SURİYE DOSYASI /// SELİM SAVAŞ GENÇ : SURİYE MÜLTECİLERİ KÜRESEL MERHAMETİN NESİ OLUR ?


Suriyeli sivillerin sığındıkları ülkelerin başında Türkiye, Ürdün ve Irak geliyor. Ürdün ve Irak, savaştan kaçmayı başarabilen Suriyelilere kapılarını açmış olsalar da sundukları ya da sunabildikleri şartların Türkiye ile mukayese edildiğinde yeterli olmadığı görülüyor.

Kabul ettiği mültecilerin sayısı 300 bini aşan Ürdün, daha fazla Suriyeliye kapılarını açamayacağının sinyallerini vermeye başladı. Ürdün sınırını aşmak güç, aşabilenleri ise oldukça kötü yaşam koşulları bekliyor. Her gün Suriye’yi yaklaşık 5-6 bin civarında insan terk etmek zorunda kalıyor. 20 milyon nüfusu olan ülkenin yarısına yakını evinden barkından olmuş; ya ülke içinde ya da sınır dışında bir yerlere göç etmek zorunda kalmış durumda. En az 2,5 milyon mülteci Türkiye dâhil olmak üzere komşu ülkelere sığınmış. 4,5 milyonu da yaşam mücadelesine ülkeleri içinde göç ederek devam etmeye gayret ediyor. Esed yönetiminin daha güçlü olduğu bölgelerde yaşam mücadelesi veren insanların imtihanı çok daha ağır. Kuşatmanın aylarca sürdüğü bölgelerde mahsur kalan insanlar yiyecek ekmek bulamazken akla gelebilecek en acımasız şartlarda hayatta kalmaya çalışıyorlar. Dünya Sağlık Örgütü’nün uyarılarına göre bulaşıcı bir hastalık olan çocuk felci Kuzey Suriye’de yayılmaya başlamış. Tüm savaşların ilk kaybedeni çocuklar yüzyılın en büyük trajedilerinden birine çok ağır şartlarda şahit oluyorlar.

Türkiye’de en son resmî mülteci sayısının 600 bini aştığını duymuştuk. Aktüel rakamın kaç olduğuna dair resmî bir bilgi bulunmuyor. Batılı kaynaklar ülkemizdeki mülteci sayısının bir milyon civarında olduğunu, sürekli yardım dağıtan sivil toplum örgütlerine dayandırarak veriyor. Kırmızı çizgimizin 200 bin olduğunu neye göre belirlediklerini çok merak ettiğim yetkililerimize nasıl yanıldınız diye sormayacağım bile. Zira Suriye hesaplarının tamamına yakını isabet etmeyen uzmanların mülteci sayısında yanılmaları şaşırtıcı değil. Sadece İstanbul’da 150 bin civarında mülteci yaşadığı tahmin ediliyor. Bunların yüzde 80’i bir şekilde ikamet izni almayı başarmış. Diğerlerinin muhtemelen bir kimliği bile olmayabilir. Türkiye’de bulunan Suriyelilerin yaklaşık yüzde 75’inin kamplar dışında, yani şehirlerde yaşadığı yine yardım kuruluşlarının verilerine dayanılarak tahmin ediliyor. Bugün savaş bitse ya da ateşkes anlaşması imzalansa bile Suriye çevresindeki mültecilerin çok büyük bölümü uzun yıllar ülkelerine dönemeyecekler. Zira ülkeleri orada dursa da barınıp yaşamlarını ikame ettirebilecekleri altyapı ve istihdam şartları uzun süre olmayacak.

Göçmenler, sığınmacılar ya da mülteciler rakamlarla ifade edilerek istatistikî veriler çerçevesinde değerlendirilseler de onların insan oldukları gerçeğini sayısal değerlerin arasında boğmamamız gerekiyor. Yüz binlerle ifade edilen insanların çocukları bu ülkede eğitim alıp, Türkçe öğrenip, belki ileride iş bulup, Türkiye vatandaşları ile evlenip bu ülkede yaşamaya devam edecekler. Almanlar uzun zaman sonra olsa da ‘misafir işçi davet ettik, insanlar gelmiş…’ itirafında bulunmuşlardı. Özetle artık rakamını şimdiden tahmin edemeyeceğimiz ama varlıklarını kabul etmemiz gereken Suriye kökenli bir nüfusumuzun da olacağı gerçeğidir.

İstanbul trafiğinde eskort kullanıp gerektiğinde tramvay yoluna arabası ile giren ‘devletluların’ bu soruna çözüm bulamadığı gibi, ilk sembolik Suriyeli mültecileri çatışmanın başlangıcından iki sene sonra almaya başlayan Batılı ülkelerin de Suriye sorununa türkü söyleyerek çare aradıklarını gözlemliyoruz. Asrın en büyük göç ve insanlık dramının yaşandığı Suriye, Batı basınında insani boyutları ile yeterince yer bulamıyor. Geçen ay Viyana üzerinden aktarmalı olarak Frankfurt’a uçarken Avusturya gazetesi Der Standart’ın manşetinde ‘İlk Suriyeli mülteciler ülkemize ulaştı’ haberi vardı. Çatışmaların başlamasından 2,5 sene sonra sembolik Suriyeli ailenin fotoğrafına bakarak içten içe tebessüm ettim. Ulaşan Suriyeli sayısı Türkiye’ye gelen günlük mülteci sayısının yanında esamisi bile okunmayacak rakamlardı. Batı ülkeleri göç akımlarından çok korkarlar. Suriyeli mülteciler akın akın Batı ülkelerinin kapılarını zorlamadan, yani sorunu o coğrafyaya da ihraç etmeden bu ülkelerin somut çözüm için aceleci davranmayacağını görmemiz gerekiyor. Suriye için alternatif de olsa ortaya bir çözüm planı koyan Batılı bir ülke gördünüz mü?

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: