BREZİLYA : Brezilya’daki gösteriler neden bitmiyor ?


Brezilya’da İstanbul’daki Gezi Parkı gösterileriyle eşzamanlı başlayan ve zaman zaman şiddete dönüşen protestolar neden son bulmuyor? Aktivistlerden Joelma Couto, “Güven köprüleri henüz kurulmadı. Eylemler sürecek.” diyor.

Güney Amerika ülkesi Brezilya, Gezi Parkı gösterileriyle eşzamanlı başlayan ve kesintisiz süren eylemlerle dünya gündemine gelmeye devam ediyor. Geçen haziranda toplu taşıma ücretlerine yapılan zamma karşı barışçıl bir gösteri olarak başlayan protestolar, bugünlerde hükümetin attığı her adımda kendini yenileyen artçıl eylemlerle varlığını sürdürüyor. Ülkede politik ve sosyal bir reform hareketini tetikleyen olaylar, zaman zaman şiddet içeren sahnelere dönüşerek dünya kamuoyuna yansıyor. Eleştirilerin odağında eğitim, sağlık ve toplu taşıma gibi alanlarda devlet hizmetlerinin yetersizliğinin yanı sıra daha iyi hayat şartları elde etme isteği var. Ayrıca yolsuzluk ve siyasi çekişmelerden yorulan Brezilya halkı, ülkede sosyal adaletin yeniden tesis edilmesini talep ediyor. Bu taleplerin, bir ideoloji veya lider etrafında toplanmayan farklı özelliklere sahip grupları, ortak ihtiyaçlar etrafında bir araya getirdiği görülüyor. Hükümet ise gösterilerin patlak verdiği günden bu yana yapıcı bir dille ‘mesajı aldık’ diyor. Ardı ardına reform paketleri hazırlayarak uygulamaya koyan hükümet, göstericilerin taleplerini yerine getirmek için çaba sarfediyor. Peki, ülkede gösteriler neden son bulmuyor? Halk, reform hareketini nasıl değerlendiriyor? Brezilya hangi yöne ilerliyor? Bu soruların cevabını, ülkedeki gösterilere katılan aktivistlerin birinden almaya çalıştık. 44 yaşındaki Joelma Couto, Brezilya’daki halk hareketini Aksiyon’a anlattı.

-Protestoların temelinde ne tür sebepler yatıyor?

Birçok sebep olmakla birlikte hepsinin temelinde yolsuzluklar, çevresel konular, sosyal adaletin dengesizliği, siyasi partilerin kavgası gibi faktörler var. Gösteriler, toplu taşıma ücretlerine zammı protesto için başladı. Ancak polisin müdahalesi ve medyanın tavrı, evlerinde oturanların dışarı çıkıp ülkeyi idare edenlere ve polis şiddetine karşı birleşmesine yol açtı.

-Devlet Başkanı Dilma Rousseff’in sağduyulu yaklaşımı ve reformlara rağmen protestolar neden bitmiyor?

Rousseff, askerî diktatörlük döneminde işkence görmüş, aynı zamanda sokak kavgalarında yükselen sol eksenli bir parti tarafından seçilmiş lider kimliğiyle ters düşmedi. Zaten ülke geneline yayılan protestolardaki söylemler kendi içinde tutarlı bir duruş sergiliyordu. Başlatılan reformlar çok yetersiz. Bu yetersizlik, ekonominin büyümesine rağmen iç yapının aynı kalmasıyla kendini gösteriyor. Sağlık sektöründeki problemler bu duruma bir örnek. Gösterilerden sonra Küba’dan 4 bin doktor getirildi. Dışarıdan doktor getirmek ihtiyacı karşılamıyor. Daha çok hastane yapılması, var olan ünitelere yeni ekipman sağlanması gerekiyor. Dahası yolsuzlukların ardı kesilmiyor, halk hak ettiği ilgiyi görmüyor. Tüm bunlar birkaç günde düzeltilecek işler değil.

-Hükümetin yapıcı tutumu ve gösterilerde şiddete başvurulmamasına yönelik çağrı neden karşılık bulmuyor?

Öfkeyi sürdüren başka sebepler de var. Brezilya’da askerî diktatörlük 25 yıl önce bitmiş olsa da bu darbenin sorumluları hâlen saygın bir konumda. Brezilya’da sadece fakir bölgelerde yaşayan ve içinde bulunduğu sefalet döngüsünü kırma umudu olmayan gençlerin işlediği hırsızlık suçları ceza alıyor. Oysa başkalarının sefaleti üzerinden beslenen ‘beyaz elitlerin’ işlediği suçlar, çoğu durumda suç kapsamına alınmıyor. Diğer yandan yıllardır hayalini kurduğumuz toprak reformu için verilen bir mücadelemiz var. Brezilya’nın, özellikle zenci ve yerli ırka mensup nüfusuna büyük bir sosyal borcu var. Toprak sahipleri, yerliler ve özgürlük mücadelesi veren kölelerin nesillerinden gelen torunları arasında bitmeyen bir çatışma var. Ülkedeki bu çatışma, tarım ekonomisi geliştikçe ve işlenecek yeni toprak arayışı arttıkça belirginleşiyor. Geçmişte, yerliler ve zencilere ait bu topraklar ele geçirilmiş, buralarda yaşayan nüfus sürgün edilmiş. İnsan haklarına tamamen aykırı bir şekilde cereyan eden bu hadise, tarihî bir gerçek olarak çözüm bekliyor. Haklarına tecavüz edilen bu toplumun demokrasi arayışı sürüyor ve onlar da kendilerini bu gösterilerle ifade ediyor. Kısacası ülkede protestolar henüz sona ermedi ve hükümetin beyan ettiği reformlar pratikte uygulanana kadar devam edecektir.

-Protestocuların bu kararlı duruşu neye işaret ediyor? Yönetilen bir planın varlığından söz edebilir miyiz?

Gösteri sürecinde şu anlaşılmıştır ki sosyal kalkınma olmadan, tek başına ekonomik büyüme sürdürülebilir değildir. Göstericilerin direnişte ısrar etmesi, neye mal olursa olsun ülkede sosyal düzenin yeniden yapılanması için mücadele edeceklerine olan inancı gösterir. Bu duruş, ülke idarecilerine verilmiş güçlü bir mesajdır. Spontane bir şekilde gelişen bu süreçte, göstericiler tarafından yürütülen bir plan ya da bu işin örgütlendiği merkezî bir yapının varlığından bahsetmek zor.

-Büyüme ile gösteriler arasında ne tür bir ilişki var?

Brezilya, son 10 yılda hiç olmadığı kadar büyüdü. Tarihinde hiç görülmediği kadar istihdam üretti. Maaşının yanında işçiye sunulan sosyal hizmetler ekonomiyi canlandırdı. Dayanışma ekonomisini teşvik eden politikalar üretilmesi, ülkede fırsatlar kollayan binlerce girişimcinin aktif hâle gelmesine ve yeni iş imkânları oluşmasına vesile oldu. Böylelikle kalkınma gerçekleşti ve insanların refah seviyesi yükselmeye başladı. Ürün kalitesinde ve rekabette artış gözlendi. Şu bir gerçek ki günümüzde kapitalizm, tarihin en ağır krizlerinden birini yaşıyor. Yunanistan, İspanya gibi ülkeler batmanın eşiğine geldi. ABD ise işsizliğin artması üzerine çözüm arayışı içine girdi. Brezilya’nın, küresel ekonominin bir parçası olarak bu krizden etkilenmemiş olması mümkün değil. Tam da bu noktada dayanışma ekonomisi ve tarımsal üretim gibi unsurlar Brezilya’nın işine yarayabilir. Dayanışma ekonomisi, kapitalizmin tersine işçi haklarına ve çevreye dokunmadan yaşamak için gerekli olan ürünlerin alım satımı ve değiş tokuşunu kolaylaştırabilir. Kaynaklarımız buna müsait ancak bu kaynakların iyi yönetilememesi sorunu var. Daha ekonomik projelerle işin içinden çıkılması mümkünken halkın parasının iyi etüt edilmemiş yatırımlara harcanması insanları rahatsız ediyor. İnsanlar hastane, okul, ulaşım gibi temel hizmetlere erişimde problem yaşarken yürütülen dev projelerdeki maliyet artışı dikkat çekiyor. Doğal olarak halk, parasının hesabını soruyor. Bir de yalnızca kapital çevrelere hizmet eden bir yatırım anlayışı var.

-Ülkede gösterilerden bağımsız olarak yürütülen sendika grevleri ne anlama geliyor?

Yalnızca siyasetçilerde değil, sendikalarda da problem var. Bazı sendikalar işverenlerin, bazıları da hükümetin yörüngesinde hareket ediyor. Önümüzdeki yıl ülkede başkanlık seçimleri var. Grevler, seçim dönemlerinde artış gösteriyor. Böylelikle taleplerin dile getirilmesi için daha cazip bir ortam oluşuyor. Grev süresince ülkedeki üretkenlik düşüyor ama bu durum toplum olarak refleks kazanmamıza yardımcı oluyor.

-Ülke medyasının sürece yaklaşımı nasıl oldu?

Gösteriler esnasında canlı yayın araçları ve bazı gazeteciler saldırıya uğradı. Bu süreçte medyanın taraflı davranarak göstericileri ‘aylak isyancılar’ olarak nitelendirmesi özellikle orta sınıfı öfkelendirdi. Daha önceki halk hareketlerinde medya, bu hareketlere çok az yer vererek onları küçümsemiş ve aynı zamanda toplum nezdinde suçlu hâle getirmişti. Şimdi de farklı bir şey olmadı. Medyanın elitleri korumayı ve devleti yönetenlerin verdiği kararlara taraftar toplamayı kendisine görev edinmiş gibi bir hâli var.

-Eylemlerde sosyal ağların etkisi ne ölçüde ortaya çıktı?

Sanal ortam, göstericiler arasında iletişimi kolaylaştırıyor, örgütlenmeyi hızlandırıyor, bürokrasi ve masrafları azaltıyor. Dolayısıyla genç ve kırılgan demokrasimizin olgunlaşması için gereken sinerji bu yolla daha kolay toplanabiliyor.

-Gösteriler ülke imajını nasıl etkiledi?

Gösteriler, ülkede otoriteyi sarsmadı. Ancak tam tersine, dizginleri çeken halk, kendilerini yönetenlere gitmek istedikleri yönü hatırlattı. Bu durumun ülke imajına olumsuz bir etki yaptığını söyleyebiliriz. Halkın sokaklarda verdiği mesaj, yatırımcılar tarafında korkuya yol açıp bu durum ekonomik göstergelere yansımış olabilir.

-Gösterilerin ardında bir komplo olma ihtimali nedir?

Latin Amerika ülkeleri her zaman komploların hedefi olmuştur. Daha geçtiğimiz günlerde ülkeyi yönetenlerin ve enerji kaynaklarımızın ABD tarafından izlendiğini öğrendik.

-Halkın devlete olan güveni azaldı mı?

Halkın sokaklara çıkmasıyla bazı reformlar başlatıldı. Ancak hâlâ risk taşıyan uygulamalara başvuruluyor. Mesela özelleştirme mantığı değişmiyor. İş hizmetlerinin taşeron firmalara yaptırılması yeni bir şey değil. Masrafları azaltarak yüksek kârlar elde etmek isteyen firmalar, ihaleyle kamu hizmetleri yürütüyor. Yeterli denetim olmayınca kalite düşüyor, fiyat artıyor, karteller oluşuyor, vergi ödeyenler, çalışanlar mağdur oluyor.

-Gösteriler ne zaman biter?

Halkın yönelttiği talepler, demokrasinin sağlamlaşması, güven köprülerinin yeniden inşası için kaçınılmaz adımlar. Bunların gerçekleşmesi için daha çok gösteri yapmak ve sabırlı olmak gerekiyor. Halkın zedelenen güveni, ancak parlamentoda parti çekişmelerinin son bulduğu, vatandaş ile diyalog kanalları oluşturulduğu, siyasetçi ile seçmen arasındaki mesafenin azaltıldığı ve halkın parasının hikmetle harcandığı gün tamir olur.

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: