TEKNİK TAKİP /// ABDÜLHAMİT BİLİCİ : İstihbarat oyunları


Washington’da 17 Haziran 1972 günü 5 hırsız, bir iş merkezindeki büroya girerken polis tarafından yakalandı. Adi bir hırsızlık vakası sanılan olay, aslında devasa bir skandalın habercisiydi.

“Hırsızların” girmeye çalıştığı büronun, ABD’nin o zamanki ana muhalefet partisi Demokratik Parti’ye ait olduğu ortaya çıktı. Soruşturma, hırsızların Başkan Nixon’ın Cumhuriyetçi Parti’si ile bağlantılı olduklarını ve amaçlarının Demokratik Parti’nin telefonlarını dinlemek üzere mikrofonlar yerleştirmek olduğunu ortaya koydu. FBI da hırsızlarda ele geçirilen paranın, Nixon’ın seçim komitesi ile bağlantısını deşifre etti.

Nixon, olayın aydınlatılması için Adalet Bakanı Richardson’ı görevlendirdi. Richardson ise bu görevi Savcı Archibald Cox’a verdi. Cox, Beyaz Saray’da başkanın bütün konuşmalarının kaydedildiğini öğrenince, Nixon’ın olaydaki rolünü aydınlatmak için bu kayıtları istedi. Nixon bu isteği kesinlikle reddederek, Cox’un görevden alınmasını emretti. Richardson, Cox’u görevden almayı reddedince de işinden oldu.

Savcı ile başkan arasındaki tartışma kızışınca olay mahkemeye taşındı. Amerikan Yüksek Mahkemesi, Nixon’ın bant kayıtlarını savcıya vermesi yönünde karar verdi. Başkan kayıtları mecburen savcıya verirken, halkın gözünde feci şekilde yıpranmış ve Kongre onu görevden almak üzere soruşturma başlamıştı. Bu gelişmeler üzerine Nixon, 8 Ağustos 1974 günü televizyonda yaptığı bir konuşmayla istifa edeceğini açıkladı. Yerine yardımcısı Ford geçti.

Skandal sadece başkanı devirmedi, 69 yetkiliye de dava açıldı ve bunlardan 48’i mahkûm oldu. ABD tarihinde ilk kez bir başkanın istifa etmesine yol açan bu olay tarihe, hırsızların girmeye çalıştığı büronun içinde bulunduğu binanın adından hareketle Watergate Skandalı diye geçti. Yasa dışı bir dinleme girişimi, özellikle Washington Post gazetesinin cesur yayınlarıyla kamuoyuna mal olmuş, yargının etkin biçimde harekete geçmesiyle buna teşebbüs edenler için ağır bir bedelle sonuçlanmıştı. Medyaya sızan bilgilerin kaynağı, ‘derin gırtlak’ takma isimli biriydi. Kısa süre önce bu ismin, FBI Direktör Yardımcısı Mark Felt olduğu ortaya çıktı. Hukuk, istihbarat, siyaset, demokrasi ve medya açısından tarihe örnek bir hadise olarak geçen skandal, çok kısa sürede aydınlatılmış ve herkese demokratik hukuk devletinde böyle bir yanlışın ağır bedeli olacağı mesajı verilmişti.

1970’lere göre demokrasi açısından bugün daha ileri bir noktada olduğumuzu düşünsek de yaşadıklarımız bunu pek de doğrulamıyor. Bunun çarpıcı göstergelerinden biri, sadece Amerikalıların değil tüm dünya kamuoyunun haziran ayından bu yana irkilerek detaylarını öğrendiği NSA (Ulusal Güvenlik Teşkilatı) skandalı.

ABD istihbaratının tepesinde yer alan NSA’nın sadece Amerikalıları değil, neredeyse tüm dünyayı dinlediği ortaya çıktı. Daha doğrusu bu yönde zaten var olan şüpheler, eski bir NSA çalışanı olan Edward Snowden’in kamuoyuna sızdırdığı belgelerle inkâr edilemeyecek bir biçimde netlik kazanmış oldu.

Guardian, New York Times ve Der Spiegel gibi yayınların bu belgelere dayanarak yaptığı haberler vahim. Buna göre Amerika dünyada en az 35 ülkenin liderinin telefonlarını dinlemiş. Liderler içinde dikkat çeken isimlerden biri Angela Merkel. İspanya’da NSA’nın tam 60 milyon, Fransa’da ise 70 milyon konuşmayı dinlediği söyleniyor. Papa da dinlenen isimler arasında zikrediliyor. Sadece liderler değil, müttefik ülkelerinkiler dâhil çok sayıda büyükelçilik de dinleme listesinde yer alıyor.

1970’lerde olduğu gibi binalara hırsız sokmaya ya da bürolara mikrofon yerleştirmeye artık pek ihtiyaç yok. Prism adı verilen yazılımla Google, Yahoo, Facebook gibi tüm dünyada iletişim için yaygın kullanılan web sitelerinden takip edilip stoklanan özel yazışma bilgilerinin sayısı milyarları geçiyor.

Tüyler ürperten bu ifşaatı yapan Snowden, kimi Amerikalılara göre devlet sırlarını açık eden bir hain, kimine göre ise ülke içinde ve dışında özel hayatı bitiren bir hukuksuzluğu deşifre eden bir vatansever. En zor durumdaki kişi ise Obama. Eğer dost devlet başkanları bile bilgisi dâhilinde dinlenmişse vahim. Bu çapta işler bilgisi dışında yapılmışsa daha vahim!

İşin daha ilginç tarafı ise 1970’lerde muhalif bir parti bürosunun dinlenmesinin, bugün bütün Amerika ve neredeyse tüm dünyanın izlenmesinden daha büyük etki yapması. Belki istihbarat dünyası için konforlu ama bu kadar başıboşluk ve mahremiyetin bitişi, toplumlar ve demokrasi için çok kötü.

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: