ARAŞTIRMA DOSYASI : Gürcistan’da Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve Dış Politikada Beklentiler


Elnur İSMAYİLOV

27 Ekim 2013 tarihinde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri sadece Gürcistan’ın değil, tüm Güney Kafkasya bölgesinin geleceğini etkileyebilecek bir seçim olarak görünmektedir. Seçim sonuçlarının Gürcistan Merkezi Seçim Komisyonu (MSK) tarafından açıklanmasının ardından 10 yıllık Mihail Saakaşvili dönemi resmen sona ermiştir. Gürcistan’da iktidara 2003 yılında yapılan Gül Devrimi ile gelen eski Cumhurbaşkanı Saakaşvili’nin bu seçimleri kaybedeceği, Ekim 2012 tarihinde partisinin parlamento seçimlerini kaybetmesinden sonra tahmin edilmekteydi. Nitekim seçimlerde toplam oyların %62,11’ini alan Giorgi Margvelaşvili, Gürcistan’ın bağımsızlık döneminde dördüncü cumhurbaşkanı olmuştur.(1) Margvelaşvili’nin en yakın rakibi Ulusal Birlik Partisi’nin adayı David Bakradze’nin aldığı oy oranı ise yüzde 21,73’te kaldı. Bakradze’nin seçimleri kaybetmesi, Gürcistan’da Gül Devrimi’nden bu yana geçen on yılda halkın Ulusal Birlik Partisi iktidarının politikalarına yönelik verdiği bir tepki olarak değerlendirilebilir.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Margvelaşvili, 2012’de iktidara gelen Bidzina İvanişvili’nin lideri olduğu Gürcistan Rüyası koalisyonu tarafından aday gösterilmiştir. Gürcistan siyasetinde işadamı sıfatıyla ünlü olan ve genel olarak Rusya yanlısı olarak bilinen Bidzina İvanişvili’nin gösterdiği adayın kazanması ülkenin iç ve dış politikalarında muhtemel değişikliklere işaret etmektedir.

Seçimler ve İvanişvili’nin Stratejisi

Gürcistan toplumu 27 Ekim’de, 1991 yılında başlayan bağımsızlık tarihinin 6. cumhurbaşkanlığı seçimlerinde dördüncü cumhurbaşkanını seçmek için sandığa gitmiştir. Gürcistan’ın seçim tarihinde ilk defa bu kadar çok aday cumhurbaşkanı olmak için yarışmış, seçimler Merkezi Seçim Komitesi’nin kabul ettiği toplam 23 aday arasında gerçekleşmiştir. Çok sayıda adayın katılmasına rağmen, seçimlerin en önemli iki adayı olarak Giorgi Margvelaşvili ve David Bakradze öne çıkmış ve en yüksek oy oranlarına bu iki aday ulaşmıştır. Gül Devrimi’nin üç liderinden biri olan parlamento eski başkanı Nino Burjanadze’nin oy oranı ise %10 düzeyinde kalmıştır. Gürcistan anayasası cumhurbaşkanı için görev süresini iki seçim dönemi olarak belirlediği için, Saakaşvili son seçimlerde aday olamamıştır.

Seçimlerden önce Giorgi Margvelaşvili’nin ikinci tura gerek olmadan büyük farkla kazanacağına inandığını belirten İvanişvili, seçimlerin ikinci tura kalması halinde seçimlerden Margvelaşvili’nin adaylığını çekeceğini söylemişti. Nitekim seçim sonuçları, İvanişvili’nin özgüveninin karşılığının olduğunu ve halkın ülkedeki sorunların çözümü için Gürcistan Rüyası koalisyonuna itibar ettiğini göstermiştir.

Mihail Saakaşvili ve Ulusal Birlik Partisi’nin iktidardan ayrıldığı bu dönemde Gürcistan’ın siyasi sisteminde de değişiklikler yapılmıştır. 15 Eylül 2010 tarihinde parlamento tarafından yapılan anayasa değişikliklerinde, seçimler sonrasında yeni cumhurbaşkanının görev süresi beş yıl olarak belirlenmiş ve daha az yetkiye sahip olması kararlaştırılmıştır. Bu değişikliklerle birlikte cumhurbaşkanının yetkilerinin bir kısmı başbakan ve hükumete geçecek, Gürcistan’daki iktidar yapısı parlamenter sisteme yaklaşacaktır. Bu gelişme aynı zamanda mevcut Başbakan İvanişvili’nin Gürcistan’ın iç ve dış politikasını belirleyebilecek seviyede muktedir olmasına hizmet edecektir.

Başbakan Bidzina İvanişvili, seçimlerden sonra başbakanlık görevinden istifa edeceğini açıklamışsa da, İvanişvili’nin amacının görevden feragat değil arka planda kalarak siyasi iktidarı yönlendirmek olduğu değerlendirilmektedir. Nitekim İvanişvili seçimlerden sonra vaadini yerine getirerek başbakanlığa İçişleri Eski Bakanı İrakli Garibaşvili’yi atamıştır.(2) Resmi seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Margvelaşvili’nin netice için İvanişvili’ye borçlu olduğunu ifade etmesi de, İvanişvili’nin yeni cumhurbaşkanı üzerindeki nüfuzunu göstermektedir. İvanişvili böylece güvendiği iki ismin başbakanlığa ve cumhurbaşkanlığına gelmesini sağlamış, kendisi görünüşte geri çekilmiştir.

Giorgi Margvelaşvili Kimdir?

Giorgi Margvelaşvili, 2012 yılında Gürcistan Rüyası koalisyonunun parlamento seçimlerini kazandıktan sonra kurulan hükümette Eğitim Bakanı görevine atanmış ve Şubat 2013 tarihinde aynı zamanda Başbakan Yardımcılığına tayin edilmiştir. Margvelaşvili, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaşmasıyla temmuz ayında Eğitim Bakanlığı görevinden istifa etmiştir. Gürcistan Rüyası koalisyonunda kurulan hükumette yer alsa da Margvelaşvili, geçmişte Gül Devrimi’yle kurulan iktidarla yakın ilişkiler içinde olmuştur. Gül Devrimi liderlerinden olan Zurab Jvanya’ya yakınlığıyla bilinen Margvelaşvili, Jvanya’nın öldürülmesinin ardından Saakaşvili iktidarından uzaklaştırılmıştı.

Felsefe bilimleri doktoru olan Margvelaşvili, Gürcistan Rüyası koalisyonunda popüler birisi olarak bilinmemesine rağmen İvanişvili tarafından cumhurbaşkanlığına aday gösterilmiştir. İvanişvili’nin bu tercihinin ardında yatan nedenin Margvelaşvili’de siyaseten etkili olabilecek bir lider potansiyelinin bulunmayışıyla ilgili olduğu tahmin edilmektedir. Politik kimlikten daha çok eğitim alanında tanınan Margvelaşvili uzun yıllar üniversite rektörlüğü görevlerinde bulunmuştur. Margvelaşvili aynı zamanda ABD’nin Milli Demokrasi Enstitüsü’nün (NDI) Gürcistan temsilciliğinde görev yapmıştır.

Seçim Sonrasında Dış Politikada Beklentiler

Son on yıllık dönemde Gürcistan dış politikasına yön veren temel iki dinamikten bahsedilebilir. Birinci dinamiğin Cumhurbaşkanı Saakaşvili’nin belirlediği Rusya karşıtı ve aşırı Batı yanlısı strateji olduğu görülmektedir. Gürcistan, Saakaşvili iktidarı döneminde bu strateji doğrultusunda Rusya’ya rağmen Avrupa-Atlantik kurumlarına yaklaşmıştır. İkinci dinamik ise Ağustos 2008’deki 5 günlük Rusya-Gürcistan savaşıdır. Bu savaş, Rusya ile diplomatik ilişkilerin kesilmesine yol açmış, Gürcistan’ın Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan (BDT) ayrılmasına neden olmuş ve ayrılıkçı bölgeler sorununun derinleşmesine zemin hazırlamıştır. 2012’deki genel seçimler ve 2013 cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte ise Gül Devrimi sonrasında Gürcistan siyasetine ve dış politikasına yön veren Mihail Saakaşvili ve Ulusal Birlik Partisi iktidardan ayrılmıştır.

Margvelaşvili’nin Cumhurbaşkanı olmasıyla konumunu güçlendiren İvanişvili liderliğindeki Gürcistan Rüyası koalisyonunun nasıl bir dış politika izleyeceği merak edilmektedir. Gürcistan Rüyası koalisyonunun özellikle, Rusya’nın son dönemde eski Sovyet cumhuriyetleri üzerindeki nüfuzunu artırmaya yönelik takip ettiği politikalara nasıl tepki vereceği dikkatle beklenmektedir. Bidzina İvanişvili, 2012’de iktidara geldikten sonra Rusya ile tekrar diplomatik ilişkiler kurulmasından yana olduğunu ifade etmiştir. Yeni Cumhurbaşkanı Margvelaşvili de seçim kampanyası döneminde geçmiş iktidarın dış politikada yaptığı hataların tekrarlanmayacağı mesajını vermiştir.

Gerek İvanişvili’nin gerekse Margvelaşvili’nin dış politikaya ilişkin verdikleri mesajlara rağmen, Gürcistan’ın Saakaşvili iktidarından tamamen farklı bir dış politika izlemesi mevcut şartlar dâhilinde oldukça zor görünmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde adayların genel olarak verdiği dış politika vaatleri ve Gürcistan halkının Batı yanlısı eğilimi, söylemler farklılık arz etse de Saakaşvili dönemindeki stratejinin ana hatlarıyla devam ettirileceğine işaret etmektedir. Gürcistan Rüyası koalisyonunun Rusya ile ilişkilerde sağlayabileceği olumlu bazı değişiklikler, bu genel strateji içinde istisna olarak değerlendirilebilir.

NATO ve AB ile entegrasyon sürecinin devam ettirilmesi, BDT’ye üyelikten uzak durulması ve toprak bütünlüğünün sağlanması Gürcistan’ın dış politikadaki değişmeyen temel hedefleri olarak sıralanabilir. Gürcistan’ın bu hedeflerinin partiler üstü nitelik arz ettiği ve Gürcistan Koalisyonu tarafından da benimsendiği gözlemlenmektedir. Bu hedefler Mart 2013’te Gürcistan parlamentosunda Gürcistan Rüyası ve Ulusal Birlik Partisi tarafından kararlaştırılmış ve Gürcistan Dış Politikasının Temel Prensipleri olarak belirlenmiştir.(3)

Gürcistan-Rusya İlişkileri ve Avrasya Birliği Projesi

Parlamento seçimlerinde Saakaşvili’nin Ulusal Birlik Partisi’nin yenilgisinden duydukları memnuniyeti açık şekilde ifade eden Rus yetkililer, cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında da bu sonuçlarla iki ülke arasında yeni bir dönemin başlanmasını umut ettiklerini belirtmiştir.(4)

Margvelaşvili ve Gürcistan Rüyası döneminde Rusya’yla ilişkilerde yeni bir dönemin başlanacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Fakat bu beklenti, ilişkilerin yeniden kurulmasının Rusya için yeterli olup olmayacağı sorusu ile birlikte değerlendirilmelidir. Rusya, hâlihazırda eski Sovyet coğrafyasındaki nüfuzunu artırmak için Cumhurbaşkanı Vladimir Putin tarafından bir proje olarak gündeme getirilen Avrasya Birliği’ne odaklanmış durumdadır. 2015 yılından itibaren faaliyete geçmesi hedeflenen Avrasya Birliği’ne Gürcistan’ın üye olma ihtimali bu kapsamda tartışma konusudur. Moskova, Birliğe üyelik konusunda Güney Kafkasya devletlerinden şimdilik sadece Ermenistan’ı ikna edebilmiştir. Rusya’nın Birliğe katılım konusunda Azerbaycan’a uyguladığı baskı ise olumlu sonuçlanmamıştır.

Tiflis’in, Saakaşvili iktidarında ve 2008’deki savaş sonrasında Rusya önderliğinde kurulan her türlü siyasi ve ekonomik birlik projelerine uzak kalma stratejisinin, Gürcistan Koalisyonu döneminde de sürdürülmesi beklenmektedir. İvanişvili, Rusya yanlısı bir lider olarak tanınsa da, yeni hükumetin milli menfaatler gereği Gürcistan’ın Rusya’ya bağımlılığını artırabilecek politikalardan imtina edeceği ifade edilebilir. 25 Ekim 2013’te Beyaz Rusya’nın başkenti Minsk’te gerçekleşen son BDT toplantısında birliğe tekrar üye olması için gönderilen daveti Gürcistan’ın kabul etmemesi önemli bir gelişmedir. Cumhurbaşkanı Margvelaşvili’nin bu davete olumsuz cevap vermesi, Gürcistan Koalisyonu iktidarının temel dış politika konularındaki tutumunu göstermesi açısından örnek teşkil etmektedir.(5)

Margvelaşvili’nin göreve başlama törenine Rusya’nın davet edilmemesi de Gürcistan Rüyası Koalisyonu iktidarında Moskova ile ilişkilere yönelik beklentilerin çok yüksek tutulmaması gerektiğine işaret etmektedir. Dışişleri Bakanı Maya Panjikidze, yeni Cumhurbaşkanı Margvelaşvili’nin 17 Kasım’da gerçekleşecek göreve başlama merasimine Rusya’nın davet edilmeyeceğini açıklamıştır.(6) Gürcistan’da bu karar, ülkede diplomatik temsilciliği bulunmayan devletlerin davet edilmediği şeklinde yorumlansa da, Kremlin’in yeni Gürcü iktidarının bu tutumundan rahatsız olduğu tahmin edilmektedir.

Tiflis’in yeni dönemde, Güney Osetya ve Abhazya sorunlarının Gürcistan’ın toprak bütünlüğü korunarak barışçıl yöntemlerle çözüme kavuşturulması için Rusya ile iyi ilişkiler kurması gerekmektedir. Ancak Güney Osetya ve Abhazya sorunlarında iki ülkenin tutumlarının belirgin biçimde farklılık arz ettiği gözlemlenmektedir. Gerek Gürcistan Rüyası Koalisyonu gerekse Cumhurbaşkanı Margvelaşvili bu iki ayrılıkçı bölgenin uluslararası toplum tarafından tanınmaması doğrultusunda politika izleyeceklerini ifade etmektedir. Rusya ise Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığını tanımakta ve uluslararası toplumu bu iki bölgeyi tanımaya davet etmektedir. Ayrılıkçı bölgeler konusundaki bu farklı hedefler, Gürcistan’da iktidar değişse de iki ülkenin bu konuda anlaşma ihtimalini zayıflatmaktadır.

Mart 2013’te parlamentonun dış politika ile ilgili belirlediği Gürcistan Dış Politikasının Temel Prensipleri adlı kararlarda, Gürcistan’ın topraklarını işgal eden, Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıyan herhangi bir devletle askeri, siyasi ve gümrük birlikleri kurmamak temel hedefler arasında yer almıştır. Rusya’nın ayrılıkçı bölgelere müzahir tutumu göz önünde bulundurulduğunda, dış politikada kararlaştırılan bu hedefin Gürcistan-Rusya ilişkilerine doğrudan etki edebilecek bir unsur olduğu değerlendirilmektedir.

Diğer taraftan Rusya’nın yakın gelecekte Avrasya Birliği projesinde Gürcistan’ı görmek isteyeceği ve bu doğrultuda Tiflis’e baskı uygulayacağı beklenmektedir. Gürcistan’ın Avrasya Birliği’ne veya Gümrük Birliği’ne katılımı karşılığında ise Rusya’nın ayrılıkçı bölgeler konusundaki tutumunu değiştirmesi mümkün görünmektedir. Böyle bir senaryoda Abhazya ve Güney Osetya’nın büyük ihtimalle tekrar Gürcistan’la federasyon oluşturabileceği ve Rusya ile ilişkilere bağımlı bir toprak bütünlüğü sağlanabileceği değerlendirilmektedir. Ancak Gürcistan’ın dış politika tercihlerine bağlı olarak bu senaryonun kısa vadede zor olduğu ancak orta veya uzun vadede gerçekleşebileceği ifade edilebilir.

Gürcistan-ABD/NATO

Başta ABD olmak üzere Batılı devletler, Gürcistan’ın Avrupa-Atlantik kurumlarından uzaklaşmaması için daha dikkatli hareket etmektedir. Gürcistan’ın siyasi açıdan kaybı, Batılı ülkeler nazarında tüm Güney Kafkasya bölgesinin kaybı anlamına gelmektedir. Özellikle, bölgedeki petrol ve doğal gaz boru hatları projelerinde stratejik açıdan önemli bir yere sahip olan Gürcistan, Avrupa devletlerinin Rusya’ya olan enerji bağımlılığının azaltılmasında önemli rol oynamaktadır. Hazar havzasındaki enerji kaynakları Gürcistan topraklarından geçen boru hatları sayesinde Rusya dışında bir güzergâhtan Avrupa’ya taşınabilmekte, Rusya’nın bölgedeki petrol ve doğal gazın Batıya taşınmasındaki tekelleşme hedefi imkânsız kılınmaktadır.

Washington’ın, Gürcistan Rüyası koalisyonu döneminde de Tiflis için stratejik bir ortak konumunda kalmaya devam edeceği beklenmektedir. ABD ile stratejik ilişkileri sona erdirmeye yönelik bir adımın Gürcistan halkının iradesiyle çelişeceği bilinmektedir. Dolayısıyla Saakaşvili döneminde olduğu kadar ABD’ye bağımlı bir politika izlenmese de, Washington-Tiflis ilişkilerinin gelişmeye devam edeceği tahmin edilmektedir. Bu kapsamda ABD’nin özellikle Gül Devrimi’nden sonra Gürcistan’a sağladığı finansal ve diplomatik desteğin ikili ilişkileri kalıcı kıldığı görülmektedir.

Tiflis-Washington hattında yukarıda sıralanan dinamikler göz önünde bulundurulduğunda, Gürcistan Rüyası koalisyonunun iktidara geldiği 2012’den bu yana Gürcistan’ın NATO’ya bakışının değiştiği yönündeki değerlendirmelerin isabetli olmadığı anlaşılmaktadır. Başbakan Bidzina İvanişvili, 2012’de iktidara geldikten sonra Erivan’ı ziyaret etmiş ve Ermenistan’ın Gürcistan için güzel bir örnek olduğunu ifade etmişti. İvanişvili’nin bu ziyaretteki ifadeleri, Gürcistan’ın NATO’ya üyelik stratejisinden vazgeçtiği şeklinde yorumlanmış, Tiflis’in dış politikada kapsamlı bir değişikliğe gideceği yönünde bir beklenti meydana gelmişti. Ancak süreç içinde bu beklentiyi karşılayabilecek gelişmelerin vuku bulmadığı gözlemlenmektedir.

Gürcistan’da toplumun ABD ve NATO üyeliğine bakışı, Tiflis-Washington ilişkilerinin düzeyini ve Gürcistan Koalisyonu iktidarının dış politikadaki sınırlarını göstermesi açısından önem arz etmektedir. Kafkasya Araştırmaları Kaynak Merkezleri’nin (CRRC) Kafkasya Barometresi projesi kapsamında 2012’de gerçekleştirdiği ankette ABD ve NATO’ya bakışın Rusya ile mukayese edildiğinde oldukça olumlu olduğu görülmektedir. Ankette “Gürcistan’ın en büyük düşmanı hangi ülkedir?” sorusunda katılımcıların %3’ü ABD cevabı verirken %35’i Rusya’yı işaret etmiştir. “Gürcistan’ın en iyi dostu hangi ülkedir?” sorusunda ise katılımcıların %37’si ABD’yi gösterirken, sadece %9’u Rusya’yı tercih etmiştir. Aynı ankette katılımcıların %67’si NATO üyeliğini desteklerken, %72’si ise AB üyeliğini desteklediğini ifade etmiştir.(7)

Gürcistan-Avrupa Birliği

Gürcistan’daki seçimlerden sonra Avrupa Birliği ile ilişkilerin değişmesi için bir neden olmadığı görülmektedir. İvanişvili’nin Başbakan olduktan sonra ilk resmi ziyaretini Brüksel’e yapması yeni iktidar döneminde bu ilişkilere verilen önemin göstergesidir. Avrupa’yla entegrasyon süreci, AB-Gürcistan Ortaklık Anlaşması’na önem verilmesi, Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Bölgesi için sorumlulukların yerine getirilmesiyle ilgili görüşmelerin başarılı bir şekilde devam ettirilmesi, parlamentonun kabul ettiği Mart 2013 tarihli Gürcistan Dış Politikasının Temel Prensipleri başlıklı belgede en önemli dış politika hedefleri arasında sıralanmıştır.(8)

AB ile Doğu Ortaklığı çerçevesinde yaklaşık 3 senedir devam eden müzakereler başarılı bir şekilde tamamlanmış, İvanişvili iktidarı Temmuz 2013’te AB ile Serbest Ticaret Anlaşması’nı imzalamıştır. Siyasi ve ekonomik işbirliğini öngören bu anlaşmayla Gürcistan-AB arasındaki ticari ilişkilerin artması hedeflenmekte, Gürcistan’ın AB’ye entegrasyonunda mesafe kaydedilmesi beklenmektedir. Nitekim seçim sonrasında Cumhurbaşkanı Margvelaşvili’nin, Gürcistan’ın Avrupa’ya yönelik mevcut politikasını sürdüreceğini belirtmesi, Rusya’nın rahatsızlığına rağmen Batıyla entegrasyon sürecinin devam edeceğinin işaretidir.

Kasım 2013’te Litvanya’nın başkenti Vilnius’da AB’nin Doğu Ortaklığı toplantısına katılacak olan Gürcistan, Birlik’le olan ilişkilerine önem vermeye devam etmektedir. Başbakan İvanişvili, Temmuz 2013’teki Litvanya ziyaretinde kasımda Vilnius’daki toplantıda AB ile Ortaklık Antlaşmasının imzalanmasını ümit ettiklerini ifade etmişti. Rusya ise Vilnius toplantısında alınacak kararların bölgedeki nüfuzunu tehlikeye sokabileceğini değerlendirmektedir.

Gürcistan ve Güney Kafkasya’daki Komşuları

Gürcistan’ın güvenliği, siyasi ve ekonomik istikrarı açısından Güney Kafkasya’da bulunan iki komşusu ile ilişkileri oldukça değerlidir. Gürcistan nüfusunun hem Azeri hem de Ermeni etnik unsurlar ihtiva etmesi, Tiflis nezdinde bu iki ülkeyi önemli kılmaktadır. Ermenistan’la da iyi münasebetlere sahip olan Gürcistan’ın Azerbaycan’la münasebetleri stratejik düzeydedir. Azerbaycan-Gürcistan arasındaki stratejik işbirliği 1990’ların sonunda iki eski Sovyet politikacısı olan Haydar Aliyev ve Eduard Şevardnadze dönemine dayanmaktadır. 2003 yılından itibaren ise Mihail Saakaşvili ve İlham Aliyev iktidarları, bölgedeki yeni projelerle ikili stratejik işbirliğini güçlendirmiştir. 2012’de Rusya yanlısı bir lider olarak iktidara gelen İvanişvili’nin ise Azerbaycan’la ilişkilerde nasıl hareket edeceği merak edilmiştir. Zaman zaman İvanişvili iktidarının Bakü’nün bölgedeki çıkarlarına zarar verecek politikalar yürütebileceği iddia edilmişse de, İvanişvili bu politikalardan şimdiye kadar kaçınmaya çalışmıştır.

Nitekim Azerbaycan-Gürcistan arasındaki karşılıklı bağımlılık, değişen siyasi iktidarların feragat edemeyeceği bir düzeye ulaşmış durumdadır. Gürcistan, Azerbaycan petrol ve doğal gazının Türkiye’ye, Avrupa’ya ve Ceyhan üzerinden uluslararası pazarlara naklinde geçiş ülkesidir. Gürcistan ise Rusya’yla yaşanan sorun nedeniyle enerji arzında büyük ölçüde Azerbaycan’a bağımlı hale gelmiştir. 2008 Savaşı sonrasında Gürcistan’daki ekonomik sıkıntılar, bu ülkeyi Azerbaycan’la ekonomik işbirliğini geliştirmeye sevk etmiştir. Azerbaycan menşeli şirketlerin son dönemde Gürcistan’a yapmış olduğu yatırımlar, bu ülkenin ekonomisine ciddi katkı sağlamaktadır. Batılı ülkeler Güney Kafkasya’daki Rusya etkisine karşı ve enerji tedarik kaygılarından ötürü Azerbaycan-Gürcistan işbirliğini desteklemektedir. İki ülke, AB’nin projelerinde ve diğer bölgesel projelerde stratejik ortak statüsünde birlikte yer almaktadır ve toprak bütünlüklerine yapılan ihlallere karşı uluslararası düzeyde bir eşgüdüm sağlayabilir.

Bakü-Akhalkalaki-Kars projesinin tamamlanmasıyla, Azerbaycan’ın Türkiye ve Avrupa’ya demiryolu ulaşımı sağlanacaktır. Başbakan olduğu sırada İvanişvili’nin Türkiye ile demiryolu bağlantısı projesini desteklemediğini beyan etmesinin ardından Azerbaycan’da bu projenin gerçekleşmesinin tehlikede olduğu iddiaları gündeme gelmiştir. Fakat İvanişvili, Aralık 2012’deki Bakü ziyaretinde Bakü-Kars demiryolu projesinin gerçekleşmesine yardımcı olacağına söz vermiştir. Daha sonra, Gürcistan Enerji Bakanlığı, Azerbaycan doğal gazına alternatif olarak Rusya’dan doğal gaz alınmasını gözden geçirdiklerini beyan etmesiyle ikili ilişkilerde soğukluk yaşanmış, Gürcistan’da İvanişvili karşıtları bunu ülkenin Rusya’ya bağımlı hale geleceği şeklinde yorumlamışlardı. Ancak sonradan bu sorunlar ortadan kaldırılarak iki ülke arasında işbirliği tekrar gelişme sürecine girmiştir.

Margvelaşvili’nin cumhurbaşkanlığı döneminde ise ikili ilişkilerin bölgesel projelerle ve küresel düzeydeki gelişmelerin gerektirdiği şartlarla gelişmeye devam edeceği beklenmektedir. Başbakan olarak Garibaşvili’nin atanması, Bakü tarafından olumlu karşılanmıştır. Garibaşvili’nin uzun yıllar Azerbaycan Petrol Şirketi SOCAR’ın Gürcistan’da gerçekleştirdiği projelere destek verdiği hatırlatılmış, Bakü-Tiflis arasında ilişkilerin bundan sonra da gelişeceği ifade edilmiştir.

Gürcistan-Ermenistan ilişkilerinde de önemli bir sorun yaşanmamaktadır. Saakaşvili döneminde Gürcistan’ın güneybatısında Ermenistan sınırında Ermeni etnik azınlığın bulunduğu Cavaheti bölgesindeki gelişmeler endişeye sebep olmuşsa da, rahatsızlık büyümeden yatıştırılmıştır. Saakaşvili, Cavaheti bölgesindeki özerklik talepleri karşısında radikal önlemler almış, bu önlemler Vahagan Çakalyan isimli Ermeni’nin ülkede ayrımcılığa sebep olduğu ve Rusya askeri üssünün Gürcistan’dan çıkarılmasına karşı gösteriler organize ettiği gerekçesiyle 2008 yılında tutuklanmasıyla sonuçlanmıştı. İvanişvili ise Gürcistan’daki Ermeni azınlığın itirazlarını önlemek ve seçimlerde Ermeni azınlığının oyunu almak amacıyla genel afla Çakalyan’ın hapisten çıkarılmasını sağlamıştır.

Rusya’ya bağımlı bir dış politika takip eden Ermenistan’da, Saakaşvili döneminin sona ermesi ise olumlu karşılanmıştır. Tiflis’in ABD ve Azerbaycan’la stratejik ilişkilerinden rahatsız olan Ermenistan’ın, Gürcistan Rüyası koalisyonunun iktidarı döneminde farklı bir politika yürütebileceği tahmin edilmektedir. Diğer taraftan Gürcistan-Rusya arasındaki olumsuz ilişkiler Ermenistan’ı politik ve ekonomik olarak etkilediğinden, Erivan’ın Moskova-Tiflis arasındaki ihtilafların çözümü için arabuluculuk girişimlerinde bulunabileceği değerlendirilmektedir.

Türkiye-Gürcistan İlişkileri

Gürcistan’da gerçekleşen iktidar değişikliğinin Türkiye ile ikili ilişkilerde de büyük bir değişikliğe neden olmayacağı beklenmektedir. Gürcistan’ın bağımsızlığı sonrasında Ankara-Tiflis arasındaki siyasi ve ekonomik alanlardaki ikili ilişkilerin stratejik düzeye terfi ettiği görülmektedir. Saakaşvili döneminde Türkiye ile yapılan anlaşmalar sonucunda Türkiye AB’den sonra Gürcistan’ın ikinci büyük ticari ortağı olmuştur. Ancak Türkiye’nin Gürcistan’ın dış ticaretinde aldığı payın ikinci sıraya yükselmesinin, Gürcistan’la Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin mevcut olmadığı bir dönemde mümkün olduğu göz ardı edilmemelidir. Margvelaşvili’nin cumhurbaşkanlığı döneminde Rusya ile ekonomik ilişkilerin tekrar tesis edilmesi ve geliştirilmesiyle, Türkiye AB’den sonra en büyük ikinci ticari ortak olmaktan çıkabilir.

Türkiye-Gürcistan ilişkilerinin stratejik nitelik arz etmesinde iki ülkenin aynı coğrafyada bulunması hasebiyle Batılı ülkelerin destek verdiği enerji projelerinde birlikte yer alması etkilidir. Bu durum iki devlet arasında ortak menfaatlere dayalı bir karşılıklı bağımlılığın gelişmesine hizmet etmektedir. İki ülke arasındaki karşılıklı bağımlılığı sağlayan projelere, 1768 km’lik Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, Güney Kafkasya boru hattı olarak da bilinen Bakü-Tiflis-Erzurum hattı, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu projesi ve Hazar Denizi’nin doğal gaz rezervlerini Avrupa’ya taşıması öngörülen TANAP gibi projeler örnek gösterilebilir. İvanişvili’nin Şubat 2013’te Türkiye’ye yapmış olduğu ziyaret sırasında ikili ilişkilere verdiği önemi ifade etmesi de, iki devlet arasında işbirliğinin bundan sonra da devam edeceğinin belirtisi olarak kabul edilebilir.

Sonuç

Gürcistan’da gerçekleşen seçimler, bölgedeki diğer ülkeler ve eski Sovyet cumhuriyetlerinin birçoğu için başarılı bir iktidar değişimi örneği teşkil etmektedir. Aynı sene içerisinde diğer iki Güney Kafkasya ülkesi Azerbaycan ve Ermenistan’da ise gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iktidarlar değişmemiştir. Gürcistan’daki başarılı iktidar değişiminin bu açıdan bölgeyi etkileyebilecek bir potansiyel taşıdığı ifade edilebilir. Batılı devletler nezdinde bu değişiklik, eski Sovyet cumhuriyetlerinin demokratikleşmesi yönündeki umutların kaybolmadığını ve darbe olmadan iktidar değişikliğinin mümkün olduğunu göstermiştir. Rusya nazarında ise değişiklik, iki ülke arasındaki ilişkilerin askıya alınmasına neden olan Mihail Saakaşvili’nin iktidardan ayrılması ve yeni iktidarla ikili ilişkilerin kurulması açısından önemlidir.

ABD ve AB, yeni iktidarla işbirliğini devam ettirmek ve Gürcistan’ın yeniden Rusya’nın nüfuzuna girmemesi için gerekli önlemler alması gerektiğinin farkındadır. Batılı ülkeler Gürcistan’ın kaybedilmesiyle, Güney Kafkasya’nın Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi etki edilemeyecek bir coğrafyaya dönüşebileceğini öngörmektedir. Yeni Cumhurbaşkanı Margvelaşvili, Saakaşvili’den farklı olarak aşırı Batı yanlısı bir vizyona sahip değildir. Bu nedenle Margvelaşvili döneminde Rusya’nın Gürcistan üzerindeki nüfuzunu artırma ihtimali vardır. Nitekim Rusya’nın Vladimir Putin döneminde başlayan dış politika aktivizminin ve eski Sovyet cumhuriyetlerine yönelik baskı politikasının yakında Gürcistan’la ilişkilerde de etkisini göstereceği tahmin edilmektedir. Gürcistan’ın, Rusya’nın amaçladığı Avrasya Birliği ve Gümrük Birliği projelerine katılımının kısa dönemde zor olduğu değerlendirilmektedir. Benzer şekilde her ne kadar yeni iktidarın NATO üyeliğine ve AB’yle entegrasyona sıcak baktığı bilinse de, özellikle NATO ittifakına üyeliğin Tiflis için gerçekleştirilebilir bir hedef olmadığı ifade edilebilir. AB ile ilişkilerin ise derinleşeceği beklenmektedir.

Gürcistan’ın bölgedeki komşularıyla işbirliğini geliştirerek devam ettirmeye çalışacağı tahmin edilmektedir. Bölgede özellikle Azerbaycan ve Türkiye ile olan stratejik işbirliğinin, Rusya ile problemli ilişkiler göz önünde bulundurulduğunda çok önemli olduğu belirtilmelidir. Gürcistan’ın bu iki ülke ile işbirliği çerçevesinde bölgesel enerji projelerinde elde ettiği stratejik konumu muhafaza etmeye özen göstermesi beklenmektedir. Tiflis nezdinde gerek Rusya’ya enerji alanındaki bağımlılığın azalmasını mümkün kılan Azerbaycan’la ilişkilerin gerekse Gürcistan’ı Avrupa nazarında değerli kılan Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye işbirliğinin öneminin azalması söz konusu değildir.

Türkiye açısından ele alındığında, Kafkasya’da kalıcı barış ve istikrarın sağlanması çerçevesinde Ankara’nın yeni iktidarla ilişkilerini geliştirmesi önem arz etmektedir. Türkiye, Saakaşvili döneminde Türk işadamlarına tanınan hakları koruyabilmeli ve ikili ekonomik ilişkilerdeki başarılı çizgiyi sürdürebilmelidir. NATO üyesi olarak Türkiye’nin Gürcistan’ın sınır komşusu olması ise Tiflis’in Kremlin’den bağımsız politikalar izlemesine imkân tanıyabilmektedir. Türkiye, Gürcistan’ın toprak bütünlüğü yanlısı tutumunu devam ettirmeli, Güney Osetya ve Abhazya sorunlarında bu bölgeler ile merkezi devlet arasında arabuluculuk girişimlerinde bulunmalıdır. Güney Osetya ve Abhazya meselelerinin çözümüne katkı sağlayan bir Türkiye, Kafkasya’daki bölgesel güç konumunu pekiştirecek, bölgeyi nüfuzu altına almaya çalışan Rusya ile rekabet edebilecektir. Bu kapsamda Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye arasındaki stratejik işbirliği geliştirilerek sürdürülmeli, Güney Kafkasya geneline şamil siyasi ve ekonomik birlik projeleri üzerinde durulmalıdır.

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: