İSTİHBARAT : Asıl hedef Fidan değil


Saldırılarla dünyada yeni bir güç olarak evrilen Türkiye’nin dış politikasına müdahale amaçlandığını belirten Öneş, hedefin İsrail’in güvenliği için Fidan üzerinden esas iradeyi koyan Başbakan Erdoğan olduğunu söyledi.

MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, MİT’e yönelik saldırıların gerekçelerini gündem bağlamında Yeni Şafak‘ta açıkladı:

Geçtiğimiz haftanın önemli başlıklarından biri de Hakan Fidan’a yönelik İsrail mahreçli haberlerin ABD basınında yer alması oldu. Son dönemde Batı medyasında yer alan bu spekülatif haberleri siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Wall Street Journal’da sonra da Washington Post’da yer alan haberleri değerlendirdiğimiz zaman Hakan Fidan ön plana çıkıyormuş gibi gözüküyor. Hakan Fidan’ı gerek Türk kamuoyunda -ki bana göre öncelikle Batı kamuoyuna yöneliktir- güvenilirliğinin zayıflatılmak istendiği, Fidan ile birlikte MİT’in güvenilirliği ile ilgili bir soru işareti oluşturulmak istendiği izlenimini alıyorum. Ve bu sadece izlenim değil gerçekçi bir tespittir.

ARAP BAHARI İSRAİL’İ RAHATSIZ ETTİ

Hakan Fidan’ın göreve gelmesiyle birlikte İsrail’den yapılan açıklamalarda Fidan’a yönelik ciddi bir rahatsızlığın olduğu açıkça ortadaydı. İsrail neden Fidan’dan ve sizin ifade ettiğiniz gibi Türkiye’nin Ortadoğu politikalarından bu denli rahatsız oldu?

Sayın Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarı oluşundan hemen sonra İsrail Dışişleri Bakanı Ehud Barak’ın açıkça Fidan’ı hedef alan açıklamaları oldu. Daha sonra Arap Baharı ile bir süreç başladı. Bu süreç Ortadoğu’da bir altüst oluşun, değişimlerin süreciydi. Ortadoğu’daki bu gelişmeler İsrail’i rahatsız etti. Ardından da Suriye’deki Esad rejiminin gitmesi ve arkasından ortaya çıkacak yeni tablodaki belirsizlikler, Türkiye- Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ilişkisindeki gelişmeler de dikkate alındığında İsrail kendisini yalnız ve güvensiz hissetti.

Saldırılar iç darbe girişimi

İsrail’in yürüttüğü bu çalışmada Amerika’dan hangi kesimin desteğini alıyor?

Bu çalışmanın içinde Obama yönetimin olmadığı gibi bir izlenim alıyoruz. İsrail gizli servisi ekseniyle birlikte hareket eden medya, ekonomik-siyasi güç, İsrail ve neo-con ekseniyle kesişen bir yapı.

Hakan Fidan’ın göreve geldiği dönemlerde ona yönelik eleştirileri ve ifadeye çağırılmasına ‘bu bir darbe girişimidir’ diyorsunuz. Ne demek bu?

Evet, bir iç darbe. Ama bu iktidar içi bir kavga. Bu açık görülen bir şey ve zaten bunu bizzat Başbakan’ın kendisi de ifade etti.

Peki son gelişmelere baktığımızda bu meselede etkili olan bir iç unsur var mı sizce?

Doğrudan var mıdır, yok mudur konusunda tereddütlüyüm. Dolaylı olarak bir etkinin olup olmadığı da tartışılması gereken bir olaydır.

Peki Başbakan’ı ve Türkiye’nin dış politikasını hedef alan aktör veya aktörler kimler?

Türkiye’nin Ortadoğu politikası, özelde Suriye politikası, Kürt siyasetleriyle olan ilişkiler gibi birçok konu karşımıza çıktığına göre burada farklı aktörler var. Bölgesel olarak baktığımız zaman İsrail, İran, Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Mısır aktör olarak karşımıza çıkıyor. Bu ülkeler, bahsettiğim bu konularla ya doğrudan ya da dolaylı olarak ilgililer. Ayrıca işin içine özellikle İran-İsrail-Türkiye istihbaratları arasındaki ajan sorunu girince doğrudan İsrail karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin özellikle Ortadoğu politikası sorgulandığına göre, Suriye sürecinde ve İran’la nükleer müzakereler konusunda, Ruhani ile Obama arasındaki yeni adımlara baktığımızda bu cepheden de İsrail’in rahatsızlığını görüyoruz.

MİT doğru yerde

Yayınlanan haberlerde zaten doğrudan MİT ve Hakan Fidan yer alıyor. Ancak Fidan’ın yanı sıra bu haberler başka hangi isimlere de dönük?

Özellikle Wall Street Journal’de yer alan haberlere baktığımızda Türkiye’nin dış politikasının, özelde Suriye politikası ile ilgili soru işareti oluşturmak için hazırlandığı görülüyor. Bu süreçte de Hakan Fidan ve MİT araçsallaştırılıyor ve bu araçsallaştırma, Türkiye’nin dış politikasına yönelik soru işaretleri meydana getirmek, Sayın Başbakan’ı ve Davutoğlu’nu yıpratmak amaçlı bir tablo ortaya koyuyor. Konu dış politika olunca bu dış politikanın hedefleri hükümet ve bu hükümeti oluşturan esas iradeyi ortaya koyan Sayın Başbakan’dır.

Başbakan Erdoğan’ın Hakan Fidan’ı hedef alan haberlere karşı çok net bir tavır alarak sahip çıkışı esas olarak dış politikaya sahip çıkmak anlamına mı geliyor?

Evet tabii. Hakan Fidan bir bürokrat. Bir istihbarat teşkilatı, politika üreten kurumsal yapı değildir. Sayın Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanı ve toplumun çok geniş katmanları desteğini verdiğine göre bu politikaların uygulanmasında demek ki MİT, doğru duruş sergilemektedir.

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: