BALYOZ DAVASI : Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman neden dinlenmeliydi ??


Balyoz davası hükümlüsü Deniz Kurmay Albay Aydın Sezenoğlu, Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman’ın neden dinlenmesi gerektiğini anlattı.

Hilmi Özkök’ün, Ergenekon Davası’nda tanık olarak alınan ifadesinde; “konuyu incelemesi için Aytaç Yalman’a talimat verdiğini” belirttiğini belirten Sezenoğlu, Mehmet Baransu’nun “sanıkların ve avukatların bilmediği bazı delilleri Aytaç Yalman’ın bildiğini” iddia ettiğini de hazırlatarak aslında Baransu’nun da dinlenmesi gerektiğini söyledi.

"Biz bu kişilerin mahkemeye gelerek tüm gerçekleri anlatmasını ısrarla istedik." Diyen Albay Sezenoğlu, "Eğer, gerçekten askeri hiyerarşi dışında bir yapılanma içerisinde olsaydık veya gerçekten böyle bir darbe girişimine destek vermiş olsaydık, bu kişilerin mahkemeye gelip konuşmalarını ister miydik?" dedi.

İşte o mektup:

"Yargıtay’ın 9 Ekim 2013 tarihinde açıkladığı BALYOZ davasının kararları sonucunda, 16 yıl ağır hapis cezası almış, Deniz Kuvvetleri mensubu bir Kurmay Albayım. BALYOZ davasının temeli; 5-7 Mart 2003 yılında 1’nci Ordu Komutanlığında yapılan plan seminerine dayanmaktadır. Bu seminer ile ilgili olarak, soruşturmanın başlangıcından bugüne kadar, yazılı ve görsel medyada bir takım kişiler tarafından değişik yorumlar yapılmaktadır. Bu yorumlarda özellikle “seminerde üstü örtülü olarak Balyoz Harekât planının görüşüldüğü, darbe girişiminin Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman tarafından önlendiği” ifade edilmektedir.

Davanın soruşturma aşamasında; Cumhuriyet Savcısının hazırladığı iddianamenin 264. ve 384. sayfaları ile mütalaanın 899. 915 ve 918. sayfalarında “ dönemin Genelkurmay Başkanı ile K.K.K Org. Aytaç Yalman’ın darbenin gerçekleştirilmesine engel oldukları, bu sebeple sanıkların elinde olmayan nedenlerle darbeyi gerçekleştiremedikleri ve suçun teşebbüs aşamasında kaldığı”

Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında(sayfa 1046);

“Sanıklar ve müdafileri dosyaya rapor düzenleyen bilirkişiler ile tanıklar Aytaç Yalmanve Hilmi Özkök’ün dinlenilmesini ısrarla talep etmişlerdir. Bilirkişilerin ve adı geçentanıkların, sanıklara atılı suçun niteliği göz önüne alındığında toplanan kanıtlara görebeyanlarının alınmasının karara etkisi bulunmadığı, kanıtın amaca uygun olmadığıdeğerlendirildiğinde; tanık gösterilmesi isteğinin mahkeme üzerinde kamuoyu nezdinde baskıoluşturmak amacıyla yapılması, seminer ve diğer belgelerin gerçek olması nedeniyle debilirkişiler ve tanıkların dinlenilmesinin sonuca etkili olmadığı kanaatine varılarak taleplerin ret edildiği”

Yargıtay 9.Ceza Dairesi gerekçeli kararında ise;

“Yüklenen suça yönelik icra hareketlerinin tamamlanamamasına ilişkin olarak mahkemece gösterilen gerekçenin, Karargahın karşı çıkması ve engellemek için çaba göstermesinden ibaret olmaması karşısında; Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman’ın tanık olarak dinlenmemesinin, taleplerin reddine ilişkin gerekçe ve mevcut deliller nazara alındığında sonuca etkili olmadığı”(Sayfa 17 son paragraf ve devamı)

belirtilmektedir.

Bununla birlikte, BALYOZ davası duruşmalarının devam ettiği29.12.2011 günü saat: 22:23 sıralarında, SKY Türk kanalında Gürkan Hacır’ın yönettiği “ŞİMDİKİ ZAMAN PROGRAMINDA” İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal ve Ömer Uysal’ın, Balyoz davasını tartıştıkları bir sırada telefonla programa katılan Mehmet Baransu’nun, Balyoz Harekat Planının darbeye teşebbüs suçunu oluşturduğunu üstüne basa basa birkaç defa söyledikten sonra, 2002 yılında Çetin Doğan’ın toplantı yaptığını, bunu avukatlar ve sanıkların bilmediklerini, darbeye teşebbüsü Hilmi Özkök, Aytaç Yalman, Başbakan ve MİT’in bildiklerini ifade ederek, BAZI BELGELERİ KENDİSİNİN GÖRDÜĞÜNÜ, BU BELGELERİ AVUKATLAR VE SANIKLARIN BİLMEDİĞİNİ, MAHKEMENİN BİLDİĞİNİ ifade etmiştir.

Ayrıca,

Davanın sanıklarından Ergun SAYGUN’un; 27 Mart 2012 tarihindeki ifadesinde; “Zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Sayın Aytaç Yalman ile yaptığım bir görüşmede, bana seminerden hemen sonra bu kasetleri Sayın Başbakanın getirip kendilerine teslim ettiğini söyledi. Bu çok önemli bir konudur. Şimdi MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü bizde böyle bir bilgi yok dediklerine göre bu kasetler nasıl ele geçirilmiştir? Bunun mutlaka açıklanması gerekir. Bunun açıklanması demek bu kasetlerin yasal olmayan yollardan ele geçirildiğinin ispatı demektir.” (97.Celse Tutanağı Sayfa 11) şeklinde ifade vermiştir.

Hilmi Özkök, Ergenekon Davasında tanık olarak alınan ifadesinde; “konuyu incelemesi için Aytaç Yalman’a talimat verdiğini” belirtmiş,

Gazeteci Mehmet Baransu ise televizyon bağlantısında; “sanıkların ve avukatların bilmediği bazı delilleri Aytaç Yalman’ın bildiğini” iddia etmiştir.

Dolayısıyla tüm bu iddialar ile somut beyanlar birlikte değerlendirildiğinde; maddi gerçeğin ortaya çıkması için hazırlık soruşturmasından itibaren; özellikle Darbeye teşebbüsten haberdar olduğu iddia edilen Hilmi Özkök ile İddianamede darbeyi önlediği iddia edilen Aytaç Yalman’ın, kamu tanığı olarak dinlenmesi bir zorunluluk teşkil etmektedir. Kamu tanığı olan bu kişilerin dinlenmemesi savcılık ve mahkeme açısından taraflı ve ön yargılı davrandıklarının bir göstergesi olduğu gibi, CMK’nın 210/1. Maddesindeki “ Olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçmez.” Hükmüne de aykırıdır.

Bununla birlikte, BALYOZ davasının başlamasına neden olan dava konusu dijital verileri savcılığa teslim eden, darbeye teşebbüsle ilgili belgeleri bildiğini ve gördüğünü iddia eden Mehmet Baransu’nun da mahkeme tarafından dinlenmesi gerekirdi.

Yerel mahkeme yargılama safhasında, adil bir yargılamanın gereğini yerine getirmeyip, adeta maddi gerçeğin ortaya çıkmasını istememiş, sanıklar hakkında nasıl ceza verebilirimin telaşına düşmüştür.

Hukuk ve adalet açısından asıl üzücü olan nokta ise, Türk Yargı Sisteminin en önemli kurumu ve kalesi olan YARGITAY, davanın seyrine doğrudan etki eden tanıkların dinlenmesine ilişkin birçok içtihatları bulunmasına rağmen, BALYOZ kararının gerekçesinde, “bu tanıkların dinlenmesinin davanın sonucuna etki etmeyeceği” kanaatine vararak, kendi içtihatları ile taban tabana zıt bir yaklaşım sergilemiş, bu tavrıyla BALYOZ davasının siyasi bir dava olduğunu, siyasi bir davada hukuki karar veremeyeceğini, adına karar verdiği Türk Halkına ilan etmiştir.

Tüm bu gerçekler ışığında, bu kişiler mahkemede dinlenmiş olsaydı, Türk Halkı adına karar veren mahkeme, maddi gerçeğe ulaşabilecek, masum ve vatansever subaylara darbeci yaftası yakıştırılmayacak ve esaret altına alınmayacaktı. Biz bu kişilerin mahkemeye gelerek tüm gerçekleri anlatmasını ısrarla istedik. Eğer, gerçekten askeri hiyerarşi dışında bir yapılanma içerisinde olsaydık veya gerçekten böyle bir darbe girişimine destek vermiş olsaydık, bu kişilerin mahkemeye gelip konuşmalarını ister miydik? Bu hususu Yüce Türk Halkının takdirine bırakıyoruz.

Aydın SEZENOĞLU

Deniz Kurmay Albay

BALYOZ Sanığı"

Odatv.com

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: