ÜRDÜN DOSYASI : Arafta kalan Ürdün istikrar arıyor


Ortadoğu’nun istikrarlı ülkesi Ürdün, kendi iç sorunlarıyla boğuşurken, 2 milyona yakın Suriyeli mülteci için de çare arıyor.

Amman’ın en ünlü caddelerinden birinde Suriyeli bir vatandaş bir telefon dükkânına giriyor. Suriye’deki ailesiyle hasret giderebilmek için telefonuna kontör almak istiyor. Bu sırada dükkânda bulunan Ürdünlü, Suriyelilere küfürler, hakaretler ediyor: “Ülkemizi bozdular. Her şey pahalandı. Onların yüzünden çocuklarımız iş bulamıyor!” Dükkân sahibinin uyarıları çare etmiyor. En ufak bir tartışmada sınır dışı edileceğini bilen Suriyeli, hakaretleri çaresizce dinliyor. Bu tür manzaralar artık iç savaştan kaçıp çevre ülkelere sığınan Suriyeliler için sıradanlaştı. Çoğu sığındığı ülkelerde fuhuş ve insan tacirlerinin pençesine düşüyor.

Arap Baharı isyanlarının getirdiği demokratik talepler ve bölgesel savaşların ortasında kalan Ortadoğu’nun istikrar adası Ürdün yanı başındaki yangından en fazla etkilenen ülkelerin başında geliyor. Ürdün Başbakanlık kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre, 6 milyonluk Ürdün’de 2 milyona yakın Suriyeli bulunuyor. Bunların 700 bine yakını Suriye’de Mart 2011’de başlayan ve iç savaşa dönüşen olayların ardından gelenler. Büyük kısmı ise 80’li yıllarda Müslüman Kardeşler üyelerine yönelik ‘Hama Katliamı’ olarak bilinen saldırıların ardından Ürdün’e sığınanlar. Bu kişilerin bir kısmının Ürdün vatandaşlığı da elde ettiği belirtiliyor. Durumun vahametini anlamak için 70 milyonluk Türkiye’ye 23 milyon Suriyelinin geldiğini düşünmek yeterli olacaktır. Esed rejiminin güçlü olduğu Şam ve Dera gibi kentlere sınırı olması sebebiyle sığınmacı akınına uğruyor. Artan göç ülkede başta ev kiraları ve trafik olmak üzere sosyal hayatı ciddi şekilde etkiledi. Suriye parasının iki kattan fazla değer kaybetmesi, özellikle yüksek değerli Ürdün dinarı karşısında Suriyelilerin belini büktü. Ürdün, dünyanın en fazla su sıkıntısı çeken dördüncü ülkesi. Dolayısıyla içeriden veya dışarıdan yeni su kaynakları bulunamazsa ülkede bir su krizinin baş göstermesi muhtemel.

Başkent Amman’dan 90 kilometre uzaklıktaki Suriye sınırındaki Cabir Sınır kapısına gidiyoruz. Bir zamanlar TIR kuyruklarının kilometreleri bulduğu sınırda şimdilerde sadece yol kenarlarına park etmiş tek tük arabalar var. Zira kapı ticari geçişlere kapatılmış, nadiren birkaç saatliğine geçişlere açılıyor. Dera’ya bağlı kapı Esed güçlerinin elinde. Kapıdan sadece Suriyelilerin girişine izin veriliyor. Kapıda bekleyen Ebu Ahmet isimli Suriyeli genç Türk olduğumuzu öğrenince “Sakın kapıdan geçmeye çalışmayın. Esed’in askerleri yakalarsa sizin boğazınızı keser.” diyerek uyarıyor. Ordunun Türklere karşı öfkesini anlatmaya çalışıyor. Sınır kapısı önünde ilan edilecek geçiş saatini beklerken herkeste aynı korku hâkim: “Acaba orduda ismim var mı? Sınırı geçtiğimde beni öldürürler mi?”

Sınıra birkaç kilometre mesafedeki Cabir kasabasında ise ilginç bir manzarayla karşılaşıyoruz. Bir tarafta kısıtlı imkânlarla derme çatma evlerde hayat mücadelesi veren Suriyeliler, diğer yanda yerel seçimleri kazanan adayın kasabayı inleten kutlama merasimi. Kasabada yaşayan Ürdünlü Mustafa Abbudu sınırda yaşanan çatışmalardan evinin camlarının kırıldığını, duvarlarının çatladığını anlatıyor.

Suriyeli ve Ürdünlü çocuklar oyuncak silahlarla oynuyor. Kasabada görüştüğümüz Suriyeli Ali Abdullah, her şeylerini kaybettiklerini anlatıyor: “Bu zalimler taş üstünde taş bırakmadı. Ürdün hükümeti ve yardım kuruluşlarından gelen yiyeceklerle geçiniyoruz. Esed rejimini ancak uluslararası bir müdahale bitirir. Muhalifler, Esed’i yenecek güçte değil.” Biz Abdullah’ın ikram ettiği kahveyi yudumlarken o Suriye’deki pamuk tarlalarını anlatıyor: “Çok iyi gelirim vardı. Her şey yolundaydı, şimdi mahvoldu. Evimin olduğu bölge Esed’in kontrolü altında, gidemiyoruz. Suriye 20 yıl geçse de eski hâline dönemez.”

Ürdün’ün Suriye karşısında yaşadığı temel korkulardan biri ülkeye sığınanlar arasında Esed rejiminin ‘uyuyan hücrelerinin’ bulunma ihtimali. Ürdün’ün Suriye’ye yönelik muhtemel bir müdahaleye destek vermesi hâlinde uyuyan bu hücrelerin bombalı saldırı ve suikastlar düzenleme ihtimali yetkililerin göz ardı etmediği bir durum. Yetkililer Suriye’de yaşananlar konusunda ihtiyatlı bir dil kullanıyor. Son dönemde Ürdünlü bakanlar ülkelerinin Suriye’ye yönelik bir müdahalede kullanılmasına izin vermeyeceklerini açıklıyor. Her iki ülkenin büyükelçilerinin de görevine devam etmesi henüz ilişkilerinin bozulmadığının kanıtı.

Ürdünlüler, temizlik ve inşaat gibi ağır işlerde çalışmıyor. Bu işleri daha çok Mısır ve Asya ülkelerinden gelen işçiler yürütüyor. Son dönemde Suriyelilerin de göç etmesiyle bu işlere nispeten daha eğitimli ve yetenekli Suriyeliler alınmaya başlamış. Bu yüzden Ürdünlülerin yanı sıra özellikle ülkedeki diğer göçmenler de Suriyelilere cephe almış durumda. Ülke, mülteci krizini çözmeye çalışırken bir yandan da Arap isyanlarının getirdiği protesto gösterilerine karşı önlem almaya çalışıyor. Son 3 yılda 4 başbakan değiştiren ülke istikrar arıyor.

2010’da Tunus’la başlayan Arap dünyasındaki ‘tek adam’ yönetimlerine karşı isyanlar, kısa sürede bu rejimlerin devrilmesine yol açtı. Bölgedeki isyan hareketleri monarşiyle yönetilen Ürdün’ü de etkiledi. Ancak diğer ülkelerden farklı olarak Ürdün’de tepki doğrudan yönetime değil. Daha çok artan işsizlik, yüksek vergiler ve pahalılığa karşı sesler yükseliyor. Bazı sol gruplar ile Müslüman Kardeşler’e bağlı kesimler politik reformların yapılması gerektiğini de savunuyor. Bu grupların temel talepleri arasında; kralın başbakan atama ve görevden alma yetkisini meclise bırakması, milletvekillerinin yarısının kral tarafından tayin edilme sisteminin kaldırılıp tamamının seçimle gelmesi gibi konular var.

Tepkiler ilk Ocak 2011’de başlamıştı. Onlarca ilde gösteri yapan muhalifler, talepleri yerine getirilinceye kadar eylemlerin devam edeceğini belirtmişti. Hükümet karşıtı protestolara krala en sadık grup olarak bilinen Bedevi kabilelerin de destek vermesi ciddi değişimlere yol açtı. Kral Abdullah, protestoların ardından 10 gün içinde Başbakan Samir Rifai ve kabinesini görevden aldı. Taleplerin karşılanacağını belirterek yüzde 30’ları aşan işsizliği azaltmak için ‘devlet memuru’ alımı yaptı. Sorunlara daha nitelikli çözüm bulmak ve temsil oranını artırmak için bazı reformlarla 120 olan milletvekili sayısını 150’ye, 23 olan bakanlık sayısını da 28’e yükseltti.

Protesto gösterilerini ‘yatıştırıcı’ bir rol üstlenerek önlemek isteyen Kral Abdullah, son 3 yılda 4 başbakan (Samir Rifai, Maruf El Bakhit, Aun Hasawneh ve Fayez Terevneh) ve kabinesini görevden aldı. Suriye’dekinden çok farklı olan protestolarda göstericilere asker yerine polisle müdahale edildi ve gözaltına alınan çok olmadı. 3 yıldır süren gösterilerde 10 kişi hayatını kaybetti. Muhalifler, göstericilerin polis tarafından vurulduğunu iddia etse de Ürdün hükümeti, protestocular arasındaki silahlı kişileri sorumlu tuttu.

Ülke gelirinin yarıdan fazlasının turizmden sağlandığı Ürdün’de en büyük korku Suriye’deki savaşın kendi topraklarına da sıçrama ihtimali. Bu sebeple Ürdünlü yetkililer sık sık Suriye’ye yönelik bir müdahalede ülkelerinden herhangi bir saldırıya izin vermeyeceklerini açıklıyor.

Ürdün’deki protestoları ülkedeki ‘etnik çeşitlilikten’ bağımsız açıklamak zor. Filistinlilerin oranı yüzde 55’i buluyor. Daha çok eğitimli ve tüccar sınıfı oluşturan Filistinliler, ekonomik gücü elinde bulunduran sınıf. Yüzde 30 civarında da Ürdünlü Arap kabileler var. Kalanını aralarında zengin iş adamlarının da olduğu Irak, Suriye ve Suudi Arabistanlılar oluşturuyor. Ülkedeki Müslüman Kardeşler ve İslami Hareket Cephesi gibi politik reform yanlısı partiler içinde etkin olan Filistinliler, kralın başbakanı atama veya görevden alma ile milletvekillerinin yarısını belirleme yetkilerine son verilmesini istiyor. Bu taleplerin gerçekleşmesi hâlinde hâlihazırda ekonomik gücü elinde bulunduran Filistinlilerin ülke yönetiminde güçlü şekilde söz sahibi olması anlamına gelecek. Ürdün’de Müslüman Kardeşler hareketi seçimlere girebiliyor. Ancak milletvekili ve belediye seçimlerinde yüzde 50’lik kısmı kralın atamasıyla hak ettiği temsil oranına ulaştırılmadıklarını belirtiyorlar. Politik reformlar gerçekleşinceye kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirten Müslüman Kardeşler, seçimleri de protesto ediyor. Ancak şiddete başvurmayacaklarını ısrarla dile getiriyorlar. Mart 2011’de hükümete karşı yapılan protestolarda yer alan Ürdünlü Arap kabileler, daha sonraki politik reform gösterilerine ise destek vermedi. Ürdün’ün ordu ve emniyet teşkilatlarının yüzde 90’lık kısmını Ürdünlü Arap kabilelere mensup kişiler oluştururken, alt seviyedeki bazı memurluklarda Filistinliler de görev alabiliyor. Bölgenin istikrar havzası olan Ürdün’de Kral Abdullah’a Arap kabileleri, Filistinli iş adamları ile savaşlar sebebiyle ülkelerinden ayrılan sığınmacılar destek veriyor.

Ülkede politik reform çağrıları sürerken ‘İslamcı ve solcu grupların’ boykotu yüzünden bu yılki seçimlere katılım oranı çok düşük kaldı. Ocak ayındaki genel seçime katılım oranı yüzde 50’lerde kalırken, 27 Ağustos’taki belediye seçimine katılım oranı yüzde 30’lara düştü. Ekonomik durumun bozulması sebebiyle Ürdün hükümeti Dünya Bankası’ndan (IMF) borç alıyor. Ülkenin dış borcu 20 milyar dolar seviyesinde. Petrol, doğalgaz gibi yer altı kaynakları bakımından zayıf olmasına rağmen hayat standartları diğer Ortadoğu ülkelerine göre yüksek olan Ürdün, özellikle iç savaştan kaçan Suriye ve Iraklı iş adamlarına kapılarını açıyor ve yatırım yapmalarına imkân sağlıyor.

Zaatari Kampı yeni göçlere kapatıldı

Suriyeli mültecilerin kaldığı Zaatari Kampı, uçuşan tozlar arasında, çöl ortasında kurulan bir şehir neredeyse. Nüfusu 130 bine ulaşan kamp bir yılını doldurdu. Dünyanın en büyük ikinci mülteci kampı olan Zaatari, kapasite doluluğu sebebiyle artık yeni gelişlere kapandı. Yeni gelen sığınmacılar, ülkede inşa edilen üç yeni mülteci kampına kabul edilecek. Garbiye Kampı ilk etapta 100 bin sığınmacıya ev sahipliği yapacak. Sayı yeni şartlara bağlı olarak 150 bine kadar da çıkarılabilecek.

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: