SELİM SAVAŞ GENÇ : Çıkarlar ve idealler arasında Türkiye’nin Ortadoğu’su


Selim Savaş Genç

s.genc

Suriye’de Esed yönetimine açık destek veren İran İslam Cumhuriyeti, Mısır’da da bizleri hiç yanıltmayarak Müslüman Kardeşler’e karşı, seküler darbecileri destekledi. Bu kadar mı? Hayır, bu kadar değil. Seküler darbecileri desteklemekle kalmadığı gibi Mursi ve İhvan’ın yanında durarak darbenin meşru olmadığını ifade eden Türkiye’yi de yine düşük seviyeli bir aktörle üst perdeden tehdit etti. İşte İran İslamcılığı bu! Mısır’da Mübarek’in devrildiği saatlerde bu bir ‘İslam rönesansıdır’ diyen İranlı siyasiler, Mursi’nin akıbetine İsrail ile aynı zaviyeden baktıklarını açıkça ifade etmekten hiç çekinmediler.

Ankara, Irak’ta Maliki yönetimi ile ipleri tamamen kopartınca, merkezi hükümet ile Kuzey Irak petrollerinin Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması projeleri çatışma konusu olarak ortada duruyor. Kuzey Irak ile yakınlaşıp ekonomik entegrasyonu artırmaya çalışan Ankara, Bağdat hükümetinin bu gerekçe ile de tepkisini çekiyor. Gerek etnisite ve mezhep eksenindeki kendi iç çatışmaları gerekse Türkiye ile arasındaki sorunlar nedeni ile sınırımızda pimi çekilmiş bir Irak bombası duruyor.

Mısır’da askeri darbe sonucu el değiştiren iktidar, Türk dış politikasında hesapları altüst eden farklı bir gelişme oldu. Mursi’yi sonuna kadar savunup İhvan’a her zaman büyük destek veren Türkiye’nin bundan sonra Kahire’deki yeni iktidar ile hangi düzlemde ilişki kuracağı sorusu da ajandamızın en önemli sorularından biri. Ankara, tanımadığı darbe ürünü iktidara kapıları tamamen kapatacak mı? Mısır darbesinden son derece mutlu olduklarını bu ülkeye yaptıkları maddi yardımlarla gösteren Körfez ülkeleri ile de ilişkilerimiz sorgulanır hale gelmiştir.

Batılı ülkelerin Suriye tutumu da Mısır darbesine verdikleri açık ve yarı açık destek de ‘merkez ülke’ Türkiye’nin üzerinde düşünmesi gereken bir başka önemli konu olarak karşımızda duruyor. Yeni Ortadoğu’nun ve Arap Baharı sürecinin en belirleyici aktörlerinden biri olan İhvan hareketine yapılan darbenin Türk dış politikası tercihlerini birinci derecede etkilememesi düşünülemez. İsrail ile Mavi Marmara katliamı akabinde küs olan Türkiye, ticari ilişkilerini dondurmamış, hatta süreç içinde yüzde 30 civarında artırmasını bilmişti. Mısır gibi önemli bir ülkeye büyük yatırımlar yapan girişimcilerimiz Ankara’nın kararları doğrultusunda tamam ya da devam diyerek tavır belirleyecekler. Mısır’ın geleceğini iyi okuyup Kahire üzerinde etkimizi tamamen yitirmemek için alternatif politikalar üretmemiz gerekiyor.

Gelelim dış politikamızın en ciddi ve Türkiye’yi yıllarca meşgul edip başını fena ağrıtacak Suriye sorununa. Sınırda bir köşede otururken serseri bir kurşunla canından olan vatandaşlarımız, düşürülen uçağımız, havaya uçurulan kasabamızdan sonra şimdi de karşımızda özerk Kürt bölgesi sorunu duruyor. PKK’nın uzantısı olan PYD ile Suriye muhaliflerinden Nusra Cephesi’yle çatışması ve Suriye’nin sınırlar ekseninde çatırdama ihtimali Türkiye’nin güvenlik politikalarını da etkileyecektir. Türkiye’de barış istediğini açıklayan PKK, Suriye’de alan hakimiyeti kuracağı bir bölgenin peşinde. PKK’nın PYD kimliği ile Suriye’de atacağı adımların Türkiye’de barış sürecine gölge düşürebilir. Irak’tan bir şekilde Suriye’ye gidip çarpışan Şiiler ve Kürtler kendi ülkeleri dışında karşı karşıya gelerek Irak’ta barış içinde yaşayabilirler mi? Suriye girdabı bölge ülkelerini tek tek içine çekmeye devam ediyor.

Tüm bu negatif tabloyu oryantalist bir bakış ile ‘Bakın, AK Parti dış politikamızı nereye getirdi?’ demek için sıralamadım. Değerler üzerinden siyaset yapıp bölgede demokratik değişimi destekleyen Türkiye, kısa süre içinde karar alıcılarımızın hiç de hesabında olmayan bir yapı ile karşılaştı.

Savaş öncesi Esed iktidarı ile ikili ilişkiler kurup Türkiye’nin çıkarlarını üst seviyede temsil eden AK Parti, o gün nasıl sahip olduğu değerlere ihanet etmediyse, şartların büyük ölçüde değiştiği “en yeni Ortadoğu’da” uzun soluklu planlar yaparak bölgedeki etkinliğini kaybetmemenin yollarını aramalıdır. Ülke çıkarları ve değerler arasında bir yol mutlaka vardır ve dış politikanın karar alıcıları bizatihi savundukları değerleri uzun süre savunabilecekleri yeni zemin arayışlarına girmek için bu yolları sonuna kadar zorlamalıdır. Demokratik sistemler kapatılırsa, otoriter yapılarla irtibatta kalıp etkin bir aktör olmaya devam…

About these ads

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

İstihbarat Dünyası

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 3.060 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: