BİRLEŞMİŞ MİLLETLER : Süper güçler değişti, Güvenlik Konseyi de değişmeli


Uluslararası İlerleme Örgütü (IPO) Başkanı Hans Köchler

Suudi Arabistan’ın geçici üyeliği reddetmesi ile yeniden gündeme gelen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, daimî üyelerin veto yetkisini çıkarları için kullanması sebebiyle eleştiriliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin oylama yapısı ile ilgili tartışmalar uzun süredir devam ediyor. Bu konu üzerine önemli akademik çalışmaları bulunan Uluslararası İlerleme Örgütü (IPO) Başkanı Hans Köchler, mevcut konsey yapısının değişmesi gerektiğini düşünenlerden. Dünyada güç dengelerinin değiştiğini belirten Köchler, İngiltere ve Fransa’nın artık süper güç olmadığı ve konseyde bölgesel organizasyonların temsil edilmesi gerektiği tezini savunuyor. Suriye konusundaki son gelişmeleri ise rejimin zaman kazanması olarak değerlendiriyor. Türkiye’nin bir komşusu olarak Suriye konusunda hatalar yaptığını ileri süren Köchler “Ahlaki duruşunuzu her zaman güç politikanızla uygulayama koyamayabilirsiniz.” diyor.

-Suudi Arabistan oylama ile elde ettiği geçici üyeliği reddetti. Bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

BM tarihinde ilk kez bir ülke Güvenlik Konseyi’nde elde ettiği koltuğu reddetti. Daha ilginç olan; seçim süreci oldukça uzun ve Suudi Arabistan kendisi için oy toplama çalışmaları yapmış olmalı. Burada sorun, daimî beş üyenin çifte standartlı ve kendi güç çıkarlarına uygun tavır almasından kaynaklanıyor. Beş üyenin anlaşamaması durumunda karar alınamıyor. Konsey, Filistin konusunda karar alamadı ve Filistin’in hakları verilemedi. Bu konuda Suudi Arabistan haklı bir tavır aldı. Ancak bu konuda esas sorumlu, Suudi Arabistan’ın ana müttefiki olan ve veto hakkıyla Filistin konusunda karar alınmasını engelleyen Amerika Birleşik Devletleri.

-Yeni bir BM ya da ‘nispeten daha zayıf ülkelerin’ oluşturacağı bir Güvenlik Konseyi kurulması mümkün mü?

BM’nin yapısında reforma gidilmesinin, tüzüğe göre yapısının değiştirilmesinin mümkün olduğunu söylemeliyim. Mevcut durumdan birçok ülkenin mutlu olmadığı biliniyor. 1945’te savaşın galibi olan büyük güçler, konseyde özel statüye ve veto hakkına sahip oldu. BM’nin kuruluş anayasasında beş daimî üyenin onayı olmadan virgül bile değiştirmek mümkün değil. Bu bağlamda BMGK’da bir değişiklik ya da yeni daimî üye alınması gibi bir durum mümkün gözükmüyor.

-Burada ‘daimî beşli’nin ellerindeki bu gücü bırakması için bir sebep görüyor musunuz?

Gücün mantığında bu var. II. Dünya Savaşı sonrasında barışı korumak ve yeniden tesis etmek için askerî olarak güçlü olan ülkeler bir organizasyon kurdu. Ancak zaman içerisinde güç dengeleri değişti. Artık İngiltere ve Fransa gerçek manada süper güç değil. ABD, Rusya ve Çin günümüzün süper güçleri durumunda. Bu noktadan bakınca ‘en önemli ülkeler listesi’ yeniden düzenlenmelidir. Hindistan ya da Brezilya gibi ülkelerin bu listede olup olmaması düşünülmelidir. Yahut benim uzun zamandır dile getirdiğim ‘tek tek ülkeler yerine bölgesel organizasyonların temsili’ de mümkün olabilir. Avrupa adına Avrupa Birliği için bir üyelik mümkün olmalıdır.

-Veto hakkı yeniden yapılandırılamaz mı?

Pek mümkün olabileceğini düşünmüyorum. Veto hakkının düzenlenmesine sadece ABD değil, aynı zamanda Çin ve Rusya da karşı. Zamanında, kurulan reform komisyonu tarafından Afganistan BM Büyükelçisi tüm önerileri toplaması için görevlendirilmişti. Konuya ilişkin yüzlerce öneri geldi. Net olan şu ki; yeni durumdan etkilenecek ülkeler veto haklarının sarsılmasını istemiyor. Bazıları yeni daimî üyelerin alınmasına razı gibi görünüyordu; ancak bu durumda yeni üyeler için veto hakkı olmadan bir daimî üyelik önerdiler.

-Oylamalarda ‘nitelikli çoğunluk’ bir opsiyon olarak düşünülmedi mi?

Bu tartışma yedinci madde kapsamında yer alan savaş, barış, şiddet ya da silahlı şiddet gibi durumlar için düşünülebilir. Bu konuda üçte iki veya BM terminolojisinde yer alan süper çoğunluk -yüzde 80- gündeme gelebilir. Böylelikle güçlü ülkelerden birinin vetosu aşılmış olur. Ancak askerî olarak en güçlü ülkenin oy çokluğu ile saf dışı bırakılması durumunda Güvenlik Konseyi’nin alacağı bir kararın nasıl başarıyla uygulanabileceği sorusu gündeme gelecektir.

-Yeni bir organizasyon kuruluşu yönündeki çalışma, daimî beşli üzerinde baskı oluşturabilir mi?

Son 30 yıl içerisinde özellikle Arap dünyasında Filistin meselesinde yaşanan hayal kırıklıklarından dolayı bu tür girişimler yaşandı. Bu konuda beklentiler karşılanmadığı için yeni bir organizasyon kurulması düşünülebilir. Ancak bu tür bir paralel yapılanmanın başarıya ulaşacağına inanmıyorum. Ciddi bir istikrarsızlık ortamı oluşturabilecek yeni bir paralel yapı, kendi projelerini de gerçekleştirme imkânı bulamaz. Bu durum savaş ortamlarını beraberinde getirir. Tarihten öğrendiğimiz yeni bir başlangıcın ancak eski sistemin başarısız olması ile mümkün olabildiğidir. Bugüne kadar yeni yapılar savaşların sona ermesiyle kurulabilmiştir. I. Dünya Savaşı, Milletler Cemiyeti; II. Dünya Savaşı, Birleşmiş Milletler’in kurulması ile sonuçlanmıştır.

-Önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde bir savaş ihtimali var mı?

Tehlike kesinlikle var. Mevcut durumda birçok ülke kitle imha silahlarına sahip. Muhtemel bir savaş daha öncekilerden çok daha büyük yıkımlara sebep olur. Radyoaktif silahlar kullanılırsa etkileri çok daha uzun süreli olacaktır. Tüm sorumlu liderler böyle bir durumun ortaya çıkmaması için çaba göstermelidir. Ancak barış ortamının sürekli devam edeceğinin garantisi yok.

-Suriye’de ulusal bir çözüm hâlâ mümkün mü?

Mevcut durumda barış için şartlar daha da zorlaştı. Dış güçlerin ülke içindeki silahlı gruplara verdiği destek durumu iyice ateşlendirdi. Suriye’de bir iç savaş yaşanıyor. Ancak ülkeye ait olmayan ve ideolojik sebeplerle savaşan grupların varlığında çözüm çok daha zor. Ülkeye ait olmayan, farklı bölgelerden gelen ya da istihbarat örgütleri tarafından kullanılan gruplarla nasıl anlaşacaksınız ki. Suriye’de kimyasal maddelerin ortadan kaldırılması iç savaş durumunu ve anlaşmazlıkları ortadan kaldırmayacaktır. Suriye’de varılan son mutabakat olumlu olmakla birlikte sadece bir yön değiştirmedir. Sorunun daha da yoğunlaştığını düşünüyorum. Öngörüde bulunmak son iki yıl içerisinde iyice zorlaştı. En kötüsü de savaş yorgunluğu oluşmasını beklemekten başka bir çare gözükmemesi. BM güvenilir bir kurum olarak kalmak istiyorsa tarafları masaya getirmelidir. Taraflardan birini lanetlemek meseleyi çözmez. Tarafsız hareket edip dışarıdan barış getirilmesi beklentisinden vazgeçilmelidir.

-Türkiye’nin Suriye siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dış politikada ‘sıfır sorun’ doktrini ile hareket eden bir ülkenin komşu bir ülkedeki gelişmelere ilişkin duruşu bence doğru değil. Türkiye Dışişleri Bakanı’nın Suriye hakkında ifadeleri soruna aktif bir müdahaledir. Türkiye kendi iç gündemine doğrudan etki edecek Aleviler konusunda çok dikkatli davranmak zorundadır. Direnişçiler doğrudan Alevi bir hükümetle savaştıklarına göre Türkiye’nin sorunun bir parçası olmasına şaşırmamak gerekir. Komşu bir ülkede yaşanan süreçte tarafsız olmak en akıllıca olanıdır. Ahlaki duruşunuzu her zaman güç politikanızla uygulamaya koyamayabilirsiniz. Bunu denediğiniz anda durumu daha da zorlaştırabilirsiniz. Türkiye hâlihazırda arabulucu olarak rol oynayamamaktadır. Türkiye’nin makul çerçevede reel politikaya dönmesi, dikkatli ve tarafsız hareket etmesi çok önemli.

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: