ERGENEKON DAVASI /// İlker Başbuğ : ‘Adil Yargılama Demek Gülünç’


Müebbet hapis cezasına çarptırılan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ yaptığı yazılı açıklamada, hakkıdaki çeşitli iddialarak yanıt vererek, "Türkiye’de bu mahkemelerde adil yargılama yapıldığını söylemek veya düşünmek sadece ve sadece gülünçtür" dedi.

Ergenekon davasında müebbet hapis cezası alan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, avukatı aracılığıyla yazılı açıklama yaptı.

"Aydın ve askerlere ceza yağdırıldı"

Açıklamasına "Bize yapılan kara propagandadır" diye başlayan Başbuğ, Ergenekon davasına yönelik eleştirilerde bulundu. Ergenekon davasıyla "karanlık olayların aydınlatılması", "derin devletin ortaya çıkarılması" beklentisi yaratıldığını söyleyen Başbuğ, ilgisiz 23 iddianamenin birleştirildiği davada, "devlet içinde devlet tavrı sergilendiği", hukuk cinayetleri işlendiği ve "hiçbir zaman karanlık olayların aydınlatılması amacının" taşınmadığını belirtti. Bağşbuğ, 5 Ağustos’taki mahkeme kararının da bunun göstergesi olduğunu ifade etti.

"Danıştay’ın azmettiricisi beraat etti"

Avukatı aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada, Ergenekon davasında yaşananlara yer veren Başbuğ, ismini belirtmeksizin Danıştay saldırısının azmettiricisi olduğu Ankara’daki özel yetkili mahkeme tarafından karara bağlanan emekli vaiz Salih Kunter’in beraat ettirilmesine değindi ve "Değerli aydın ve askerlere ise ceza yağdırıldı. 9 Ekim 2013 günü de, Yargıtay 9. Ceza Dairesi Balyoz Davasına ilişkin kararını açıkladı. Daha önce de belirttiğim gibi: Balyoz adı verilen dava kullanılarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bugünün ve yarının komuta kademelerinde yer alabilecek niteliklere sahip personel ordudan uzaklaştırılmış oldu" dedi.

Başbuğ, açıklamasında emeklilik hakkı kazanamayan genç rütbeli askerlerin ve ailelerinin karşılaşacağı duruma dikkat çekti ve bunun gözardı edilerek yapılan değerlendirmelerin doğru ve yerinde olmayacağını söyledi.

AB İlerleme Raporu’na değindi

Açıklamasında geçtiğimiz günlerde yayımlanan AB İlerleme Raporu’na da değinen Başbuğ, şunları ifade etti:

"Rapora göre; savcılar tarafından hazırlanan iddianamelerin kalitesi düşüktür ve iddianameler gerekçelerden yoksundur. Savunmanın dava dosyalarına erişimi sınırlıdır. Mahkemelerde, tanık ve sanıkların çapraz sorgulamalarına savunmanın katılımı yetersizdir. Rapor, Ergenekon olarak adlandırılan davada mahkemenin mahkumiyet kararlarını aktardıktan hemen sonra da şu saptamayı yapıyor: Türk adalet sisteminde yukarıda bahsi geçen defolar, kararın Türk toplumunun bütün kesimleri tarafından kabul görmesini güçleştirmiş ve karar siyasi hesaplaşma iddialarıyla lekelenmiştir. Yapılan bu tespitler, Türkiye’de adil yargılama yapılmadığını göstermektedir."

Başbuğ, açıklamada, "Buna rağmen, Türkiye’de bu mahkemelerde adil yargılama yapıldığını söylemek veya düşünmek sadece ve sadece gülünçtür. AB Raporunda da belirtildiği gibi Ergenekon ve Balyoz gibi davalara ilişkin kararlar, toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmedi" dedi.

"Terör örgütü yöneticisi söyleminde değişiklik olmaz"

Açıklamada bir anket sonucuna değinen ve halkın yüzde 70’nin, 26. Genelkurmay Başkanına, yani kendisine "terör örgütü yöneticisi" suçlaması yöneltilmesini vicdanen kabul etmediğini gösterdiğini aktaran Başbuğ, şu ifadelere yer verdi:

"Çünkü, toplum 26. Genelkurmay Başkanı’nı tanıyor ve hukuk yönünden de, internet sitelerini kapattıran kişilerin ‘kara propaganda’ yaptıkları suçlamasıyla cezalandırılmalarına insanların gönülleri hiç razı olmuyor. Her şeyden önemlisi de, bir genelkurmay başkanına savcıların ‘terörist, terör örgütü yöneticisi’ iddiasında bulunması, hakimlerin de bu iddiayı kabul etmesi, iddia konusu cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçlamasının, doğrudan muhatabının hayret, şaşkınlık ve hatta öfkeyle karşıladığı bu durumu, dış kamuoyu da gülünç ve akıldışı bulmaktadır. Kamuoyunda bu açıdan büyük bir öfke ve isyan vardır. Bu durumdan rahatsızlık duyanlar, kamuoyunu aksi yönde etkilemeye çalışmaktadırlar. Onlar, 26. Genelkurmay Başkanı’na terörist denilmesinin nedeni olarak TMK’nun 2. maddesini gösterdiler. Oysa, bu söylem gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. Çünkü, 26. Genelkurmay Başkanı hakkında açılan davada, TCK’nın "silahlı örgüt’ başlığı altındaki 314. maddesinden de suçlama bulunmaktadır. Dolayısıyla onların dediği gibi TMK’da yeni bir düzenleme yapılsa bile, 314. maddeden de dava açılmış olması nedeniyle 26. Genelkurmay Başkanına ‘terör örgütü yöneticisi’ söyleminde bir değişiklik olmaz"

"Yeni Akit’i yalanladı, ‘Fatiha suresini okuyarak dua ettik" dedi

"Hakikatler ve halkın tepkisi karşısında çaresiz kalan bazı çevreler, ‘kara propaganda’ yapmakla suçlanan şahsıma karşı insafsızca ‘kara propaganda’ yapmaya devam etmektedirler" diyen Başbuğ, açıklamasında buna örnekler verdi.

Başbuğ bunlar arasında 2008’de Genelkurmay Başkanlığına atanmasının hemen öncesinde 2004 yılında İsrail’e yaptığı resmi ziyarete ilişkin yapılan haberleri gösterdi. Ziyaretinde İsrail’deki Ağlama Duvarı ile birlikte Mescid-i Aksa’yı da ziyaret ettiğini ve bunun bir nezaket ve insanlık kuralı olduğunu hatırlatan Başbuğ, Yeni Akit gazetesinde yer alan haberleri işaret ederek, "12 Haziran 2008 günü, Kudüs’teki Ağlama Duvarında çekilen fotoğraflar bir gazetede yayımlandı. Osmanlı İmparatorluğu’nun zamanında tamir ettirerek koruduğu Ağlama Duvarını ziyaret esnasında, Fatiha suresini okuyarak dua ettik. Daha sonra da Mescid-i Aksa’yı ziyaret ettik. Biz Müslümanlar için ayrı bir önemi olan bu cami de dua ederken çekilmiş fotoğraflarımızda var, ancak kendilerinde insanların inançlarını, imanını sorgulama hakkını görenler, bu fotoğrafları görmediler. Ağlama duvarında çekilmiş bu fotoğrafları, kara propaganda amaçları için kullananlar, her sıkıştıklarında bu fotoğraflara dört elle sarıldılar. İftiralarına, hakaretlerine devam ettiler" diye konuştu.

"Ben bile ‘boru’ dedim sanıyordum, dememişim"

Irak’ın kuzeyine yapılan sınır ötesi harekat nedeniyle dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanvekilinin kendisini ziyaretinin de çarptırıldığını öne süren Başbuğ, bir diğer örneği Poyrazköy’deki kazılara ilişkin şöyle dile getirdi:

"Poyrazköy’de yapılan kazılarda gömülü olarak bulunan beş adet boş kullanılmış law’a tarafımdan ‘boru’ denildiği iddiasıdır. Bu söylem insanların aklına o kadar yerleştirildi ki, ben bile ‘boru’ tabirini kullandığımı sanıyordum; ta ki daha sonra yapılan bir araştırma sonucunda, ‘boru’ tabirini benim değil bir siyasi liderin kullanmış olduğunu öğreninceye kadar. Sık kullanılan bir diğer konuda, 26 Haziran 2009 günü yapılan basın toplantısında, iddia edilen ‘İrtica İle Mücadele Eylem Planı’nın fotokopisine, ‘kağıt parçası’ denilmesidir. Dikkat edilsin ki o gün elde bulunan bir fotokopidir. Fotokopiye "kağıt parçası’ denilmesi suç mudur? Hayır."

"Bizleri yıkamayacaklar"

döneminde yurt dışı görevinde olduğunu, buna rağmen MGK Genel Sekreteri Başyardımcısı olduğunun ileri sürüldüğünü belirten ve bunu ahlaksızlık olarak niteleyen Başbuğ, 1993’te öldürülen Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’a Lice’ye gitmesi emrinin kendisi tarafından verildiği iddialarına ise şöyle yanıt verdi:

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: