EDEBİYAT DÜNYASI : Orhan Veli hakkında bilinmeyenler


Ece Ayhan’ın kaleminden bir fotoğrafın öyküsü…

Orhan Veli (ayaktakilerden ortadaki) PTT’de çalışırken iş arkadaşlarıyla çekilmiş bir fotoğrafı..

Ece Ayhan’dan bu fotoğraf için bir yazı istenmiş. İşte Müştemilat başlıklı o yazı…

MÜŞTEMİLAT

Yandığımın; yetmiş insan yılı sonra biraz uydurma ve delik deşik bir müştemilat bile olamadık, olamamışız anlaşılıyor, tahtadan ya da kontrplaktan. Eh, müştemilat deyince size sıkı ve de kesinlikle hamasi bir olmayan bir şairin, Orhan Veli’nin bir öyküsünü anlatacağım, kendimi zinhar Orhan Veli’yle özdeş saymıyorum, yanlış anlaşılmasın.

Yıl galiba 1949-50. Çift enseli ve golf pantalonlu yarı sivil insanların iktidarı. Hemen hepsi de Halk Partili. Türkiye gelişmiyor ama eh biraz değişiyor.

O günlerde Ankara’da Orhan Veli imeceyle 15 günde bir Yaprak dergisini çıkarır, tek yapraklı edebiyat dergisi. Orhan Veli at yarışlarına düşkün olduğu için düzeltileri hipodromda yapar. Yaprak dergisini Mahmut Dikerdem, Mübin Orhon, Mazhar Leventoğlu… vs paraca desteklemektedir ama Orhan Veli bunun birazını da atlara ayırır. Tabii altın saçlı ve Atatürk’le üç defa dansetmiş Nahit Hanım da katkıda bulunur edebiyat öğretmenliğinden arttırdığı parayla.

Bir akşam evde okuldan dönünce annesi "Seni bugün bir eşkiya aradı!" der, meğer Adana’dan gelen Yaşar Kemal’miş. Orada sürgünde olan Abidin Dino göndermiş. Yaşar Kemal pejmurde ve poturu da kirli olduğu için Nahit Hanım’ın annesinde öyle bir izlenim bırakmış. Tabii kabaca konuşuyor. Bir gün trende Yaşar Kemal’e rastlar Özay Erkılıç genç kız olarak. Sanat tarihini yeni bitirmiştir. Yaşar Kemal’in Kürt olduğunu duyunca Özay Hanım’ın ağzından yanlışlıkla bir "estağfurullah" çıkmış. Yaşar Kemal çok kızmış, "Sen Türksün diye ben estağfurullah diyor muyum?" demiş. Özay hanım utancından yerin dibine geçmiş…

Velhasıl Yaprak dergisi çıkıyor ama 1949’da Fransa’dan Philippe Soupault (ünlü bir Oğuz Atay’ın deyişiyle üstgerçekçi şair) Türkiye’ye gelir, elçiliğin ve başkonsolosluğun çağrısı üzerine ve Yaprak dergisinin yazıhanesini görmek ister. Eyvah! Böyle birşey yoktur. Dergi, bazen Nahit Hanım’ın evinde bazen at yarışlarında, bazen sokakta, bazen bulvardaki Özen pastanesinde derlenmektedir. Seninkini alır bir telaş. Orhan Veli çok sarhoş olduğu zamanlarda eski bir Ankara evinin müştemilatında uyumaktadır, müştemilat delik deşiktir, çatı akar, her yerden rüzgar girer, zaten daha önce kömürlükmüş. Orhan Veli naapsın, Fransız şair ısrar ediyor, Paris’te alıştığı gibi her derginin bir yazıhanesi vardır. Para da yoktur. Bakkaldan un alır. Bir de sahan bulur, unun içine biraz su katar karıştırır tutkal gibi yapar ve uydurma barakanın bütün boşluklarına, deliklerine, açıklarına Yaprak dergileri yapıştırır. Nahit Hanım da bir kilim ve halı bulur evinden. Komşusundan da bir masa ayarlar ve sekreter olur. En sonunda herşey hazırlanınca Phillippe Soupault’ya burasını Yaprak dergisinin, genç kuşağın dergisinin yazıhanesidir diye gösterir. Bunu bana Nahit Hanım güle güle anlatmıştır.

ECE AYHAN

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: