ARAŞTIRMA DOSYASI : Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Irak Ziyareti


Bilgay Duman

ORSAM Ortadoğu Uzmanı

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 4 yıl aradan sonra Irak’ın başkenti Bağdat’ı ziyaret ederek, Irak merkezi hükümeti yetkilileri ve önemli siyasi figürlerle bir araya geldi. Irak Parlamento Başkanı Usame El-Nuceyfi’nin Eylül’de Türkiye ziyaretiyle başlayan mekik diplomasisi devam edecek gibi görünüyor. Davutoğlu’nun Irak ziyaretinde geniş çaplı bir program çerçevesinde görüşmeler yapması, Türkiye’nin Irak’la ilişkilerin yeniden tesisine verdiği önemin bir göstergesidir. Davutoğlu Irak ziyaretinde Irak Başbakanı Nuri El-Maliki, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Irak Cumhurbaşkanı Vekili Hudair Khuzai, Irak Başbakanı Yardımcısı Salih El-Mutlak, Şii Vakfı Divanı Başkanı Salih El Haydari, Sünni Vakfı Divanı Başkanı Abdulgaffur El-Samarrai ve Türkmen yetkililerle bir araya gelmiştir. Özellikle Irak’ın en etkili dini mercii Ayetullah Ali Sistani, Irak İslam Yüksek Konseyi Başkanı Ammar El-Hekim ve Sadr Grubu lideri Mukteda El-Sadr’la yapılan görüşmelerin yanı sıra Davutoğlu’nun Necef ve Kerbela’ya gitmesi son derece önemli bir mesaj içermektedir. Öte yandan Muharrem ayında Hz. Hüseyin’in öldürülmesinin anma törenleri düzenlenmekte ve Şiiler Muharrem ayında yas döneminde olduklarını belirtmek için siyah kıyafet giymektedir. Bu ziyaretlerin Muharrem ayı içerisinde yapılması ve ziyaretlerde Davutoğlu’nun siyah kıyafet giymesi de Şiilere gösterilen yakınlığın ifade edilmesi açısında önemlidir.

Görüşmelerden sonra yapılan açıklamalara bakıldığında Türkiye ve Irak arasında bir eylem planı çizildiği ve bu eylem planı çerçevesinde ikili ilişkilerin hız kaybetmeden devam edeceği görülmektedir. Türkiye ve Irak arasındaki ilişkilerin geçmiş ilişkilerin devamı olarak değil, yeni bir sayfa olarak görülmesi, yeni bir dış politika çizgisinin ortaya konacağını göstermektedir. Bu nedenle açıklamaların derinliğine bakıldığına Türkiye-Irak yakınlaşmasının şifreleri de ortaya çıkmaktadır. Bu yakınlaşmayı birkaç başlık halinde incelemek yerinde olacaktır.

Suriye meselesi: Suriye’deki çözümsüzlük her iki ülke açısından da zarar verici boyuta gelmiştir. Özellikle Türkiye, Suriye’de rejim muhaliflerine açık destek vermiştir. Ancak Suriye’de olayların başlamasıyla Batı’dan Türkiye’ye verilen destek daha sonra azalmış ve Türkiye Suriye politikasında yalnız bırakılmıştır. Muhaliflerin Beşşar Esad karşısında zayıflamaya başlaması ve El-Kaide gibi radikal grupların güçlenmesi Türkiye ve Irak açısından tedirginlik yaratmaktadır. Türkiye siyasi olarak Suriye politikasında sekteye uğrarken, Beşşar Esad yönetiminin yanında bir pozisyon sergileyen ve bu açıdan İran’ın açık desteğini alan Irak zor duruma girmiştir. Bu nedenle Cenevre-2 toplantısı öncesinde bölgesel bir uzlaşmanın Suriye’deki çözümü kolaylaştıracağı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Türkiye ve Irak’ın yakınlaşması Suriye’de uzlaşma çabalarını kolaylaştıracaktır. Nitekim Davutoğlu’nun Irak ziyaretinde her iki tarafça yapılan açıklamalarda yapılan uzlaşma vurgusu önemlidir.

El-Kaide tehdidi: El-Kaide ve bu terör örgütüne bağlı gruplar özellikle Suriye’de Beşşar Esad’a karşı muhalifler safında üstünlüğü ele geçirmiş ve neredeyse tek savaşan grup olarak ortaya çıkmıştır. El-Kaide dışındaki Özgür Suriye Ordusu gibi muhalif gruplar arasındaki çeteleşme ve El-Kaide’ye karşı taban kaybetmesi, Beşşar Esad muhalifi olan halk tabanında El-Kaide’nin güçlenmesinin önünü açmıştır. Nitekim Suriye’de güçlenen El-Kaide ve bağlantılı örgütler Irak’a da zarar vermeye başlamıştır. Irak’ta son üç ayda güvenlik istikrarı son derece kötü bir noktaya gelmiştir. 2006-2007 döneminden bu yana Irak’ta güvenlik açısından en kötü dönem yaşanmaktadır. Aynı şekilde El-Kaide, Türkiye’nin güvenliği için de bir tehdit oluşturmaktadır. Özellikle Suriye’den Türkiye’ye yaşanabilecek olası kaçak geçişler, Türkiye için de bir tehdittir. Bu nedenle terör konusunda ortak bir pozisyon alınması ve işbirliği yapılması her iki taraf için de bir zaruret haline gelmektedir. Bununla birlikte El-Kaide ile birlikte ideolojik olarak Selefilik anlayışının bölgede yükselişe geçmesi de Türkiye, Irak ve İran için ortak bir tehdit olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrıca Suriye ve Irak’taki Sünniler arasında selefilik anlayışının yükseliş trendine geçmesi, İran’ın tercih edeceği bir durum değildir. Türkiye, Sünnilerin çoğunlukta yaşadığı bir ülke olarak tercih edilebilir bir konumdadır. Bu yüzden İran’ın da Türkiye ve Irak arasındaki ilişkilerin gelişmesine sıcak bakacağı söylenebilir. Aynı şekilde bölgedeki bu yakınlaşmadan ABD’nin de memnun olacağını söylemek mümkündür. Hasan Ruhani’nin cumhurbaşkanı olmasından sonra yumuşama politikası izleyen İran’ın de bu şekilde daha merkeze çekilmesi muhtemel olabilecektir.

Irak iç politikasındaki gelişmeler: Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye ve Irak arasındaki ilişkileri durağan olarak nitelemiş ve Irak iç politikasındaki yumuşamanın Türkiye ve Irak arasındaki bu ziyaretlere kapı araladığını ifade etmiştir. Özellikle 7 Mart 2010’da Irak’ta yapılan parlamento seçimlerinden sonra kırılma yaşayan Türkiye-Irak ilişkileri, Irak hükümetindeki istikrarsızlık ve Türkiye’nin Maliki muhalifi olan gruplarla iyi ilişkilere sahip olması nedeniyle daha kırılgan bir noktaya gelmiştir. Terörle suçlanan Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El-Haşimi’nin de Türkiye’ye sığınmasından sonra Türkiye ve Irak arasındaki ilişkiler kopma noktasına gelmiştir. Bu dönemde Irak Tarık El-Haşimi’ye yapılan suçlama ve Maliki hükümetinin Sünniler üzerinde baskı uygulamaya başlaması, Irak iç politikasındaki istikrarsızlığı arttırmıştır. Halen Sünnilerin yaşadığı Bağdat, Musul, Anbar, Selahattin ve Diyala gibi illerde hükümet karşıtı gösteriler sürmektedir. Bu süreç içerisinde Irak’ta 30 Nisan 2014’de genel seçimlerin yapılması kararlaştırılmıştır.

Irak seçim sürecine girerken, Maliki’nin iç politikada rahatlama sağlama ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle 2013’ün Haziran ayında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ve Irak merkezi hükümeti arasında sorunların giderilmesine yönelik bir anlaşma imzalanmıştır. Aynı şekilde Maliki’nin Sünnileri de Irak’taki siyasi sürece yeniden entegre etmesi ve olası bir hükümet kurma senaryosunda destek alabilmesi açısından Sünnilerin anlaşılabilir bir noktaya gelmesi gerekmektedir. Neredeyse bütün Sünni partilerin hükümet içerisinde olmasına rağmen hükümet çalışmalarına katılmaması, Maliki liderliğindeki hükümeti işlemez hale getirmiştir. Bu nedenle yeni dönemde Sünnilerin de desteğini sağlaması Irak’ın iç istikrarı açısından önemli olacaktır. Burada hareketle Irak’ta 2005’te olduğu gibi, Sünnilerin siyasi sürece entegrasyonunun sağlanmasında Sünni gruplarla iyi ilişkileri olan Türkiye’nin kolaylaştırıcı rol oynayacak olması, Maliki’ye avantaj sağlayacaktır. Bu nedenle Türkiye ile ilişkileri yeniden tesis etmek yeni dönemde Maliki’nin elini rahatlatacak unsurlardan biridir.

Türkiye’nin enerji ve ticari çıkarları: Bilindiği gibi Türkiye’nin Irak’ta yatırım yapan 1800’den fazla şirketi bulunmaktadır. Bu şirketlerin büyük çoğunluğu IKBY’nin kontrol alanındaki illerde faaliyet yürütürken, özellikle Irak’ın güneyinde de yatırım yapan Türk firmaları bulunmaktadır. Bu firmalar Türkiye ve Irak arasındaki siyasi ilişkilerin bozulması nedeniyle, Irak’ta faaliyet göstermekte zorluk çekmiştir. Hatta bazı Türk firmalarının lisansları iptal edilmiştir. Öte yandan Türkiye’nin enerji alanındaki yatırımları da sınırlanmıştır. Irak merkezi hükümeti, TPAO’nun Kuveyt Enerji ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait Dragon Petrol adlı firmaların oluşturduğu konsorsiyum bünyesinde dahil olduğu güneydeki petrol keşif anlaşmasından çıkarmıştır. Türkiye ve bazı Türk özel şirketleri IKBY ile enerji anlaşma ve görüşmeleri yapsa da bu konuda Irak pazarında doğrunda bir giriş yapılamamış, Irak merkezi hükümetinin tepkisi nedeniyle ihtiyatlı bir politika izlenmiştir. Irak merkezi hükümeti ile yakınlaşmanın sağlanması, Türk ticaret firmalarının önünü açabileceği gibi enerji konusunda da Türkiye’ye imkan yaratabilecektir.

Türkiye-Irak merkezi hükümeti-IKBY üçgeni: Türkiye bu noktada bir denge gözetmektedir. Önceki dönemdeki politikanın aksine Irak merkezi hükümetiyle ilişkiler geliştirilirken, IKBY ile ilişkilerin de boyutu korunmaya çalışılmaktadır. Nitekim 16 Kasım’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da IKBY Başkanı Mesut Barzani ile Diyarbakır’da bir araya gelecektir. Bu noktada yapılacak olan bu görüşme bölgedeki Kürt hareketi açısından da önemlidir. Türkiye’nin Mesut Barzani’ye “bölge Kürtlerinin lideri” vasfını verdiği algılamalarına yol açmaktadır. Bu açıdan her ne kadar ilişkiler kurulsa da Türkiye’ye karşıt bir tutum alabilecek terör örgütü PKK’nın Suriye’deki siyasal uzantısı olan PYD’nin gücünün zayıflatılması hem de Türkiye’deki demokratikleşme sürecine olumsuz etkide bulunabilecek PKK’nın elimine edilmesi noktasında Kürt Ulusal Kongresi’nin organize etmeye çalışan Barzani’nin ön plana çıkarılması da önemlidir. Diğer taraftan bu görüşmeyle Türkiye ve IKBY arasındaki ilişkilerin de seyrini koruyacağı mesajı verilmektedir. Türkiye’nin hem IKBY hem de Irak merkezi hükümeti ile ilişkilerini geliştirmesi, IKBY ve Irak merkezi hükümet arasındaki sorunların çözülmesinde Türkiye’nin kolaylaştırıcı bir rol oynamasının da önünü açabilecektir.

Sonuç olarak zamanlaması son derece kritik olan Türkiye ve Irak arasında başlatılan yeni süreç ve eylem planı hem bölgedeki hem ülkelerin iç politikasındaki birçok konuda olumlu gelişme sağlayacak niteliktedir. Ancak burada önemli olan yeni dengeler kurulurken var olan dengelerin bozulmamasına dikkat etmekte fayda vardır. Sayın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da “Stratejik Derinlik kitabında ifade ettiği gibi, “Ortadoğu kötü örülmüş bir duvara benzer. Bir taşı çekerseniz duvar yıkılabilir.” Yani var olan dengeler de dikkate alınmalıdır. Yoksa taşı çekerken bu duvarın altında kalabilirsiniz.

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: