İSTİHBARAT : Batı dünyası Fidan’dan neden rahatsız


Amerikan yönetimi, ABD’nin Ortadoğu’da yol açtığı güç boşluğunu üç ülkenin istihbarat şeflerinin doldurmasından rahatsız. Washington’da MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Suudi Prens Bandar Bin Sultan ve İranlı Kasım Süleymani, Ortadoğu’nun yükselen yeni yüzleri olarak ilan edilirken, Amerikan istihbaratının bu durumdan duyduğu rahatsızlık giderek artıyor… Peki neden? Uzmanlar Aktüel için yorumladı…

"Dünyada ilk defa bir devlet başka bir devletin istihbarat yönetimine tepki gösterdi ve açıkça kendi çıkarları için Hakan Fidan’ın MİT’in başına gelmesini istemedi ve resmi açıklamayla bunu beyan etti." Bu sözler MİT Müsteşarı’nın 30 Haziran 2013 tarihinde basına verdiği ilk ve son röportajında yer alan en çarpıcı ifadeler! Fidan, bu cümlelerle İsrail’in baştan beri kendisinin MİT Müsteşarlığına getirilmesinden dolayı ne denli rahatsız olduğunu açıkça ortaya koymuştu. MİT Müsteşarı kendisine yönelik yürütülen karalama kampanyasını o dönemde de şu sözlerle anlatmıştı:

"30 yıllık Kürt sorununun nihayete erdirilmesi amacıyla verilen görev çerçevesinde gizli yapılan görüşmeler yanlı bir şekilde basına sızdırıldı, Hakan Fidan gözaltına alınmaya çalışıldı, terörist sanılarak TSK tarafından bombalanan sınır kaçakçılarının ölümünden sorumlu tutulmaya gayret edildi, Akdeniz’de uluslararası sularda eğitim amacıyla görev yapan ve Suriye tarafından düşürülen uçağımız, Gaziantep’te ve Reyhanlı’da teröristler tarafından patlatılan bombalar ve ölen Türk vatandaşları MİT’e saldırıda bulunmak için kullanıldı."

"Sır Küpü" korkutuyor

Son dönemde ise Fidan’a karşı uluslararası karalama kampanyası ayyuka çıktı, Amerikan basınında hakkında birbiri ardına çıkan yorumlar ise düşündürücü! Özellikle de Ekim ayı içerisinde iki önemli Amerikan gazetesinde Fidan aleyhine çıkan makaleler, ona karşı karalama kampanyasının boyutlarının büyük olduğunu ortaya koyuyor. İlki 9 Ekim tarihli olan, The Wall Street Journal gazetesinde çıkan bir makalede, Fidan’ın izlediği, "başına buyruk Suriye politikası"nın oradaki İslamcı grupların kontrol dışı büyümesine yol açtığı ve Batı çıkarlarını tehdit ettiği öne sürüldü. "Fidan’ın yükselen rolü, Washington’da alarm, şüphe ve gönülsüz saygı uyandırıyor" sözlerine vurgu ise manidardı. İkincisi 17 Ekim tarihli The Washington Post gazetesinde çıkan, duayen gazeteci David Ignatius imzalı bir başka makalede ise MİT’in Başbakan’ın talimatıyla İsrail istihbaratı Mossad’a çalışan 10 İranlı ajanın kimliklerini İran istihbaratına verdiği iddia edildi. Üstelik önce Ankara sonra da Tahran tarafından yalanlanan bu iddiaları kaleme alan kişinin, Başbakan Erdoğan’ın Davos Zirvesi sırasında "One Minute" çıkışı yapmasına neden olan oturumu yöneten moderator olduğunu da bir kenara not etmek gerekir.

Çözüm süreci rahatsızlık veriyor

ABD basınında çıkan yorumlar aslında Türkiyeİsrail- ABD üçgeninde ve onların istihbarat birimleri arasında yaşanan gerginliğin dışavurumundan ibaret. Ankara’da bu kampanyanın sadece Fidan’a değil, asıl onu yetkilendiren, 2007’den beri yanından ayırmayan ve kendisini "sır küpüm" olarak nitelendiren Başbakan Erdoğan’a yöneltildiği düşünülüyor. Karalama kampanyasının ardında ise Neo-Con’lar ve İsrail’deki bazı güç odakları gösteriliyor. Peki ama neden? Uluslararası güçler, bölgesel bir mesele olan çözüm sürecinin devam etmesine karşı bir tavır alıyor. Sürecin başlatıcısı Başbakan Erdoğan ve yürütücüsü ise Fidan olduğu düşünülecek olursa, Fidan’ın ulusal ve uluslararası güç merkezlerinin etkisi altına girmemiş olması ise bu güçlerin çıkarlarını zora sokuyor. İkinci ve en önemli neden ise Fidan’ın MİT’in başına gelmesinden bu yana, yeniden yapılanma sürecine giren teşkilatın ABD ve İsrail’in gizli istihbarat örgütleri CIA ve Mossad’ın kontrolünden çıkması. Fidan’ın MİT’i millileştirme politikası Türkiye-İsrail-ABD üçgenindeki eski ezberleri tamamen değiştiriyor.

GÖZLER TÜRKİYE İRAN-SUUDİ ARABİSTAN’DA

ABD’de Obama yönetiminin son dönemde gözü kulağı, Türkiye, İran ve Suudi Arabistan’da bulunuyor. Zira Amerikan basınına bakılırsa, ABD’nin Ortadoğu’da yol açtığı güç boşluğunu Ortadoğu’daki bu üç ülkenin istihbarat şefleri doldurdu. Washington’da MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Suudi Prens Bandar Bin Sultan ve İranlı Kasım Süleymani, Ortadoğu’nun yükselen yeni yüzleri olarak ilan edilirken, Amerikan istihbaratının bu durumdan duyduğu rahatsızlık giderek artıyor. Washington’daki rahatsızlık, Suriye’deki iç savaş, Mısır’daki askeri darbe ile iyice kaynayan bir kazan haline gelen Ortadoğu’da istihbarat savaşlarının da giderek kızıştığını açıkça gösteriyor.

"Bandar Bush"

Suudilerin istihbarat şefi olan Prens Bandar Bin Sultan, krallığın en etkili isimlerinden ve tahtın varislerinden biri olarak gösteriliyor. Bush ailesinin yakın dostu olması ve Washington’da 22 yıl yaşaması sebebiyle asıl lakabı "Bandar Bush" olarak biliniyor. Prens Bandar aslında CIA ile yakın ilişkiler içerisinde olması sebebiyle, Washington’ın da yakın çalıştığı isimlerden biri. Zira Bandar’ın Suriye krizi sırasında, Esat yönetimine askeri ve diplomatik desteği azaltması karşılığında Rusya’ya 15 milyar dolarlık Rus silah alımı için teklifte bulunduğu söyleniyor. Bu da tabii, Suriye’deki ABD-Rus pazarlığında, ABD’nin yanında taraf aldığını açıkça gösteriyor. Ancak Suudi istihbarat şefinin Amerikan yönetiminin tepkisini çekmesinin asıl nedeni, ülkesinin ve kendisinin Mısır politikası. Mısır’da Arap Baharı ile Mübarek’in devrilerek, Müslüman Kardeşler’in iktidara yükselmesi, en çok da sıranın bir süre sonra kendisine geleceğini düşünen Suudileri rahatsız etti. İşte bu nedenle Riyad yönetimi, Mısır’da 3 Temmuz’da askerlerin yötemini devralması ile sonuçlanan askeri darbeye baştan beri açıkça destek veriyor. İşte bu nedenle, Bandar’ın da Mısır’daki askeri darbeyi açıkça destekleyen tavrı, ABD’de oldukça rahatsızlık veriyor. Askerler, Mısır’da bu kadar katliama imza atmamış olsa, General Sisi ve yandaşlarına, "hukuki olmasa da" destek vermenin yollarını arayan Amerikan yönetiminin eli rahatlayacaktı. Ancak hal böyle olunca, bölgede demokrasi hamisi kesilen ve Ortadoğu’nun abisi pozisyonundaki ABD açısından da darbenin desteklenebilecek bir tarafı kalmamış oluyor.

"Suriye’deki Dengeleri Değiştiren Adam"

İran, baştan beri inatla Suriye’deki iç savaşta Esad yönetiminin yanında yer aldı. İki yıldan fazla zamandır devam eden savaşta ABD muhaliflere "çekingen" bir destek verirken, son dönemde İran’ın çabaları sayesinde Esad yönetimi, muhaliflerden üstünlüğü devralmış görünüyor. Zira İran’ın "hayaleti", istihbarat şefi Süleymani, Suriye’deki Humus gibi kritik bölgeleri direkt olarak yöneterek savaştaki güç dengesini Esad yönetiminin lehine değiştirmeyi başardı. Bu yüzden de Amerikan istihbarat birimlerinin, dolayısıyla Amerikan yönetiminin de şimşeklerini üzerine çekmiş durumda.

Ahmet Kekeç (Star Gazetesi yazarı)

"FİDAN KÜRT MESELESİNİ OSLO’DAN ANKARA’YA TAŞIMIŞTIR"

Dış dünyada ‘dış politikanızı kendiniz üretmeyin, bize muhtaç olun, fazla güçlenmeyin’ tavrı var. Hakan Fidan’a yönelik baskıları, hakkındaki karalama kampanyasını da böyle okumak lazım. Hakan Fidan’ın yaptığı şudur: Kürt meselesinden 40 yıldır bahsediliyor. Kürt meselesinin çözümünü Oslo’dan Ankara’ya getirmiştir. Fidan’ın suçu da budur. Bu, Kürt meselesi üzerinden bir taraftan ekmek yiyen dış güçlerin hoşlanacakları bir durum değildir. Türkiye son dönemde yerli savunma sanayii, enerji, altyapı, lojistik, köprü, üçüncü havalimanı olmak üzere birtakım adımlar attı. Bu adımlar enteresan bir biçimde dış dünyada tepki ile karşılaştı. Türkiye’ye üçüncü havalimanı yapılacak olmasına örneğin Almanlar çok bozuldular. Bu yönde de yayınlar yaptılar. Üçüncü havalimanının yapılması, 10 milyar doları Merkel’in cebinden alıp kendi cebinize atmak demektir. Enerjinizi kendiniz üretirseniz, enerjiyi satın aldığınız ülkelere her yıl 30 milyar dolar haraç ödemekten kurtuluyorsunuz demektir. Sonunda dış dünyaya bağımlı olmamanız rahatsızlık oluşturuyor.

Hasan Celal Güzel (Sabah Gazetesi Yazarı)

"FİDAN’IN ÇABASI TÜRKİYE’Yİ TERÖR ŞİDDETİNDEN KURTMAKTIR"

Türkiye ilk defa yer değiştirdi, İsrail’in yanında değil, madurların yanında yer almaya başladı. İsrail bu nedenle çok büyük bir rahatsızlığa kapılmıştır. O yüzden de İsrail, Gezi olaylarında da Türkiye’yi itibarsızlaştırmaya çalışmıştır. Amerikan, İngiliz medyasını, sosyal medyasını kullanmıştır. İsrail’in o yazıları yazdırdığına emin olduğum o gazeteciler, tamamen İsrail’in adamları, onun sözcülüğünü yapıyorlardı. İran ajanlarının deşifresi konusu da aslında bugünün konusu değil. İstihbaratçılar gayet iyi bilir ki, bu çoktan kapanmış eski bir konudur. Yani burada Fidan kurban gibi ortaya atılıyor. Bir de işin içine İran katılarak aslında Türkiye’yi, Başbakan’ı ve Dışişleri Bakanı’nı itibarsızlaştırma şeklinde bir oyun oynanıyor. Bu oyuna bizim gelmememiz lazım. Fidan’ı gençliğinden beri tanırım. Kendisi çok zeki ve vatanseverdir. Son çabası da Türkiye’yi terör şiddetinden kurtarmaktır.

Ergün Diler (Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

"DEMEK Kİ ARTIK BİRİ TÜRKİYE İÇİN ÇALIŞMAYA BAŞLAMIŞ"

İsrail, Cumhuriyet’in başlarından beri Türkiye’nin içine yerleşmiş bir olgudur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiç bir zaman İsrail’i düşman tanımlaması için almamıştır. Bizde asker, iş adamlarımız, gazetecilerimiz bu ülke ile son derece yakın, anlaşılması güç bir sıcak bir ilişki kurmuştur. İlk defa bir MİT Müsteşarı daha koltuğuna oturmadan dış basın aleyhine kampanya yapmaya başladı. Fuat Doğu’lar, Teoman Koman’lar, onlarca müsteşar geldi. Ben hiçbir MİT Müsteşarı hakkında Batı medyasında, daha çok Musevi sahipler tarafından yönetilen Batı medyasında olumsuz bir kampanya yürütüldüğünü görmedim. Demek ki Fidan onların istediğini yapmıyor. Demek ki biri artık Türkiye için çalışmaya başlamış.

DUYGU LELOĞLU

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: