BÜLENT KORUCU : MUSTAFA KEMAL ATATÜRK OLMASAYDI !


‘Genç’ cumhuriyetimiz 90 yaşında. Hakikaten genç mi yoksa eksikliklerini, bazı başarısızlıklarını örtmek için mi böyle diyoruz? ‘Henüz taze bir fidan, zamana ihtiyacı var’ psikolojisinin izleri var, bu söyleyişte.

Tam demokrasiyi hazmedecek olgunluğa ulaşamadığımızı şuuraltlarımıza işlemek için de kullanılan tezdi, ‘gençlik’. Artık bazı şeyleri konuşacak kemale eriştiğimiz kanaatindeyiz. Cumhuriyetin kuruluş yıldönümünde klasik ‘nereden nereye’ haberi yapmak yerine, filmi başa sarıp ağır çekimde bazı noktalara ayrıntılı bakmak istedik. Bunu, ulusalcıların son yıllarda diline doladığı bir ifade eşliğinde yapmaya çalıştık: Atatürk olmasaydı!

Onlar bir had bildirme ve nankörlük suçlaması için bu dili kullanıyorlar. ‘Olmasaydı’ diye başlayan bir sürü felaket senaryosu sıralıyorlar. Sosyal bilimler, geleceğe doğru ihtimalleri konu edinebilir. Ama geçmişe doğru olsaydı/olmasaydı kısır döngüsüne kendini kaptırmaz. Zaten bu itiş kakış, bir ideolojik kamplaşmanın yansıması ve biz ondan uzak duruyoruz. Sosyal bilimlere dair o kuralı kulağımıza küpe ederek bazı sorulara cevap arıyoruz. Mustafa Kemal, Atatürkleşmeseydi ya da o konumu bir başkasına kaptırsaydı ne olabilirdi? Anadolu modernleşmesi gerçekleşmez miydi?

Cumhuriyetin öncesi ve sonrası bize mevzu hakkında fikir verebilecek bilgilerle dolu. Ortaya çıkan fotoğraf inkıta ve üslup farklılıklarına rağmen başlamış modernleşme sürecinin sonuna kadar götürüleceğini gösteriyor. Osmanlı’nın yıkılış dönemi modernleşme reçetelerinin çarpışmasıyla geçiyor. ‘İslamcı’ entelektüeller dâhil hemen herkes geri kalmışlık problemini teşhiste birleşiyor. Tedavi konusunda da hemfikir olduklarını söyleyebiliriz. Avrupa’nın şahsında tecessüm eden modern dünya yakalanmalıydı. Ayrılık bundan sonra başlıyordu. Ekonomik ve teknolojik ‘çağdaşlığa’ kimse itiraz etmezken; Batıcı damar, siyasal ve sosyal yenilenmeyi de gerekli görüyordu. İstiklal Harbi’nin bitişiyle beraber önce buradaki bilek güreşi sona erdi. Batıcı kanat galibiyetiyle, siyasal ve toplumsal dönüşümü ekonomi ve teknolojinin önüne koyacağını da ilan ediyordu. Bu aşamada diğer ayrışma belirginleşti: metot ve hız.

Mustafa Kemal, alabildiğine hızlı, kökten ve radikal dönüşümden yanaydı. On yıllar sonra General Çevik Bir’in kendi dönemini tanımlarken söylediği gibi belki de ‘sosyal bilimlerin kararlılığını zayıflatmasına izin vermiyordu.’ Mustafa Kemal, aynı okullar ve fikir ortamında yetişmiş, benzer hayat tarzlarına sahip silah arkadaşları ile ayrıştı. Tedricî ve iknaya dayanan metot yerine, tepeden inmeci ve cebrî usulleri kullandı. Tek adam düzenini kurabilmek için devletin kuruluşunda kendisi kadar emeği olan insanları ‘hain’ olarak damgalamaktan çekinmedi. Aslında burada yeni sorular ortaya çıkıyor: Bu metotları uygulayabilmek için mi tek adamlığı kurdu; yoksa tek adamlığı inşa etmek adına mı jakobenliği tercih etti? Mustafa Kemal olarak kalmak ona neden yetmedi de Atatürk olmak için arkadaşları dâhil onca insanın canını yaktı?

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: