ARAŞTIRMA DOSYASI /// TASAM Bşk. Yrd. Murat BİLHAN : Türk – Rus İlişkilerinde Örtüşen ve Ayr ışan Çıkarlar


TASAM Bşk. Yrd. Murat BİLHAN

Değerli Katılımcılar,

Bayanlar ve Baylar,

Türk – Rus ilişkileri tarih boyunca iniş ve çıkışlar göstermiş, ama ortak coğrafyanın gerektirdiği gerçekler -değişemeyeceği için- sonunda ilişkilere egemen olmuştur.

Bu zorunlu komşuluğun olumlu yorumlandığı dönemlerde dostluk ve işbirliği ilişkileri gelişmiş, ters yorumlandığı dönemlerde taraflar karşı cephelerde yer almışlardır.

Aklıselimin egemen olduğu ve gerçekleri doğru algılama dönemlerinde, “kazan-kazan” durumu iki halka da çok şeyler kazandırmış, bu algının yerine husumet algısının karar mercilerine yerleştiği dönemlerde, her iki ülke halkları da bunun zararını görmüş ve “kaybet – kaybet” durumuyla karşılaşmışlardır. Bu olumsuz dönemlerin hâkim olduğu zaman dilimlerinde, maalesef karar vericilerde şu yanlış ve sonunda mutlak kaybetme sonucunu veren “zero-sum-game” diye tanımlanabilecek hesap hataları vuku bulmuştur. Yani, “diğer tarafın kaybı, benim kazancımdır” gibi yanlış bir algılama ve kanaat, yöneticileri yanlış hesaplara sürüklemiş ve uzun süreli güven kaybına zemin teşkil etmiştir.

İlişkilerimizdeki güven eksikliği, belki de stratejik ortak olabilmemizin önündeki en büyük engeli teşkil etmektedir. Halen çatışmasız, ama güven eksikliğine dayalı ve bu arada şartların zorlamasıyla mecburi bir ekonomik işbirliğini eksenine alan bir ilişki şekli sürdürülmektedir. Aslında bu zoraki alışverişin hacmi göz önünde tutulursa, ne kadar büyük bir potansiyel taşıdığı kolaylıkla görülmektedir.

Şimdi ilişkilerimizin olabilecek en yüksek düzeye çıkarılabilmesi için önereceğimiz görüşlere yer vermeden önce görüş farklarımızın öne çıktığı hususları gözden geçirelim.

İki ülkenin ortak özelliklerinden biri iki kıtaya Avrupa ve Asya’ya yayılmış olmasıdır. Her ikisinin de topraklarının büyük kısmı Asya’da, ama daha yoğun nüfuslu olmakla beraber daha küçük toprakları Avrupa’dadır. Bir bakıma Türkiye, Rusya’nın küçük bir replikası gibidir. Ama bu haliyle bile Türkiye – Rusya hariç Avrupa’nın toprakları en geniş, nüfusu ise ikinci büyük ülkesidir. Bu benzerlikler tarih boyunca beklentilerin aksine çıkar birliği yerine, çıkar karşıtlığı şeklinde tezahür etmiş ve rekabeti derinleştirmiştir.

İki ülke arasında bir başka fark, Rusya’nın azalan nüfus trendine karşılık, Türkiye’nin artan ve artmaya teşvik edilen nüfus trendidir. ( Gerçi, Türkiye’de de teşviklere rağmen, görece yaşlanan ve azalan bir nüfus trendi daha yavaş olarak işlemektedir ).

Bir diğer fark, Rusya’nın mevcut verilere göre, dünyanın en zengin enerji kaynaklarına karşılık Türkiye’nin tüm çevre ülkeleri arasında en enerji fakiri ülke olmasıdır. Bu yönüyle Türkiye, başta Rusya olmak üzere, çevresine bağımlı bir ülkedir.

İki ülke arasındaki önemli baş ağrılarından biri tüm geçtiğimiz asırlar boyunca Boğazlar meselesi olmuştur. Zira bununla da Rusya, Türkiye’ye bağımlı kalmıştır. Bu noktadaki aspirin olarak 1936 Montreux Boğazlar Sözleşmesini zikretmek mümkündür. Burada o kadar hassas bir denge kurulmuştur ki bu terazideki dengelerle oynamaya kimse cesaret edememektedir.

Asırlardan beri süregelen ve daima Rusya’nın üstünlüğü altında devam eden askeri güç farkı da güvensizlik ortamının ana besleyicilerinden birini oluşturmaktadır.

Güvensizliğin bir başka unsuru, Rusya’nın çevresindeki ve ayrıca kısmen kendi bünyesinde yaşayan Türkiye’nin akraba topluluklarıdır. Rusya, en kuvvetli zamanında bile bu durumdan rahatsızlık duymuş ve küçük komşusu Türkiye’nin kendisine istikrarsızlık ihraç edebileceğinden endişe duymuştur.

Ayrışan çıkarlar içinde bugün özellikle Türkiye’yi rahatsız eden ticaretteki kronik dengesizliktir. Belki bunun temel sebebi, Türkiye’nin Rusya’ya enerji bağımlılığıdır. Ama şurası gerçektir ki Rusya’nın Türkiye’den alabileceği, ama almadığı çok şey de mevcuttur. Örneğin, Türkiye Rusya’nın bir mutfak ambarı ve vitamin deposu olabilir.

Çeşitli dünya gelişmelerinde, başta Suriye konusu olmak üzere, karşıt kamplarda bulunmamız da, ilişkilerimize yardımcı olmamaktadır.

Şimdi yukarıdaki olumsuz vakaları bir kenara bırakıp, bir de ilişkilerde mevcut olan veya olabilecek olan olumlu işbirliği alanlarını mercek altına alalım ve neler görebiliriz, ona bakalım.

Bir kere jeopolitik komşuluğumuz ve benzerliğimiz, eskiden farklı olarak bizi rekabet yerine işbirliğine yöneltmelidir. İşbirliği yaparsak, kazanacağımız çok şey olacak, stratejik rekabet yerine gerçek anlamda stratejik ortaklığa yönlenilebilir. “Stratejik Ortaklık” ya da “Stratejik İşbirliği” terimleri lider kadrolarımız tarafından sık sık telaffuz edilmektedir, ama bu ifadeler genellikle politik ziyaretler sırasında nezaketen söylenmiş “dudak servisi” niteliğinde kalmakta ve ilişkilerin gerçek boyutlarını yansıtmamaktadır. Bunun içinin doldurulması gerekmektedir.

İkincisi, Türkiye’nin de, Rusya’nın da bir birinden farklı uluslararası taahhütleri vardır. Ama bu taahhütler, iki ülkenin ayrı gezegenlerden gelmiş ülkeler gibi yorumlanmasını getirmemelidir. Bilakis mensup oldukları farklı çevreler arasındaki köprüyü oluşturmalıdır.

Üçüncüsü, karşılıklı bağımlılıkların karşı ülkenin aleyhine çıkar sağlamak için değil, ortak çıkarların geliştirilmesi yönünde kullanılması gerekir. Türkiye Boğazlardaki konumunu Rusya’nın aleyhinde istismar etmemesi gerektiği gibi, Rusya da Türkiye’nin enerji bağımlılığını istismar ederek, enerji kaynaklarına Türkiye’nin kaldıramayacağı yükler ve şartlar getirmemelidir.

Dördüncüsü, iki ülkenin farklı düşündüğü ve farklı kamplarda yer aldığı dış politika alanlarında, ikili istişare mekanizmaları hükümetler düzeyindeki resmi temaslar seviyesinde kalmamalı, çok değişik alanlarda, uzman istişare kanalları açılmalı, STK’lar arası görüşme mekanizmaları iyice sıklaştırılmalı ve ayrışmanın ve kopmanın tam tersine son derece yoğun bir görüş alışverişi sürecine girilecek, ortak çıkarlar temelinde ortak yaklaşımlar bulunmalıdır. Bu yapılırsa, tahmin edilemeyecek kadar çok ortak yol ve yöntemler bulunacaktır. Suriye konusundaki farklılıklarımız, iyi bir laboratuar çalışması teşkil edebilir.

Beşincisi, ticari ilişkilerimizdeki dengesizliğin giderilmesinde, özellikle Rus dostlarımıza düşen bazı sorumluluklar olduğunu görmemiz gerekmektedir. Bu durumun, bu ticaret açığının arızi ve geçici değil, kronik olduğu göz önünde tutulursa, ilânihaye tolere edilemeyeceği takdir buyrulacaktır.

Altıncısı, insandan insana ilişkilerin geliştirilmesidir. Bunun için özellikle Soğuk Savaş sonrasında önemli mesafeler alındığı bir gerçektir. Örneğin, turizm çok gelişmiştir. Ama üst limite gelmeye daha çok yer vardır. Bu rakamları karşılıklı olarak katlayabiliriz. Bazı Rus dostlarımızın “Türkiye’nin Akdeniz kıyılarını askeri güçle zapt edemedik, ama turistlerimizle zapt ettik” sözlerine hararetle katılıyorum. Bu alanda kaydedilen önemli bir gelişme de: ortak evliliklerdir. Değişik kültürlerden gelen insanların evlilikleri, insani ilişkileri, diğer her ilişkinin üzerinde bir düzeye yükseltmektedir. Vizelerin kaldırılmış olması da bu gelişmeye önemli katkıda bulunmaktadır.

Yedincisi, benim şahsen Rusya’daki 4 yıllık görevim vesilesiyle tanımak fırsatı bulduğum ve hayran olduğum Rus kültürünün Türkiye’de yeterince tanınmadığını maalesef söylemek zorundayım. Türkiye hükümetinin Rusya’da ne ölçüde ve nasıl tanındığını ise sizin değerlendirmenize bırakıyorum.

Sabrınızı daha fazla zorlamadan, sorularınızı ve yorumlarınızı beklediğimi belirtip, sözlerime son veriyor ve teşekkürlerimi sunuyorum.

( 4. Türkiye – Rusya Yuvarlak Masa Toplantısı | 24 Ekim 2013, Moskova )

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: