SUÇ DOSYASI /// HAŞMET BABAOĞLU : Dolandırılıyoruz, çünkü…


Haşmet Babaoğlu Sabah Gazetesi’ndeki bugünki köşesinde toplumsal korkularımızı yazdı…

Ödünsüz ve sert üslubuyla meslektaşlarından hemen ayrılmıştı.

Hoş görünmeye, izleyicileri inandırmaya çalışmıyordu ve bu yanıyla ötekilerden daha sevimli bulunmuştu.

Konusunu iyi bildiği noktasında hiçbir kuşkuya yer bırakmıyordu ve bilimsel bir seçkinciliğe yaslanıyordu!

Bir tv programını hatırlıyorum; kilo alanlara "oh olsun!" diyordu; halkın geniş kesimini "ekmek ahmakları" olarak tanımlıyordu.

Bir ünlüye "cin gibisiniz ama biraz okuyun, kendinizi geliştirin" diye fırça atması dilden dile dolaşmıştı.

İşte bu anlattığım insanın korkuya kapılmış bir halde Fenerbahçe stadının yanında bir yere içinde elli bin dolar bulunan çantayı bırakırken gözümün önüne getiremiyorum.

Hele bunu "paralarının PKK’ya karşı gizlice devlet güvencesine alınması için" yapması, olacak şey değildi.

Prof. Dr. Canan Karatay’dan söz ediyorum.

Telefon yoluyla dolandırılanlar kervanına o da katılmış!

***

Bizim ülkede medyanın sık sık görüşlerine başvurduğu "uzman"lardan daha eğreti ve asap bozucu bir şey var mı, bilmiyorum.

Bir psikologa sormuşlar; neden bu kadar kolay dolandırılıyoruz, diye…

"Entelektüel gelişimi düşük ve genelde sosyal ilişkileri zayıf insanlar korkularla yaşarlar; daha çok bu insanlar dolandırılıyor" diye cevaplamış!

Aferin, olup bitenlerden ancak bu kadar uzak biçimde uzman (!) olunabiliniyor zaten!

Oysa mesele bir kişilik ve kültür meselesi değil.

Mesele toplumsal kanaatler ve peşin yargılarla ilgili…

Külahı önümüze koyup düşünmemiz lazım!

Düşünün, "Polisten arıyoruz" dendiğinde, mantığımız hemen tatile çıkıyor. Neden?

Neden masumiyetimizi kanıtlayamayacağımıza inanıyoruz? "Başımıza bir bela bulaştırıldığına" inanma eğilimimiz neden bu kadar yüksek?

***

Telefonda "operasyon çok gizli" diyen her sese bu kadar çabuk ikna oluyorsak…

İçinde "terör örgütü" lafı geçen her cümle elimizi ayağımızı dolandırıyor, zihnimizi durduruyorsa…

Sadece tek tek bizler değil, devlet de kendisine sormalı!

Düşünün, geçenlerde bir emekli albayı elindeki para dolu torbayı çöp konteynırına bırakmak üzereyken durduran polisler kendilerinin gerçek, telefondakilerin

sahte olduğuna bir türlü inandıramamıştı!

Yine bir dolandırıcı "sivil polis" diye girdiği gayet kültürlü bir ailenin evinden birikmiş dövizlerini alıp elini kolunu sallayarak kayıplara karışıvermişti.

Evet! Devlet de dönüp kendine, "bunca yıl ne yaptık biz bu insanlara da, bu kadar çabuk korkuya kapılıyorlar ve devletin kurumsal-hukuksal güvencesine asla inanmıyorlar?" diye sormalı.

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: