GENELKURMAY /// Erol Bilbilik : Nato denilen hain tuzak


Kurucu 12 devlet komünizme, SSCBye karşı 4 Nisan 1949da NATO antlaşması imzalamış ve bu antlaşma 24 Ağustos 1949da yürürlüğe girmiştir. Kurucu devletler 22 Ekim 1951de Londrada yaptıkları toplantıda bir protokol imzalayarak; NATOya katılmak isteyen Türkiye ve Yunanistana resmi bir çağrıda bulunmuş, gerekli işlemler tamamlanarak her iki devlet te 18 Şubat 1952de NATOya üye olmuştur.

NATO ülkeleri, ulusal ordularının tümünü ya da bir bölümünü NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanlığı emrine tahsis etmiştir. Türkiye, 18 Şubat 1952 tarihinden itibaren ulusal ordusunun tümüne yakınını NATO Komutanının emrine tahsisiyle diğer NATO ülkeleri gibi ulusal ordusunu tasfiye sürecine sokmuştur.

NATOnun temel amacı ulusal orduların tasfiye edilmesidir. Bu olgu bugüne kadar ne yazık ki anlaşılmamıştır. Ulusal orduların tasfiyesi; ulusal devletlerin, ulusal sınırların, ulusal tarihin, ulusal ekonominin, ulusal kültürün, ulusal dilin ve ulusal dini mensubiyetin tasfiye edilmesidir.

NATO, ilk günden bu yana ABD kapitalist emperyalist sınıfının silahlı saldırı ve işgal gücüdür. Emekçi sınıfını ezmek başat görevidir. NATOya savunma örgütü olarak bakmak, temel amacı görmezden gelmektir. Bu da en hafifinden gaflettir. Ne yazık ki Türkiyede, 59 yıldır hala bu somut olguyu kavrayamamış olanlar çoğunluktadır. Bu nedenle NATOda kalarak ta ulusal devletimizi ve ulusal çıkarlarımızı koruyabiliriz diyen asker ve sivil NATOperestler Türkiyeyi kuşatma altına almakta başarılı olmuşlardır.

NATO denince, sadece tek bir NATO olduğu anlaşılmamalıdır. NATO içinde deyim yerinde ise 6 matruşka NATO daha vardır. Bunların ilki; NATO içindeki Süper NATOdur, NATO özünde Gladyodur. NATOya taraf devletler arasında Kuvvetlerin Statüsüne Dair Anlaşma (KSDA), Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK), Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (UGDG), Barış İçin Ortaklık (BİO), ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) de birer NATO matruşkalarıdır. Buradan çıkan sonuç şudur: Ulus-devletlerin karşısında onları tasfiye etmeyi amaçlayan toplam altı NATO örgütü vardır. O nedenle Türkiyenin işi altı defa daha zordur.

ABD zaman zaman, devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı NATO zirve toplantıları düzenleyerek temel antlaşmaya yönelik stratejik konsept değişikliklerine giderek hayati çıkar alanlarını daha da genişletmeye çalışmaktadır. 1999 tarihli NATO Stratejik Konsepti ile NATOnun doğuya doğru genişlemesini, alan dışı kullanılmasını, BM kararlarını dikkate almaksızın hareket etmesini, Uluslararası Müşterek Mobil Kuvvetler kurulmasını ve bu kuvvetlerin kritik görevlerde kullanılmasını; politik baskı ve dayatmalarla üye ülkelere kabul ettiregelmiştir.

Son olarak ta Kasım 2010daki Lizbon NATO Zirvesinde Avrupa İçin Aşamalı Ve Uyarlanabilir Füze Savunma Sistemini uygulamaya sokacak antlaşmayı imzalatmıştır. Bu antlaşmayla ABD; Türkiyeye yerleştireceği orta menzilli füzesavar füze ve radar sistemi ile bir taraftan Türkiyeyi Birinci Derece, İranı ise İkinci Derece tehdit olarak hedefine alırken, diğer taraftan da Müstakbel Kürdistanı füze koruması altına almıştır.

Erol Bilbilik

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: