IRAK DOSYASI : Irak neden yakınlaşıyor ?


Yalnızca İran desteğiyle iktidarda kalamayacağını gören Başbakan Nuri El Maliki, genel seçimler öncesi Türkiye’ye yöneldi. Bağdat-Ankara hattında kurulan yeni denklem, Türkmenlerin yanında Kürtlere de kazandırıyor.

Ankara-Bağdat hattında yaklaşık iki yıldır süren gerilim dinme seyrine girdi. ABD’nin Irak’tan çekilmesi üzerine (Aralık 2011) patlak veren, Şii Başbakan Nuri El Maliki’nin fevri hamleleriyle derinleşen kriz, Bağdat’ın ‘barış elini’ uzatması üzerine normalleşmeye evirildi. Son bir aydaki üç resmî ziyaret, iki gizli görüşme, iki tarafın da normalleşme sürecine destek verdiğini hissettirdi. 11 Eylül’de Irak Meclis Başkanı Usame Nuceyfi’yi Ankara’da kabul eden Türk Hükümeti, 22 Ekim’de cevaben TBMM Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır ile beraberindeki milletvekili heyetini Bağdat’a gönderdi. Türk heyeti Irak’tan dönmeden 24 Ekim’de Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari Ankara’ya geldi. Nuceyfi gibi Zebari de Maliki’nin aradaki ‘kırgınlığı’ gidermek istediğini iletti Türk makamlarına.

Ziyaretlerin olumlu sonuçlanması, hemen öncesinde, kapalı kapılar ardında yaşanan seri diplomasi trafiğine bağlanıyor. Aksiyon’a konuşan bir Türk yetkili, Iraklılardan ilk hamlenin eylül sonunda New York’taki BM Genel Kurul’u sırasında geldiğini belirtiyor: “New York’ta bulunan Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hudeyr Huzai, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le görüşmek istediğini iletti. Cumhurbaşkanı’mızın oluru üzerine taraflar 24 Eylül’de New York’taki Türkevi’nde buluştu. Huzai, Gül’e, Maliki’nin aradaki sorunları aşmak, bu çerçevede de Ankara’ya üst düzey bir temsilci göndermek istediğini aktardı. Ardından 30 Eylül’de Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari ile Bakan Ahmet Davutoğlu bir araya gelip normalleşme sürecinin parametrelerini belirledi.”

Aynı yetkili, Ankara’nın Iraklı temsilcilerin getirdiği ılımlı mesajlarla yetinmeyip Iraklı Sünni, Şii ve Türkmen kanaat önderleriyle temasa geçip sahadaki nabzı yokladığını anlatıyor. Sinyallerin olumlu gelmesi üzerine yakınlaşma talebini bizzat Maliki’nin ağzından almak üzere 22 Eylül’de TBMM Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır’ın Bağdat’a gönderildiğini vurguluyor: “Irak Başbakanlık Ofisi’nde gerçekleşen görüşmede Maliki, Bozkır’a ilişkileri normalleştirmek istediğini söyledi. Bunun üzerine Ankara, ilişkileri yeniden rayına oturtmak üzere Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nu Bağdat’a gönderme kararı aldı. Davutoğlu’nun kasımın ikinci haftası önce Bağdat, ardından Şiilerin kutsal mekânı Necef-Kerbela’yı ziyaret etmesi öngörülüyor. Böylece Türkiye’nin Irak’ta sadece Sünni kesimle işbirliği içinde olmadığının mesajı verilecek.”

Bu arada Ankara, Bağdat’la planlanan yakınlaşmanın Erbil’deki Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ile kurulan bağlara zarar vermemesine özen gösteriyor. Türk Hükümeti bu tavrını, Ankara’daki buluşmada Irak Dışişleri Bakanı Zebari’ye doğrudan söyledi. Zebari ile yetinmeyen Ankara, aynı tavrını Başbakan Erdoğan’ın daveti üzerine 31 Kasım’da Ankara’ya gelen Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Neçirvan Barzani’ye de aktardı. Bağdat’la yakınlaşmanın IKBY ile yakalanan verimli işbirliğine gölge düşürmeyeceği, ticari anlaşmalar ve petrol sevkiyatlarının planlanan şekilde süreceğinin garantisi verildi. Bağdat tarafının Ankara-Erbil ilişkisine mâni olmama tavrında olduğu anlatıldı. Maliki’nin, geçmişten farklı olarak Ankara’nın IKBY ile yaptığı anlaşmaları sorun etmediği, dahası Türkiye’nin Kürt liderliği ile münasebetlerinin Bağdat’a olumlu yansıdığını düşünmeye başladığı görülüyor.

Peki, şimdi ne değişti? Birkaç ay öncesine kadar Türk savaş uçaklarını düşürmekle tehdit eden Bağdat, neden Ankara’nın kapısını çaldı? Bu tavır değişikliği ilk bakışta 30 Nisan 2014 seçimlerine bağlanabilir. Yeniden başbakanlık koltuğuna oturmak isteyen Maliki’nin ülke içinde gerileyen oy oranını telafi etmek için ABD ve Türkiye gibi etkili ülkelerle yakınlaşmak istediği söylenebilir. Maliki’nin 2 Kasım’daki ABD ziyareti öncesi ve sonrasındaki demeçlerine bakıldığında, Beyaz Saray’da buluştuğu Başkan Obama’dan seçim desteği istediği görülüyor. Paralelinde Türk ve İran liderleriyle de benzer fotoğraflar çektirip Irak’ın iç-dış denkleminde öne çıkmaya çalışacağı öngörülüyor. İçteki yalnızlığını dış destekle kırmaya çalışıyor. Yine dış destekle içeride farklı kesimleri yanına çekip (Kürtler ve Türkmenler gibi) düşen oy oranını artırmaya çalışıyor. Yani ABD, Türkiye ve İran’a yaklaşarak 5 ay sonraki genel seçimlere yatırım yapıyor.

Maliki’yi İran yönlendiriyor

Türk yetkili, Maliki’nin Türkiye’ye yaklaşma isteğinde kapıdaki seçimlerin etkisi olsa da genel fotoğrafta daha farklı etkenlerin bulunduğunu aktarıyor. Ankara’ya el uzatmasında Suriye krizi ile İran’da değişen havanın da etkili olduğunu iddia ediyor: “Irak’ın normalleşme mesajı, ABD öncülüğündeki Batı ittifakının Suriye’yi vurma hazırlığının hemen sonrasında geldi. Yani Bağdat, desteklediği Esed rejiminin vurulacağını hesap ederek yöneldi Ankara’ya. Esed rejimi düşseydi sıkı destekçisi Bağdat hükümeti zorda ve yalnız kalacaktı. Bunun yanında Maliki’nin Türkiye’ye yakınlaşmasını İran da istedi. Tahran, Türkiye desteği olmadan Maliki’nin Bağdat’ta etkili olamadığını, ülkeyi yönetmede zorlandığını gördü. Maliki’ye seçimi kazanabilmesi, ikinci dönem iktidarında daha güçlü olabilmesi için Ankara ile aradaki buzları eritmesi gerektiğini söyledi. Yani Maliki sadece seçim değil, seçimden sonra hükümet kurabilmek, ülkedeki farklı kesimlerin desteğini alabilmek için Türkiye’ye ihtiyaç duyduğunu görerek gelecek Ankara’ya…”

Bu noktada şu soru öne çıkıyor: Maliki ne kadar samimi? Son dönemdeki uygulamalarına bakıldığında Türkiye ve ABD’nin tenkit etiği bazı kararlarda geri adım attığı görülüyor. Dahası geçmişte hedefe koyduğu Sünni Arap, Türkmen ve Kürt kesimlere yönelik küçük jestlerde bulunması dikkat çekiyor. Mesela, Türkmenlerin gasp edilen haklarının meclis çatısı altında görüşülmesine Maliki hükümeti önayak oldu. Ayrıca Türkmen Hakları Konseyi’nin kurulması, bakanlık statüsü verilmesi de Maliki’nin adımıydı. Buna karşın baskıyla görevinden edilen, asılsız iddialarla idam cezasıyla yargılanan Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el-Haşimi noktasında eski katı tavrını koruyor. Kendine bağlı kurduğu, Kürt bölgeleri ile Sünni grupları hedef alan ‘Dicle Operasyon Birlikleri’nin varlığını devam ettiriyor. Kuzeydeki Kürt Bölgesi’ni Bağdat’a bağlama hedefinden vazgeçtiğine dair bir beyanatı da olmadı. Kısacası küçük jestler gelse de ana meselelerde ne kadar değiştiği net değil.

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Ortadoğu Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Serhat Erkmen, kısmi esnemeye rağmen Maliki’den seçimler öncesinde Sünni ve Kürt kesimlere yönelik önemli adımlar beklemiyor: “Seçim yarışı Şii ittifaklar arasında geçeceğinden Maliki enerjisini farklı Şii grupları yanına çekmeye harcayacak. Öyle ki kendi partisi içinde bile (Dava Partisi) ona karşı duranlar var. Ammar El Hekim liderliğindeki Irak İslami Yüksek Konseyi ile Sadr Grubu’nun seçimlere birlikte girmesi hâlinde Maliki’nin kaybetmesi işten bile değil.”

2010 seçimlerinde olduğu gibi yeni seçimlerde de başbakanı oydan çok kurduğu ittifakların belirleyeceğini vurgulayan Erkmen, Maliki’nin özellikle El Hekim karşısında geride kalmamak için dışta Türkiye ve İran’a yanaşıp içte farklı Şii gruplara sıcak davrandığını anlatıyor: “Maliki gitse bile yerine yine bir Şii başbakan gelecek. Tahran, Maliki kazanırsa onunla, olmazsa yerine gelenle çalışmaya hazır. ABD, Mukteda El Sadr’ın başbakan olmasına karşı. El Hekim’i de İran’a çok yakın buluyor. İç tansiyonu, gerilimi düşürmesi durumunda Maliki ile yola devam edebileceği sinyalini veriyor. Bu nedenle Maliki, ittifakını güçlendirmek için Türkiye, Kürtler ve Türkmenlere yönelik ufak jestlere yöneliyor.”

Peki, Ankara-Bağdat hattında kurulan yeni denklem Iraklı Türkmenleri nasıl etkiliyor? Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM) Ortadoğu Uzmanı Ali Semin, Maliki’nin Türkiye’den önce Iraklı Türkmenlere yanaştığını, onları yanına alarak Ankara’ya yöneldiğini ifade ediyor. Semin, Ankara’nın Bağdat’la yakın olmasının Türkmenlerin elini güçlendirdiğini vurguluyor: “İlişkilerin sorunlu olması Kerkük başta olmak üzere Türkmenlerin birçok konuda yalnız kalmasına kapı aralıyor. Bundan dolayı Türkmenler, Türkiye’nin Bağdat’ın yanında Erbil ile de ilişkilerini geliştirmesini çıkarına görüyor, destekliyor.”

Gelinen noktada, Maliki’nin otoriterlikle, Türkiye’ye rağmen Irak’ı yönetemediğini görüp denklemini değiştirmesi büyük bir kazanım. Ancak İran ‘gazıyla’, geçen 4 yılda devirdiği çamları 5 ayda telafi edemeyeceği de bir gerçek!

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: