TERÖR : El Kaide Türkiye hücrelerini uyandırıyor


Kuzey Suriye’de ‘şeriat devleti’ kurmaya çalışan El Kaide, uyuyan Türk hücrelerini hareketlendiriyor. Adana’da çökertilen hücrede ele geçirilenler kimyasal silah yapımına soyunan örgütün Türkiye’ye dönük gizli hazırlığını deşifre ediyor.

Suriye üzerinden Ortadoğu’daki varlığını güçlendirmeye soyunan El Kaide artık Türkiye’yi de endişelendiriyor. Usame bin Ladin’in ardından örgütün liderliğine geçen Eymen el Zevahiri’nin çağrıları üzerine Türkiye, Irak, Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan’dan Suriye’ye geçen eylemciler 1,5 yıl gibi kısa zamanda sahadaki denklemi değiştirdi. Başta Esed rejimine karşı savaşan 11 El Kaideci grup, 24 Eylül’de El Nusra-Irak ve Şam İslam Devleti (ISIS) çatısı altından birleştikten sonra muhalif cepheyle de çatışmaya başladı. Ülkenin kuzeyindeki 11 vilayeti ele geçirip bölgede ‘Şeriat Devleti’ kurma çalışmalarına hız veren ittifak, Sünni, Kürt, rejim karşıtı ayrımına girmeksizin öne çıkan gruplarla çatışıyor. Türkiye sınırındaki Azez kentinin El Kaideci İttifak’a geçmesi üzerine Hatay Çilvegözü ile Gaziantep Öncüpınar sınır kapılarını kapatan Ankara da hedefe konuldu. El Nusra, sınır kapılarının açılmaması hâlinde İstanbul ve Ankara’yı vuracağını duyurdu.

El Kaideci ittifakın ‘Türkiye’ye saldırma’ hazırlığında olduğuna dair artan istihbari bilgiler üzerine harekete geçen Ankara, en üst perdeden Suriye’deki radikal oluşumları uyarma gereği hissetti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ardından Başbakan Tayyip Erdoğan da İslam’ın terör ile yan yana getirilemeyeceğini vurgulayıp, Suriye’de teröre bulaşan El Kaide-El Nusra oluşumunu lanetledi. Bununla da yetinmeyen Ankara, 15 Ekim’de El Kaideci grubun kontrolündeki Azaz/Parsa Dağı bölgesinden Kilis/Demirışık Hudut Karakolu’na atılan havan mermisine anında karşı atışla cevap verdi. Ankara, sınır bölgesinde konuşlu iki ‘Fırtına’ obüsüyle, 4 ayrı El Kaide mevziini vurarak örgüte ‘bize bulaşmayın’ mesajı verdi.

Sınırlarda güvenlik önlemlerini artıran Ankara, paralelinde Türkiye içinde barınan El Kaidecileri takibe aldı. Zira örgüt, Türkiye’de 2003-2010 arasında düzenlediği 5 kanlı eylemde de yerel unsurları kullandı. El Kaide’nin yapısı gereği esnek yerel hücrelerle hareket ettiğini bilen güvenlik birimleri Gaziantep, Adıyaman ve Adana hattındaki şüpheli unsurları izlemeye aldı. Bölgeden gelen ilk bilgiler El Kaideci hücrelerin, örgütün Suriye’de etkinliğini artırmasına paralel olarak ‘uyanma’ seyrine girdiğini ortaya koydu. Sınır bölgelerindeki bazı hücrelerden Suriye’ye savaşmaya gidenlerin (en az 200 kişi) olduğu tespit edildi. Hatta bir sınır ilinde, ISIS bayrağı altında açılan sokak standında Suriye’de savaşan El Kaidecilere para toplandığı kaydedildi.

Bir üst düzey yetkili, son 1,5 yılda 200 kadar Türk ‘radikalin’ savaşmak için Suriye’ye geçtiğini aktarıyor: “Bunlardan bir kısmı Özgür Suriye Ordusu safına katıldı, bir kısmı El Kaidecilere. Sınırı sıradan vatandaş gibi geçen bu insanları tespit edip engellemek kolay değil. Bunun dışında Türkiye üzerinden Suriye’ye geçen Kafkasyalı ve Avrupalı radikaller var. Onlar da kasıtlı olarak Türkiye’ye mal ediliyor. Hâlbuki Suriye’de savaşan Türklerin oranı diğer yabancı savaşçılarla kıyaslandığında çok düşük.”

Diğer taraftan El Kaide Ankara nazarında yeni bir tehdit değil. Örgüt Türkiye’deki varlığını 15 Kasım 2003’te İstanbul Neve Şalom ve Beth İsrael sinagoglarına düzenlediği terör saldırılarıyla deşifre etmişti. Ayrıca El Kaide lideri Zevahiri, onlarca kez Batı-ABD yanında yer alan Türkiye’yi açıktan hedef gösterdi. Güvenlik birimleri 2003 saldırılarının ardından giriştikleri operasyonlarla bugüne kadar onlarca El Kaide hücresini çökertti. Ancak birbirinden ve Afganistan’dan bağımsız, iletişimsiz hareket etme stratejisinden ötürü örgütün altyapısına sızıp deşifre etmek kolay olmuyor. Düzenledikleri saldırıların ardından deşifre olan eylemciler üzerinden 2-3 hücreden fazlasına ulaşılamıyor. Mayısta Adana’da düzenlenen El Kaide operasyonunda da benzer durum yaşandı. Soruşturma birkaç şüpheli ve bir iki evle sınırlı kaldı…

Terörle mücadele ekipleri, 28 Mayıs’ta, Adana ve Mersin’de El Kaide (El Nusra-Ahrar-ı Şam) üyesi oldukları gerekçesiyle 12 kişiyi gözaltına aldı. Zanlılardan 5’i Adana Emniyet Müdürlüğü’ndeki ilk sorgunun ardından serbest bırakıldı. Mahkeme, kalan 7 şüpheliden Suriye uyruklu Hytham Qassab’ın (35) tutuklu, ona silah alımında yardım ettiği ileri sürülen 5 Türk’ün de tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Savcılığın hazırladığı iddianameyi kabul eden Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi, ‘Abu Salah’ kod adlı Hytham Qassab (Suriye), ve beş Türk’ü yargılıyor. Mahkeme, 5 Türk şüpheli ve Qassab’ı ‘silahlı terör örgütlerine silah sağlamaya teşebbüs’le Qassab’ı ayrıca ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’la suçluyor. Qassab’ın 25 yıl, 5 Türk vatandaşının da 15’er yıl hapsi isteniyor.

132 sayfalık iddianamede El Kaide’nin Türkiye yapılanmasına dair (El Nusra/Nusret Cephesi) çarpıcı bilgiler veriliyor. Buna göre, El Kaide/El Nusra örgütü Türkiye’de hâlen etkin. Kanlı terör eylemlerine girişme potansiyeli var. Dahası örgütün Türkiye’deki hücreleri Suriye’deki yapıya silah, kimyasal silah, eylemci ve para transferi konusunda yardımcı oluyor. Adana’da çökertilen hücre, Türk firmalardan Sarin yapımında kullanılan kimyasalları temin edip Suriye’ye göndermeye çalışıyordu. Zanlıların havan yapımında kullanılan krom boru ile patlayıcı fitil tedariki konusunda bazı firmalarla anlaştığı tespit edildi. Qassab’ın 10 ton kadar kimyasal almaya çalıştığı, bir kısmının parasını ödediği, teslim almak üzereyken yakalandığı görülüyor. El Kaide/El Nusra’nın Türkiye’den alacağı kimyasalları Sarin zehrine dönüştürüp Suriye veya bölgede sansasyonel eylemlere imza atmaya hazırlandığı belirtiliyor.

Alınmaya çalışılan 10 tonluk kimyasalın Sarin’e dönüştürülmesi durumunda 60 kilometre çapındaki alanda yaşayan tüm canlıları katletmeye yeteceği vurgulanıyor. El Kaide’nin son 10 yılda Türkiye’de 6 farklı terör eylemine imza attığı, Türkiye topraklarında, ülke kurum ve hedeflerini, ABD-İsrail unsurlarını yeniden hedef alabileceği belirtiliyor. Dahası bu tür eylemler için Türkiye’de barınan çeşitli radikal grupların uyuyan hücrelerini taşeron olarak kullanabileceğini vurgulanıyor. Özellikle ‘Selefi-Vahhabi’ çizgisindeki radikal grupların söz konusu eylemlere kanalize edilebildiği, bu tür gruplardan Suriye ve Mısır’a savaşmaya gidenlerin olduğu aktarılıyor.

El Kaide lideri Zevahiri 13 Mart 2013’te internet üzerinden yayımladığı videosunda, Lübnan, Türkiye, Ürdün ve Irak’taki eylemcilere çağrı yaparak Suriye’deki çatışmalara destek vermelerini istemişti. Türk güvenlik birimleri bu video sonrası gerek Türkiye’de gerekse komşu ülkelerde barınan örgüt mensuplarının Zevahiri’nin talimatı doğrultusunda Suriye’deki El Kaide saflarına katıldıklarını tespit etti. Türkiye’deki hücrelerin uyandırılması, yeni eylemcilerin devşirilmesi için propaganda faaliyetlerine hız verildiği, Suriye’deki savaşçılara iaşe, silah, mühimmat sağlamak amacıyla nakdi yardımlar toplandığı kayıtlara geçirildi. Yani El Kaide Suriye’deki yeni oluşumu desteklemek için Türkiye’deki hücrelerini uyandırma yoluna gitti. Güvenlik birimleri bu uyandırmanın Türkiye’ye dönük eylem hazırlığı olarak da addedilebileceğini ifade ediyor.

Antakya’daki evi örgüt tutturdu

Adana’da yakalanan Türk şüpheliler sorgularında El Kaide veya Suriye’deki radikal örgütlerle bağlantılarının olmadığını ifade ederken, Hytham Qassab El Kaideci Ahrar-ı Şam’la bağlantısını kabul edip El Nusra’yı makul gördüğünü itiraf ediyor. Savcılıktaki ifadesinde örgütle bağını şöyle açıklıyor: “Aslen Suriye Humusluyum. Yıllar önce babam Suriye’de idama mahkûm edildiğinden Suudi Arabistan’a göç ettik. Ben Suudi Arabistan’da doğup büyüdüm. Daha sonra asıl ülkem Suriye’de yaşanan iç savaş nedeniyle rejim karşıtı gruplara yardım etmek amacıyla arayış içerisine girdim. Suriye’de rejim karşıtı silahlı faaliyet yürüten Ahrar-ı Şam isimli grubun (El Kaide ittifakında) üst düzey yetkililerinden Ebu Velid’le tanıştım. Onların yönlendirmesi ile Antakya’da bir ev kiraladım. Sonra Suriye’de rejim muhalifi çeşitli gruplar benimle temasa geçti. Bunlardan bazısı insani yardım malzemeleri, ilaç talep ederken, bazısı askerî malzeme istiyordu.”

Qassab, ifadesinde Suriyeli örgütler için tedarik ettiği askerî malzemelerin savaş esnasında kullanılacağını bildiğini doğruluyor: “Ebu Ukba (Suriye’de savaşan radikal eylemcilerden) Antakya’da yanıma gelerek patlayıcı maddelerde kullanılmak üzere malzemeler bulmamı istedi. Kâğıt üzerine elektronik devrelerle ilgili bazı şemalar çizip bana verdi. Malzemeleri Antakya’da buldum ve komşum Recep ile birlikte malzemelerden 30-40 tane kadarını Ebu Ukba’ya teslim ettim. Bu malzemelere patlayıcı bağlayarak zırhlı araçlara yönelik kullanacaklarını biliyordum. Bu tür malzemelerden iki kez Suriye’ye gönderdim. Çizimlerden yola çıkarak birkaç defa düzenek yapmayı denedim. Ancak sonra bu düzenekleri geri dağıttım. Ebu Ukba daha sonra bana bir şişe Nitrik Asit numunesi verip, bu kimyasaldan temin etmemi istedi.”

Qassab, Antakya’ya yerleşmesinin ardından evinde sık sık Suriye’de savaşan farklı eylemcileri ağırlıyor, ihtiyaçlarını gideriyor. Bir bakıma evi El Kaide/El Nusra’nın hücresi gibi kullanılıyor. Terör örgütü El Kaide bağlantılı Ahrar-ı Şam isimli grubun üst düzey yöneticilerinden Ebu Velid, Ebul Hasan, Tammam isimli şahıslara bağlı faaliyet yürüttüğü ifade edilen Qassab’ın, zehirli kimyasalların yanında örgüt için saniyelik fitil ile krom boru (havan topu için) tedarik etmeye çalıştığı tespit edildi.

İddianamede önemli bir ayrıntıya daha yer veriliyor. El Kaideci ittifakın kısa süre önce Halep’in doğusunda bulunan El Safir’de rejimin kimyasal silah üretim tesisini ele geçirdiği vurgulanıp, örgütün Türkiye’den tedarik etmeye çalıştığı 6 kalem kimyasalı bu tesiste silaha çevirebileceğine işaret ediliyor.

Aksiyon’a konuşan üst düzey yetkili, bir komşu ülkenin (İran) El Kaide’nin Türkiye’de eylemci devşirmesine dolaylı yollardan, kendine yakın vakıf-dernekler aracılığıyla destek verdiğini iddia ediyor. Bunu Türkiye’yi ‘terör örgütlerine destek veren ülke’ konumuna düşürmek amacıyla yaptığını ifade ediyor. Hanefi-Sünni eksenindeki El Kaide örgütünün şiddet görüntüleriyle gündeme gelmesinin İran gibi Nusayri Esed rejimini mutlu ettiğini, hatta ‘Sünni İslam-Terör’ algısını oluşturmak üzere El Kaideci gruplara bilerek alan açtıklarını, el altından desteklerini söylüyor.

Son tahlilde, Arap Baharı isyanlarını Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya yayılma fırsatına dönüştüren, bu coğrafyalardaki yerel radikal grupları yönlendirip kanlı eylemlere imza atan El Kaide’nin geçmişte olduğu gibi yeni dönemde de Türkiye’yi ‘düşman’ addettiği unutulmamalı! Ankara’nın sahadan edindiği istihbari bilgiler örgütün bugün olmasa bile yakın gelecekte Türkiye’de eylemlere girişeceğini, bunun için yeterli hücresi bulunduğunu ortaya koyuyor.

EL KAİDECİ İTTİFAK, MUHALEFETİ ZAYIFLATIYOR

Suriye’nin kuzeyindeki etkinliğini asimetrik saldırılarla güçlendiren El Kaideci ittifakın ilk dönemde sergilediği ‘rejime karşı savaş’ ülküsü gelinen noktada ‘Kuzey’de şeriat devleti kurma’ amacına evrildi. Bu doğrultuda yer yer Özgür Suriye Ordusu ile de çarpışan El Kaideci gruplar, dolaylı olarak rejimin elini güçlendiriyor. Suriye’de güçlenen El Kaide varlığından çekinen Batı koalisyonu, makul muhalifler güçlenmeden Esed rejiminin devrilmesini istemiyor. Washington yönetimi de geçen hafta ‘Suriye’deki ılımlı gruplar radikallerden net biçimde ayrışana kadar muhaliflere sağlanan yardımları durdurma’ kararı aldı. ABD, Afganistan’da yenemediği El Kaide’nin Ortadoğu’ya yerleşmesinden endişe ediyor. El Kaide’nin güçlenmesi Suriye krizini diplomasi masasında çözmeyi hedefleyen ‘Cenevre 2’ inisiyatifini de zayıflatıyor. Zira El Kaide faktöründen dolayı Batı yardımından mahrum kalan ılımlı muhalefetin Esed karşısında pazarlık eli zayıflıyor.

EL KAİDE’NİN TÜRKİYE EYLEMLERİ

1. 15 Kasım 2003: İstanbul-Beyoğlu’ndaki Neve Şalom Sinagogu’na bombalı araçla saldırıda 13 kişi öldü, 186 kişi yaralandı

2. 15 Kasım 2003: İstanbul-Şişli’deki Beth İsrael Sinagogu’na bomba yüklü araçla saldırıda 13 kişi öldü, 117 kişi yaralandı

3. 20 Kasım 2003: İstanbul-Levent’teki HSBC Bankası’na bombalı araçla saldırıda 14 kişi öldü, 192 kişi yaralandı

4. Ağustos 2005: Antalya’da yapılması planlanan sansasyonel eylem hazırlık aşamasında deşifre edilerek önlendi

5. 24 Ocak 2008: Gaziantep’te bir El Kaide hücresi çökertildi, çıkan çatışmada 1 polis şehit oldu, 4’ü yaralandı

6. 30 Ocak 2010: ABD Adana Konsolosluğu hizmet binasında görev yapan polislere uzun namlulu silahla ateş açıldı.

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: