ARAŞTIRMA DOSYASI : Öğrencilerin Birinci Sorunu Olan Barınma Sorunu Çözülmelidir !


Prof. Dr. Şevket Tüylüoğlu

tuyluoglu

Son zamanlarda üniversite öğrencilerin kaldıkları yerlerle ilgili ortaya çıkan tartışmalar, haklı/haksız, faydalı/faydasız çok olmadık yerlere doğru çekilmeye başladı.

Bununla birlikte tartışmaların öğrencilerin barınma sorununu ve çözümlerini gündeme getirmesi bakımından yararlı bir yönü de ortaya çıktı.

Şimdi diğer tartışmaları bir tarafa bırakmak ve barınma sorununu anlama ve çözmenin yollarına bakmak gerekir.

Üniversitede bir bölüm kazanıp ailesinden ayrılan öğrencilerin –eğitim/öğretim faaliyetleri dışında- ilk ve en temel talebi nedir? Dört yıl boyunca iyi bir öğrencilik yapabilmek… Bunun için ders çalışabilecekleri ve dinlenip derslere devam edebilecekleri iyi bir mekan…(havuz, sinema, pastane vs. ikincil talepler olarak kalır).

“Sadece bu”…

Çünkü dört yıl sonunda başarılı bir şekilde çalışma yaşamı ve iş dünyasında yerini alabilmenin tek yolu bu…

Ama biz “sadece bu” şeyi, yani öğrencilerin en temel talebini tam olarak karşılayabilmiş değiliz! Bu yüzden öğrencilerin çoğu “başının çaresine bakmak” zorunda kalıyor!

*****

Basit bir arz ve talep analizi… Yurt talebini belirleyen okuyan öğrenci sayısı ve yurt arzını belirleyen yurt kapasitesi. İkisi arasındaki fark ise karşılanamayan talep…

Son on yılda öğrenci sayısı yüzde 70-80 ve bazı yerlerde yüzde 100’ün üzerinde artarken, yurt sayısı artışı yüzde 30’larda(*)kalınca arz ve talep makası açılmış…

Şimdiki durum şöyle:

Örgün öğretimde okuyan öğrenci sayısı 3 milyonun üzerinde (35 bin civarında da yabancı uyruklu öğrenci var ve bunların sayıları giderek artacak).

Devlete ait YURTKUR’un arz ettiği yurt kapasitesi ise 310 bin kişilik…(**)

Yani 100 öğrenciden sadece 10 öğrenciye yurt imkânı sağlanabiliyor. Yüz öğrenciden 90 öğrenciye “başının çaresine bakmak” düşüyor!

Bu %90 yurtsuz kalmış öğrencilere üniversitelere ait yurtlar (65 bin kişilik) ile özel yurtlar (225 bin kişilik) ek barınma imkânı sunabiliyor. Böylece toplam yurt arz kapasitesi 590 bine kadar çıkıyor(***).

Ama karşılanan talep hala %20’lerde kalmış oluyor. Hala yüz öğrenciden 80 öğrenciye “başının çaresine bakmak” düşüyor!

Her ile üniversite yapılarak, aslında üniversiteler öğrencilerin ayağına kadar götürülmüş oluyor. Öğrencilerin bir kısmı ailelerinin bulunduğu illerdeki bölümleri tercih edip kazanarak okuma şansı yakalayabiliyor. Bunlar için ayrı bir barınma, yurt, kira, elektrik, su parası ve diğer sorunlar yok…

Ne var ki bu imkân henüz yeterince değerlendirilemiyor ve değerlendirebilenlerin sayısı da istatistikleri yerinden oynatacak düzeyde değil…

Dolayısıyla öğrencilerin %80’i kiralık ev veya apart aramaya koyuluyor….

Ve sorunlar da bundan sonra başlıyor…

Dersler “tam gaz” ilerlerken ve hatta bazen sınavlar başlamışken ev arama, bulma, donatma, güvenlik, pencere ve tencere ile uğraşma derdi birbirini izliyor…

Zaten öğrenciye kolay kolay kimse ev vermek istemiyor; verse de daha pahalıya veriyor…

%80’lik öğrenci talebinin yüklenmesiyle, bulunulan ilde/ilçede konut arzı kıtlaşıyor ve kiraların yükselmesi sonucunda illerdeki memurlar ve diğer kesimler de yüksek kiralar altında ezilmeye başlıyor…

İl/ilçe düzeyinde çoğu kez “dört öğrencinin harcaması bir memura denk geliyor” hesaplamaları ile öğrencilerin ilin/ilçenin ekonomisine olan maddi/ekonomik katkılarının ötesine geçilemiyor…

*****

Bu arada çok ilginç başka bir problemle/çelişkiyle karşılaşıyoruz: sene başında devlet yurtlarında kalacak yer bulunamıyor; yurt çıkabilir diye birçok kişi yedekten sıraya giriyor. Öğrenciler ve aileler referans bulup bir yurda başını sokmanın yarışına giriyor… Bir talep, bir talep…

Sonra ne oluyorsa, ikinci döneme gelindiğinde yurtlar boşalıyor; yurtlarda kimse kalmak istemiyor… herkes çıkmak istiyor..yani yurtlarda kalanlar da “başının çaresine bakması” gereken kişiler arasına katılıyor… %80 çıkıyor tekrar %90’a… devlet yurdunda kalmaya hak kazanan talihlilerin durumu bu!

Peki Niçin?

Çünkü rahat ders çalışabilecekleri ve dinlenebilecekleri bir barınma imkânı bulamıyorlar da ondan… Yurtların bakımsız olduğu şikayetleri yapılıyor, sekiz kişilik koğuşlarda ders çalışılamıyor, 24 saat sıcak su imkanı sağlanamıyor, temizlik, yemek ve beslenme gibi ihtiyaçlar yeterince karşılanamıyor…

Bunun tek istisnası son zamanlarda yapılan maksimum dört kişilik yurtlar ve ders çalışma ortamı sunulabilen veya çoğunlukla kalite belgesi alabilen yurtlar… Biz bu imkânları herkese sunamıyor ve artan öğrenci sayısına göre ülke çapında yaygınlaştıramıyorsak, ortaya çıkan sorunlara yönelik konuşmalarında pek bir anlamı kalmıyor…

*****

Peki bundan sonra ne yapılmalı?

Bir kere YURTKUR eski yurtlarını tamamen gözden geçirmeli ve dört kişiyi aşan ve koğuş sistemi olan yurtları revize etmeli ve gerekiyorsa yeniden inşa etmelidir. Mevcut iyileştirme çabalarının ötesinde gerekli dönüşüm sağlanmalı… ve yurtların değinilen sorunları çözümlenmeli…

Aksi halde eski yurtların yeterli olduğunu düşünüyorsak, buralarda kalan öğrencilerin de niçin “başının çaresine bakanlar” arasına katıldıklarını hiçbir zaman anlayamayız…

İkincisi, YURTKUR’un öğrencilerin sadece %10’una hitap etmesinin yeterli olmadığı açıktır (on yıl önce hitap edilen oran %25 civarında idi). Bir an önce öğrenci sayısının gerektirdiği oranlara ulaşılmalı ve daha fazla öğrenciye hitap etmenin yollarına bakılmalı. Bugün birçok ilimizde YURTKUR bünyesinde çok sayıda yurt inşaatı yapılmakta olduğu bilinmektedir. 310 bin olan yatak kapasitesinin önümüzdeki sene 450 bine çıkarılmasının hedeflendiğini de (****) takdir ederek öğreniyoruz. Ancak bunların sayısına bakıp yetinmek yerine; toplam talebin ne kadarını karşılayabildiklerine bakıp, bir an önce tamamlanmalarına ve her ilde yeni yatırımların planlanmasına devam edilmelidir.

Üçüncüsü, bu kadar büyük bir talebe sadece devletin tek başına yetişmesi mümkün değildir. İmkânı olan çok sayıda aileler için özel yurtların da sayısı artmalı. Özel yatırımlar için mevcut teşvikler bulunmaktadır. Bunun için yatırım yapmak isteyenlere her ilde bulunan odalar veya kalkınma ajanslarının birimlerinin yol gösterici olacağı söylenebilir. Özel ve kamunun yurt arzı talebin %20 kadarını karşılıyorsa, bunu en az %40’lara ve daha idealize edilmiş oranlara çıkarmak gerekir. Teknik olarak bir kısım yeni yurt projelerinin kamu-özel işbirliği teknikleri ile hızlandırılması sağlanabilir ve TOKİ’nin imkânlarından daha fazla yararlanılabilir.

Dördüncüsü, devlet yurtları/YURTKUR temizlik, sağlık, oda sayısı, fiyat, güvenlik, konfor, sosyal ortam, ders çalışma ortamı, ulaşım, beslenme ve benzeri birçok hizmetin sunulmasında çıtayı ve asgari standardı belirlemek üzere varlığını artarak sürdürmelidir. Özel sektör de kar elde edebilmek için devletin sunduğu asgari yurt standartlarının altına düşmek istemeyecek ve daha iyi hizmet sunmanın yollarını araştıracaktır.

Beşincisi, özel yurtlar genellikle ekonomik karı dikkate alır ve sosyal karı (bir kısım sosyal sorumluluk çabaları hariç) kendiliğinden dikkate almazlar. Bu yüzden yoksul, okuyan kardeş sayısı, dul, yetim, şehit, gazi, malul, özürlü ve benzeri durumlar dikkate alındığında ortaya çıkan sosyal karlar nedeniyle, devlet yurtçuluğu özel sektör tarafından yeri doldurulamaz ve ikame edilemez bir özelliğe sahiptir. Bu amaçlarla da devletin yurt arzını ülke çapında artırmaya devam ettirmesi önemli bir zorunluluktur.

Altıncısı, öğrencilerin barınma sorunlarının çözümünde üniversitelere ve rektörlere yasal olarak her hangi bir görev ve sorumluluk yüklenmemiştir. Bu konuda görev ve sorumluluk Gençlik ve Spor Bakanlığı’na aittir. Böyle olmakla birlikte üniversite yönetimleri bulundukları ilin imkânlarını/potansiyelini(KYK/YURTKUR, iş dünyası, hayırseverler, belediye vb.) harekete geçirmek için ilave özverili çabalar sarf etmelidir. Birçok ilde (örneğin Bolu’da İzzet Baysal Üniversitesi’nde) bu çabaların çok güzel örneklerini görmek mümkündür. Bu çabaların ülke çapında artarak devam etmesi oldukça yararlı olacaktır.

*****

Not: Bu yazıda, çözümlere odaklanmanın sağlanması amacıyla sayılar önemli ölçüde yuvarlanmıştır.

(*)http://www.haber3.com/hanefi-bostan-universite-ogrencilerinin-yurt-sorunu-cozulmelidir-haberi-2183369h.htm

(**) http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/genel_kurul.cl_getir?pEid=24129

(***) http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/25055034.asp

(****)http://www.dunya.com/yurt-kapasitesi-450-bine-cikacak-208148h.htm

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: