TURGUT ÖZAL DOSYASI : Arafat’ı öldüren zehir Özal’ı neden öldürmesin ?


İsviçreli bilim adamları Arafat’ın cesedinde Polonyum-210 tesbit etti. Ölüm sebebi yüzde 83 ihtimalle bu madde.

Merhum Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat’ın cesedini inceleyen Lozan Üniversitesi (İsviçre) Radyoaktif Maddeler Araştırma Hastanesi, vücutta Polonyum-210 maddesi (zehir) tespit etti. İncelemeyi yapan bilim adamları, Arafat’ın ölüm sebebinin yüzde 83 Polonyum’dan kaynaklandığını iddia ediyor. Aynı radyoaktif zehir Turgut Özal’ın naaşında da bulunmuş; ancak Adli Tıp Kurumu çok tartışılan raporunda; “Zehir var ama zehirden öldü diyemeyiz.” sonucuna varmıştı.

Aslında Polonyum denince akan suların durması gerekiyordu. Radyoaktif Polonyum (Po-210) bir cinayet silahı olarak biliniyordu. Yüksek dozda verildiğinde kişiyi saatler içinde ölüme götürüyor ve iz bırakmadan yok oluyordu. Po-210, en son 2006’da Londra’da Rus muhalif Aleksander Litvinenko’nun öldürülmesinde kullanıldı.

Adli Tıp Kurumu’nun Özal raporu tartışmalıydı. Peki Neden? Görüştüğüm nükleer tıp uzmanlarına göre vefatından 19 yıl sonra Özal’da tespit edilen 1,6 bq/gr Polonyum miktarı anormaldi. Çevresel faktörlerle izah edilemezdi. Kemik ve iç organlarda bulunması dışarıdan bu zehrin verildiğini gösteriyordu. Ayrıca Türkiye radyoaktif maddeler konusunda teknik bakımdan ve uzman sayısı bakımından gerideydi. İnceleme ve tahlillerin daha ileri teknolojiye sahip ülkelerde yapılması gerekiyordu. Nitekim 2004’te vefat eden Arafat’ın naaşından 2012’de alınan numuneler, bu konuda en ileri teknolojiye sahip Rus, İngiliz ve İsviçreli uzmanlar tarafından incelendi. Lozan Üniversitesi bir yılı aşan bir süre sonunda 108 sayfalık bir raporla sonucu açıklayabildi.

Adli Tıp Kurumu raporunu inceleyen uzmanlar raporda kitabi bazı bilgilere ve sübjektif değerlendirmelere yer verilmesini eleştirmişti. Ankara’da nükleer tıp kliniğinden bir uzman, “Zehirlenme yok ifadesi bir kanaati belirtiyor. Zehir varsa neden zehirlenme olmasın? Ortada bir zehir neden var? Bu taraftan bakılmıyor.” demişti. Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulu dışarıdan bazı kurum ve kişilerden yardım aldı! Bu kurum ve kişilerin nasıl belirlendiği ve ‘zehirlenme yok’ gibi bir kanaati rapora nasıl yazdıkları izaha muhtaçtı. Sonuçta Adli Tıp’ın ‘Özal raporu’ Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nı tatmin etmedi. Başka uzmanlardan da görüş alındı ve yurtdışında araştırmanın sürmesine karar verildi.

Filistin lideri Yaser Arafat’ın Polonyum-210’la zehirlendiğinin anlaşılması, Özal’ın da aynı şekilde zehirlenerek öldürüldüğü iddialarını güçlendirdi. Üstelik Özal’ın zehirlendiğini gösteren emareler sadece Polonyum-210’la sınırlı değil. Adli Tıp Kurumu Raporu açıklanmadan çok önce, Zirve Yayınevi davasında bir gizli tanık, bazı faili meçhul cinayetlerde adı geçen gizli örgüt ‘TUSHAD’ın Özal’ı zehirleyerek öldürdüğünü söyledi. Mahkemede verdiği ifadesinde de, sadece özel harpçilerin bildiği o zehrin adını Polonyum olarak açıkladı. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Raporu, Ankara Cumhuriyet Savcılığı İddianamesi’nde zehirlenmeyi destekleyen pek çok delil bulunuyordu.

Özal, Köşk’te kriz geçirdiğinde yanına ilk gelen eşi Semra Özal, ağzından köpükler çıktığını anlattı. Bir gün önce check-up için geleceği haber verilen GATA’da bütün hazırlıklar yapılmış bekleniyordu. Hacettepe’ye götürüldü. Otopsi yapılmadan, alelacele defnedildi. Görüştüğüm GATA’daki nöbetçi subay, “Bize gelse kesinlikle otopsi yapılırdı.” dedi. Hacettepe Hastanesi’nde ölüm raporuna afaki olarak, ‘kalp krizinden öldüğü’ yazıldı. Kan değerleri anormal çıktı. Kullanmaması gereken tansiyon ilacı gibi bazı ilaçları kullandığı tespit edildi. Acil serviste alınan kan numunesi ve tahlil sonuçları kayboldu. Kriz geçirdiği sırada Köşk’te doktor yoktu, özel doktoru aranmadı, sağlık çantası bulunamadı. Hiçbir tıbbi cihaz olmayan, bozuk bir hasta taşıma aracı ile karga tulumba yola çıkarıldı. Köşk’teki görevlilerin seçiminde özenli davranılmadığı anlaşıldı. Kumar borcu olan, başka bir büyükelçilikte çalışmış kişilerin Köşk’e alındığı tespit edildi. Özal’ın ölümünden sonra Köşk çalışanlarından biri pasaport ve vize işlemleri hızla yapılarak Kanada’ya, diğeri Panama’ya gönderildi. Savcılık bunlara ulaşamadı. Soruşturma sırasında görevliler çelişkili ifadeler verdi. Köşk arşivinde bilgi belge bulunamadı.

Arafat’ın zehirlenerek öldürüldüğünün anlaşılmasından sonra İsrail’den bir açıklama geldi. Bu konudaki gelişmelerin ‘pembe dizileri geçtiğini’ söyledi bir yetkili. Türkiye’de de Turgut Özal’ın ölümü ile ilgili her belge ve bulguya nedense bazı gazeteciler, siyaset adamları şüphe ile baktı; ‘Özal eceli ile öldü, bunlar efsane, mezarında rahat bırakın’ dediler. Küçük ayrıntıları ve dayanağı olmayan söylentileri öne çıkardılar. Ailesi üzerinden dezenformasyon yaptılar. İlginç olan, bu kişilerin, sağlığında Özal’ın en büyük hasmı olmalarıydı!

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: