Mart ‘ta, Çeçenistan’ın imzalamadığı federasyon antlaşmasının Moskova’da imzalandığı günde eski komünist Çeçen nomenklaturası Grozni’de başarısızlıkla sonuçlanan bir darbe girişiminde bulundu. Bunun ertesinde henüz daha Çeçen toprağında bulunan BDT birlikleri de Çeçenistan’ı terk etmek zorunda kaldılar. Yeltsin uzlaşma yanlısı milliyetler politikasından sorumlu danışmanı bayan Galina Starovoytova’yı görevden alarak, yerine “şahinlerden” Sergey Şahray’ı atadı.

İlkbahar 1992’de de Rusya Çeçenistan’a ekonomik ambargo uygulamaya başladı. Grozni’de petrol işleten işletmeler güney Rusya’daki Krasnodar’dan hammadde gelmediği için üretimlerini durdurmak zorunda kaldılar. Rus uçakları Grozni’ye uçmuyorlardı artık. Sadece Ermenistan, Moldavya, Litvanya ve Ukrayna’dan Grozni’ye uçulabiliyordu. Litvanya ya da Azerbaycan üzerinden demiryolu ile mal göndermek de Rusya’nın sınırları sıkı kontrol altına alması yüzünden imkânsızlaştı. Aynı şekilde Çeçenistan’a giden karayolları da Rus özel birliklerinin sıkı kontrolü altındaydı. Mayıs 92’den sonra da Rus bankaları Çeçenistan’ın hesaplarına el koydular. Çeçenistan ekonomik anlaşmalar çerçevesinde Rusya’ya vermekle yükümlü olduğu malları gönderirken karşılığında para alamıyordu. Ekonomik ambargonun sonucu olan para yokluğunun olumsuz etkilerini en çok Çeçenistan’daki Rus nüfus çekmeye başladı.

1992–93 sene-i devriyesinde Çeçenistan uzlaşmacı sinyaller gönderdi: Hem federasyon anlaşmasını imzalayacağını hem de, özel şartlar altında BDT’ye gireceğini, dış siyasi ve ekonomik ilişkileri ve ortak savunmayı Rusya’ya terk etmeye hazır olduğunu bildirdi. Moskova’nın neden bu uzlaşma teklifini kabul etmediği ve Sergey Şahray’ın (Milliyetler Politikası Devlet Komitesi Sekreteri) sert politikalarını izlediği bugüne kadar anlaşılmış değildir.

İç iktidar kavgası

Ekonomik ambargonun halk üzerindeki etkisi Dudayev’e karşı muhalefetin güçlenmesine sebep oldu. Muhalefet saflarında eski nomenklaturadan kişiler olduğu gibi, Çeçen-İnguş SSCB’den Moskova’daki Halk Temsilcileri Meclisi’ne seçilen temsilciler de vardı (bunlardan biri zamanın parlamento başkanı Ruslan Hasbulatov’dur). Öte yandan bağımsızlık hareketinden bazı gruplar ki bir kısmı yollarını Dudayev’den ayırmışlardı vardı. Hüseyin Ahmetov (1993’e kadar Çeçenistan Parlamento Başkanı), Yusuf Saslambekov (93’ten sonra ki Çeçenistan Parlamentosu Başkanı ve Kafkas Halkları Konfederasyonu üyesi, Letşa Umayev (Daymak hareketi lideri), Cebrail Gakayev (Demokratik Güçler Hareketi Başkanı), Yaragi Mamodayev (1993’e kadar başbakan yardımcısı) ve Silahlı Kuvvetlerden Salman Hasemikov ile Hamzat Hankarov. Dudayev’in destekçileri kendisi tarafından kurulan Çeçen Halk Kongresi ve Demokratik Vaynah Partisi (Selimhan Candarbayev) idi.

Ekonomik ambargonun etkisinin arttığı dönemde aşiret yapısının toplumsal ilişkileri belirlediği Çeçenistan’da aşiret önde gelenlerinin kendi çıkarlarını korumak için çaba göstereceği açıktı. Kendi aşiret çıkarları doğrultusunda siyasi muhalefet yapan bu grupların Dudayev’e yönelttikleri eleştiriler öncelikle, Dudayev’in diktatörce bir idare kurduğu ve ülkeyi İslamlaştırmaya çalıştığı yönündeydi.

İç iktidar kavgası Dudayev’in anayasada değişiklik yaparak başkanlık rejimini yürürlüğe koymak istemesi ile sertleşti. Dudayev 17 Nisan 1993’te parlamentoyu feshetti. Parlamentoda buna cevap olarak Dudayev’in iktidarının devamı ve seçimlerin yapılması için referandum kakarı aldı. Dudayev de Temmuz’da bir referandum ve Eylül’de yeni seçimler yapılacağını ilan ederek cevap verdi. Parlamento seçimleri olana kadar Başkan görevde kalacaktı.

Mayıs 1993’te iki hükümet ortaya çıkmıştı. Başkan Dudayev yeni kabine atadı ve Mairbek Mugadayev’i başbakanlığa getirdi. Parlamento ise kendi “parlamento hükümetini” Yaragi Mamodayev başkanlığında oluşturdu. Parlamento Başkanı da kısa süre önce muhalefet saflarına geçen Yusuf Saslambekov oldu. Başkan Dudayev ile Parlamento arasındaki çekişme 6 Haziran 93’te sıcak bir çatışma ile son buldu. Başkan Dudayev milli muhafızların yardımı ile muhalefeti Grozni’den çıkardı. Muhalefet liderleri Moskova’ya veya kaleleri Madrateşni’ye kaçtılar. Muhalefetin son çabası olan, başkanlık sarayını işgal ederek Dudayev’i görevden uzaklaştırmak istekleri de boşa çıktı.

Başkan Dudayev Çeçenistan’ın en güçlü adamı olarak kalmayı başardı ama iyi ilişki içinde olduğu komşu devletlerin liderlerinin şartları değişmişti. Azerbaycan ve Gürcistan’ın milliyetçi ve anti-komünist liderleri Gamşahurdiya ile Elçibey iktidardan uzaklaştırılmış, yerlerine Rus yanlısı kimseler (Aliyev ile Şevardnadze) gelmişlerdi. Düşürüldükten sonra Grozni’ye Dudayev’in yanına gelen Gamşahurdiya’nın düşürülüşünde, Gürcistan’daki Abhazların ayrılıkçı savaşında rol alan Çeçen “gönüllüler”in de payı vardır. XIX. Yüzyıldakine benzer olaylar yine tekrar etmekteydi. O zaman da Ruslar (Çar orduları) önce Gürcistan ve Azerbaycan’ı işgal ettikten sonra Çeçenistan’a girebilmişlerdi. Ekim 93’te Yeltsin parlamentoyu fesih etti, bu durum Çeçenistan konusunda barışçı bir çözüm yolunun tamamen imkânsızlaştığını göstermiştir. Yeni Duma’nın çoğunluğu milliyetçiler ve komünistlerden oluşuyordu. Moskova’da iç iktidar çekişmeleri hala sürmekteydi. Çeçenistan sorununun çözümü de Başbakan Yardımcısı Sergey Şahray’a terk edilmişti. Onun çözümü ise şuydu: Moskova’nın yardımı ile oluşturulan silahlı muhalefet çıkaracağı iç savaşla Başkan Dudayev’i görevinden düşürecek, iktidar bu şekilde ele geçirilecekti.

Bu andan itibaren de Rusya Çeçenistan sorununu ”Rusya’nın federal yapısını korumak” olarak algıladığını ilan etti. Tataristan ile Rusya arasında yapılan ve ilişkilerin yeniden belirlendiği anlaşmanın bir benzerinin neden Çeçenistan ile yapılmadığı da belli oldu. Rusya’da gittikçe şahinler dizginleri ele alıyorlardı. Şahray’ın yerine eski ağır sıklet boksörlerden Nikolay Yegorov’un göreve getirilmesi de bunun bir deliliydi. Rusya bu andan itibaren Çeçenistan’a karşı diğer BDT ülkelerine karşı da izlediği politikayı takip etmeye başladı. Kısaca şu: Bütün barışçı-diplomatik çözüm yolları tıkanacak ve Moskova’nın bir askeri müdahalesi kaçınılmaz olacak ve çözüm yolları tıkanmış olduğundan askeri müdahale uluslararası kamuoyunda kabul görecekti.

Ağustos 94’te başında helikopterlerle Çeçenistan’daki Dudayev karşıtlarına silah ve eğitimci gönderilmeye başlandı, muhalif liderler de Ruslar tarafından korumaya alındı. Eşzamanlı olarak başlatılan medya kampanyası ile de askeri bir müdahalenin sadece Çeçenistan’da düzeni yeniden sağlamak için değil, Rus şehirlerinde kriminal suçları yok etmek için gerekli olduğu vurgusu kamuoyuna yayılıyordu. 26 Ağustos’ta da muhalifler askeri operasyonlarına başladılar.

Moskova attığı bu adımla riskli bir oyuna kalkışmıştı: Arzu edilen iç istikrarsızlık sağlanmaz ve Dudayev iktidardan uzaklaştırılamazsa geriye ya askeri müdahale ya da Çeçenistan’ın bağımsızlığını tanıma alternatifleri kalıyordu.

Ağustos 94’ten Kasım ayına kadar yapılan çarpışmalarda muhalefetin başarısızlığı açığa çıktı. Muhalefet boşa çıkan en son çabasını da açık bir Rus desteği ile Kasım 1994 ortasında yaptı. Kuzey Osetya’dan gelen Rus tankları Urus-Martan önlerine kadar ilerlediler. 18 Kasım’da Rus birlikleri muhalefetle birlikte hava desteğinde, Grozni’yi almak için saldırıya geçtiler. Bu çaba da sonuç vermedi. Yüzlerce Rus askeri Dudayev birliklerine esir düştü. Muhalefeti silahlandırıp Dudayev’i düşürmekte başarısızlıkla sonuçlanınca ya Çeçenistan’ın bağımsızlığı tanınacak ya da askeri müdahale yapılacaktı. Yeltsin Başbakan Yardımcısı Şahray’a Çeçenistan politikasının koordinasyonu görevini verdi. Milliyetler politikası Bakanı Nikolay Yegorov’a yürütülecek politikalar için tam yetki verildi. Şahinlerin baskın çıkması ile Moskova’nın askeri müdahalesi kaçınılmaz oldu.

Askeri müdahale

1 Aralık 1994’te Yeltsin “Kuzey Kafkasya’da kanun ve düzenin sağlanması için alınacak tedbirler” başlıklı bir genelge imzaladı. Genelgede Dudayev birlikleri için af çıkarılacağı ve 15 Aralık’a kadar silahlarını bırakmaları isteniyordu. Eşzamanlı olarak Rus birliklerinin Çeçenistan’a girişi de başlatıldı. Grozni Rus savaş uçakları tarafından her gün bombalanıyordu artık.

9 Aralık’ta Başkan Yeltsin “illegal güçlerin silahsızlandırılması ve Çeçenistan’da anayasal düzenin yeniden tesisi” başlıklı başka bir genelge imzaladı.11 Aralık’ta da Rus birliklerinin askeri müdahalesi başladı. 40.00 Rus askeri üç koldan (İnguşya, Kuzey-Osetya ve Dağıstan’dan) Çeçen başkenti Grozni’ye ilerliyordu. İlerleme esnasında sadece Çeçenistan’da değil Dağıstan ve İnguşya’da da sert direnişle karşılaştılar. Yeltsin kendi halkına Çeçenistan’a müdahaleyi savunurken bunun “siyasi çözüm bulmak için yapıldığını” söylüyordu. Siyasi çözüm askeri araçlarla olacaktı. Bu dönemde yapılan görüşmelerden bir sonuç çıkmadı.

Moskova’nın görüşmelerden kaçması sorunun barışçı yoldan çözümüne engel oldu. Ruslar Dudayev birliklerinin silahsızlandırılmasını ve daha sonra görüşmelere başlanmasını isterken, Dudayev şartsız görüşmeye hazır olduğunu ama birliklerinin silah bırakmayacağını açıklıyordu.

Tam olarak Grozni’yi kuşatmayı başaramayan Ruslar şehri bombalamaya ve raketlerle vurmaya devam ettiler. Moskova Azerbaycan ve Gürcistan’a giden bütün yolları da kapattı. Bombalama ve raket saldırıları sonucu şehir bugünkü gibi yerle bir olurken Rus Hava Kuvvetleri Komutanı Deynekin “Rus hava birlikleri tarafından Grozni’ye bir tek raketin dahi atılmadığını” söylüyordu. Bugün olduğu gibi o zaman da bombalamaların kurbanı sivil halk oldu. Bir başka şahin, Dışişleri Bakanı Kozirev de “Çeçen sorununu birkaç gün içinde çözeceğini” söylüyordu. Çeçenler 21 Aralık’ta karşı saldırıya geçtiler. Artık Ruslar da Başkan Dudayev’in direnişinde kendilerinin iddia ettiği gibi sadece “organize çeteler” destek vermediğini, bütün Çeçen halkının özgürlük için savaştığını anladılar.

28 Aralık’ta Grozni’ye genel bir karşı saldırı başlatıldı. Moskova siyasi adımlar da atarak Salambek Hacıyev başkanlığında “milli yeniden doğuş hükümeti” kurdu.

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: